18 Haziran 2018 Pazartesi Saat:
02:55

Acemce Namaz, Acemice Namaz-1

29-01-2015 10:30


 

 

 

 

بسم الله الرحمن الرحيم

حم

تنزيل من الرحمن الرحيم

 

كِتَابٌ فُصِّلَتْ آيَاتُهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

 

"Hâ Mîm. Bu, Rahman ve Rahîm (Allah) tarafından bilen bir toplum için ayetleri genişçe açıklanmış, müjdeleyici ve uyarıcı Arapça bir Kur'an olarak indirilmiş bir kitaptır." Fussilet/3

Mustazaf halklar tarih boyunca zorba güçler tarafından hep ezilmişlerdir. Bilinçlenmeleri her daim engellenmek istenmiş, zaafa uğratılmış, güçten düşürülmüş, ruhi ve maddi acıdan zayıflatılmak hedefiyle özlerinde var olan cevher ve güce ulaşmamaları sağlanmıştır.

 

Türkiye'deki iktidarlar da bu zulmü vatan toprakları üzerinde yaşayan halka çok defa reva görmüş ve onları aktif halden pasif hale getirebilmek adına her şeyi yapmışlardır?
 

Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen "Türkiye Laikliği" din politikaları adı altında bazen isabetli kararlar vermişlerse de; yaptıkları inkılâpların birçoğu Mustazaf halkların mukaddesatlarına art niyetli yaklaşmaktan başka bir şey değildir.
 

Cumhuriyeti'nin kurulduğu dönemde Diyanet İşleri Reisliği, Temmuz 1932 tarihli bir genelge ile resmi olarak ülke genelinde Türkçe ezan uygulamasını başlatmıştır. Tek ve Dikta parti olan CHP iktidarı döneminde bu uygulama 18 yıl boyunca hayatta kalmış ve buna karşı çıkanlar Serpuş (şapka) inkılâbındaki gibi idam edilmemiş ama ondan da az cezalara çarptırılmamışlardır. 1950 seçimlerinde birinci parti olan Menderesin Demokrat Partisi, bu tarihten itibaren ezanın aslı olan Arapça ezanın okunmasını istemiş ve tarihten bugüne değin de bu böyle süregelmiştir.
 

Laik kesim yaptıkları din politikalarını, namaz ve ezanın Türkçeleştirilmesini: "Efendim, amacımız toplumun yaptığı ibadetlerde ne dediğini bilmeleri adınadır." diyerek kendilerinin haklı olduklarını izah etmeye çalışmışlardır. Hatta Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir dönem ezanın Türkçe okunmasını da örnek göstererek sanki çok sağlıklı bir İslam devleti olan Osmanlı'dan medet dahi ummuşlardır. Ama her yalanın eksikleri olduğu gibi bunun da izah edilemeyen birçok eksiği vardı. Gelin ilk önce 1932-1950 yılları arasında okunan Türkçe ezana bir bakalım:
 

Tanrı uludur (x4)


Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı'dan başka yoktur tapacak (x2)


Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı'nın elçisidir Muhammed (x2)


Haydi namaza (x2)


Haydi felaha (x2)


Namaz uykudan hayırlıdır* (x2)


Tanrı uludur (x2)


Tanrı'dan başka yoktur tapacak

 

Evet, görüldüğü gibi iki tekrarlı bir satır hariç hepsi Türkçe. Peki, "Haydi felaha" yani "Haydi kurtuluşa" cümlesindeki "Felah" kelimesi neden Türkçeleştirilmemiştir? Evet, vardır mutlaka bunda bir art niyet. Çünkü dertleri İslam, dertleri namazdır bu eşhasın. "Haydi kurtuluşa" yani namaz kurtuluş demektir. "Haydi kurtuluşa" yani İslam kurtuluş demektir.


Ayrıca Laikliğin temel payelerinden birisi, ülke içerisinde var olan dinlerin korunması ama devlet işlerinden uzak tutulmasıyken; sen gel İstanbul ve diğer illerde yaşayan Yahudilerin İbranice olan ibadetine ya da Ortodoksların Rumca ve Katoliklerin Latince vs. yaptığı ibadetlere karışma ama ülkenin kahır çoğunluğu olan Müslümanların ibadet sistemine karış. Ezan Türkçe olmalı! Neden? Çünkü bu ülkede Türkler yaşıyor. Bakın Ziya Gökalp ne diyor:

 

"Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.


Köylü anlar manasını namazdaki duanın


Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur


Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın


Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın."

 

Hadi ezanı, namazı Türkçe yapıp kanunlaştırdınız da ya diğer etnik kökenler? Be akletmekten yoksun adam! Arapça ezan ve namaz senin gücüne gidiyor da, Türkçe olanı Kürt'ün gücüne gitmiyor mu? Boşnak'ın, Pomak'ın, Laz'ın gücüne gitmiyor mu? Aslında işin özü Efendilerin egolarını tatmin etme ve aldıkları emirleri yerine getirme çabalarından gayrı bir şey değildir.

 

Devam edecek...

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !