22 Temmuz 2019 Pazartesi Saat:
17:24
03-04-2019
  

Ahlak Sohbetleri 14. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Nisan/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

Ahlak ilminin diğer İslami ilimlerle nasıl bir bağlantısı vardır? Bu sorunun daha iyi anlaşılabilmesi için İslami ilimleri ele almamız gerekir.

 

İslami İlimler Nelerdir?

 

Altı ilim, İslami ilimler; altı ilim de İslami ilimlerin temel ilimleri olarak sayılır.

 

İslami İlimler:

 

Akaid, tefsir, fıkıh, usül, hadis ve diraye ilmi

 

İslami İlimlerin Temel İlimleri:

 

Nehv, sarf, lügat, rical, mantık, anlam-beyan ilmi

 

Bir Soruya Cevap

 

Bazıları şöyle diyor “Şu konuda şu hükmün verilmesinin sebebi nedir? Âlimler neden filan konuda filan fetvayı verdiler?” Bu tür sorular soranlara cevabımızı şöyle arz edelim: bir hükmün veriliş sebebini derk edebilmek için islami ilimleri bilmeniz gerekir. Yani “ilim havzasına” (Hovze-i ilmiyye: İslami ilimlerin okutulduğu medrese) gelip, en azından on yıl aralıksız, tam gün boyunca düzenli bir şekilde ders almanız gerekir. Ondan sonra içtihadın ilk aşamasına ulaşarak, hükümlerin nedenlerini anlayabilirsiniz. Bu aşamaya gelmeden hükümlerin nedenlerini derinlemesine anlayabilmek mümkün değildir. Mesela bir doktor düşünelim, tıp fakültesinde okumadan bir hastaya hangi ilaçtan ne kadar ve hangi zamanlarda vermesi gerektiğinin, hastanın hangi besinlerden uzak durması ve hangi besinleri tüketmesi gerektiğinin sebep ve felsefesini açıklayamaz. İlahi hükümlerin illetlerini anlayabilmek için de bahsettiğimiz şekilde dini bir eğitimin alınması gerekir. Bizler de bu noktada, ilahi hükümlerin nedenlerini derk etmek isteyenleri burada karşılıyoruz.

 

Bu açıklamadan sonra asıl konumuza dönebiliriz. Önce ahlak ilminin akaid ile ilişkisini ele alacağız.

 

Ahlak İlminin Akaid İlmi İle İlişkisi

 

Akaid ilmi (Allah’a, peygambere, ceza gününe ve Ku’an’a iman gibi konular akaid ilminin konularındandır) ahlak ilminin dayanağıdır. Her yerde hazır bulunan Allah’a imanı olan ve O’nun kendisine şah damarından bile yakın olduğuna (…Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız. Kaf 16) inanan biri ahlaki konulara çok önem verir. Kıyamet günündeki adalet mahkemesine iman, insanı ahlaklı olma noktasında daha istekli yapar. O öyle bir mahkemedir ki; hâkim, suçlu, şahit hepsi bir kişidir. Kıyamet gününde amel defteri ellerine verilecek olan kullarına Yüce Yaradan Kur’an’da şöyle buyuruyor:

 

“Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter, denilecektir.”İsra 14

 

Yine Yasin Suresi’nin 65. ayetinde buyurulmuştur:

 

“O gün onların ağızlarını mühürleriz; Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.”

 

Böyle bir mahkeme gününe iman, ahlaki meseleler için önemli bir dayanaktır. Bu dayanağa sahip olanlar ihanet, cinayet, yeryüzünde bozgunculuk, yalan, fesat ve insanların hakkını hukukunu hiçe sayma gibi davranışlarda bulunmaz.

 

Ahlak, itikatsız mümkün değildir. İtikat ne kadar sağlam olursa ahlaki özellikler de o kadar çok ve sağlam olacaktır. Dolayısıyla ahlak ilmiyle akaid ilminin güçlü bir bağının olduğu su götürmez bir gerçektir.

 

Ahlak, İman Dayanağı Olmazsa Geçici Olur

 

Bazıları ahlaki gelişimin, itikat olmadan da mümkün olduğunu savunuyor. Bu kişiler şöyle söylüyor: “Biz sadık, güvenilir ve dürüst insanlar tanıyoruz. Ne Allah’a, ne kıyamet gününe ne de diğer itikadi meselelere inançları var.” Bu durum karşısında şöyle arz ediyoruz: Allah’a ve ceza gününe inanç olmadan ahlaki özellikler hemen sarsılır ve yerle bir olur! Bu tür insanlar ufak bir miktar emaneti yerine getirebilirler. Ancak ağır bir emanet karşısında aynı direnişi gösteremezler!

 

Saygıdeğer bir şahsiyet şöyle bir olayı nakletmişti:

 

“İslam inkılabından önce bazı şehirlerde seçim zamanı oylar alınıp-satılıyordu! Her bir oyun fiyatı 5 tümendi. Birisi “Bu nasıl memleket! Bazı insanlar nasıl oylarını satarlar?!” diye itirazda bulunuyordu. Dedim: “Sen satmıyor musun?” Dedi: “Hayır!” Dedim: “Peki oyuna yüz katı fiyat biçseler, yine de satmaz mısın?” Yine “Hayır” dedi. Dedim “Bin katına almak isteler de mi satmazsın?” Bu sefer biraz şüpheyle “Hayır” dedi. Son olarak “Peki oyunu 5 milyon tümene biri almak isterse satmaz mısın?” diye sordum. “İşte o zaman hayır diyemem!” dedi. Dedim: “O zaman sen de satıcısın! Diğer satıcılarla tek farkın var, onlar ucuza satıyor; sen pahalıya!”

 

İman dayanağı olmayan ahlak, ağır vesveseler karşısında direniş gösteremez. Ama güçlü bir iman dayanağı olan ahlak, asla sarsılmaz.

 

Ahlak Timsali Hz. Ali

 

Hz. Ali (as) bu ahlakın kâmil örneğidir. O yüce şahsiyet buyuruyor:

 

"Allah'a and olsun ki, karıncanın ağzındaki arpa kabuğunu alarak Allah'a isyan etmem için bana yedi iklimle göklerin altındakiler verilse, yine de bu işi yapmam.”

 

Çünkü İmam Ali’nin ahlakının arkasında güçlü bir iman vardır. O kadar güçlü bir imandır ki Ali’nin imanı, o şahsiyet  “Perdeler kalksa da yakinimde artma olmaz” buyuruyor…

 

Hz. Ali’ye “Taptığın ve önünde başını eğdiğin Allah’ı gördün mü?” diye sorduklarında “Evet, gördüm. Görmediğim Allah’a secde eder miyim?!” diyor. Devamında da buyuruyor: “Elbette O’nu kalp gözü ile görüyorum, baştaki gözle değil.”

 

Kısacası imana dayanan ahlak sarsılmaz. Fakat günümüz siyasilerine bakıyoruz iman dayanakları yok. Kolaylıkla kandırılabiliyorlar, sarsılıyorlar. Büyük bir ülkeni n cumhurbaşkanı güzel bir kadına kanarak, tüm ahlakını, haysiyetini ayaklar altına alabiliyor! Ya da lüks bir otomobil imansız bir siyasinin rahatlıkla lekelenmesine neden olabilir! Ahlakın, iman ve mead inancı olmadan gerçek ahlak olmadığını söyleyebiliriz.

 

Peygamberimizin (saa) Yüce Ahlakı ve Benzersiz İmanı

 

Merhum Allame Meclisi’nin değerli kitabı Bihar’ul Envar’da Sad Suresi’nin dördüncü ayetinin tefsiri bizim için güzel bir örnektir: 

 

Allah Resulü davetini açık bir şekilde Mekke’de ilan ettikten sonra birçok insan özellikle de gençler İslam’ı kabul etmişti. Mekke müşriklerinin önde gelenleri Kureyş’in reisi Hz. Ebu Talip’in yanına gelerek şöyle söylediler: “Yeğenin bizim arzularımızı yerle bir ediyor! Taptıklarımıza iftiralarda bulunuyor! Gençlerimizi kendine çekiyor, topluluğumuzu dağıtıyor! Vahdetimizi elimizden aldı! (Bu cümle çok sayıda gencin ve diğerlerinin İslam’a yöneldiğini gösteriyor. Bu durumdan oldukça rahatsızlık duyan Mekke müşrikleri bir öneride bulunuyor) Eğer yeğenin fakirlikten dolayı bunları yapıyorsa, ona o kadar servet veririz ki Mekke’nin en zengini olur! Eğer makam için yapıyorsa da onu reisimiz yaparız!” Hz. Ebu Talip, müşriklerin önerisini Yüce Peygamber’e iletti. Peygamber şöyle buyurdu:

 

“Eğer sağ elime güneşi, sol elime ayı koysalar da onlara teslim olmayacağım. Eğer onlar benim sözüme uyarsa tüm Araplara hükmedeceklerdir. Arap olmayanlar da onların dinine gelecektir. Cennette de hâkim olacaklardır. Şehadet edin ki tek yaratıcı olan Allah’tan başka ilah yoktur ve ben O’nun elçisiyim.”

 

Müşrikler: “Üç yüz altmış tanrımızı bırakarak senin tek bir ilahına mı tapalım?!”

 

Evet! Peygamberin ahlakının dayanağı o kadar güçlüydü ki, sadece yeryüzündeki makam ve servet değil; tüm evren de kendisine verilseydi de en ufak bir sarsıntı bile yaşamazdı!

 

Eğer ahlakınızı güçlendirmek istiyorsanız, inancınızı güçlendirmeniz gerekir. Aksi takdirde ahlak kalıcı olmayacaktır. İnanç olmadan ahlak zayıftır. Bu tür insanlar herhangi bir vesile ile kandırılabilirler. Bunun tarihte kayıtlı birçok örneği mevcuttur. Dayanağı iman olan biri ise kandırılamaz. Böyle insanların da tarihte çok örneği vardır. Biz bir örnek ile yetineceğiz:

 

“Peki, Allah da mı burada değil?”

 

Peygamberin ashabından biri Mekke’de koyunları otlatan bir çoban gördü. Koyunlardan birini kendisine satmasını istedi. Ancak çoban: “Koyunlar benim değil. Satmak için de sahibinden izin almadım.” dedi. Sahabe ise “Koyunu sat, sahibine de kurt yedi dersin.” dedi. Çoban cevap olarak: “Evet, şuan sahibi burada değil; peki Allah da mı burada değil?”

 

Dersi özetleyecek olursak, ahlak akait ilmi ile yakından ilişkilidir. İnsan Allah’a, peygambere, ceza gününe imanını kuvvetlendirmeden kâmil ve devamlı bir ahlaka sahip olamaz. Bu nedenle inancımızın artması ve onun gölgesinde ahlakımızın gelişmesi için çaba sarf etmeliyiz.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler