18 Haziran 2019 Salı Saat:
22:09
11-06-2019
  

Ahlak Sohbetleri 21. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Haziran/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

Geçtiğimiz derste “Aile Ahlakı” konusunu ele alarak evliliğin önemine değindik ve bu konuyla ilgili beş tane önemli hadisi zikrettik. İlave olarak evliliğin felsefesini açıklamaya çalıştık ve çok önemli bir sünnet olan evliliğin neticelerini beyan ettik. Bu neticelerden biri Kur’an’da ve Masumların (as) rivayetlerinde de gördüğümüz üzere eşlerin birbirleri için huzur kaynağı olma meselesiydi. Tam bu noktada çok önemli bir soru soruldu; konuyu daha iyi açıklamak adına da sorunun cevabını vereceğiz.

 

Neden Huzur Bulamıyoruz?

 

Dikkat edilirse evliliğin etkilerinden biri huzur bulmaktır. Neden bazı çiftler evlendiklerinde huzur bulamıyor, hatta bazen evlenmeden önceki huzurlarını bile kaybediyorlar?

 

Cevap: Sebebi bu tür kimselerin evliliklerinde İslam ahlakının bulunmamasıdır. Bu yüzden huzura eremiyorlar. Birkaç ahlaki yoksunluk örneğine dikkat buyurunuz:

 

1. Yüksek Beklentiler

 

Yeni evli bir çift düşünelim. Gelin damattan güzel bir ev, iyi bir araba ve lüks bir yaşam istiyor. Damadın bunları karşılayacak durumu ve uygun bir maaşı yoksa eşinin beklentilerini karşılayabilmek için kredi çekecektir. Damat, eşinin beklentilerinin yalnızca bir kısmını karşılayabilmek için büyük çabalar sarfederek yüksek faizle kredi çekmiştir ve kredinin taksitlerini de her ay peş peşe ödemesi gerekir. Damat bunu zamanında ödeyemiyor ve asıl ödemesi gereken miktara, geciktirdiği için ceza ekleniyor. Faiz üstüne faiz, ceza üstüne ceza! Damat böylece taksitlerini ödemekten aciz hale geliyor. Bazen bu durum öyle bir hal alır ki çekilen kredinin on katını vermek zorunda bile kalırlar! Böyle bir hayatta huzurun olmaması normaldir! Bazı rivayetlerde bu kötü ahlaki özelliğe çok güzel bir şekilde işaret edilmiştir. Resulullah (saa) buyuruyor: “Kadının uğursuzluğu mehriyesinin ve masraflarının çok oluşundadır.” Biharu’l Envar c.103, s. 231

 

(Resulullah’ın en önemli icraatlerinden biri hurafeler için kullanılan kavramların anlamlarını toplumun inşası için farklı anlamlarda kullanmasıydı. Örneğin cahiliye döneminde kullanılan “kadının uğursuzluğu ya da uğuru” kavramı. Peygamber bu tür hurafeleri reddetmekle beraber, mihri yüksek olan kadınları uğursuz olarak niteledi)

 

Kısacası evliliklerde huzurun olmamasının sebeplerinden biri hadden fazla beklentiler içerisine girmektir.

 

2. Başkalarının Hayatına Göz Dikmek

 

Evli çiftlerin huzurunun olmamasına sebep olan diğer bir kötü ahlaki özellik kıyas veya başkalarının hayatına göz dikmektir. Örneğin gelin hanım, teyzesinin kızının hayatına bakıyor; onunki gibi ya da ondan daha iyi bir hayatı olması için çabalayıp duruyor! Ya da damat bey, erkek kardeşinin hayatına bakıyor; onun hayatı gibi bir hayatı olmasını arzuluyor, onunla rekabet ediyor, onun evinden daha iyi bir ev ya da onun arabasından daha pahalı bir araba almaya çalışıyor! Bunlar eşlerin huzurlarının kaçmasına neden olur. Güzel bir hadiste bu ahlaki hastalık hakkında şöyle buyurulmuştur:

 

“Maddiyatta kendinden daha zayıf olanlara bak, kendinden daha yüksekte olanlara bakma!” Biharu’l Envar c.14, s.298

 

Kısacası huzur istiyorsanız bakışınızı değiştirin. Sizden maddi olarak daha kötü durumda olanlara bakın ki huzurunuz kaçmasın!

 

3. Lüks Düşkünlüğü

 

Lüks düşkünlüğü hayatınıza girdiğinde huzur kaybolur! Lüks düşkünlüğü ve huzur birarada bulunmaz. Bu yüzden huzur isteyen gençlerin lüks merakıyla vedalaşmaları gerekir. Hz. Ali’den kısa bir rivayette bu önemli konuya şu şekilde işaret edilmiştir:

 

“Yükünüzü hafif tutunuz ki hedefe ulaşasınız.” Nehcü’l Belaga 21 ve 167. Hutbe

 

Saadete ermek, hayatın hedeflerine ulaşmak ve huzur sahiline varmak istiyorsanız lüks düşkünlüğüyle aranıza mesafe koymanız gerekir. Çünkü kimin yükü ağır olursa, huzura yaklaşamaz bile!

 

Dağın tepesine tırmanmak isteyenler eğer yukarıdaki rivayete amel ederek hafif bir yükle yola koyulurlarsa dağın zirvesine vararak hedefe ulaşırlar. Fakat dağcı çantalarının içine çeşit çeşit yiyecek, içecek, kıyafet vs koyarlarsa ve böylece yükleri ağır olursa hedefe varamazlar. Bu nedenle huzur arayanlar hedeflerine erişebilmek için lüks düşkünlüğünü bırakmalılar.

 

4. Suizan

 

Ailelerinin huzur bulmasına engel olan kötü özelliklerden dördüncüsü sui zandır. Eşlerin birbirine sui zanda bulunması, beraber huzurlu bir şekilde hayat sürmelerine engel olacaktır. Yüce Allah Hucurat suresinin 12. ayetinde buyuruyor:

 

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır…”

 

Birini tanıyorum, evden çıktığı zaman eşinin üzerine kapıyı kilitliyordu! Eşine karşı sui zanda bulunuyordu. Acaba böyle bir hayatta huzurlu olmak mümkün müdür?!

 

Bu nedenle islam ahlakından olan hüsnü zanna riayet edilirse huzur ortadan kalkmayacaktır.

 

5. Ufak Meseleleri Büyütmek

 

Bazı eşler en ufak meselelerde bile alttan almıyorlar. Örneğin yemek biraz tuzluysa, biraz yanmışsa ya da biraz geç hazır olursa kavga gürültü çıkarıyorlar ve hayatı hem kendine hem de eşine zindan ediyor! Hz. Ali (as) buyuruyor:

 

Zorluklara tahammül et ve göz yum ki her zaman razı ve hoşnut olasın.” Nehcü’l Belaga Hikmetli Sözler 213

 

6. Arabozanların Sözlerine Kulak Asmak

 

Ne yazık ki bazı insanlar evli çiftlerin mutluluğunu istemiyor. Hatta bazen araları bozulsun ve ayrılsın istiyorlar! Bu nedenle eşler özellikle de yeni evli çiftler arabozanların ve şeytanın vesveselerine kulak vermesin. Bu şekilde arabozanların yalan, gıybet ve iftiraları, üzerlerinde etki bırakmaz. İmam Sadık buyuruyor:

 

“Her kim mü’min kardeşine iftira atar da sui zan oluşmasına sebep olursa tuzun suda eridiği gibi kalbindeki iman erir.” el-Kafi c. 2, s.361

 

Kısacası bazı ailelerde huzur olmaması sebepsiz değildir. Yüksek beklentiler, başkalarının hayatına göz dikmek, lüks düşkünlüğü, sui zan ve başkalarının sözlerine kulak asmak gibi faktörler huzurun kaçmasına neden olur. Huzur peşindeyseniz, hayatınızın her alanında İslam ahlakı ile ahlaklanmanız gerekir.

 

Evlilik: Herkesin Vazifesi!

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi evlilik yalnızca gelin ve damadın ve onların ailesinin vazifesi değildir. Evlilik toplumun vazifesidir. Zira aile kurmanın etki ve bereketleri tüm topluma ulaşır, sadece evli çiftlere değil.

 

Örneğin evliliğin hedeflerinden biri insan neslinin tükenmemesidir. Bu hedef şahsi değildir. Etkisi tüm insanları ilgilendirir. Bu nedenle Yüce Allah tüm Müslümanlara hitaben “İçinizden evli olmayanları evlendirin…” diye buyurmuştur. Bu noktada evliliklerinin gerçekleşmesi için gençlere yardımcı olmak gerekir. Zira evlilikler gerçekleşmezse toplumda herkese zararı dokunacak çok sayıda sapkınlar meydana gelecektir.

 

Şu iki hadise dikkat buyurunuz:

 

*Allah’ın Arşının Gölgesinde Olanlar

 

İmam Kazım buyuruyor:

 

“Allah’ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde üç grup insan Allah’ın arşının gölgesinde olur. Bekar kadın ve erkekleri evlendirmek için çaba gösterenler, Müslüman kardeşine hizmet edenler ve insanların kusurlarını örtmeye çalışanlar.” el-Hisal s.159

 

Kıyamette insanlar güneşin yakıcı sıcağının altında zorlanınca üç grup insan Allah’ın arşının gölgesinde olacaktır. (Allah’ın arşının gölgesinin nasıl olduğu sorulacak olursa, ahiret hayatıyla ilgili bizim için açık olmayan konulardan biridir) Bu üç gruptan ilki, gençleri evlendiren, evlilik yolunda sorunlarını çözen kimselerdir. Bu amel o kadar önemlidir ki, amelin sahibinin Allah’ın arşının gölgesinin altında olmasını sağlar.

 

*İnsanların Evlenmesine Yardımcı Olmanın Sevabı

 

İslam Peygamberi (saa) buyurmuştur:

 

“İki mü’minin evlenmesine yardımcı olan kişi bu yolda attığı her adım ya da söylediği her kelime için bir yıl geceleri ibadet ve gündüzleri oruç sevabı alır” Vesailu’ş-Şia c.14, s.27

 

Yani bir kimse birinin evlenmesi için yüz adım atmışsa Allah ona yüz yıl gece gündüz ibadet sevabı verir!

 

Bu iki rivayet gibi bekarların evlenmesine yardımcı olmanın önemiyle ilgili Şii ve Sünni kaynaklarda çok sayıda rivayet mevcuttur.

 

Sıkça Dile Getirilen Bir Konu

 

Bazıları şöyle diyor: Biz insanların evlenmesine karışmayız! Mutlu olduklarında kendi çaba ve zahmetlerinin sonucu olduğunu söyleyecekler! Fakat mutsuz olduklarında şu şahıs beni bu derde düçar etti diyecekler! Neden ağrısız başımızı ağrıtalım ki?!

 

Bu soruya birkaç yönüyle cevap vereceğiz. Öncelikle bunun önünü almak için iki genci evlendirmek istediğinizde onlara şöyle söyleyin: “Kendiniz düşünün ve etrafınızdakilere danışın. Meşveretlerinizden sonra da neticeye varamazsanız istihare açın. Ve sonunda kendiniz kararınızı verin.” Böylelikle hem iki genci evlendirerek sevaba gireceksiniz hem de suçlamalardan uzak duracaksınız.

 

Ayrıca evlilik gerçekleşsin diye çaba göstermek yalnızca eş bulmak değildir. İhtiyaç sahibi kızlara çeyizlerini alabilmeleri için yardımda bulunmak, yeni bir hayata başlayabilmeleri için gerekli eşyaları almak vs evliliğe yardım etmektir, aynı sevaptır. Bu tür yardımlarda bulunarak soruda bahsedilen durumdan uzak durabilirsiniz.

 

Diğer yandan biri için kendiniz eş bulma arayışına girmeyebilirsiniz. Örneğin bekar gencin annesini, babasını ya da kardeşlerini bu hayırlı iş için teşvik edebilirsiniz.

 

Kısacası, yukarıdaki bahane doğru değildir. Evliliklere yardım noktasında birçok yol vardır.  

 

Yardım Kuruluşları

 

İslam ahlakına göre bekarları evlendirmek toplumsal bir meseledir ve bu noktada herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Maddi durumları olmayan çok sayıda genç var evlenemeyen. Şimdilerde gençlerin bu sorununu çözmek için hayır kurumları oluşturuluyor. Bu çok gerekli ve övgüye layık bir harekettir. Bu işler bereket doludur. Bu bereketin topluma ve sizin ömrünüze ulaşması ve belaları sizden uzaklaştırması için bu kurumlara yardımda bulunun.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler