17 Ekim 2019 Perşembe Saat:
22:01
20-02-2019
  

Ahlak Sohbetleri 10. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Şubat/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

Geçtiğimiz derste ahlaki gelişim yolunda ilerleyebilmesi için insanoğluna Allah’ın bahşettiği yedinci nasihat edici olan varlık âlemini açıklamıştık. Evet, yer, gök, yıldızlar, kuşlar, ağaçlar, hayvanlar, yağmur damlaları, yapraklar vs. her şey bizlere nasihat ediyor. Kısacası İmam Ali ve İmam Kazım’ın buyurduğu gibi gözün gördüğü her şey nasihat ediyor.

 

Soru:Acaba zalimler, fasıklar, müşrikler gibi kötü insanlar da bizlere nasihat ediyor mu?

 

Cevap: Yedinci nasihatçi, istisnasız her şeyi ve herkesi kapsıyor. Tıpkı şu örnekteki gibi; Lokman Hekim’e sormuşlar “Edebi kimden öğrendin?”, “Edepsizlerden” diye cevaplamış. “Nasıl?” diye sorduklarındaysa şu yanıtı vermiş: “Onların yaptıklarını –kötü işler- terk ederek.” Bu nedenle insan için, kötü insanlar bile nasihatçi olabilir.

 

Kur’an’da İsyankârların Nasihati

 

Yüce Allah Kur’an’ın çeşitli yerlerinde bu konuya örnek vermiştir. Bizler Kur’an’dan iki örnekle yetineceğiz.

 

“Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Allah, onları yerle bir etti. O kâfirler için de bunun bir benzeri vardır.” Muhammed/10

 

Ayette belirtildiği üzere isyankâr ve hak ile savaş halinde olanların akıbeti herkes için ibret vericidir.

 

Kur’an-ı Kerim’den başka bir örnek ise şudur:

 

“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.” Hac/46

 

Yeryüzünde Yolculuk mu Yoksa Gezinti mi?

 

Seyir İslami açıdan çok önemli olmakla beraber birçok ayette de yer verilmiştir. (Yusuf/109, Rum/9, Fatır/44, Muhammed/10) “Gezmek, gezi, gezinti” kelimeleri “seyir, yolculuk” ifadeleriyle farklıdır. Gezginler zevk almak için güzel ve tarihi yerlere giderler. Ancak Kur’an’da geçen “seyir ve yolculuk”un hedefi ibret almak ve gafletten uyanmaktır.

 

Yeryüzünde yolculuğun neticesi kalbin uyanışı, tefekkür ve hakkın mesajını duymak olmalıdır. Firavun’ların, Nemrud’ların, Ebu Sufyan’ların, Muaviye’lerin, Yezid’lerin ve diğer zalimlerin hayatlarında da yolculuk etmek ve ibret almak gerekir. Kan emici Saddam’ın hayatı bize ibret vermiyor mu? Kendine göre bir makamı, şöhreti ve azameti vardı, ancak aşağılayıcı bir biçimde idam edildi! Açıkçası bunların hayatları da nasihatçidir.

 

Karun’un Hayatından Nasihatler

 

Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde insanların ibret alması için kötü ve imansız kimselerin hayatlarına yer verilmiştir. Bunlardan biri de Kasas Suresi’nin 76. ayetinden 82. ayetine kadar zikredilen Karun’un hayatıdır. Bu ayetlerin derinliğiyle ilgili çok sayıda kitap yazılabilir!

 

Karun’un Göz Kamaştıran Serveti!

 

“Karun Musa’nın kavmindendi. O, gücüne dayanarak onlara haksızlık etmekteydi. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını güçlü kuvvetli bir ekip bile zor taşırdı. Halkı ona şöyle demişti: Sakın şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” Kassas/76

 

Bu ayette dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır:

 

*İmanı olmayan Karun, Firavun’un kavminden değildi, Hz. Musa’nın akrabasıydı! Fakat Firavun’ların yolundan giderek Hz. Musa’ya ve kavmine zulmetti. Yani, Peygamber ailesinden de olsan, yalnızca aile bağları kurtuluşa sebep olmuyor!

 

**Yüce Allah, Karun’a hayrete düşüren çoklukta servet vermişti. Karun’un o kadar çok serveti vardı ki hazineleri ve depolarının anahtarlarını taşıyabilmek için güçlü bir ekip görevliydi! Tabii o zamanın anahtarları günümüzdeki anahtarlara göre daha büyüktü. Ancak yine de anahtarları taşıyabilmeleri için güçlü bir ekibin görevli olması ne kadar çok serveti olduğunun göstergesidir. Ne yazık ki bu servetin şükrünü yerine getirmemesi ve servetine olan düşkünlüğü akıbetinin kötü olmasına neden oldu.

 

Karun’a Dört Nasihat

 

Musa’nın kavmi Karun’un azgınlığını, sapkınlığını, kibir ve gurur içinde olduğunu görmüştü. Karun’a mal ve servetinden ötürü mest olduğunu söylemek ve onu şeytanın yolundan döndürebilmek için nasihat ettiler. Karun’a dört nasihatte bulundular. Bu dört nasihat aslında bütün zenginlerin işine yarayacak ve onları saadete ulaştıracak türdendir!

 

1- Öbür Dünyanı da Düşün!

 

“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet...” Kasas/77

 

Yani dünyanın geçici mallarıyla kıyamet gününe kalıcı sermaye hazırla. Akıllı insan, geçici dünyada geçici mallarla, kalıcı ahiret yurdu için kalıcı mallar hazırlar. Kısacası tüm malını bu dünyan için harcama, öbür dünyanı da düşün!

 

2- İhtiyaç Miktarınca Servet!

 

“Dünyadan da nasibini unutma...”Kasas/77

 

Ey Karun! Bu dünyada mal ve servetinin ne kadarını harcayabileceğini düşündün mü? Yüzde kaçını sen, ailen, akrabaların, arkadaşların, hatta senden sonra gelecek olan yakınların harcayabilir? Bu soru üzerinde bütün zenginler düşünmeli. Acaba helal ya da haram yollardan trilyonlar kazananlar bunu düşünmüşler midir? İnsanoğlu bu dünyada sınırlı bir zaman diliminde yaşıyor ve ölüm vakti geldiğinde, götürebileceği yalnızca bir kefendir! Acaba bu kadar mal ve servet biriktirmek için çaba harcamak akıllıca mı?

 

Bazı insanlar öldüklerinde kefen bile götüremiyor! Tağut (Şah) zamanında çok zengin bir adam ülkenin kuzeyinde dağlık bir bölgede yürüyüş yapıyordu. Birden uçurumdan aşağı nehre düştü. Arama kurtarma ekipleri ne kadar uğraştılarsa da cesedini bulamadılar. Kaybolan adamın oğlu yüklü bir miktar para ödeyerek nehirde arama yapmaları için özel dalgıç ekibi bile kiraladı. Ancak bulunamadı. Belki de oğlunun babasından dolayı içi yanmıyordu… Belki öldüğünü kanıtlayıp tüm o mal varlığın sahibi olabilmek için uğraşıyordu!

 

3- İhsan Edenlerden Ol!,

 

“Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de (insanlara) iyilik et...”Kasas/77

 

Sahip olduğun tüm mal varlığı, kendi şahsi harcamaların için değil, sen toplumdaki ihtiyaç sahipleri için bir vekilsin! O halde Allah’ın sana bağışladığı gibi sen de ihtiyaç sahiplerine ihsanda bulun ve yardımcı ol. Onları malına ortak et. İhsan iyi bir şeyse sen de ihsanda bulun!

 

4- Bozgunculuk Yapma!

 

“Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.”Kasas/77

 

Bu sayılan üç şeyi yerine getiremiyorsan, en azından bozgunculuk yapma, zira Allah bozguncuları sevmez!

 

Ne yazık ki Karun insanların nasihatlerine kulak asmayarak bozgunculuk yaptı. Hz. Musa (as) zekât hükmünü ona söylediğinde, Karun bir plan yapıp zekât vermekten kurtulmayı hedefliyordu!

 

Karun, kötü işlerde bulunan bir kadına Hz. Musa’nın vaaz verdiği bir meclise gitmesini ve haşa Hz. Musa ile meşru olmayan bir ilişkisi olduğu iftirasında bulunmasını söyledi! Bunun karşılığında ise kadına belli bir miktar para verecekti! Kadın, Yüce Allah’ın Peygamberinin vaaz verdiği yerde hazır bulundu. O sırada Hz. Musa insanlara meşru olmayan ilişkilerle ilgili uyarılarda bulunuyordu. Birden biri ayağa kalkarak Hz. Musa’nın neuzubillah yoldan saptığı iftirasında bulunarak o kadından şahitlik etmesini istedi. Kadın planladıkları gibi adamın sözlerini onayladı! Hz. Musa o kadına hitaben şöyle buyurdu: “Allah’tan kork! Hakikati söyle!” Peygamberin bu sözünün karşısında kadın titreyerek söylediğinin yalan olduğunu itiraf etti. Bunların Karun’un komplosu olduğunu ve Hz. Musa’nın o iftiradan beri olduğunu söyledi. Bu şekilde Allah, Karun’un planını geçersiz kıldı. Dünya malı sevgisi insanı öyle bir hale getirir ki, insan Allah’ın Peygamberine bile savaş açar!

 

Zekâttan Kaçış İçin Bahane

 

Karun ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmamak ve zekât vermemek için şu bahaneyi öne sürüyordu: “Siz bu mal ve servetimi Allah’ın mı bana verdiğini düşünüyorsunuz? Hayır, öyle değil! Bu kadar zengin olmamın sebebi kendi ilmimden dolayıdır, kendi zahmetlerimin sonucudur.” (Kasas/78)

 

Karun’da bulunan ilim konusunda müfessirler farklı görüşlere sahiptir. Kimileri Karun’un bakırı altına dönüştürebilme konusunda ilim sahibi olduğunu, kimileri ise iyi ve güçlü yönetim konusunda ilminin olduğunu, kimileri de sanayide ilminin olduğunu savunuyor.

 

Her hâlükârda bu şekilde düşünen cahillere şunu sormak lazım: “İftihar ettiğin bu güç, ilim ve imkânı sana kim nasip etti? O halde şükrünü yerine getir ve onları O’nu razı etme yolunda kullan.” 

 

Karun’dan Daha Güçlü ve Zengin Olanların Akıbeti!

 

Kasas Suresi’nin 78. ayetinin devamında şöyle buyurulmuştur:

 

“(Karun) Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).”

 

 Ayetten anlaşılacağı üzere Karun’dan çok daha zengin ve güç sahipleri ondan önce de yaşamıştı. Onlar da kibir ve bozgunculuk yapıp, Allah’ın azabıyla karşılaştılar.

 

Güç ve Servet Gösterişinde Bulunmak!

 

Karun geçmiştekilerden ibret alıp ilahi yolda ilerlemek yerine tehlikeli bir gösterişte bulunarak, güç ve servetini insanların gözüne sokuyordu. Kızıl atlara binmiş, kırmızı kıyafetli dört bin kişi ve beyaz atların üzerinde kırmızı kıyafetler giymiş güzel hizmetçileriyle beraber Beni İsrail’in önünden geçiyordu!

 

Bu mal sarhoşluğu bazılarını, mallarını insanların gözüne sokmaya zorluyor! Karun da bu sarhoşlukla delirmişçesine binlerce kişiyle halkın önünden geçiyordu.

 

Ben-i İsrail’in Tepkisi

 

Beni İsrail Karun’un bu hareketi sonucu ikiye ayrıldı. Onların tepkisi Kasas Suresi’nin 79 ve 80. ayetinde şu şekilde açıklanmıştır:

 

“Dünya hayatını arzulayanlar, ‘Keşke Karun’a verilenin benzeri bizim de olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir’ dediler.”

 

Bazı dünyaperest ve imanı zayıf olanlar Karun’un serveti karşısında büyülenmişçesine o büyük servetin sahibi olabilmeyi arzuladılar.

 

“Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise ‘Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir’ dediler.”

 

Bu ayetten, her şeyin ilmin gölgesinde olduğu anlaşılıyor. İlim olduğu takdirde insan şeytana kanmaz ve Karun’un servetini arzulamaz. Bu ilim sayesinde, bu ikinci grup ilahi sevabı Karun’un tüm servetine değişmez! Bu makama ulaşabilmek için iman, salih amel, sabır ve istikamet gerekir. Sabır heva ve hevesin, şeytanın vesveselerinin ve dünyanın cazibelerinin karşısındadır.  İman, salih amel, sabır ve istikamet ilahi sevaba ulaştırır.

 

Karun’un Cezası!

 

“Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!” Kasas/81

 

Ayetin başında geçen “fai tefri” Arap edebiyatında bir işin hemen arkasından gerçekleşen şeylerde kullanılır. Aradan zaman geçtikten sonra gerçekleşen şeylerde ise “summe” kullanılır. Yukarıdaki ayetten ise Karun’un güç ve servet gösterisinden hemen sonra, Allah’ın yere emir vererek Karun’u ve tüm servetini yok ettiği anlaşılıyor.

 

Aldananların Uyanışı

 

Karun’un hayatı Beni İsrail içerisindeki aldananları uyandırdı. Daha düne kadar Karun’un yerinde olmayı isteyenler, Allah’a Karun’un yerinde olmadıkları için şükür etmeye başladılar. Yani Karun’un kıssası, insanlara nasihat etti. Buradan da anlaşılacağı üzere kötü insanların da hayatları nasihat ediyor. Tarihteki diğer bozguncular ve katiller de bizlere nasihat ediyor.

 

Haccac bin Yusuf es-Sekafi zamanında bir âlim “Eğer tarihte yaşamış cinayetkarlar arasında müsabaka yapılsa ve Haccac da yarışsa kesinlikle Haccac kazanır!” Onun hayatı da insanlar için nasihatçidir.

 

İmam Ali’nin tüm âlemin nasihatçi olduğunu buyurmasında önemli bir nokta vardır. Âlemden nasihat alabilmek için uyanık bir akıl, gören gözler ve işiten kulaklar gerekir. Bu şekilde insan her şeyden hatta bir karıncadan bile nasihat alabilir.

 

İnşallah nasihatçilerden nasihat alabilir, Allah’a yönelebilir ve güzel ahlaka sahip olabiliriz. 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler