26 Ocak 2021 Salı Saat:
10:18
21-07-2012
  

?Kerbela-i Arakan? vakası: 150 bin ölü

Aktivist Sait Demir

Facebook da Paylaş

 

 


Bir zamanlar, 50 bin kilometre karelik topraklarında ‘Arakan İslam Devleti'ne sahip olan Arakanlılar, bugün askeri diktanın kışkırttığı Budistlerce yapılan işkence ve zulme maruz kalıyor. Tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen insanlık dışı uygulamalarla toplu katliamlara maruz kalarak, tüm vatandaşlık hakları elinden alınan Arakanlı Müslümanların yaşadıklarını bölgeye giderek gözlemleyen ve uzun zamandır Arakan üzerine çalışmalar yapan Aktivist Sait Demir ile konuştuk.

Budistlerin bölgede yaptığı vahşet ile gündeme gelen Arakan neresidir ve Arakanlılar kimlerdir?

Arakan; Güneydoğu Asya ülkesi olanBurma'daki beş eyaletten biridir. Asıl adı Burma olan Myanmar veya diğer adı ile Birmanya aynı ülkedir.  İngiliz işgali sırasında Birmanya olarak ismi değiştirilen Burma, Askeri darbe sonrası Myanmar olarak adlandırılmaktadır. Arakan;  Güneydoğu Asya bölgesinde, Hindistan, Bangladeş ve Burma arasında bulunan 50 bin kilometrekarelik bir alana sahip olan bir bölgedir.  Arakanlılar da; Arakan'da yaşayan, 1200'lü yıllarda İslamlaşmaya başlamış, 1400'lü 1700'lü yıllara kadar ‘Arakan İslam Devleti'ni kurmuş asıl ismi Rohingyalılar olan Müslüman bir ırktır.

Fakat daha sonra Rakhinler olarak bilinen ve aynı ırktan gelen Burma'lı Budistler, bölgeyi işgal ederek İslam Devleti'ni sonlandırmış. Budistlerin işgali karşısında Arakanlıların bir bölümü topraklarını terk etmek zorunda kalmış. Budistlerin işgalinin ardından da bölgede İngiliz işgali başlamıştır.

‘Kerbela-i Arakan' vakası: 150 bin ölü

Güneydoğu Asya ülkesi olan Burma'da, yüzbinlerce Müslüman'ın Budistlerce katledildiği ve çeşitli işkencelere maruz kaldığı yer alıyor. Bunlardan biraz bahseder misiniz?

1942 yılında  Burma'lı Budist Rakhinler, Arakanlı Müslümanları katletmeye başlıyor. Bu katliama ‘Kerbela-i Arakan' deniliyor ve bu şekilde 150 bin Müslüman katlediliyor.  Buradaki katliamda stratejik bir taktik uygulanıyor.  Yaşanan bu katliamda, Budistleri Müslümanlara karşı kışkırtıyorlar. Arakanlıla'ın İngilizlerce getirildiğini iddia ederek, İslamlaşma tehlikesinden bahsetmişler. Halbuki Burma'da, Müslüman Rohingyalılar ve  Budist Rakhinler temelde aynı ırktan gelmektedir. Hiçbir zaman da Devlete karşı savaşmamışlardır ve iki ırkın arasında da sorun olmamıştır.

Müslümanları yalnızlaştırma politikası başlıyor

1962 yılında Burma'da yapılan darbe sonucunda, Müslüman halk üzerinde ciddi zulüm ve baskılar yaşanmaya başlıyor. Askeri politikalar sonucu, devlet dairelerinde çalışan polis, öğretmen gibi statü sahibi binlerce Müslümanlar işten çıkartılarak yalnızlaştırma politikasına başlanıyor.  Komünizm yanlısı olan askeri rejim, Müslümanlara ait işletmeleri devletleştiriliyor. Yine o dönem Burma Devleti parayı değiştiriyor. Fakat Müslümanların elinde bulunan tedavülden kalkan parayı değiştirmiyorlar. Bunların sonucunda da Müslümanlar ciddi bir mali kayba uğruyor. Müslümanların elinde olan ticaret Budistlerin eline geçiyor.

Tüm hakları elinden alınıyor

Bundan sonra da  ‘Arakan'ın Budistleştirilmesi' politikasına başlanıyor.  Müslüman köylerde Budist Tapınakları yapmaya başlıyorlar.  Bu köylere, dağlardan ve Bangladeş'ten getirilen Budistler yerleştiriliyor. Daha sonra çıkan ‘Vatandaşlık Yasası' ile de Müslümanların bu ülkenin vatandaşı olmadığı ve İngilizler tarafından getirilen sığınmacı oldukları için kendi ülkelerine dönmeleri gerektiği belirtiliyor. Ayrıca Müslümanlara özel beyaz bir kimlik veriliyor. Bu kimliğin üzerinde ‘Yerleşimci olduğunu ve bu ülkenin vatandaşı olmadığı'  yazmaktadır.  Bu şekilde tüm hakları elinden alınıyor.

Bölgede yaşanan hak ihlalleri ve zulümler hala sürüyor mu?

Bölgedeki Müslümanlar, devletin imkânlarından yararlanamamaktadır. Hastanelere gidememekte, en fazla da liseye kadar okuyabilmektedir.  Yanı başındaki hastaneye gitmesi yasak olduğu için tedavi edilemediğinden dolayı hayatını kaybeden çok fazla Müslüman vardır.  Bunların yanında, telefon kullanmaları, motorlu taşıta sahip olmaları, hatta komşu ziyareti yapmaları ve saat dokuzdan sonra dışarı çıkmaları da yasaklanmıştır. Müslümanlar mahkemeye çıkmadan cezalandırılır, kendilerini savunma hakkı yoktur.  Müslüman köylere elektrik verilmemektedir. Ayrıca evlenmeleri de yasaktır. Ciddi bir rüşvet sonucu iki yıl bekledikten sonra izin çıkarsa (çoğunlukla çıkmaz) evlenebilirler. Ayrıca Burma'da doğan ve ölen her Müslüman birey için vergi toplanıyor.

Budistler, sermaye koymadan Müslümanın malına ortak oluyor

Ticaret yapmak isteyen bir Müslüman, bir Budist'i kendisine ortak etmek zorundadır. Budist sermaye koymadan Müslümana ortak olmaktadır. Ayrıca müslümanlar Budistlerin işlerinde ücretsiz çalışmak zorundadır. Kanunda bunun yeri belirlenmiştir. Üç gün çalışılır, üç gün de dinlenilir. Askerler, üç günde bir köydeki gençlerin yarısını Budistlerin işlerinde çalışması için toplar. Üç gün sonra da onları geri bırakır ve kalan yarısını toplar.

 “Çocukları ateşe atarak katlediyorlar”

Arama yapma bahanesi ile Müslüman evlerine giren Budistler,  çocukları ateşe atarak katlediyor. Katledilen Müslümanların cesetlerini de kanıt bırakmamak adına yakarak kaybediyorlar.  Bunun yanı sıra, vahşice katledilen Müslümanlara Budist rahip kıyafeti giydirilip görüntülenerek, kışkırtma politikasını da sürdürüyorlar.

Göç etmeleri doğru değildir Arakan Arakanlılarındır

Burma Devlet Başkanı Thein Sein, "Müslümanları, isteyen ülkeye gönderebiliriz" dedi. Bu sözler, Arakan'daki 4 milyon Müslümana sürgün mesajı değil midir?

Nisan ayındaki seçimler öncesi  “Katliamların son bulacağı vaat ederek, barışı getireceğini” söyleyerek Müslümanların da desteğini alan Sein'in busözleri, son derece açık bir sürgün mesajıdır. Arakanlıların başka bir ülkeye göç etmesi kesinlikle doğru değildir. Bu topraklar asırlardır Arakanlıların vatanıdır ve Arakan Arakanlılarındır. Bu son derece sorumsuzca bir konuşmadır ve birilerinin bunun hesabını sorması gerekmektedir.

Yaşanan işkence ve zulümden kaçmak isteyen Arakanlılar, Bangladeş'e gitmek için yola çıkıyor. Bu ölümüne kaçış hakkında neler söyleyebiliriz?

Yaşanan insanlık dışı uygulamalardan kaçan Arakanlılar, her türlü ihtimali göz önüne alıp, canı pahasına olsa da Bangladeş'e gitmeye çalışıyor. Fakat acı olan,  Bangladeş'te bu insanları alamıyor. Zira Bangladeş'te maddi olanakları yetersiz ve açlıkla boğuşan bir ülke. Kampları var fakat ülkede açlık had safada.  Şu anda Bangladeş'e göç eden binlerce Müslüman yoksulluk sınırında yaşıyor. Ayrıca Burma'da da yüz binlerce insanın bir arada yaşadığı kamplar, adeta ‘Açlık Kampı'na dönüşmüş durumda. Zira evi, arazisi ve tüm mal varlığı elinden alınmış olan Arakanlılar, mülteci kampında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.

 Dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu zulüm karşısında, Uluslararası örgütlerin tavrı nedir?

İslam İşbirliği Teşkilatı son derece yetersiz ufak bir açıklama yaptı. BM'nin sesi de çok cılız çıkıyor ve gereken açıklama gelmedi. Fakat Avrupa'daki bazı örgütler bölgeye girmeye çalışıyor.  Türkiye'de de Arakan'a ulaşan iki yardım kuruluşu var. Bunlar biri ‘İHH' diğeri de  ‘Sadakataşı Derneği'dir.  Ayrıca bölgede faaliyet gösteren misyoner kuruluşların olduğuna dair duyumlar da alıyoruz. Ancak,  Arakanlılar İslami değerleri noktasında son derece hassastır. Bu nedenle bu faaliyetlerin misyonerlerin isteği doğrultusunda gerçekleşeceğine ihtimal vermiyorum.

Sorunun çözümü adına atılması gereken ilk adım ne olmalıdır?

Şimdiye kadar kapalı bir ülke konumunda olan Burma'da yaşananbu olaylar dünya gündeme taşınmalı ve ‘İslam İşbirliği Teşkilatı' da acilen harekete geçmelidir. Bangladeş'te bulunan ve zor koşullarda yaşam mücadelesi veren Arakanlılara da acilen bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu noktada Malezya, Endonezya gibi Müslüman ülkelerden destek alınabilir.

 

Milatgazetesi.com

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler