01 Haziran 2020 Pazartesi Saat:
17:59
26-07-2012
  

İslam dininde işkence caiz değildir

İslam İlimleri Havzası Üstadı, Ayetullah Abidi

Facebook da Paylaş

 

 




Şafak Haber Ajansı Shafaqna'ya önemli açıklamalar yapan Ayetullah Abidi, İslam İlimleri Havzasının ve üniversitenin büyük üstatlarından. İnsan hakları ve hükmü kesinleşmeyen tutukluların hakları konusunda Shafaqna'ya önemli açıklamalar yaptı.

Bir anda bir ömür kazandıklarımızı kaybedebiliriz

İnsan hakları konusunun çok hassas olduğunu, özellikle şüpheli olarak tutuklanan insanların haklarına riayet edilmesi gerektiğini belirten Ayetullah Abidi şöyle dedi:

“Davalının davacıya maddi bir borcu olması durumunda mahkeme davacının hakkını davalıdan alır ve sahibine verir. Gıybet, iftira vs. gibi maddi karşılığı olmayan alacaklar da bunun gibidir. Kıyamet günü alacaklı “Benim gıybetimi eden veya iftira edenin bütün sevaplarını almadan hakkımı helal etmiyorum” diyebilir. Veya “Bütün günahlarımı alsın ve bütün sevaplarını bana verisin helal edeyim” diyebilir.”

Maddi alacakların yanı sıra maddi olmayan alacaklara da dikkat etmemiz gerektiğini söyleyen Aytullah Abidi, kul hakkının çok önemli olduğunu belirtti. Ayetullah Abidi sözlerine şöyle devam etti:

Başkasına yaptığımız her hakaret bizi ona borçlandırır

“Birine katil, yalancı, sahtekâr, zinakâr, hırsız, katil gibi sözler söylersek bunun karşısında ona borçlu oluruz. Onun kıyamet günü bize karşı bir alacağı oluşur. Belki kendisi namaz kılan biri de değildir. Ama kıyamet günü “Bütün sevaplarını bana ver hakkımı helal edeyim” derse. İşte o zaman bizim bir ömür zorluklarla kıldığımız namazı alır. Biz namazsız, o namaz sahibi olur. Bazen borçlu kıyamet günü bizim hatalarımız yüzünden alacaklı konumuna düşebilir.”

Suçlanan kişinin de hakları olduğunu söyleyen Üstat Abdi, bir şeyle suçlananın, o iddia kanıtlanmadan suçlu sayılmayacağını belirterek “Hatta hâkimin hırsız olduğuna hüküm verdiği bir insana dahi siz, “Hırsız” diyemezsiniz. Çünkü hâkim masum değildir, yanılmış veya yanlış karar vermiş olabilir” diye konuştu.

İslam dininde işkence kesinlikle yasaktır / İşkenceyi İslam dinine ilk sokan zalim Haccac'tır

Suçlanan insanın diğer bir hakkının, onunla eskiden olan dostluğun bozulmaması olduğunu belirten Üstan Abidi “Eğer birisiyle arkadaşlığınız varsa ve belli bir suçtan yargılanıyorsa, onunla olan dostluğunuzu bozamazsınız. Ayrıca İslami kurallarda şüphelinin susma hakkı da vardır. Kimse ona işkence yapamaz. Çünkü işkence İslam dininde hiçbir şeraitte caiz değildir. İşkenceyi ilk İslam dinine sokan zalim Haccac b. Yusuftur” dedi.

Şüpheliyi evinde yakalamak haramdır

İslami kurallara göre, şüpheliyi gece yakalamanın haram olduğunu söyleyen üstat abidi “Suçlunun evinde olduğunu biliyorsanız, onun evine baskın yaparak evde yakalamanız haramdır. Hatta hâkim yakalanması için hüküm dahi vermiş olsa aynıdır. Onun ailesini rahatsız etme veya onurunu incitme hakkınız yoktur. Sabaha kadar bekleyip evinden çıktıktan sonra yakalamalısınız.”

Kaçma imkanı yoksa Şüphelinin ellerinin bağlanması haramdır

Firar etme ve başkalarının canını tehlikeye atma imkânı yoksa, yakalanan insanın elini ve gözlerini bağlamanın haram olduğunu belirten Üstat Abidi, Ayetullah Hamanei'nin de bu konuda fetvası olduğunu, kişilerin tek kişilik hücrelere atılmasını haram olduğunu, çünkü bunun işkence sayıldığını söyledi.

Tutuklanan insanın önce en az 24 saat karakolda bekletilmesi gerektiğini dosyası tamamlandıktan sonra içeri atılabileceğini söyledi.

Şüphelinin giderleri şikayetçi tarafından karşılanmalıdır / Cuma namazına katılma hakkı vardır

Ayetullah Abidi yakalanan kişinin kendini mahkemede savunma hakkı olduğunu belirterek “Fakihlere göre şüphelinin yiyecek ve giyecek masrafları kendisine aittir. Oysa bana göre eğer şikâyetçi şahıssa, suçu kanıtlanmadığı sürece giderleri, şikayetçi tarafında karşılanmalıdır” dedi.

Hüküm kesinleşmeden tutuklanan insanın saçının tıraş edilmesi ve suçlu elbisesi giydirilmesinin caiz olmadığını belirten Ayetullah Abidi, ailesiyle görüşebileceğini, hatta bazı rivayetlere göre Cuma namazına gidebileceğini, zindanı temiz olması gerektiğini ve kimsenin ona hakaret etme hakkının olmadığını belirtti.

Hâkimin, Şeriatın hükümlerini ve görüşlerini çok iyi bilmesi gerektiğini belirten Üstat Abidi şöyle konuştu:

“Hâkimin şeriatın uyku ve örtü damarını iyi bilmesi gerekir, esas; açılmaması gereken sırların örtülmesi, yeterli deliller olmadan suçun sabit olmaması, şahsiyet ve onurun korunmasıdır. Bazı yerlerde şüphelinin konuşmaması gerekir. Örneğin ahlaki bir suçunu açamaması gerekir, orada konuşturmamalıdır. Bazı yerde ise hukuki bir gerekçe varsa orada da konuşturtmalıdır. ”

Havza ve üniversitenin değerli üstatlarından olan Ayetullah Abidi, herkesin bir şahsiyeti olduğunu, bu süreçlerin tutuklu ve şüphelinin şahsiyetini ve ailesinin onurunu kıracak şekilde gelişmemesi gerektiğini söyledi.

www.shafaqna.com/turkish

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler