26 Mart 2019 Salı Saat:
12:51
25-12-2018
  

Ahlak Sohbetleri 2. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Aralık/2018

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Ahlakın Önemi

 

Geçen hafta ahlaki konuları konuşmanın önemine değindik. Bu hafta ise Kur’an ve Sünnet ışığında ahlakın önemi üzerinde duracağız.

 

Ahlakın önemiyle ilgili çok fazla ayet ve rivayet mevcut; İslam ahlakının önemini anlamak için Peygamberlerin bi’setininin yani gönderilişinin amacını anlamamız gerekir. Hz. Muhammed’in (saa) Allah (cc) tarafından gönderildiğine şehadet ediyorsak, neden gönderildiğini de bilmemiz gerekir:

 

Resul-i Ekrem’in “İnnema buistu liutemmime mekarimel ahlak”(Ben sadece güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim)hadisi hem Şia hem de Sünni kaynaklarda mevcuttur.

 

* “İnnema”nın Anlamı:

 

Hadisin başında kullanılan “innema” (sadece) kelimesi bi’setin amacının sadece ahlakı tamamlamak olduğunu gösteriyor. Hâlbuki Peygamberlerin birden fazla hedefleri vardı… Biz de “Kur’an’ın Mesajı” kitabımızda Peygamberlerin bi’setinin önemli on hedefini beyan etmiştik. Yukarıdaki rivayette ise bi’setin tek amacının ahlakı tamamlamak olduğu görülüyor. Allah’ın izni ile ileride bu konuyu açıklayacağız.

 

** “Utemmime”nin Tefsiri:

 

Peygamber (saa) “Güzel ahlakı getirdim” diye buyurmuyor; “Güzel ahlakı tamamlamaya geldim” buyuruyor. Peki, ‘tamamlamak’tan (utemmime) neyi kast ediyor?

 

Burada iki ihtimal karşımıza çıkıyor:

 

Bir: Son Peygamber’den (saa) önce gelen (yüz yirmi dört bin olduğu söylenen) Peygamberler de ahlakın altyapısını oluşturmak, insanları güzel ahlakla eğitmek için sayısız zahmetler çektiler. İslam Peygamberi ise o büyük şahsiyetlerin zahmetlerini devam ettirip, ahlakı tamamlamakla görevlendirildi.

 

İki: Yüce Allah (cc) insanın fıtratına güzel ahlakı emanet olarak yerleştirdi. Bu nedenle her insan -hatta hiçbir din ve ideolojiye mensup olmasa dahi- adalet, dürüstlük, güvenilirlik gibi şeylerden hoşlanırken; yalan, ihanet ve zulüm gibi kötü şeylerden de nefret eder. İslam Peygamberi işte bu ahlak ilkelerini tamamlamaya geldi.

 

Bu bazı rivayetlerde de karşımıza çıkıyor:

 

“İnsanlar tıpkı altın ve gümüş gibi madendirler.”

 

Peygamberler işte bu madenleri çıkarıcı ve terbiye edicidirler. Madencilerin ilk işi madenleri yer altından çıkarmaktır. Ardından çıkardıkları madenin asıl kısmını alır, işlerler. İnsanlar da içlerinde ahlakın köklerinin bulunduğu altın ve gümüş gibi madenlerdir.

 

*** Güzel Ahlak Nedir?

 

Güzel ahlak rivayetlerde çeşitli şekillerde tefsir edilmiş ve yorumlanmıştır. Örneğin İmam Cafer-i Sadık’tan (as) çok güzel bir hadis:

 

“Yüce Allah, güzel ahlak için Hz. Muhammed’i seçti. Onun takipçileri olan sizler de kendinize bir bakın! Eğer bu ahlaki özellikler sizde mevcutsa Yüce Allah’a hamd ve şükredin. Ve o özelliklerinizi daha belirgin hale getirin ve çoğaltın.”Ardından İmam Sadık (as) o özellikleri şu şekilde sıraladı : “yakin, kanaat, sabır, şükür, hilm, iyi huy, cömertlik, onur, cesaret ve şahsiyet”

 

Bir: Yakin

 

İtikad (inanç) konusunun bir parçası olmasına rağmen güzel ahlak örneği olarak rivayette ilk sırada “yakin” zikredilmiştir. Her Müslüman, delil ve burhan üzerine -elbette kendi kapasitesine göre- Allah’a ve peygamberlerine iman, ilahi adalet gibi itikadi konularda kendisi yakin etmelidir. Peki, neden itikatla alakalı olan bu sıfat güzel ahlak içerisinde de zikredilmiştir?

 

Bize göre burada yakinden kasıt, yakinin getirdiği sonuçlardır. Yani bir kimsenin itikadi meselelerde (Allah’a, Peygamberlerine, Kur’an-ı Kerim’e iman gibi)  yakin etmiş olması, bunun sonucu olarak güzel ahlakla süslenmesini ve kötü özelliklerden de uzak durmasını sağlar. 

 

İki: Kanaat

 

Güzel ahlak örneklerinde ikinci olarak kanaat zikredilmiştir. Burada dikkat etmemiz gereken;  kanaat, yaşam için çalışmaktan uzak durmak değildir! Kanaat sade bir yaşamla yetinmektir. Çoğu insanın sorunu kanaat etmemeleri ve bunun sonucu olarak da uygunsuz davranışlar sergilemeleridir.

 

Bazı araştırmacılar hayattaki harcamaların üç kısımdan oluştuğunu söylüyor. Bunlar: zaruri gereksinimler için harcamalar, daha kolay ve refah bir yaşam için harcamalar ve formaliteler (teşrifat) için yapılan harcamalar. Dünya malının az bir kısmıyla zaruri gereksinimler karşılanabiliyor. Ondan daha çok bir harcama ile refah bir yaşam için harcama yapılıyor. En çok harcama ise formaliteler için yapılıyor! Bu birçok sorunun yaşanmasına da sebebiyet veriyor.

 

Sade bir düğün, sade bir ev, sade eşyalar, sade misafirlikler, sade yaşam vs… Bu şekilde kanaatte bulunmak en büyük hazinedir. Kim bu hazineye sahipse tüm gereksinimleri karşılanır.

 

Üç: Sabır 

 

Değerli okuyucular! Muhterem kardeşlerim! Hayat zorluklarla doludur. Eğer biri hayatta zorluk ve sıkıntılar olmadığını düşünüyorsa çok yanlış düşünüyor. Hayatın hem gülü var hem dikeni. Güllere ulaşmak istiyorsak dikenin acısına katlanmamız gerekir. Böyle bir dünyada sabır olmadan yaşanılamaz. Hastalık, ölüm, ihanet, maddi zorluklar vs. hayatın zorluklarındandır ve bunlardan kaçış mümkün değildir. Çözüm ise sabretmek ve dayanmaktır.

 

Dört: Şükür

 

İlahi nimetlerden gerektiği şekilde istifade etmek o nimetin şükrünü eda etmektir. Örneğin gözü, Allah’ın varlık âlemindeki ayetlerini görmek için kullanmak gerekir. Sağlık nimetinin şükrü ise sağlık problemleri olanlara yardımda bulunmaktır. Eğer Allah’ın nimetlerini gerektiği gibi kullanırsak Yüce Allah nimetlerini artıracaktır.

 

Beş: Hilm (yumuşak huyluluk)

 

Toplumda her zaman kötü ve kaba kişiler vardı ve yine var olmaya devam edecekler. Bizim onların karşısında din önderlerimiz ve âlimlerimiz gibi sabırlı ve hilm sahibi olmamız gerekir. Allah rahmet eylesin büyük âlim merhum Ayetullah Seyyid Abdulhadi Şirazi (1926-2003) Necef’te ikamet ediyordu. Biri kendisine baştan sona kadar hakaret ve küfür içerikli bir mektup yazarak, ev satın alabilmesi için evin parasının yarısını vermesini istiyordu. O büyük âlim hiç sinirlenmedi, hatta gayet sakin ve sabırlı bir vaziyette “Eğer biz evin parasının yarısını verirsek, diğer yarısını nereden bulacak?” dedi. Ertesi gün mektubu yazan kişiyi gördüğünde mektuptan hiç bahsetmeyerek o kişiye iyi bir yardımda bulundu! Evet, işte bu şekilde Nebevi ahlaka sahip kimseler kabalık ve kötülük karşısında hilm sahibi ve sabırlı olurlar.

 

Altı: İyi Huyluluk

 

İmam Cafer-i Sadık’ın (as) saydığı güzel ahlak örneklerinden altıncısı iyi huyluluktur. İyi huylu olmak insanların sınırsız isteklerini her zaman karşılayan sermayedir. Resul-i Ekrem (saa) Abdulmuttalib’in evlatlarına şöyle buyurmuştu:

 

“Sizler sahip olduğunuz mallarla insanların beklentilerine karşılık veremezsiniz (İnsanların beklentileri sınırsız, sizin ise sahip olduklarınız sınırlıdır). Ancak sizler güzel ahlakınızla onların beklentilerini her zaman karşılayabilirsiniz.”

 

Gerçekten de iyi huyluluk tükenmeyen ve cazibesi çok olan bir sermayedir. Eski siyasetçilerden biri şöyle bir anısını anlatıyordu: (İran’ın bir şehri olan) Hamedan’ın köylerinden birine gitmiştim. Orada köy halkının, köyün din âlimini çok fazla sevdiğine şahit oldum. Âlime çok fazla ilgi ve saygı gösteriyorlardı. Bu durum beni çok şaşırtmıştı. Sonunda köy halkından birinin âlimin yanına gelmesiyle sebebini anladım… Köylü adam geldiğinde âlim içtenlikle onu ağırladı, halini hatırını sordu, ardından eşinin ve çocuklarının halini hatırını sordu. Sonra da köylünün hasta olan ineğinin halini sordu! O zaman anladım ki o âlime olan sevgi ve muhabbetin sebebi onun iyi ve güzel huylu olmasından kaynaklanıyordu.

 

İyi huylu olmak, doğru iletişim ve güler yüzlülük mucizelere sebep olan ve eksikleri örten iksirdir.

 

Yedi: Cömertlik

 

Dünya cömerttir. Güneş cömerttir; tüm varlıklara kendi nurundan veriyor, bize hizmet edebilmek için fedakârlıkta bulunuyor. Eğer güneş ışınları olmasaydı canlılar hayatta kalamaz ve tüm yeryüzü mezarlığa dönerdi. Aynı şekilde üzerinde yaşadığımız yer de cömerttir. Allah’ın yere emanet olarak verdiklerini devamlı olarak canlılar için bağrında büyütüyor, canlılara sunuyor. Atmosfer de cömerttir. Kısaca cömert olan bu varlık âlemi içinde cimri olmak bu âlemle uyumlu olmamaktır. Bu nedenle bizler de bu âlem içerisinde uyumsuz bir yama gibi durmamak için cömert olmalıyız! Ayrıca şu noktaya dikkat etmek gerekir, Allah’ın bize verdiklerini yalnızca kendimiz için değil, diğerleri için de kullanalım. Örneğin akıl ve olgunluk sahibi isen bunu, insanların sorununu çözmek için kullan. Eğer zenginsen ihtiyaç sahiplerine yardımda bulun. Eğer güçlüysen zayıflara el uzat. Eğer birinin yanlış yolda olduğunu görüyorsan ona doğru yolu göster. Eğer aileler arası ayrılıkların yaşandığına şahit oluyorsan orta yolu bulmaları için elinden geleni yap. Bu ve bunun gibi durumlar cömertlik örneğidir. Allah’ın kitabında, masumların sözlerinde, sünnette bu kadar üzerinde durulan infak ve insanlara yardımcı olmak, cömertlik ruhunu canlı tutar.

 

Sekiz: Onur

 

İnsanın onuru olmalı. Müslüman, namusunun kirli ve tamahkâr gözlerin ortasında kötü bir vaziyette olmasına izin vermemeli. Ciddi bir şekilde namusunu korumalıdır. Günümüzde ne yazık ki günah ve fesadın artmasıyla onur konusunda zaaflar yaşanıyor.

 

Dokuz: Cesaret

 

Güzel ahlak örneklerinden biri de cesarettir. Peygamberimiz’in cesaretiyle ilgili Hz. Ali şöyle buyuruyor:

 

“Savaş meydanında zorlandığımız zaman Resulullah’a sığınırdık.”

 

Ve o Hazret (saa), olağanüstü cesaretiyle sorunları hallederdi. Savaş meydanında Resulullah cephenin ilk safında yer alıyordu. Günümüzde ise komutanların cephenin son saflarında yer alması adet olmuş!

 

Hz. Ali de büyük cesarete sahipti. Buyuruyor ki: “Eğer tüm Araplar bir tarafta olsa ve ben diğer tarafta tek olsam yine de savaşa sırtımı dönmem.”

 

Bizler Resulullah ve Ali Murtaza’nın takipçileri olarak o büyük şahsiyetlerden cesareti öğrenmeliyiz! Cesaretimiz olmaz ise önemli vazifelerimizden olan emr-i bil-maruf ve nehy-i ani’l münker (iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma)vazifemizi terk ederiz! İyiliği emretme ve kötülükten sakındırmamız uygun bir dil ve saygı çerçevesinde olursa bir sorunla karşılaşmayız, neticelerini iyi bir şekilde görürüz. Biz cesurca vazifemizi yerine getirirsek kesinlikle Allah (cc) bizi koruyacaktır:

 

“Ey inananlar! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlamlaştırır.” Muhammed/4

 

On: Şahsiyet

 

İmanı olan kimse zilleti (alçaklık) kabul etmemeli. Şahsiyetsiz ve zelil (alçak) insanlarla dostluktan kaçınmalı ve şahsiyetini korumalıdır. Hz. Hüseyin (as) bunun en önemli örneklerindendir. Canını verdi ama zillete boyun eğmedi!

 

Vazifelerimiz

 

Saydığımız ahlaki özellikler ve daha fazlası Resulullah’ta var olan ahlaki özelliklerdir. Bizler bu noktada o şahsiyeti örnek almalı ve saydığımız ahlaki özelliklere sahip olmalıyız.

 

Ulema ve din bilginleri iki kanatla uçmalıdır. Bir kanatta ilim, diğerinde ise ahlak olmalıdır. Eğer ilim olmaz ve cehalet onun yerine geçerse ahlak doğru kullanılmaz. Ve eğer âlim İslam ahlakıyla ahlaklanmaz ise ilmi, hataya varır. Bu nedenle hedefe varmak için iki kanada da ihtiyacımız vardır.

 

Ahlak: Allah ve kulları arasında irtibat vesilesi

 

Allah Resulü’nden bir hadis nakledelim:

 

“Yüce Allah güzel ahlakı kullarıyla arasında irtibat köprüsü kılmıştır. Bu nedenle güzel ahlaka sahip olmak Allah ile bağ oluşturmak için yeterlidir.”

 

Allah ile aranda bağ oluşsun istiyorsan tıpkı yukarıdaki rivayette belirtildiği gibi güzel ve örnek ahlaka sahip olman gerekir. Ahlaki sıfatların birinden başla ve tekrar ve alıştırmalarla o özelliği kendine kazandırmaya çalış. Sonra ikinci bir özelliğe geç, sonra üç, dört… Bunu Allah ile aranda bağ kurana kadar devam ettir.

 

Sonuç: 

 

Evet! Peygamberlerin on önemli hedefi var, ancak o hedeflerin hepsi ahlak konusuna bağlıdır. Peygamberimiz meşhur hadisinde de  (Ben sadece güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim)peygamberlerin hedeflerini “güzel ahlak” ile özetledi.

 

İlahi! Kötü ahlaki sıfatları bizden uzak eyle. Seninle bağımızın daha güçlü olması için bizlere güzel ahlak ile ahlaklanmayı nasip eyle!

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !