20 Ağustos 2019 Salı Saat:
19:30
29-06-2017
  

Baki Kabristanındaki Türbelerin Yıkım Tarihi

Baki Kabristanlığında ki türbelerin yıkımı emperyalizmin bir projesidir.

Facebook da Paylaş

 

Ayetullah Yusuf Garevi, Baki kabristanındaki türbelerin yıkımının emperyalizmin bir projesi olduğuna dikkat çekti:

Abdulvahhab, imamların kabirleri üzerine yapılan kubbelerin bidat olduğunu ve bu mekânlarda yapılan bazı amellerin şirk olduğunu iddia ediyordu. Osmanlı padişahları da kendi imparatorlukları içinde gerçekleşen bu duruma itiraz etmemekle şirki onaylamış oluyorlardı. Abdulvahhab’a göre bu kubbeler derhal yıkılmalıydı. İngilizler bu iddiayı beğendiler ve bunun taraftarlarını silahlandırarak Osmanlı’ya karşı kullanmanın mümkün olacağını gördüler.

Medine’de Hanefilikten sonra en fazla yayılan mezhep Hanbeli mezhebi oldu. Yani 204 yılında dünyadan göçen Ahmet b. Hanbel’in takipçileri bu şehirde yayıldı. Yıllar sonra Muhammed b. Abdulvahhab bu mezhebe tabi olduğunu iddia etti. Ondan önce de İbn-i Teymiye olarak tanınan Ahmet b. Abdulhalim ve öğrencisi İbn-i Kiyem de kendilerini Hanbeli mezhebinin takipçileri olarak tanıttılar. Bugün ise Suudi Arabistan, resmi mezhebinin Hanbelilik olduğunu duyurmuştur. Onlar “Vahhabi mezhebindeniz” demiyorlar, “biz Hanbeli mezhebindeniz” diyorlar. Vahhabiyet bir zihniyettir ve Muhammed b. Abdulvvahhab Necdi Hanbeli mezhebi içinde bir reform olarak bu zihniyeti hayata geçirdi... O gün Arabistan kadısı çeşitli mezheplerin âlimlerinden kabirler üzerine kümbet yapılmasının bidat olduğu yönünde bir fetva istedi. Tabi ki kılıcı onların boynuna dayatarak bu fetvayı vermelerini istedi. Peygamber döneminde böyle bir şeyin olmadığı, dolayısıyla bunların bidat olduğu ve derhal yıkılması gerektiği yönünde fetva çıkardılar. Bu fetvaya dayanarak Baki kabristanında bulunan kümbetleri yıktılar. Ancak şunun altını çizerek ifade etmek istiyorum: Bu fetvayla “imamların kabirleri üzerindeki kubbeleri yıktılar”.

Ben burada Irak’ın meşhur edip ve hatiplerinden merhum Seyyid Cevad Şubber’den bir olayı nakletmek istiyorum. Irak’ın Nehavile seyitleri ve Arap Şiilerinin reisinin oğlu zamanında bu türbeler yıkıldı. O şu hatırayı anlatmıştır: Medine hâkimi kılıç zoruyla çıkarılan bu fetvayı uygulamaya koymak istediğinde Medine’deki Şii Hüsyeniyesi seyitlerinin başkanını yanına çağırıyor ve ona şöyle diyor: Biz gerekli fetvayı aldık ve yıkıma başlayacağız. Fakat bu işi sizin yapmanızı istiyorum. Zira bu sizin lehinizedir. Çünkü eğer kendinin bu işi yapacak olursanız geride bu kabirlere ait bir iz bırakabilirsiniz. Ama başkaları bu işi üstlendiğinde geriye herhangi bir iz bırakacaklarına dair bir garanti yoktur.

Doğal olarak babam bunu kabul etmedi. Fakat gece rüyasında üç defa İmam Hasan’ı (a.s) görüyor; İmam ona: “Bu teklifi kabul et ki kabirlerimizden geride bir iz kalsın.” Bunun üzerine sabah erken saatte Medine hâkimine gidip onun teklifini kabul ettiğini açıklıyor ve böylece Baki’deki imamların kabirlerinin izinin bugünlere kadar kalmasına vesile oluyor.

Hanbeli olduklarını iddia eden Muhammed b. Abdulvahhab ve taraftarlarına şunu soruyoruz: Bağdat’ta vefat eden ve oraya defnedilen Ahmet b. Hanbel’in türbesine ve türbesi üzerindeki kümbete ne diyeceksiniz?! Hanbeli mezhebinden olan Müslümanlar Cuma akşamları orayı ziyarete giderdi. İmamların kabirleri üzerine ilk olarak Abbasiler döneminde kümbet yapılmaya başlanmış olması da öncesinde, yani Emeviler döneminde kabir kültürünün Müslümanlar arasında var olan bir kültür olduğu da ortaya çıkmaktadır.

Bugün Irak ve Suriye’de IŞİD diye bir örgüt ortaya çıkmış, önüne gelen ne varsa yakıp yıkıyor. Vahhabilik düşüncesini destekleyen emperyalistler bu defa da bu örgütü destekliyorlar.İngiltere’nin eski milli istihbarat bakanı, Suudilerin eski istihbarat bakanı olan Bender b. Sultan’la aralarında geçen şu sözleri nakletmiş : O bana şöyle demişti: Siz altın bir tepsi içinde Irak’ı İranlı Safevi Şiilere takdim ettiniz. Fakat biz Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adı etrafında bir örgüt oluşturacağız. Bu hareketle Irak’tan Şiiliğin kökünü kazıyacağız. Amerika’nın eski dışişleri bakanı Clinton da hatıratında şunları yazıyor: Ben IŞİD örgütünü oluşturmak için dünyanın yüz noktasına yolculuk yaptım. Önce Mısır’da Sina sahrasında ve ardından da Filistin’de, Suriye’de, Şam ve Irak’ta yayılmasını sağlayacaktık. Ancak bu şekilde İsrail güven içinde olabilirdi ve petrol bölgelerinin kontrolünü de elimize geçirebilirdik. Görüldüğü gibi bu zihniyet sürekli emperyalizm ve Siyonizm tarafından desteklenmiş ve desteklenmektedir.

 

shafagna

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler