23 Ekim 2019 Çarşamba Saat:
03:24
05-10-2019
  

Resulullah'ın Sözlerinde Ehl-i Beyt

Allah Resulü Şöyle Buyurdu: "Hiç bir kimse biz Ehl-i Beyt'le kıyaslanamaz."

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 


 

1) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Biz nübüvvet ağacının meyvesi ve risalet madeninin Ehlibeyt'iyiz; mahlukat içerisinde benden başka Ehlibeyt'imden üstün olan birisi yoktur."

2) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Ben sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; o ikisine sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmezsiniz; Allah'ın Kitabı (Kur'an) ve Ehlibeyt'im olan itretimi. Hiç şüphesiz, bu ikisi (Kevser) havuz(u) başında bana varıncaya dek, hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın benden sonra onlara nasıl davranacaksınız?"

3) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Hiç bir kimse biz Ehlibeyt'le kıyaslanamaz."

4- Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Ey insanlar! Hiç şüphesiz, fazilet, şeref ve üstünlük Allah'ın Resulü'ne ve onun zürriyetine (Ehlibeyt'ine) aittir. Öyleyse batıl (yollar, görüşler, şahıslar) sizi alıp kendisiyle götürmesin."

5) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Benim Ehlibeyt'im, Nuh'un gemisi gibidir; kim ona bindiyse kurtuldu ve kim ondan geri kaldıysa boğuldu. Yine benim Ehlibeyt'im sizin aranızda, Benî İsrail kavminin 'Hıtta' kapısı gibidir; kim o kapıdan girdiyse bağışlandı."

6) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Yıldızlar (denizlerde yolunu kaybedenlerin) boğulmaktan amanda kalmalarına (kurtulmalarına) vesiledir; benim Ehlibeyt'im ise ümmetimin ihtilâftan amanda kalmalarına vesiledir. Bu yüzden Arap'tan bir kabile onlarla muhalefet ederse, ihtilâfa düşer ve şeytanın hizbinde yer alırlar."

7) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Benim Ehlibeyt'imi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin; baş, gözler olmadan yolunu bulamaz."

8) Resul-i Ekrem (s.a.a):Kur'an ve Ehlibeyt'ine işaret ederek:

 

"O ikisinden öne geçmeyin; yoksa helâk olursunuz; onlardan geri kalmayın, yoksa helâk olursunuz; onlara (Ehlibeyt'e) bir şey öğretmeğe de kalkışmayın; zira onlar sizden daha bilgilidirler."

9) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Benden sonra hepsi Kureyş'ten olan on iki halife olacaktır."

10) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

Cabir b. Abdullah el-Ensarî'ye hitaben:


"Ey Cabir, benim vasilerim ve benden sonra Müslümanların imamları; önce Ali'dir, sonra Hasan, sonra Hüseyin, sonra Ali b. Hüseyin, sonra 'Bâkır' olarak meşhur olacak Muhammed b. Ali, -ey Cabir, sen onu göreceksin, onunla karşılaştığın vakit benim selâmımı kendisine ilet-, sonra Cafer b. Muhammed, sonra Musa b. Cafer, sonra Ali b. Musa, sonra Muhammed b. Ali, sonra Ali b. Muhammed, sonra Hasan b. Ali, sonra da Kaim (Mehdi)'dir ki, onun ismi benim ismim, künyesi benim künyemdir. O, Hasan (Askerî) b. Ali'nin oğludur. Allah onun eliyle yeryüzünün doğusu ve batısını fetheder. O, kendi dostlarına o kadar gizli kalır ki, artık Allah'ın, kalplerini iman ile imtihan ettiği kimselerden başka, kimse onun imametine inanmakta sabit kalmaz."

11) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Biz Ehlibeyt'i sevmeye önem verin. Zira hiç şüphesiz, bizi sevdiği hâlde ölen birisi bizim şefaatimiz ile cennete girecektir. Canım elinde olana (Allah'a) andolsun ki, bizim hakkımızı tanımadan, hiçbir kula, yaptığı amel fayda vermez."

12) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"(Ey Peygamber,) De ki: Ben, onun (risaletin tebliği) karşılığı olarak, sizden yakınlarımı sevmekten başka hiçbir ücret ve mükâfat istemiyorum." ayeti nazil olduğu vakit, Müslümanlar; "Ey Allah'ın Resulü, sevgileri bize vacip olan akrabaların kimdir?" diye sorduklarında buyurdu ki:

"Ali, Fatıma ve iki çocukları (Hasan ve Hüseyin)dır."

13) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Her şeyin bir temeli vardır; dinin temeli de biz Ehlibeyt'i sevmektir."

14) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Kim Âl-i Muhammed'in (Peygamber'in Ehlibeyti'nin) sevgisi üzere ölürse, şehit olarak ölmüştür. Şunu bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, (günahları) bağışlanmış bir hâlde ölür. Bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen, tövbe etmiş bir şekilde ölmüştür. Şunu bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen, imanı kâmilleşen bir mümin olarak ölmüştür. Bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen kimseyi, (önce) ölüm meleği, sonra da Münker ve Nekir cennet ile müjdeler. Bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen kimse, bir gelinin kocasının evine uğurlandığı gibi cennete doğru uğurlanır. Bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen kimse için kabrinde cennete doğru iki kapı açılır. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, Allah onun kabrini rahmet meleklerinin ziyaret yeri yapar. Bilin ki, Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölen kimse, Resulullah'ın sünneti ve hak cemaatinin çizgisinde ölmüştür. Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in buğzu ve düşmanlığı üzere ölürse, kıyamet günü alnına 'Allah'ın rahmetinden umudu kesilmiştir' diye yazılı olarak haşredilir. Şunu iyice bilin ki, Âl-i Muhammed'in düşmanlığı üzere ölen bir kimse, kâfir olarak ölmüştür. Şunu da bilin ki, Âl-i Muhammed'in buğzu ve düşmanlığı üzere ölen kimse, hiçbir zaman cennet kokusunu almayacaktır."

15) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Kim kurtuluş gemisine binmeyi, güvenilir bir kulptan tutmayı ve sağlam bir ipe sarılmayı istiyorsa, Ali'yi sevsin; onun düşmanıyla düşman olsun; ve onun evlâdından olan hidayet imamlarına uysun; zira onlar benim halifelerim ve vasilerim ve benden sonra Allah'ın yarattıklarına olan hüccetleri, ümmetimin efendileri ve takvalıları cennete rehberlik eden kimselerdir. Onların hizbi, benim hizbim ve benim hizbim, Allah'ın hizbidir. Onların düşmanlarının hizbi ise, Şeytan'ın hizbidir."

16) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Bana sonu kesik salâvat getirmeyin."

 

"Kesik salavât nedir?" diye sorduklarında buyurdu ki:


"Allahumme salli alâ Muhammed deyip durmanızdır. Salâvatı şöyle söyleyin: Allahumme salli alâ Muhammed'in ve alâ âl-i Muhammed (Allah'ım, Muhammed'e ve Muhammed'in Ehlibeyti'ne salât eyle)"

17) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Kim bir namaz kılar ve onda (namazında) bana ve Ehlibeyt'ime salâvat getirmezse, o namaz ondan kabul olmaz."

18) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibi olur. Kim Fatıma'yı ziyaret ederse, sanki beni ziyaret etmiştir. Kim Ali'yi ziyaret ederse, Fatıma'yı ziyaret etmiş gibi olur. Kim Hasan ve Hüseyin'i ziyaret ederse, Ali'yi ziyaret etmiş gibi olur ve kim o ikisinin çocuklarını ziyaret ederse, ikisini de ziyaret etmiş gibi olur."

19) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Biz kurtuluş gemisiyiz; kim bu gemiye binerse, kurtulur ve kim ondan uzaklaşırsa helâk olur. O hâlde kimin Allah'tan bir dileği, isteği olursa, onu biz Ehlibeyt'e tevessül ederek dilesin."

20) Resul-i Ekrem (s.a.a):

 

"Herhangi bir topluluk bir araya gelir de Muhammed ve Ehlibeyti'nin faziletlerini müzakere ederlerse, mutlaka melekler gökten inerek onların sohbetine iştirak ederler. Onlar dağılıp melekler yeniden göğe çıktıklarında, diğer melekler onlara şöyle derler: 'Biz sizden öyle güzel bir koku alıyoruz ki ondan daha güzel bir koku koklamış değiliz. (Bunun sebebi nedir?)' Onlar şöyle cevap verirler: 'Biz Muhammed ve Ehlibeyti'nin faziletlerini konuşan bir topluluğun yanındaydık. İşte onlar bizi de kendi kokularından kokulandırdılar.' O melekler; 'Ne olur bizi de onların yanına götürün.' derler. Öbür melekler ise; 'Fakat onlar dağıldılar.' diye cevap verdiklerinde; 'Bari bizi onların bulundukları yere götürün.' derler."  
 


 

--------------------------------------------

Kaynak;

 

1- İhkak'ul-Hak, c.9, s.378 (İbn'ül-Meğazilî'nin Menakıb kitabından naklen).

2- "Sekaleyn Hadisi" diye meşhur olan bu hadis, Ehlibeyt kaynaklarının yanı sıra birçok muteber Sünnî kaynakta da nakledilmiştir ki bunlardan birkaçına değinmekle yetiniyoruz:

Sahih-i Müslim, c.4, s.1874 Hadis: 36-37; Sünen-i Tirmizî, c.5, s.662, Hadis: 2786-2788; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.4, s.30-36-54, c.7, s.84, c.8, s.118-138-154; Sünen-i Darimî, c.2, s.889, Hadis: 3198; Müstedrek'üs-Sahihayn, c.3, s.118; et-Tabakat'ül-Kubra, c.2, s.196; el-Mu'cem'ül-Kebir, c.3, s.65-67; es-Savaik'ul-Muhrika (İbn-i Hacer), s.226…

 

İbn-i Hacer, es-Savaik'ul-Muhrika adlı kitabında otuza yakın değişik senetle nakledildiğini söylüyor. İlginçtir ki İbn-i Hacer de diğer birçok alim gibi, Rafizî diye nitelendirdiği Ehlibeyt takipçilerine hitap ederek şöyle diyor: "Rafizîler boşuna heveslenmesinler(!); gerçek Ehlibeyt dostları bizleriz (Ehl-i Sünnet'i kastediyor); Ehlibeyt'e sarılanlar, onların kurtuluş gemisine binenler, Ali'nin gerçek Şiîleri bizleriz.(!)"

 

Ehlibeyt mektebinin büyük alimlerinden Allâme Şerafüddin, bir kitabında İbn-i Hacer'in bu sözünün altına şu şerhi düşmüştür: "Keşke İbn-i Hacer'e bir sorabilseydim: Sayın İbn-i Hacer, Ehlibeyt senin hayatının neresindedir? Hangi konuda onları örnek ve önder olarak kabul ettin ki böyle büyük bir iddiada bulunuyorsun? Bakıyorum itikatta imamın Eş'arî'dir, fıkıhta Şafiî, tefsirde Katedelerin, Mücahidlerin... görüşlerini esas alıyorsun, hadiste ve diğer konularda da durum daha farklı değildir. Bu mu Ehlibeyt'e sarılmak? Bu mu Ehlibeyt'in gemisine binmek? Ve....

3 - el-Firdevs, c.4, s.283; Feraid'üs-Simtayn, c.1, s.45; Zehair'ül-Ukba, s.17; Yenabi'ul-Mevedde, c.2, s.114.

4- es-Savaik'ul-Muhrika, (İbn-i Hacer eş-Şafiî), s.174; Yanabi'ul-Mevvedde, (Eski İstanbul baskısı), s.307.

5- Müstedrek'üs-Sahihayn, (Hâkim Nişaburî), c.3, s.163; Feraid'üs-Simtayn, c.2, s.246; Yenabi'ul-Mevedde, c.1, s.95; Mecma'uz-Zevaid, c.9, s.168; es-Savaik'ul-Muhrika, s.184; Cami'us-Sağir (Suyutî), c.2, s.533, Hadis: 8162; el-Menakıb (İbn'ül-Meğazilî), s.132.

6- Müstedrek'üs-Sahihayn, (Hâkim Nişaburî), c.3, s.162; es-Savaik'ul-Muhrika, s.150; İhya'ul-Meyt (Suyutî), Hadis: 35.

7- Mecma'uz-Zevaid (Heysemî), c.9, s.172; el-Fusul'ül-Mühimme (İbn-i Sabbağ Malikî), s.8; Raşfet'üs-Sadi, s.91; eş-Şeref'ül-Müebbed, s.31; İs'af-ür Rağibin, s.110.

8- es-Savaik'ul-Muhrika, s.148; Mecma'uz-Zevaid, c.9, s.163; ed-Dürr'ül-Mensur (Suyutî), c.2, s.60; Kenz'ül-Ummal (Muttaki Hindî), c.1, Hadis: 958; Üsd'ül-Gabe, c.3, s.137; Yenabi'ul-Mevedde, (Eski İstanbul baskısı), s.37-296.

9- Sahih-i Buharî, c.6, s.101; Sahih-i Müslim, c.2, s.122; Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.7, s.410; Müsned-i Ebu Ya'la, c.6, s.473; Sünen-i Tirmizî, c.4, s.501, Hadis: 2223. Bu kaynakların bazısında "Emir" veya "İmam" tabiri de kullanılmıştır.

10- Yenabi'ul-Mevedde (Süleyman Kunduzi Hanefî), Bab: 94, s.494; Kifayet'ül-Eser, s.53. el-Menakıb, c.1, s.282.

11- Mecma'uz-Zevaid (Heysemî), c.9, s.172; İhya'ul-Meyt (Suyutî), Hadis: 18.

12- Şûra, 23

13- Müstedrek'üs-Sahihayn, c.3, s.172; Tefsir-i Kebir (Fahreddin Razî); el-Keşşaf Tefsiri (Zemahşerî); Beyzavi Tefsiri; Şevahid'üt-Tenzil Tefsiri (Hâkim Haskanî); hepsi "Meveddet Ayetinin (Şûra-23) tefsiri bölümünde; es-Savaik'ul-Muhrika, s.101; Zehair'ül-Ukba (Taberi Şafiî), 25-138.

14- Lisan'ül-Mizan c.5, s.380; Kenz'ül-Ummal c.13, s.645 Hadis: 37631; ed-Dürr'ül-Mensur c.7, s.350

15- Tefsir'ül-Keşşaf (Zemahşerî), c. 4, s.220; Tefsir-i Kebir (Fahreddin Razî), c.7, s.405; Nur'ul-Ebsar, s.104-105; Yenabi'ul-Mevedde, (Eski İstanbul baskısı), s.27-263-369; Feraid'üs-Simtayn, c.2, s.255, Hadis: 524.

16- Yenabi'ul-Mevedde, s.445; Mevddet'ül-Kurba, 10. Meveddet.

17- es-Savaik'ul-Muhrika, s.87.

18- es-Savaik'ul-Muhrika, s.139 (Darekutni ve Beyhakî'den naklen); Sünen-i Darekutnî, c.1, s.355.

19- Ehl'ül-Beyt (Tevfik Ebu İlim), s.139.

20- Erceh'ül-Metalib (Lahor Baskısı), s.461; Feraid'üs-Simtayn, s.5.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler
Flag Counter