25 Ağustos 2019 Pazar Saat:
08:12
10-08-2012
  

Ayetullah Sistani, Hilal tespiti ve bayram konusunda uyardı

Ayetullah Sistani kendisine, hilalin tespiti ve Ramazan bayramının ihtilaf konusu edilmesi ile ilgili endişelerini bildiren Avrupa?nın seçkin alimlerine uyarıda bulundu.

Facebook da Paylaş

 

 




 Ayetullah Sistani kendisine, hilalin tespiti ve Ramazan bayramının ihtilaf konusu edilmesi ile ilgili endişelerini bildiren Avrupa'nın seçkin alimlerine; dini mercilerin görüş farklılıklarının doğal olduğunu, herkesin rahat bir şekilde kendi taklit merciinin görüşüne göre amel edebileceğini ve müminleri de bu konudaki “görüş farklılıklarını kabullenme” kültürüne ulaştırmak için çaba sarf etmelerini istedi. Ayetullah Sistani'nin bürosu tarafından Shafaqna'ya gönderilen, soruyu ve Ayetullah Sistani'nin cevabını yayınlıyoruz:

Soru:

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Mektebin Büyük Taklit Mercii Ayetullah Uzma Seyyid Sistani Hazretlerine (Bereketli sayesi daim olsun)

Allah'ın selamı, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun!

Zatıâlinizin mektep acısından önem arz eden konularda görüş teatisinde bulunmak için Londra'da Ehlibeyt ekolüne tabi olan müminlere ait İslami merkezlerde sorumluluğu bulunan altı alimle her ay toplantı yapmaktayız.

Sözü geçen alimler İngiltere'deki son toplantıda hilal meselesini müzakere ettiler. Bu konunun orada genel bir sıkıntı ve büyük bir tartışma zemini oluştuğu görüldü. Bu, fakihler arasında hilalin rüyeti konusundaki görüş ayrılıklarından kaynaklanmaktadır. Özellikle geçen yıl ayın ilk günü veya bayram konusunda üç günlük bir ihtilafın oluşması cevap verilmesi son derce zor bir endişe konusu olmuştur. Bu sebeple zatıâlinize son olarak üzerinde müzakere edilmiş bahsin özetini sunuyoruz.

1-Astronomik kaideler ve uzman kişilerin tanıklığıyla hilalin Avrupa'nın çoğu yerinde Cuma günü gün batımından önce teleskopla görülme imkanı olduğu ispatlanmıştır.

2- Sizin kıymetli görüşünüze göre hilalin görülmesindeki ölçü herhangi bir engel bulunmaması durumunda hilalin bir şehirde rüyetiyle onun başka şehirdeki rüyeti arasında [bilimsel ve astronomik] bir bağlantı varsa, bunu boylamları da kapsayacak şekilde genişletmek mümkün müdür? Yoksa sadece bu, enlemlere özgü bir durum mudur? Zatıâlinizden Avrupa'da özellikle birleşik memlekette bulunan aileler arasındaki ihtilafı azaltacak isabetli bir karar almada bize yardımcı olmanızı ümit ediyoruz. Zira siz Muhammed (s.a.a) ümmetinin bir sığınağı ve dayanağısınız.

Şeyh Ali Alimi                                                      Şeyh Zafer Abbas

Şeyh Abdulhüseyin Muizzi                                   Seyyid Fazil Milani

Seyyid Muhammed Musavi                                   Seyyid Murtaza Keşmiri

 

Ayetullah Sistani'nin Cevabı:

Bismihi Teala

1- Her şehirde kameri ayın girişi o şehrin ufkunda hilalin [herhangi bir bulut ve sis gibi bir engel bulunmaması durumunda] çıplak gözle görülmesiyle başlar. Dolayısıyla hilalin sadece çıplak gözle “görülme imkanı” yeterli değildir.

2- İki şehir arasındaki ufuk müşterek olmalıdır; yani hilalin birinci şehirde bilfiil görülmüş olması harici engeller olmaması durumunda ikinci şehirde görülmesini de gerektirmelidir.

Hilalin rüyeti konusundaki en etkili hususlardan birisi, gün batımı sırasında hilalin ufuktaki yükseklik açısıdır. İki şehrin aynı boylamda bulunması hilalin bir gecede aynı yükseklikte zuhur etmesini gerektirmez. Çoğu zaman hilal güney yarım küredeki şehirlerin çoğunda rüyet edilebilmektedir. Bu, hilalin o şehirlerde münasip bir yükseklikte zuhur etmesinden dolayıdır.

Halbuki kuzey yarım kürede bulunan ve gecesi müşterek olan birçok şehirde hilal rüyet edilmeyebilir.Hatta bu şehirler birinci şehirlerle aynı boylamda olsalar bile görülmeyebilir. Çünkü hilal bu şehirlerde güneş batmadan önce batar veya gün batımından sonra ufukta uygun bir yükseklikte (görme açısında) zuhur etmez.

3- Kameri ayların başlangıcı konusundaki ihtilaf doğaldır ve bu konuda fakihler arasında diğer fıkhi konularda olduğu gibi, ayın girişindeki ölçü hususunda da görüş farklılıkları vardır.

Dolayısıyla her mükellef diğer fıkhi konularda olduğu gibi, bu konuda da kendi taklit merciinin fetvasına göre amel etmelidir. Müminleri de bu konudaki “görüş farklılıklarını kabullenme” kültürüne ulaştırmak için çaba sarf etmekte yarar vardır. Bu konu niza ve çatışma vesilesi edilmemelidir.

Ali Hüseyni Sistani

www.shafaqna.com/turkish

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler