16 Temmuz 2019 Salı Saat:
03:29
21-06-2019
  

Alimler Gençleri Kendilerinden Uzaklaştırmamalı!

Hüccetü'l İslam Resul Caferiyan'dan alimlere tavsiyeler

Facebook da Paylaş


 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Çağımızın önde gelen büyük tarih araştırmacılarından Hüccetü'l İslam Resul Caferiyan yayımlanan bir makalesinde şöyle yazdı:

Merhum şeriati bir yazısında şöyle demişti: “Sömürgeciliğe dayalı hiçbir anlaşmanın altında hiçbir âlimin imzası olmamıştır.” Bu aynı zamanda ruhaniyetin onurunu gösteren bir gerçeğin tespitidir. Bu sadece merhum şeriati'nin tesbiti de değil, tarihin tanıklık ettiği bir hakikattir. Evet, ruhanilerin çoğu zor günlerde halkın yanında yer almıştır. Fakat bu işin tadı sonuna kadar devam etmesine ve ulemanın her daim halkın yanında bulunmasına bağlıdır.

Zaman zaman medya kurumları Cuma hatiplerinin sözlerini öyle bir şekilde yansıtıyor ki dinleyiciler sanki onlara bu konuda bir direktif verildiği düşüncesine kapılabiliyor. Durum asla böyle değil ve ben asla böyle olabileceğini kabul etmek istemiyorum. Ama bazen durumu izah etmekte de zorlanıyorum! Bazen de kendi kendime diyorum ki: Bilahere her kesimin bir şekilde yönlendirilmeye ihtiyacı vardır.

Fakat söylenen sözler her ne kadar cemaatin hoşuna gitse de özellikle çoğunluğu gençlerden oluşan bir kesimi uzaklaştırmaktadır. Evet, cazibe ve çekiciliğin yanında dafia ve iticilik de olacak ama bizler daha çok cezp etme konusuna yoğunlaşmalıyız. Zaten dafia ve iticilik yeterli ölçüde mevcuttur. Biz ruhanilerin görevi gençleri etrafımızdan uzaklaştırmak olmamalıdır. Eğer bizim sözlerimiz onları ulemadan uzaklaştıracak olursa ve farklı mecralara yönlendirirse mesul olacağımızı unutmamalıyız.

Bu mesele sadece Cuma hatipleri ile ilgili değildir. Diğer âlimler de özellikle insanlar arasında hakemlik görevini üstlenmiş ve yargı erkinde çalışan ulema bilhassa gençler konusunda hassas davranmalıdır. Onlar toplumsal güvenliğin sağlanması için [biz anlayalım ya da anlamayalım fark etmez] belki de lazım olan tehditleri yaparken özeleştiriyi de unutmamalılar. Halkın hissiyatına saygı duyduklarını kurdukları cümlelerle ifade etmelidirler. Mesela; “Artık bir katliama dönüşen kazalar karşısında emniyet müdürünü sorgulamamız gerekir… hakkında suç duyurusunda bulunacağız” diyebilmelidirler. Bu tür davranışlar kamuoyunu rahatlatır ve onlarda “başımızdakiler bizi düşünüyorlar, bize değer veriyorlar” hissini oluşturur.

Düşünsenize bir Cuma hatibi çıkıp şöyle diyor: “İran'a uygulanan ambargolar Batı dünyasının ekonomisini felç etmiş.” Bu sözün bir gencin zihninde nasıl bir yansıması olur, düşünün! Bizler konuşurken en azından hitap ettiğimiz insanlar arasındaki gençlerin algılama düzeyini göz önünde bulundurmalıyız. Onların daha çocuk olduklarını ve henüz büyümediklerini düşünmemeliyiz.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • İzzet CAF   22-06-2019 13:21

    Bu güzel paylaşım için öncelikle teşekkürler.Ancak bu tür bir araştırma ve tahlili ülkemiz için siz alimler birliğide yapıyor mu? Merak ediyorum.Ayrıca burada gençler sizlerden uzak mı? Buna dair bir çalışmanız var mı? Yoksa sadece başka alimlerden alıntılar aktarmak sizler için yeterli midir? Lütfen cüretkar görmeyin arzu ederseniz bunların daha fazlasını yüz yüze konuşabiliriz...

Kategorideki Diğer Haberler