16 Eylül 2019 Pazartesi Saat:
19:53
14-06-2019
  

Abit ve Köpek

Köpek nefsli Bahaî, duydun mu itin sözün. Git de kanaati sen, o itten öğren özün.

Facebook da Paylaş

 

 
 
 
 
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
Şeyh Bahaî
 
 
 
 
Vaktiyle abit bir kul dağa çıktı Lübnan'da. Rakîm ashabı gibi çekildi inzivaya
Dünyadan yüz çevirdi, Allah'ına yöneldi. İzzet hazinesini buralarda keşfetti
 
Rabbi için aç kaldı, günlerce oruç tuttu. İftarlarda kendini hep ekmekle avuttu
Yarısını akşam yer, yarısını saklardı. Onu da sahurda yer, kanaatle yaşardı
 
Bir süre böyle geçti, inmedi hiç köyüne. İnmek de istemedi, dönmedi hiç evine
Nihayet bir gün ekmek kalmamıştı bohçada. Açlıktan bitkin düştü, zayıfladı bir anda
 
İlk akşamı aç kaldı, yatsıya zor dayandı. Karnı aç olduğu çun fikri hep taamdaydı
Ne takati kalmıştı, ne de derman açlıktan. O gece yatamadı, mahrum kaldı namazdan
 
Sabah olunca artık dedi şehre ineyim. İnip de bir çırpıda yemek falan yiyeyim
Bir şehre girdi ki, sakini ehl-i zarar. Yarısı ateşperest, yarısı da sahtekâr
 
Ne var ki abit açtı, dayandı bir kapıya. İki ekmek kopardı, ateşperest de olsa
Aldı ekmeği abit, teşekkür edip çıktı. Ekmeği görünce sanki tekrar gönlü açıldı
 
Geri dönüp giderken yine hiç korkmuyordu. İki ekmekle o gün iftarı düşlüyordu
Ateşperest adamın bir köpeği var idi. Zavallı da açlıktan bir deri-bir kemikti
 
Yanında top çizilse, onu ekmek sanırdı. Biri de “etmek” dese, onu ekmek anlardı
Görünce abitte'kmek, koştu hemen ardından. Kuyruğunu sallayıp ekmek istedi ondan
 
Köpeği gören abit birini ona verdi. Biri de bana yeter deyip geri çekildi
Ne var ki köpek açtı, yine kuyruk salladı. Bir ekmek daha deyip hemen yanına vardı
 
Abit ise gönülsüz, onu da verdi naçar. Korkmuştu çünkü ondan, biri etmemişti kâr
Aç köpek iştahlıydı, onu da yedi ama. Bir kez daha takıldı abitin arkasına
 
Gölge gibi izledi, onu hiç kaybetmeden. Havlamakla kalmayıp yapıştı giysisinden
Şaşırmıştı bir anda, durum olunca ciddi. Senin gibi hayâsız var mı bir köpek, dedi
 
Elimde avucumda ne varsa yedirdim ya. Daha ne istersin ki, git başkasına havla
İki ekmeğim vardı, onları da sen yedin. Bir de yetmezmiş gibi üstümü pençeledin
 
Köpek dile gelerek dedi; ey kemal ehli. Ben hayâsız değilim, ne de celal ehli
Küçüklüğümden beri hep burada yaşadım. Bu evi ben kendime ebedi yuva yaptım
 
Koyunları ben güder, evini gözetirdim. Sahibim de lütfetse bir lokma ekmek yerim
Bazen bol kemik verir, bazen de aç bırakır. Günlerce yanar ağzım, post kemiğe yapışır
 
Bazen bu ateşperest kendi de tok dolaşmaz. Hele sen beni boş ver, kendine nan bulamaz
İşte duydun gerçeği, ben bu halde yaşadım. Yine de ondan başka kimseye el açmadım
 
Yaşlı ateşpereste ben, hep bekçilik eyledim. Verdiğine şükrettim, vermeyince sabrettim
Ama sen böyle misin, olmayınca bir akşam. Sabır direğin çöktü, yüz çevirdin Allah'tan
 
Bir anda yardan geçip iniverdin bayıra. Ateşperest demeyip yapıştın kapısına
İki lokma ekmek için reva mı dosttan geçmek? Düşmanıyla barışmak, post değiştirmek?
 
Yüzün varsa hak ver, ey yüzsüz seçkin adam. Hayâsız bir ben miyim, yoksa sen misin, inan
Hakkı duyunca abit şaşırdı sessiz kaldı. Köpekten aldı dersi oracıkta bayıldı
 
Köpek nefsli Bahaî, duydun mu itin sözün. Git de kanaati sen, o itten öğren özün
Sabırla açılmazsa yüzüne hak kapısı. Seni de geçer elbet o köpeğin pahası
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler