19 Ocak 2018 Cuma Saat:
05:39

'Suriye zirvesi' ve türkiye'ye biçilen rol!

04-12-2012 10:44


 

 

(28.6.2012) tarihli yazı

 
Kan kokusu yavaş yavaş tüm bölgeyi sarıyor…
 
Bu sabah saat 4’de şam’a 20 km uzaklıkta El İhbariye tv istasyonu ağır silahlarla tarandı.Hükümet yanlısı yayın yapan kanalın 7 çalışanı en vahşi şekilde katledildi. 3 gazeteci tavana asılmış olarak bulundu. Paramparçaydılar. Bunu da mı Suriye hükümeti yaptı?!
 
Suriye içerden ateşe verildi. şimdi sıra, dışardan iç ateşi körükleyecek bir huninin güvenli bölge adı altında Hatay–Halep hattına yerleştirilmesi.
 
Bunu şubat ayında Beyaz Saray basın sekreterinin açıklamasında duymuştuk.
 
Tampon bölge oluşmalı ve sözkonusu bölge Hatay-Halep arası olmalı!
 
İşte 30 haziran Zirvesi’nin hedefi bu!
 
Çadır kentleri Türkiye Suriye sınırına koyarak ilk adım atıldı. Terör çeteleri Türkiye Suriye sınırına yayıldı. Operasyonlar katliamlar için teröristlere güvenli kaçış noktası yaratıldı..
 
Türk jetinin düşürülmesi sonucu ikinci aşama başladı.
 
 
Türkiye derhal NATO’ya başvurmalıydı..
 
Amerika’nın eski NATO elçisi ve McCain Enstitüsü başkanı Kurt Volker, düşürülen jet haberinin hemen ardından şöyle yazmıştı:
 
Eğer Türkiye, düşürülen uçak meselesini NATO dikkatine sunmak isterse, Brüksel’de Türkiye’nin NATO büyük elçisi vasıtasıyla NATO genel sekreterinden resmi bir toplantı için randevu alabilir ve yol haritası konusunda danışabilir.
 
Kurt Volker, düşürülen bir Türk uçağının, bir NATO müdahalesi için yeterli bir sebep teşkil etmediğini ama Türkiye’nin NATO’ya müdahale konusunda başvuru yapmasının fırsatlar içeriğini vurgulamıştı!
 
Bakın bu ‘fırsat’ neydi?
 
NATO düşünce kuruluşu Atlantic Council sitesinde Jorge Benitez 27 haziran tarihli yazısında açıklıyor:
 
Türkiye NATO’ya 4. Madde kapsamında başvurarak, kendini bıçak sırtı bir pozisyona oturtmuştur. Ankara bu başvuruyla, NATO’nun kendisini yönlendirmesini ve NATO tavsiyelerini dikkate almayı taahhüt etmiştir.
 
Üçüncü adım Başbakan’ın beklentisi doğrultusunda olacak ve Türkiye Suriye sınırında bir veya birkaç provokasyon vuku bulacaktır!
 
30 Haziranda Cenevre’de toplanacak Suriye zirvesi, bu provokasyonlar ertesine denk getirilecek ve Türkiye küresel efendilerin öngördüğü biçimde sadece komşusuyla değil, İran ve Rusya ile de somut olarak karşı karşıya gelecektir.
 
Atlantic Council’ın yazarı Jorge Benitezin yazısı Irak ‘modeli’nden esintiler taşıyor:
 
Dün Suriye’nin kimyasal silah depolarının bulunduğu iddia edilen şam’ın banliyölerinde çatışmalar olduğu haberlere yansıdı. Amerika ve İsrail gayrı resmi olarak, bu depoların güvenliği sağlanamaz duruma gelirse, harekete geçmek zorunda kalacaklarını belirttiler. Suriye’de kanlı çatışmalar büyüdükçe, ve Esad rejimi umudunu yitirdikçe, çok daha büyük bir yangını ateşleyecek olayların olma riski artacaktır.
 
Bu sözler aslında sahneye konacak felaketin yol haritasıdır.. Yangını ateşleyecek olaylar PKK saldırısı sırasında Suriye askeri hüviyeti taşıyan tetikçilerin, Amerikan istihbarat paylaşımı sayesinde’ yakalanması olabilir.
 
Çadır kentlere yerleştirilmiş terör örgütü mensupları bu kez sınırın Türkiye tarafında bir katliam yapıp failin Suriye ordusu çıkması olabilir.
 
Bu sınır artık yedi düvelin paralı askerlerinin her türlü provokasyonuna açık hale gelmiştir!
 
Bu sınırlar geçmişte de her türlü provokasyona tanıklık etmiştir. Yıl 1957. Başbakan Adnan Menderes’ti.
 
2011’de İngiliz gizli belgeleri açıklanınca Suriye’yi çökertmek için yapılan PLAN şu cümlelerle tarihe geçti:
 
"Özgürlükçü güçlerin harekatını kolaylaştırmak ve Suriye rejimini en kısa zamanda güçsüzleştirmek ve askeri savunmasını devre dışı bırakmak için ‘önemli şahsiyetler ortadan kaldırılmalı’.. Bu operasyon, ayaklanmanın ve müdahalenin ilk safhalarında gerçekleştirilmeli."
 
İngiltere savunma Bakanı’nın İngiltere-ABD başkanları düzeyindeki Suriye operasyonu notlarında suikast planlarından, kanlı operasyonlara kadar her türlü pislik planlaması vardı.
 
Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleyecek operasyon 3 devlet adamına yapılacak suikast dalgasıyla başlayacaktı: 
Suriye Askeri İstihbarat Başkanı AbdülHamid Sarraj, Suriye Genel Kurmay Başkanı Afif El Bizri, ve Suriye Komünist Parti Başkanı Halid Bakdaş.
 
Gizli belgelerde şu sözlerde yeralmaktaydı: "Suriye’de, CIA ve MI6 küçük sabotaj ve olaylar dizisini devreye sokacaktır.."
 
Yapılan sabotajlarla Suriye’nin komşu ülkelere tehdit oluşturduğu görüntüsü verilmelidir’..
 
Psikolojik olarak ve saha çalışmalarında halkta gerilim yaratılmalıdır. Ürdün Irak ve Lübnan’da yapılan operasyonlar sonucu bu ülkeler şam’ı suçlamalıdır’ deniyordu.
 
Plan’a göre, Türkiye, İngiltere- ABD gizli operasyonlarında aktif rol alacaktır.
 
***
 
Türkiye’ye 55 yıl sonra benzer görevler tevdi edilmektedir. Türkiye yönetiminin 4. Madde kapsamında NATO’ya başvurması sağlanmış, NATO/Gladyo ‘tavsiyeleri’ emirleri doğrultusunda hareket etmesi garanti altına alınmıştır.
 
30 haziran Zirvesi Türkiye’yi bir daha içinden çıkamayacağı bir KISKACA sokabilir ve koca bir milleti ateşe atabilir.
 
Türk Milleti ve Türk aydınları bu oyuna gelmeyeceklerini haykırmalıdır!
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !