18 Kasım 2019 Pazartesi Saat:
14:24

Ahiru’z-Zaman’dan Başarıyla Çıkma

02-09-2019 13:27


 

 

 

 

 

Ahiru’z-Zaman’da Fitnelerden Güvende Kalmanın ve İmtihanlardan Başarılı Çıkmanın Yolları

 

 

Ahiru’z-Zaman’dan maksat, İmam Mehdi’nin zuhuruna yakın olan zamandır. Yoksa bazılarının düşündüğü gibi kıyametten önceki zaman değildir.

 

İmam Mehdi (a.s)’nin zuhuru yaklaşınca yani Ahiru’z Zamanda imtihanlar çoğalacak ve ağırlaşacaktır. Bu zamanda fitnelere düşmememiz için basiretimizi ve bilincimizi artırmalıyız.

 

İmam Ali (a.s) buyuruyor: “Ahiru’z Zamanda bizim taraftarlarımız şöyle olacaklardır: Bir ambar un gibi ki bu ambardaki unun bir kısmı küflenmekte ve ambarın sahibi, küflenen kısmı ayırıp çöpe atıyor ve gerisini tekrar ambara koyuyor. (Bu benzetme İmam Ali’nin kendisine aittir.) Sonra bu geri kalan unun yine bir kısmı küflenmekte ve ambarın sahibi yine küflenen kısmı çöpe atmakta ve geri kalan sağlam kısmı ambara geri koymaktadır. Sonra yine aynı şekilde unun bir kısmı küflenmekte ve ambarın sahibi yine küflenen kısmı çöpe atmakta ve geri kalan sağlam kısmı ambara geri koymaktadır. Bu durum o kadar devam etmekte ki geriye sadece birkaç lokma ekmek olacak kadar un kalmaktadır.”

 

Ahiru’z Zamanda İmtihanlardan Başarılı Çıkmanın Yolu Şu 3 Şeydir:

 

1- Rehberlik makamına uymak. Ehlibeyt taraftarları tarih boyunca hiçbir zaman başıboş bırakılmamışlardır. Hatta Peygamberimiz (s.a.a) ve 12 İmamlar’ın huzur zamanında dahi çeşitli bölgelere vekiller-rehberler gönderilmiştir. Örneğin; Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a), Muaz b. Cebel’i Yeme’ne vekili olarak göndermiştir. İmam Ali (a.s) kendi hükümeti zamanında Malik Eşter’i Mısır’a vali ve rehber olarak göndermiştir. Diğer Masum İmamlar da ulaşamadıkları yerlere vekiller göndermişlerdir. İmam Musa Kazım (a.s)’ın ömrünün çoğu Abbasi zindanlarında geçtiği için Ehlibeyt dostlarının işlerini, İmam Musa Kazım (a.s) tarafından seçilen vekiller-rehberler idare etmişlerdir. Bu silsileye uymak, imtihanlarda başarılı kılar.     

  

Peygamber (s.a.a), Ammar b. Yasir’e şöyle buyurmuştur:  

 

اِذا سَلَكَ النّاسُ كُلُّهُمْ وادِياً وَ عَلِيٌّ سَلَكَ وادِياً فَاسْلُكْ وادِياً سَلَكَهُ عَلِيٌّ وَخَلِّ النّاسَ طُرّاً

 

“Ey Ammar! Eğer öyle bir zaman gelirse ki bütün insanların hepsi bir vadiden giderse ve Ali de tek başına başka bir vadiden giderse, sen Ali’nin gittiği yoldan git.”

 

İmam Ali (a.s) burada rehberlik makamındadır. Onu göz önünde bulundurun ve herkes onu terk etse de siz ondan ayrılmayın. Daha sonrasında onların seçmiş oldukları naipleri ve vekilleri bu makamdadır. Günümüzdeki dini otorite ise müçtehitlerdir ki hepsinin başında rehberlik makamı vardır. Peygamberimiz (s.a.a)’den aşağıya doğru devam eden bu rehberlik makamına düşmanlık edenlere karşı dikkatli olmalıyız.  

 

2-Düşmanlarla Dost Olanlara Dikkat Etmek: Düşmanın dost olduğu kimselere karşı da dikkatli olmalıyız. Zahiren dindardır, âlimdir, ama düşmanlarla dosttur. Düşmanlar onu korurlar, onu överler. Zahiren kötüleseler bile gerçekte korurlar. Örneğin; Suriye’de İsrail ve Amerika kimleri destekliyor ve kimleri düşürmeye çalışıyor. Düşmanların desteklediği kimselerden uzak durmak gerekir. Düşman birsilerini durduk yere desteklemezler. Kesinlikle çok büyük çıkarları vardır. Üç beş lokma kullandığı kimselerin önüne atsa da çok büyük menfaat elde etmedikçe kimseye faydaları dokunmaz. Amerika eğer bir terör örgütünü destekliyorsa, herkesin buna dikkat etmesi gerekir.  

 

3-Ahiru’z Zamanda imtihanlardan başarılı çıkmanın bir diğer yolu öncelikleri belirlemektir. Bunun bir diğer adı da vazifeyi belirlemektir. Öncelikleri teşhis edebilme gücümüzü artırmalıyız. Hangisi daha önemlidir. 

 

Ahiru’z Zaman fitnelerinden birisi; herkesin güzel söz ve iyi amel peşinde olduğu fitnelerdir. Güzel ve hayırlı bir iştir; ama önceliği yoktur. Bunların kendisi fitneye neden olur.

 

Müstehap bir ameldir, güzeldir. Ama dikkatsiz yapıldığında bir farzı terk etmeye neden olabilir. Bu durum insandan insana değişebilir. Şeytan, seni bildiği için gelir sana bir müstahap ameli yapmanı teşvik eder. Bilir ki sen bu müstehap ameli yaptığında filan farzı terk edeceksin.  

 

Öncelikleri belirleme gücünü artıran kimse, Ahiru’z Zaman fitnelerinden kurtulur. Daha önemli olanı, en önemli olanı belirleyen kimse kurtulur.

 

Basiret ile aklın yakın ilişkisi vardır. Rivayette geçmektedir:

 

İmam Ali (a.s): 

 

لَيْسَ الْعاقِلُ مَنْ يَعْرِفُ الْخَيْرَ مِنَ الشَّرِّ وَ لكِنَّ الْعاقِلَ مَنْ يَعْرِفُ خَيْرَ الشَّرَّيْنِ؛

 

“Akıllı kimse, hayırlı olanı şerli olandan ayırt edebilen değildir; akıllı kimse, iki şer arasında hangisinin daha ehven (şerrinin daha az) olduğunu teşhis edebilen kimsedir.” (مطالب السئول، ص ۲۵۰)

 

Akıllı kimse, iki şer arasında hangisinin daha kötü olduğunu teşhis edebilen kimsedir.

 

Bazıları olumsuzluklar karşısında hemen onun aleyhinde fırtına kopartırlar. O olumsuzluğu herkese yayarlar, duyururlar. Ama dikkat etmelisin ki senin koparttığın bu fırtına, daha kötü sonuçlar doğurabilir.

 

Örneğin: Filan okula giden ve başka okula da gitme imkânı da olmayan bir öğrenciye, o okuldaki bazı olumsuzları dillendirmek – doğru olsa dahi – o örenciye faydası değil zararı olur. Öğrenciyi o okula gitmekten ve orada ders okumaktan soğutur. Başka okula da gitme imkânı olmadığı için ders okuyamaz. 

 

O yüzden basiretli ve bilinçli davranılmalı ve kötü olan, daha kötü olana tercih edilmelidir.

 

Bakın! İmam Ali (a.s) Ebu Musa Eş’ariye, basiretsizliği yüzünden İslam Toplumuna verdiği zarardan dolayı namazların kunutlarında sürekli ona lanet ediyordu. Ebu Musa Eş’ari, Hakemlik olayında Muaviye ve Amr As tarafından kandırılmıştı.       

 

Bazı olumsuzlukları gündeme getirmek, daha kötü sonuçlar doğurur. Bunu teşhis edebilenler, fitnelerden kurtulabilir. Bu durumda daha az kötüyü tercih etmek gerekir.

 

Bazıları diyor: “Hayır, mümkün değil, ben kötü olanı hiçbir zaman tercih etmem. Söylerim.” Bir de yanına şu hadisi ekliyorlar “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan’dır.” Her olumsuzluğu ve kötülüğü dillendirerek her yerde yazıyorlar. Kötü olanı söylemekten hedefimiz nedir? Ortamı daha güzel hale getirmek mi? Ama o olumsuzlukları söyleyince ortam daha kötü olacaksa, bunu söylemenin ne anlamı vardır?

 

İmam Hasan (a.s) barış yaptı, ama İmam Hüseyin (a.s) kıyam etti. Eğer kıyam etmek, barış yapmaktan daha çok faydası olacak olsaydı, İmam Hasan (a.s) da kıyam ederdi.  

 

Öncelikleri belirlemek budur. Öncelikleri belirleme, gücünü artırmak, basiretimizi artırır ve bu şekilde de Ahiru’z Zaman fitnelerinden korunuruz.

 

Öncelikleri belirleme hususunda bir diğer nokta: Yapacağımız hayır işlerde hangi iş daha önceliklidir? İki tane hayır iş vardır; ama hangisini önce yapmalıyız?

 

Bazen şeytan, seni, önemli bir hayır işten vazgeçirmek için sana bu işi yapma diye vesvese etmez; önüne önemi az olan başka bir hayır iş çıkartır, gözünde onu büyütür ve seni bu şekilde daha hayırlı işten vazgeçtirir.

 

Ağaç sulamak güzeldir ve insanlığa hizmet olduğu için de sevabı vardır. Ama elimizde olan az bir suyla, sulanmadığında kuruyacak bir fidan dururken sulamasan dahi susuzluğa uzun süre dayanabilecek koca bir çınarı sularsan bu, vebaldir, günahtır ve haramdır.    

 

Ahiru’z Zamanda fitnelerden kurtulmanın yolu bunlardır.

 

Allah’ım! Günümüzde karşımıza çıkan fitnelerden ve imtihanlardan başarılı çıkmayı bizlere nasip et. Rehberlik makamını idrak etmeyi, düşmanları tanımayı ve öncelikleri belirleme basiretini bizlere nasip et.  

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Flag Counter