17 Ekim 2019 Perşembe Saat:
22:01
08-05-2019
  

Ahlak Sohbetleri 19. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Mayıs/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

 

Şükürler olsun ki Allah derslerimize devam edebilme tevfikini nasip etti. Aslında bu dersleri başkalarının devam etmesine karar vermiştik. Ancak dostların bizim devam etmemiz noktasında ısrarları vardı, diğer taraftan ise bizlerin yoğun meşguliyetlerinden dolayı bu dersler bizim için sorun oluyordu. Bu nedenle istihareye başvurduk. Ve devam etmemize işaret eden şu ayet geldi:

 

“Müminlerden Allah'a verdikleri ahde sadakat gösteren erler vardır; onlardan kimisi, adağını ödedi, kimisi de beklemede ve onlar, sözlerini, özlerini hiçbir suretle değiştirmediler.”Ahzap/23

 

İnşallah layıkıyla derslerimize devam edebiliriz.

 

Ahlakın Çeşitleri

 

On sekiz dersi geride bıraktık. Bugün on dokuzuncu dersteyiz. Önceki dersi kısaca hatırlatmakta fayda var. Ahlakın umumi (genel) ve hususi olmak üzere iki kısımdan oluştuğunu söyledik. Umumi ahlaktan kasıt, zamana ve mekâna bağlı olmaksızın; her çağda istisnasız herkesin uyması gereken ahlaki özelliklerdir. Cesaret, sadakat, güvenilirlik, tevazu gibi özellikler bunlara örnektir. Ahlakın bu çeşidi herkes için aynıdır. İmam Sadık (as) buyurmuştur:

 

“Allah’ın sadakat ve emaneti yerine getirmeyi –emanetin sahibi iyi de olsa kötü de olsa- öğütlemediği hiçbir peygamberi yoktur.”[1]

 

İstisnasız tüm salih insanlar zaman ve mekân fark etmeksizin bu özelliklere uymalıdır. Bu özelliklerin zıttı da kötü ahlaki özelliklerdir. Cimrilik, emanete ihanet, yalan gibi özellikler bunlara örnektir. Bizler bu özellikleri umumi özellikler olarak görüyoruz. Değerli ahlak üstatları genelde bu özellikler ile ilgili çalışmalar yapmıştır.

 

Yine geçtiğimiz derste hususi ahlakı on dört bölüme ayırdık. (Elbette tüm hususi ahlak bölümlerinin yalnızca on dört madde ile sınırlı olduğunu iddia etmiyoruz, ama en önemlileri saydıklarımızdır.)

 

Aile Ahlakı

 

Hususi ahlakın ilk maddesi olarak aile ahlakını zikrettik. Ailenin oluşması ve aile bireylerinin birbirleri üzerindeki hakları gibi konuları ele alacağız. Ancak asıl konuya geçmeden önce konuya şöyle bir giriş yapalım: İnsanlık toplumu, geniş bir toplumdur. Bu toplumun en küçük grubunu ise aile oluşturur. Yani toplumu oluşturan ilk birim olan aile ıslah olursa toplum ıslah olacaktır.

 

Günümüzün Sorunu: Boşanma

 

Aile ahlakı ile ilgili günümüzde ciddi bir sorunla karşı karşıyayız, evliliklerin azalması ve boşanmaların artması sorunu. Yapılan son araştırmalarda saat başı yirmi ve geçtiğimiz yıl toplamda yüz yetmiş dört bin boşanmanın gerçekleştiği gözler önüne serildi. Buna karşılık evliliklerde yüzde sekiz oranında düşüş var. Bu tablonun kötü sonuçlar doğurduğunu biliyoruz. Öncelikle çocuğu ya da çocukları olan eşler ayrıldığında yani ailenin ortadan kalkmasıyla çocukları ne gibi şeyler bekliyor? Babanın yanında mı kalacaklar, annenin yanında mı? Nine ve dedesiyle mi yaşayacaklar, başka bir akrabayla mı? Boşanan çiftlerin çocukları, anne ve babalarının evlilikte yenik duruma düşmesine şahit olduklarında kendilerini de yenilmiş gibi hissedecek ve o psikoloji ile toplumda var olacaklardır. Bu da sağlıklı bir durum değildir.

 

Diğer bir mesele de şu ki, birbirinden ayrılan eşler ikinci kez evlenmek istediklerinde şansları azalacaktır. Örneğin boşanmış bir kadın yeniden evlenmek istediğinde ilk sorulacak soru, önceki eşinden niye ayrıldığı olacaktır. Bu durum, o kadınla evlenmek isteyenleri uzaklaştırabilir. Aynı şekilde karısını boşayan bir erkek için de “eşini boşayan bu adama güven olmaz” diye düşünülebilir. Bu da, bu adamın da olumsuz yanıt almasına sebep olur.

 

Ayrıca boşanan çiftlerin çoğunda psikolojik bunalımlar gibi birtakım ruhsal rahatsızlıklar da baş gösteriyor. Tecrübelere bakılırsa bu tür insanlar sosyal hayatta çok başarılı olamıyorlar.

 

Sonuç olarak boşanmanın her iki taraf için de -hatta iki tarafın tarafları için de- zararları vardır. Taraflar ayrılma aşamasında sinirli ve fevri olduklarından bu zararları düşünemiyorlar. Bu nedenle İslam evliliğe çok fazla vurgu yaparken, ayrılmaktan da şiddetle nehyediyor. Konuyla ilgili Allah Resulü’nden (saa) nakledilen şu rivayete dikkat buyurunuz:

 

 

“Allah katında, evlilik ile abat olan ev kadar sevimli hiçbir şey yoktur. Ve Allah katında boşanma ile viran olan ev kadar sevimsiz hiçbir şey yoktur.”[2]

 

Dikkat ediniz, bu değerli rivayette evlilik evlerin abat olmasına sebep olarak gösterilirken, boşanma da evlerin viran olmasına sebep olarak gösteriliyor. Acaba evliliğin önemi ve boşanmanın kötü bir şey olduğuyla ilgili bundan daha açık bir beyana ihtiyaç var mı?

 

İmam Sadık (as) buyuruyor: “Allah nezdinde en nefret edilen helal boşanmadır.”

 

Soru: Boşanma helal ise neden kötü olsun?

 

Cevap: Yukarıdaki rivayette belirtildiği üzere boşanma bıçak kemiğe dayandığında, barışmak için ve ortak hayatın sürdürülebilmesi için hiçbir yolun kalmadığı durumlar içindir, küçücük bir bahaneyle boşanmanın yolunu tutmak için değil; tıpkı günümüzdeki boşanmalar gibi!

 

Kur’an-ı Kerim’de de bu noktada ayetler görmekteyiz.

 

“Karıyla kocanın arasında bir ayrılık olacağından korkarsanız koca tarafından bir hakem, kadın tarafından da bir hakem gönderin. Aralarının düzelmesini dilerlerse Allah da bu hususta başarı verir onlara. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır.”Nisa/35

 

Yani herkes el ele verip çiftlerin sorununu halletsin, böylece aile ortadan kalkmasın.

 

Ne yazık ki günümüzde boşanmaların çoğu ilk yıllarda özellikle de ilk yılda meydana geliyor. İlginç olan, bazen iki taraf da boşanma isteğinde bulunuyor, yani ikisi de birbirlerinden nefret ediyor! İnşallah gelecek dersimizde eşlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini ve iş boşanmaya varmadan neler yapılması gerektiğini ele alacağız.

 

Önümüzdeki hafta evlilik konusuna devam edeceğiz. Bazılarının düşündüğü gibi evlilik şahsi bir mesele değil bilakis toplumsal bir meseledir.

 

Kur’an’da Nur suresinin 32. ayetinde “Sizden bekar olanları… nikahlayıp evlendirin…” buyuruluyor. ‘Ey Gençler evlenin!’ diye buyurulmuyor. Yani evlilik ev ve araba almak gibi şahsi bir mesele değildir. Toplumsal bir yönü de var, herkesi kapsıyor ve herkes gençlerin evlenmesine yardımcı olmalıdır.

 

İnşallah insanı terbiye eden hususlara amel edebilmemiz için Yüce Allah tevfik verir!

 

 

 


[1]Usul-u Kafi, c.2, s. 104

[2]Vesailu’ş Şia, c.15, s. 266

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler