16 Eylül 2019 Pazartesi Saat:
19:53
31-07-2019
  

Ahlak Sohbetleri 26. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Temmuz/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

 

Geçtiğimiz ahlak derslerinde evlilik öncesi konulara değindik. Bu dersimizde ise evlilik sonrası yaşantıyı ele alacağız.

 

Kadın ve erkek müşterek hayatlarında nelere riayet etmeliler? Uygun bir yaşantıları olması için neler yapmaları gerekir? Allah’ın rızasını kazanabilmeleri için birbirlerine nasıl davranmalılar?

 

İnsanın Sosyal Yaşamı

 

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir giriş yapacağız. Bu giriş, sonraki konunun da daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

 

İnsan sosyal bir varlıktır. Diğer bir ifadeyle insan ‘medeniyyun betteb’dir. Yani medeni ve sosyal bir varlık olması, tabiatı ve fıtratındandır. Bu fıtrat Allah’ın büyük nimetlerinden biridir. Eğer bu fıtrat olmasaydı insanoğlu ilerleyemezdi. Sanayi, ilim ve bilimdeki ilerlemeler insanoğlunun sosyal bir varlık olması ve toplum içinde yaşamasından kaynaklanmaktadır. Fikirler, girişimler, yenilikler ve tecrübeler nesilden nesle aktarılarak günümüzde birtakım ilerlemelere sebep olmuştur. Bunların hepsi toplum içerisinde yaşıyor olmanın bereketlerindendir.

 

Topluluk içerisinde yaşamak bazı hayvanlarda da söz konusudur. Örneğin bal arıları topluluk halinde yaşıyorlar. Ancak bu topluluk bütün şehrin bal arılarını kapsamaz, yalnızca bir kovan ile sınırlı bir topluluğu kapsar. Aynı şekilde karıncalar da topluluk halinde yaşar. Onların topluluğu da kendi yuvalarıyla sınırlıdır.

 

Ayrıca onların yaşantıları sabittir; ilerleme ve gelişim söz konusu değildir. Arıların bugün yaptıkları, binlerce yıl önce de aynıydı. Fakat insanoğlu topluluk içerisinde yaşarken ilerleme ve gelişim halindedir. Allah ilerleme ve gelişim ile birlikte olan toplumsal yaşamı insanoğluna hediye etmiştir. Bunda sayısız bereket vardır. Aile de toplum içerisinde var olan daha küçük bir topluluktur aslında. İslam’da bu toplumsal yaşamın başarısızlıkla sonuçlanmaması ve selametle ilerleyebilmesi için düsturlar vardır.

 

Eşler Birbirlerinin Giysisidir

 

Yüce Allah Bakara suresinin 187. ayetinde kısa ama çok derin anlamlar içeren şu ifadeyi kullanmıştır:

 

“Kadınlar sizin için elbisedir, siz de onlar için elbisesiniz.”

 

İnsanın giydiği elbisenin birçok faydası vardır.

 

* Soğuk ve sıcaktan korur: Elbise insanı yılın soğuk günlerinde soğuktan korurken, sıcak günlerde de sıcaktan korur.

 

* Zararlardan korur: İnsan çıplak olsaydı bedenine birtakım şeyler değerek zarar verirdi. Ama üzerinde bir giysisi olduğu zaman bu zararlardan bedeni korunmuş olur.

 

* Ayıpları örter: İnsan vücudunda görünmesini istemediği yerleri giysi yardımıyla örter.

 

* Ziynettir: Yukarıda saydıklarımıza ilave olarak, giysinin insanın ziyneti olduğunu söyleyebiliriz. Yanlış giyim insanın küçük düşmesine sebep olur, uygun giysi ise saygınlığını artırır.

 

* İnsanın tanınmasına yardımcı olur: Bütün insanlar tek tip giyseydi tanınmaları zor olurdu. İnsanlar farklı zevklere sahiptir ve ona göre giyiyorlar. Giyimleri insanların kolay tanınmalarını sağlar.

 

Ayette de buyurulduğu üzere eşler birbirleri için giysi olmalıdır. Birbirlerinin ayıplarını örtmeli; saygınlıklarını artırmalı, birbirlerine ziynet olmalı ve birbirlerini zararlardan korumalıdırlar. Hakikaten bu ayet eşler için çok fazla mesaj taşıyan bir ayettir!

 

Uygun Muaşeret

 

Yüce Allah Nisa suresinin 19. ayetinde de yine kısa ama çok derin şu ifadeyi kullanmıştır:

 

“Onlarla iyi ve güzel geçinin…”

(…ve aşiruhunne bil meruf)

 

Arapça “ma’ruf” tanınmış anlamındadır, “münker” ise “tanınmamış” anlamındadır. İyilikler ve güzellikler insanın ruhu için “tanınmış” ve aşinadır. Kötülükler ise insanın ruhu için “tanınmamış” şeylerdir. Yani Allah insanı öyle yaratmıştır ki iyiliğe yatkın, kötülükten uzaktır. Eğer insan doğru bir şekilde eğitilmişse iyiliğe yakın, kötülükten uzak olur.

 

“Onlarla güzel geçinin” buyuruluyor, bu genel bir ifadedir. Yani belli bir durumla sınırlandırılmıyor, genel olarak “güzel geçinin” buyuruluyor. Ayetin devamında şöyle buyuruluyor:

 

“Onlardan hoşlanmadığınız takdirde de olabilir ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah, birçok hayırlar takdir etmiştir.”

 

Eşinden hoşlanmıyorsan da iyi geçin, Allah sana bunun için sayısız bereket verecektir. Belki de hoşlandığın eşin senin için birçok belalara sebep olacaktı.

 

Aile İçerisinde Edep Kuralları

 

Geçtiğimiz derslerde ahlakın genel ahlak ve hususi ahlak olmak üzere iki kısımdan oluştuğunu söylemiştik. Genel ahlak herkesin uyması gereken ahlaktır. Örneğin kimse bir başkasına karşı kibirli olamaz, herkes sadık olmalı, emaneti yerine getirmeli vs. Aileye baktığımızda da aile üyeleri önce genel ahlak kurallarına riayet etmeli, sonra hususi ahlak kurallarına riayet etmelidirler. Örneğin eşler birbirine karşı kibirli olmamalılar. Zira kibir aile için de toplum için de beladır. Bu genel ahlaki kurallara herkes uymalı; aileler de uymalıdır.

 

Affedici Olmak

 

Toplumun, özellikle de ailelerin ihtiyacı olan ahlaki özelliklerden biri affedici olmaktır. Affedici olmanın önemi ile ilgili Peygamberimizin (saa) şu hadisine dikkat buyurmanızı istiyorum:

 

Kıyamet gününde münadi seslenecek “Allah’tan alacaklı olan varsa ayağa kalksın!” O gün affedici olanlar dışında kimse ayağa kalkmayacaktır. Yoksa Allah’ın ne buyurduğunu duymadınız mı?

 

“Kim affeder ve ıslah ederse onun mükâfatı Allah’a aittir.” Şura/40 (Sefinet’ul Bihar c.6, s.306)

 

Kur’an-ı Kerim’de “Ecruhu a’lâllâh” (ecri, mükâfatı Allah’a aittir) tabiri yalnızca af ve ıslah ile ilgili ayette kullanılmıştır.  

 

Müşterek Hayatta Affedici Olmak

 

Eşler bazı küçük meseleler karşısında affedici olursa herhangi bir sorun ortaya çıkmamış oluyor. Örneğin yemeğin biraz tuzlu olması; dibinin biraz tutması, evin kapısının biraz geç açılması, tabağın kırılması gibi ufak tefek olaylar her evde olabilecek şeylerdir. Bu gibi durumlarda iki şekilde karşılık verilir. Bazıları büyüklük yaparak orada konuyu kapatır, affeder. Bazıları ise ne yazık ki uygun olmayan şekilde karşılık verir. Erkek sinirle “Bundan sonra dikkat et! Bu hatayı tekrarlama!” diyor, kadın da karşılığında sertçe “Elimden gelen bu!” diyor. Erkek “Daha fazla konuşma” diyor, kadın da “Sen konuşma” diyor… Bu çirkin konuşma şiddetlenerek devam ediyor. Sonrasında tartışma sürüyor dava, mahkeme vs. derken birbirlerinden ayrılıyorlar. Hâlbuki affedici olunursa iş buralara varmaz.

 

Küçük Sorunlar ve Büyük Musibetler

 

Müşterek hayattaki küçük sorunlar çığ gibidir. Eğer başlangıçta kontrol edilmezse telafi edilemeyecek zararlara sebep olur. Bir çığ içi yolcu dolu bir otobüsün üzerine düşerek tüm yolcuların hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Başlangıçta küçük bir taştı. Dağın tepesinden yuvarlanarak aşağı doğru hareket ediyordu. İlerlerken de yoldaki karları etrafına topluyordu. Aşağı doğru ilerledikçe büyümeye devam ediyordu. Ve sonunda büyük bir çığa dönüşmüştü!

 

Aile içindeki sorunların çoğu çığ gibidir. Başlangıçta küçük, önemsiz ve halledilebilir türdendirler. Erkek bir sorunla karşılaştığında göz yumarsa, kadın da erkek sinirle tepki verdiğinde göz yumarsa sorun hallolur ve müşterek hayatları yıkılma tehlikesiyle karşılaşmaz.

 

İbretlik Bir Olay

 

Nur suresinde geçen ifk olayı diye bilinen olay içinde birçok dersler barındırır. Peygamberin (saa) eşlerinden birine iffet yolundan çıktığı şeklinde iftirada bulunurlar! (Neuzubillah islam ordusundan bir asker ile irtibatı olduğu yönünde!) Peygamberin eşinin kim olursa olsun iffet konusunda böyle kirli bir iş yapması imkânsızdır! Bu iftirayı atanlar aslında neuzubillah Peygamberi (saa) itibarsızlaştırmak için bu yalanı uydurdular ve münafıklar da bu haberi yaydılar. Sonrasında ise bütün şehre bu yalan haber yayıldı. Münafıklar zaten sürekli bir haber uydurup ya da duyup onu yayma peşindeydiler.

 

Konuyla ilgili çok açıklayıcı bir şekilde ayet gelerek bu iftirayı atan ve yayanlar açık bir şekilde reddedildi ve azarlandı!

 

“Bu iftirayı duydukları zaman inanan erkeklerle inanan kadınlar, kendilerine nasıl hüsnü zanda bulunuyorlarsa öylece hüsnü zanda bulunsalardı da bu, apaçık bir iftira deselerdi.” Nur/12

 

Yüce Kur’an, apaçık bir şekilde bu fitnenin karşısında durdu. Münafıklar Allah’ın bu iftira karşısında şiddetli bir şekilde durduğunu gördüklerinde iftiralarına ve söylentilere devam edemediler.

 

İfk olayında birileri aşırıya kaçmıştı. Söz konusu iftiranın yayılması kirine bulaşmayan bazı iyi kimseler şöyle dediler: “Bizler bu iftirayı yayanlara yaptırım uygulamalıyız. Ne onlara yardım etmeliyiz ne de saygı göstermeliyiz!” İftiracıların emellerine alet olan bazı kimseler yardıma muhtaç kimselerdi. Bu aşırıcı tavır Müslümanları ikiye bölmüştü. Müslümanlar birbirlerinin karşısında yer alarak ayrılığa düşmüşlerdi. Bu konuda bir ayet nazil oldu:

 

“Sizden faziletli ve varlıklı olanlar, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekten çekinmesinler ve iyilik etmeyi terk etmesinler, affetsinler ve suçtan geçsinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” Nur/22

 

İfk meselesi çok ciddi bir meseleydi ama Kur’an o meseleyi daha büyük sorunlar ortaya çıkmasın diye af suyu ile yıkamaya çalıştı.

 

Affetmek ve Unutmak

 

Bazı kimseler başkalarının hatalarını affediyorlar ama unutmuyorlar; içlerinde kin kalıyor. Bu durumda ileride bu kinin dışa vurması muhtemeldir. Bu yüzden Yüce Allah (cc) affetmenin yanında unutmayı da buyuruyor ki ileride kine sebep olmasın.

 

İfk hadisesi İslam tarihinde Peygamberimizin saygınlığını zedelemek için planlanan benzeri olmayan çok önemli bir hadisedir. Bu plan etkisiz hale geldi. Bu önemli hadisede bile affetmek ve unutmanın gerekliliği ortaya çıktı. Bu noktada bizler için önemli dersler vardır. Bu olay bizlere şunu söylüyor: Siz de toplumsal hayatınızda affedin ve hataları unutun. Yakınlarınızın yaptığı yanlışlara göz yumun. Zira insanoğlu yanlış yapar. Eşler de hata yaparlar, masum değillerdir.

 

Keşke toplumda da af ve hatalardan geçmenin var olduğunu görebilsek. Bazıları hala geçen seçimlerdeki şahsi meseleleriyle hesaplaşıyorlar! Seçimlerin üzerinden yıllar geçti. Hatta bir sonraki seçim kapıda. Ama hala tartışmalarını sürdürüyorlar. Affetmek ve unutmak ailede ve toplumda var olmadığı sürece karışıklık devam edecektir.

 

Allah bizleri affedip unutabilenlerden eylesin.

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler