11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
07:50
10-08-2017
  

Adalet ile Eşitlik Arasındaki Fark Nedir?

Niçin Allah?ın sıfatları arasında "Adalet", usul-ü dinin müstakil bir cüzü sayılmıştır?

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü


Bu bahiste her şeyden önce şu noktanın aydınlanması lazımdır: Niçin Allah'ın sıfatlarından biri olan adalet, alimler tarafından dinin beş esasından biri olarak kabul edilmiştir?
   
Allah (c.c) Alim'dir; Kadir'dir; Adil'dir; Hakim'dir; Rahman ve Rahim'dir; Ezeli ve Ebedi'dir; (Halık) Yaratıcı ve Rezzak'tır. Neden, bütün sıfatların arasından yalnızca adalet seçilmiş ve dinin beş esasından biri olmasında karar kılınmıştır?
   
Bu önemli sorunun cevabında birkaç noktaya dikkat etmek gerekir:
   
A- Allah'ın sıfatları arasında adalet öyle bir öneme sahiptir ki, bir çok diğer sıfatlar ona tabi olurlar. Adaletin temelinde kelimenin geniş manasıyla, her şeyi kendi yerinde karar kılmak vardır. Buna göre, Hakim, Rezzak, Rahman, Rahim ve diğer bütün sıfatların esası Adalettir.
   
B- Ahiret meselesi de, geçmiş bahislerde geçtiği gibi yine ilahi adalete dayalıdır. Peygamberlerin risaleleri, imamların mesuliyetleri de yine ilahi adaletle irtibatlıdır.
   
C-İslam'ın ilk asırlarında ilahi adalete dair bazı ihtilaflar hasıl olmuştur. Ehl'i Sünnet Müslümanlarından Eş'ari denilen bir grup, Allah'ın adaletini toptan inkar ettiler. "Allah hususunda adalet ve zulüm mefhumundan bahsedilmez. Bütün mevcudat alemi, O'nun mülküdür ve O'nunla alakalıdır. Bundan dolayı yaptığı her şey adaletin kendisidir. "deliller. Bunlar, aklın iyi ve kötüyü seçebileceğine inanmıyor ve "Bizim aklımız kendi başına iyiyi ve kötüyü seçemez" diyorlardı.
   
Ehl-i Sünnet'ten Mu'tezile diye isimlendirilen bir diğer gurup ve Ehl-i Beyt Mektebi, Allah (c.c) hakkında adalet esasına inanıyorlar ve "Her halükârda o kesinlikle zulmetmez" diyorlardı.
   
Birbirinden ayrılan bu iki gruptan ikincisini, adaleti kendi mezheplerinin alameti olarak saymaları sebebiyle "Adliye", birinci grubu da "Gayri Adliye" diye isimlendirdiler. Ehl-i Beyt Mektebi, Adliye grubundandır. Ehl-i Beyt Mektebi, adliye grubu arasındaki diğer fırkalardan kendi grubunu ayırt etmek için, imameti de usullerinden biri olarak saydı.
   
Bu esasa binaen nerde olursa olsun, "Adl" ve "İmametten" bahsedildiğinde bu, "Ehl-i Beyt Mektebi, İmamiye-Caferi mezhebine" dalalet etmektedir.
   
D- Dinin cüzleri, aynı zamanda usulü dinden yansıyan birer nur parçasıdır. İlahi adaletin nuru da beşeri toplumlar da fevkalâde tesirli bir unsurdur. Beşeri toplumların en mühim esasını ilahi adalet teşkil eder.
   
Allah'ın zatve sıfatlarının tevhidi ile ibadetteki tevhidi nasıl ki beşeri toplumlar da vahdetin, birliğin ve ittihadın nuru oluyor ve safları düzenleyip, intizama sokuyorsa, adalet esasını dinin esaslarından biri olarak kabul etmek de, beşeri toplumlarda adaleti yaşatmanın ve zulmün her çeşidi ile mücadele etmenin bir sembolünü teşkil etmiş olur.

Peygamberlerin ve İmamların rehberliği de yine toplumda ki Hakiki rehberliğin ilham kaynağıdır. Bu esasa binaen bütün varlıklar alemine hakim olan Allah'ın adaleti, insan toplumlarında adaletin lüzumuna bir sembol ve işarettir.


Büyük mahlukat alemi, adaletle kaimdir ve beşeri toplumlarda adalet olmadan varlıklarını kesinlikle sürdüremeyeceklerdir.
     
Adalet Nedir?
     
Adaletin iki manası vardır:
   
1-Bu kelimenin geniş manası daha önce de dediğimiz gibi her şeyin kendi yerli yerine konulması, diğer bir tabirle dengeli ve eşit olmasıdır.
   
Bu manasıyla Adalet, gezegenlerde, atomun yapısında, insan vücudunun binasında, bütün bitkilerde, canlılarda ve bütün varlık aleminde hüküm sürmektedir.
   
Bu, aynı Peygamber (s.a.a)'in buyurmuş olduğu hadis-i şeriflerinde ki mana gibidir şöyle buyurmaktadır: "Semavat ve arz (gökler ve yer) adaletle ayakta durmaktadır."
   
Misal, yerkürenin "çekme" ve "itme" kuvveti dengesini yitirir, bunlardan biri diğerine üstün gelirse, yerküre ya güneş tarafından çekilir, tutuşup yok olur veya yörüngesinden çıkıp fezada kaybolup yok olur ve kainatımız alt üst olur. Bu manasıyla Adalet, şair'in meşhur şiirinde söylediği gibidir.

"Adalet nedir? Yerli yerine koymaktır.

Zulüm nedir? Kendi yerinde olmamaktır.

Adalet nedir? Ağaca su vermektir.

Zulüm nedir? Dikeni sulamaktır."
   
Açıktır ki, suyu bir gülün veya meyve ağacının dibine dökmek, suyu yerinde harcamaktır. Bu adaletinde ta kendisidir. Fakat suyu faydasız ot ve dikenlerin dibine dökmekse onu yersiz harcamaktır. Buda zulmün ta kendisidir.
   
2- Adaletin diğer manası, şahısların hukukuna riayet etmektir. Bunun karşı noktası da zulmüdür. Başkasının hakkını alarak, haksız yere kullanmak veya birinin hakkını alarak, haksız yere kullanmak veya birinin hakkını vermek, bazılarının hakkını vermemektir.
   
Açıktır ki, ikinci mana özel, birinci mana geneldir. Ancak, dikkat edilmesi gereken, Allah (c.c) hakkında her ne kadar ikinci mana daha fazla gözetilse de iki manada doğrudur ve geçerlidir. Allah'ın adaletinin manası şudur: "Ne kimsenin hakkını zayi eder, ne kimsenin hakkını diğerine verir ve nede kulları arasında ayırım yapar. O tam manasıyla adildir. "O'nun adaletinin delillerini ileride anlatmaya çalışacağız."
   
İster zulüm olsun, ister birinin hakkını gasp etmek, almak olsun, yada birinin hakkını diğerine vermek ve ayırım yapmak olsun, Allah'ın pak ve temiz zatı hususunda geçerli olamaz. O. her halükârda iyi amele ceza vermez, kötü işe de teşvik etmez. Hiç kimseyi başkasının günahıyla hesaba çekmez. Kuruyla yaşı asla beraber yakmaz. Hatta, büyük bir toplulukta bir kişi dışında hepsi günahkar olsa bile Allah, o günahkarlarla birlikte ceza çektirmez.

Eş'arilerin;" Eğer Allah, bütün peygamberleri cehenneme ve bütün günahkarları cennete koysa bu zulüm değildir" demesi saçma, çirkin ve seviyesiz bir sözdür. Hurafelere ve taassuba bulaşmamış herkesin aklı bu sözün kötülüğüne şahitlik eder.
   
3- Adaletle,eşitlik arasındaki fark konusunda, işaret edilmesi gereken diğer bir nokta da şudur: Bazen, adaletle eşitlik karıştırılmakta ve adaletin eşitliğe riayet etmek olduğu zannı hakim olmaktadır. Halbuki hakikatte öyle değildir. Adalette, her zaman eşitlik şart değildir. Bilakis müstahak olmak ve liyakat dikkate alınır. Mesela: Bir sınıftaki öğrenciler arasında adalet, onların hepsine aynı notu vermek değildir. Yine, iki işçi arasında adalet bunların her ikisinde de aynı miktar da maaş vermek değildir. Tersine her öğrenci layık olduğuna ve yazdığına göre not almalı, her işçi yaptığı işe ve faaliyete uygun ücret almalıdır.
   
Tabiat aleminde de yine adaletin geniş anlamı budur. Bir balinanın kalbi, takriben bir ton ağırlığındadır. Bir küçük serçenin kalbiyle (belki bir gram bile değildir) eşit olsaydı adalet olmazdı. Eğer, büyük ve çok yüksek bir ağacın kökleriyle, çok küçücük bir fidanın kökleri aynı olsaydı adalet değil, ta zulmün kendisi olurdu. Adalet her varlığın hak ölçüsüne, kabiliyetine ve liyakatine göre pay sahibi olmasıdır.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler