22 Ocak 2021 Cuma Saat:
23:48
08-06-2014
  

Muhabbetin Kor Alevinin Huzurunda

Arzın merkezi, seyru sülukun cezbe odağı, aşkın kor alevi, nur menbaı...

Facebook da Paylaş


 

2012'de Meşhed'e İmam Rıza ziyaretine gitmiştim. İlk ziyaretimdi. Hissiyatımı o vakitler yazmaya çalışmıştım. Arşivi karıştırırken karşıma çıktı, paylaşma arzumu durdurumadım:
 

***

 

Meşhed'e İmam Rıza'yı mübarek veladet günü münasebetiyle ziyarete gittim. "İmam Rıza'yı ziyarete" diyorum, çünkü muhtemelen benim gibi herkes şehit imamın kabrini değil, kendisini ziyaret ettiğini derinden ve sarsıcı biçimde hissediyordur.

Meşhed, merkezinde İmam Rıza'nın bulunduğu bir şehir. İmam Rıza'nın türbesi de çevresindeki katmanların çekirdeği.

İmam'ı ziyarete koyulan zihin ve kalp, hem arzın merkezine yolculuğun katettiği tüm yer katmanlarını, hem de beden ve nefsin merkezine yolculuğun katmanlarını katediyor.

Önce dış çeperde (Eyvan-i Kıble) ufukta İmam'ın sarığını görürcesine Şehr-i Rezevi'nin ortasında makberenin kubbesine şahitlik ediyor insan. Orada biraz durup sükun bulmalısınız. Bedenin uzuvları asayiş kazanmalı, kalp sükunete ermeli, zihindeki karmaşa durulmalı, dikkat dakikleşmeli, gözler amaç ve arzuya odaklanıp bakiye herşey silikleşmeli.

Seyru sülukun başladığı birinci tabakadan geniş sahanlığa (Sahn-i Cami-i Rezevi) ulaşıldığında ferah uzayın uçsuz bucaksızlığı hissiyle İmam'a bir adım daha yaklaşacağınız kapıyı seçeceksiniz, meşrep ve tarzınıza hangisi uygun düşüyorsa. Bendeniz Şeyh Tusi ve Şeyh Tabersi kapısını seçtim. Merhum iki âlimin ruhlarına hediye fatihalardan sonra bir hamle daha yapıp seyrin nihayetine doğru ilerliyoruz.

Velayet kapısından girince artık bir uzanımlık mesafede İmam! Hemen karşınızda. Arzın merkezi, seyru sülukun cezbe odağı, aşkın kor alevi, nur menbaı.

İmam'ın karşısında durdum bir süre. Yüreğimden yükselmesini zaptedemediğim iniltiyi bütün bedenim işitti:

Ey İmam, senin manevi zâtına dokunmak böylesine takatimizi tüketiyor, dermanımızı çözüyor, uzuvlarımızı hissizleştiriyorsa maddi zâtına dokunmaya nasıl mecal bulabilirdik? Senin maddi zâtına dokunanlar oradan ayrılmaya güç yetirebiliyorlar mıydı? Yebne Rasulallah, manevi zâtını ziyaretimizi kabul et, Rabbim bu ziyareti maddi zâtı ziyaret mesabesinde takdir buyursun, Rasulullah'a ve evlatlarına sadakatimizi teşvik ve tahkim etsin...

Dönüş vakti geldiğinde yüzünüz aşkın nurundaki kor cezbeye bakmaktan vazgeçmeyerek geri geri seyrin basamaklarını inmeye başlayacaksınız. İmam'la vedalaşırken ona biatinizi ve akdinizi kalbinize hiç silinmeyecek biçimde nakşettiğinizi unutmayın: Zulme asla boyun eğmeyeceksiniz, zalimlere ebediyen düşman, mazlumlara nihayete kadar dost olacaksınız. Rasulullah'ı hedef alan saldırılara göğsünüzü siper edecek, Evlad-ı Rasul'ün mirasını muhafazayı tüm amaçların üstünde tutacaksınız. Bilad-ı Şam'ın güney serhatında uluslararası zulmün şebekelerine dünyayı dar eden yiğit serdarın, Nasrallah'ın haykırışının tüm İslam dünyasında yankılanan "lebbeyk Ya Rasulallah" nidasını çoğaltacaksınız ve o bayrağı asla yere düşürmeyeceksiniz...

Bu fakirin İmam Rıza'yı ziyarette yaşadığı şahsi tecrübesinin macerası, Velayet Kapısı'ndan çıktıktan sonra (Türkçe söyleyişiyle) Gühar Şad Mescidi'nde son buldu. Goher Şad Mescidi, İslami İran mimarisinin şaheserlerinden. Mescidin mimarisine dair bölümü ziyaretten bir süre önce tercüme ettiğim Dr. Ali Ekber Velayeti'nin "İslami İran kültür ve medeniyetinde Şia'nın rolü" isimli enfes kitabından hatırlıyordum. O nazarla mescidi gezmeye karar vermişken bir törene denk geldim. Meşhed'in mübariz ve mücadeleci âlimi Huccetulislam vel-Müslimin Haşiminejad'ın şehadet yıldönümüydü. Kur'an okundu, mersiyeler söylendi, dualar edildi. Rahmetler olsun o büyük âlime...

Nihayet, İmam Rıza'nın doğum yıldönümünün akşamı. Nur menbanın değil iç katmanlarına, dış katmana yaklaşmak bile ne mümkün. Bütün Meşhed ayakta. İran'ın diğer şehirlerinden, başka ülkelerden gelmiş binlerce insan inanç ve aşkın kor alevine doğru koşuyor.

Akşam namazının cemaatine yetişemedik, onbinlerce insanın arasına katılıp namaz kılacak yer bile bulamadık. Bütün alanlar, Sahn-i Gadir, Sahn-i Kevser, Sahn-i Hidayet, Sahn-i Kuds, Sahn-i Cumhuri-yi İslami, hepsi mahşer günü gibi. İnsanlar sel olmuş akıyor. Bir yandan ilerlemeye, diğer yandan kadın, yaşlı ve çocukları korumaya, onlara yol vermeye çalışıyoruz. Engin insan okyanusu içinde bir damla misali, mecramızda ve maceramızda akıyoruz. Salavatlar, dualar, tekbirlerle gürül gürül akan bir nehrin ortasındayız.

Şeyh Tusi çıkışından Şirazi caddesi aracılığıyla Meşhed denizine karıştığımızda dönüp Ravza-i Münire'ye son kez bakıyoruz. İmam'ı son kez selamlayıp dönüş yoluna revan oluyoruz.

Uçağımız kalkışını tamamlayıp Tahran rotasına ulaşırken pervanenin ışığın etrafında dönmesi gibi İmam'ın nur menbaının etrafında bir tur atıyor. Gözlerimizden kopan yaş damlası muhabbetin kor alevine doğru süzülüyor.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler