09 Aralık 2019 Pazartesi Saat:
16:38
23-06-2012
  

Tahran?da Düzenlenen Alevi?Bektaşi Konferansının Ayrıntıları

İslami Kültür ve İrtibat Kurumunun Kültürel araştırma ve Uluslar arası merkezi ile İslami Azad Üniversitesi Fars Edebiyatı ve İrfan-i Araştırmalar bölümü Alevi-Bektaşi Konferansı yaptı.

Facebook da Paylaş




 



İslami Kültür ve İrtibat Kurumunun Kültürel araştırma ve Uluslar arası merkezi ile İslami Azad Üniversitesi Fars Edebiyatı ve İrfan-i Araştırmalar bölümünün girişimleriyle Tahran'da “Alevi – Bektaşi” konferansı düzenlendi. 

  Konferansın açılış konuşmasını “Horasan'dan Rum'a Hacı Bektaş” bağlığıyla Seyyid Mehdi Seyyidi yaptı. Konuşmasında Hacı Bektaş Veli'nin Musevi seyitlerinden olduğunu savunarak şunları söyledi: “Hacı Bektaş'ın düşünce ve çehresi tanınmamıştır. Mevlana hakkındaki çelişkili söz ve farklı açıklamaları tarihte açıkça gördüğümüz gibi, Hacı Bektaş'ın hakkındaki çelişkili ve farklı açıklamalar ondan kaç kat daha fazladır.

Konferansın bir diğer konuşmacısı doktor Meryem Mu'zi, “Bektaşilik ve İsmailiye; İnanç ve Ritüellerdeki Benzerlikler” başlığıyla bir konuşma yaptı. Konuşmasında şunlara değindi: “İsmailiye ile Bektaşilik dahil tüm sufi fırkalar arasında vahdet-i vücut, Batınilik, kamil insanın övülmesi ve sır ve gizlilik gibi ortak noktalar bulunmaktadır. İsmailiye ve Bektaşilik her ikisi de kendilerini tarikat olarak tanıtmakta ve imam Cafer Sadık'a (a.s) bağlılıkları gibi özelliklerde bu müşterek noktalardandır.

Beyaz renge verilen önem, kaftan, cübbe giyimi ve önde gelen kişiler için baba sözcüğünün kullanılması gibi şeyler bu iki fırkanın müşterek noktalarındandır. Şeriata ve fıkıh kurallarına gerekli önemin gösterilmemesi ve ibadet yerine ut (saz) çalmak ve kaside okumakta bu iki fırkanın ortak noktalarındandır.

Konferansın bir diğer konuşmacısı Doktor Şahab Veli, “Alevi- Bektaşi inançlarında Şii kökleri” başlığı altında bir konuşma yaptı. Konuşmasında şunlara değindi: “Bektaşilik inançlarının menşei ve tarihteki yeri hakkında başta Türk araştırmacılar olmak üzere batılılar tarafından bir çok araştırmalar yapılmıştır. Araştırmacıların görüşlerini üç noktada toplayabiliriz. Bu gruptaki araştırmacılar daha çok İslam'dan önceki Türklerin kökleri üzerinde durmuş ve Şamanizm'in Alevilik – Bektaşilik inançları üzerindeki etkileri üzerinde durmuşlardır. Bu gruptaki araştırmacılar oldukça sistematik ve kılı kırk yararcasına bu iki inancı incelemişlerdir.

İkinci grup araştırmacılar Bektaşiliği “Gulat” grubundan saymıştır.

Türkiye'de de olan üçüncü grup araştırmacılar ise Bektaşiliğin Şiilik ile çok derin bağının olduğuna inanmaktadırlar.

Birinci grup araştırmacıların görüşlerinin doğru olmadığını belirten Doktor Şahab Veli, Bektaşiliği Şaman Türklerinden geriye kalanlar olarak gören araştırmacılar, Bektaşiliğin birinci el kaynaklarına başvurmadan bu kanıya varmışlardır. Bu tür bakış şark bakışıyla bağdaşmamaktadır ifadelerini kullandı.

Doktor Şahab Veli, Şii köklerinin Bektaşilikte olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu fırkadaki Şii köklerinin ilki ve en barizi bu fırkadakilere Alevi denilmesidir. Her kim kendisine Alevi adını koyuyorsa açıkçası kendisini Hz. Ali'ye mensup bilmektedir.”

Bektaşilik – Aleviliğin köklerinin Şiilikten ilham alınma olduğunun çok açık olduğunu ifade eden Doktor Şahab Veli, Bektaşilik kaynaklarındaki hadis ve rivayetler, Hz. Sadık'ın (a.s) makam ve has yerinin bu fırkadaki yeri, metinlerinde On İki İmamların adlarının geçmesi, Hacı Bektaşi'nin nesebinin Yedinci İmam'a (a.s) ulaşması gibi nişaneler bu fırkanın Şia köklerinden gelme olduğunu göstermektedir.”

İslami Kültür ve İrtibat Kurumu araştırmacılarından Şehruz Felahet, programın son konuşmacısıydı. Şehruz Felahet, konuşmasında Şia ve Bektaşiliğin inanç ve kültürel ortak noktalarına değinerek bu ortak kültürel ve dini noktaların geliştirilmesi için yararlanılması gerektiğini söyledi.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler