15 Kasım 2019 Cuma Saat:
18:33
15-08-2019
  

Ahlak Sohbetleri 28. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Ağustos/2019

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplumumuzun fazlasıyla ihtiyacı olan Aile Ahlakı ile ilgili sohbetlerimize devam ediyoruz. Geçtiğimiz derste affetmek ve hataları hoş görme konusunu ele aldık, bugün ise ailede düzen ve sabır konusuna değineceğiz.

 

Düzen

 

Âlemde her şey müthiş bir düzen üzerine kuruludur. Güneş, ay, yıldızlar, gezegenler vs. meşhur bir söz olan “Gökler ve yerler adalet üzerinedir” sözü de düzene işaret eder. Âlemde düzenin önemli bir yeri vardır. Bu düzen sayesinde bilim adamları birçok araştırmalarda bulunabiliyorlar. Büyük âlemden küçük âlem olan insana geldiğimizde de muhteşem bir düzenle karşılaşıyoruz. İnsan vücudunda da öyle bir düzen vardır ki herhangi bir hastalıkla karşılaşıldığında çeşitli tahliller yapılarak sonuç incelenir. Normal olması gereken değerler farklı ise hastalık teşhisi ve tedavi yapılır. Kısacası en büyük âlemden en küçük âleme kadar her şey büyük bir düzen ile hareket eder.

 

Ailede Düzen

 

Aile de âlem içerisinde var olan küçük bir topluluktur. Bu küçük topluluğun da bir düzen üzere olması gerekir. Karı, koca ve çocuklar iyi bir yaşantıları olmasını istiyorlarsa düzenli olmaları gerekir. Zira düzenin aileden uzaklaşmasıyla mutluluk da uzaklaşır.

 

Ailede düzeni sağlamanın yollarından biri iş bölümü yapmaktır. İş bölümü yapıldığı takdirde eşler de çocuklar da kendi görevlerini bileceklerdir. İmam Sadık’tan (as) nakledilen şu hadise dikkat buyurunuz:

 

Hz. Ali ve Hz. Fatıma bir gün Peygamberin (saa) huzuruna giderek kendileri için iş bölümü yapmasını istediler. Peygamber evin içindeki işleri Hz. Fatıma’nın, evin dışındaki işleri ise Hz. Ali’nin yapmasını söyledi. Bu taksim üzerine Hz. Fatıma: “Bu iş bölümünün beni ne kadar mutlu ettiğini Allah’tan başka kimse bilmiyor. Zira namahremlerle yüz yüze olmak zorunda olmayacağım”[1]

 

(Bu rivayet bize Sıddıke-i Tahire’nin (Hz. Fatıma’nın lakaplarından) iffet konusuna çok önem verdiğini gösteriyor) Kısacası aile ahlakının önemli konularından biri iş bölümüdür. Ayrıca çocuklar da iş bölümüne ortak olmalıdır.

 

Şu noktaya da dikkat etmek gerekir. Aile üyelerinden biri yolculuğa çıkarsa ya da herhangi bir sebepten ötürü görevini yerine getirmezse onun yapması gereken işin sahipsiz bırakılmaması gerekir. Diğer aile üyelerinden biri onun vazifesini yerine getirmelidir. Ailedeki düzen, aile üyelerinden biri, işini bir sebepten dolayı yapamadığında diğerlerinin yapmaması değildir. Aksine diğer aile üyeleri bu durumda kendi görevlerini yapmakla beraber onun da görevini yerine getirmelidir ki düzen bozulmasın.

 

Kadın ve Erkeğin Sabırlı Oluşu

 

Aile ahlakının konularından biri kadın ve erkeğin sabrı konusudur. Eşler bunu başardığında aileleri daha sağlam olacaktır.

 

Hayat sürekli sorunsuz ilerlemez. Çeşitli sıkıntılar, inişler ve çıkışlar insanın karşılaştığı durumlardır. Hastalık, işten atılma, iflas, yakınları kaybetme gibi şeyler herkesin başına gelebilir. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında eşlerin krizleri, aile hayatları zarar görmeden atlatabilmeleri için güçsüz durmamaları gerekir. Konuyla ilgili şu iki rivayete bakalım:

 

Cabir bin Abdullah el-Salihi anlatıyor:

 

Bir gün Allah Resulü Hz. Fatıma’nın evine gitti. Kızının eski bir kıyafet içerisinde, çocuğuna süt verdiğini bir yandan da un öğüttüğünü gördü. Kızının ev işleri için yardımcısı yoktu. Bu sahneyi gören Peygamberin gözünden yaşlar aktı. Ve kızına hitaben şöyle buyurdu: “Kızım! Dünyanın zorluklarına tahammül et ki ahiretin nimetlerinden nasiplenesin.” Hz. Fatıma ise “Ya Resulullah! Allah’a verdiği nimetler karşısında şükür ve hamd ediyorum.” diye buyurdu. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

 

“Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.” Duha/5

 

Evet, bu ayet zorluklar karşısında sabır içindir.

 

Diğer bir rivayet ise Hz. Peygamber’den:

 

“Cennette öyle yüce bir makam vardır ki oraya yalnızca şu üç grup ulaşacaktır:

 

1. Adil hükümdar

 

2. Sıla-i rahim’de (akrabaları ziyaret) çok bulunan kimse

 

3. Evde sabırlı olan kimse.”[2]

 

Görüldüğü gibi problemler karşısında tahammül eden, sorunları en iyi şekilde kontrol eden; birbirlerine hakaret etmeyen, herkesin hayatında inişler ve çıkışlar olduğunu bilen eşler de bu üç gruptan biridir.

 

Hz. Nuh ve Hz. Lut’un Eşleri

 

"Allah, inkâr edenlere Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misal vermektedir: Onlar kullarımızdan iki erdemli kişinin nikâhı altındaydılar ama kocalarının davasına hıyanet ettiler. Dolayısıyla kocaları da Allah’tan gelen cezaya karşı onları koruyamadı ve kendilerine, "Haydi, diğer girenlerle birlikte girin bakalım ateşe!" dendi." Tahrim/10

 

(Ayette geçen ihanet namusla ilgili ihanet değildir. Bu iki kadının ihaneti laf taşımak, casusluk yapmak ve kâfirlerle işbirliğiydi.)

 

Onlar aile ahlakına riayet etmedi ve kâfirler için misal oldu. Bu iki önemsiz kadın için bir ayette beraber bahsedildi. Şimdi zikredeceğimiz çok değerli iki kadına ise iman ehli için ayrı ayrı ayetlerde işaret edilmiştir:

 

Hz. Asya ile ilgili Yüce Allah (cc) buyurmuştur:

 

"Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti." Tahrim/11

 

Hz. Musa’yı nehirde bulduklarında Firavun onu öldürmek istedi. Ama Hz. Asya muhalefet etti:

 

“Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.” Kasas/9

 

Hz. Musa büyüyüp Peygamber olduğunda Hz. Asya ona iman etmişti. Firavun bu duruma çok sinirlenmişti, zira bir numaraları düşmanı en yakınına kadar nüfuz etmişti; kendisine en yakın olan kimse iman etmişti!

 

Firavun’un Hz. Asya’yı vazgeçirme çabaları netice vermemişti. Bu nedenle Hz. Asya’yı güneşin altında yere çivilemelerini, göğsünün üzerine de bir taş koymalarını emretti. Ancak Asya sabırla direndi ve ömrünün son anına kadar imanını korudu. Belki de o anlarda Allah’a seslenmişti… (Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!) Kısacası Hz. Asya sabrı sayesinde bu yüce makamına erişti.

 

Yüce Allah Tahrim Suresi’nin 12. ayetinde Hz. Meryem ile ilgili buyurmuştur:

 

“Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.”

 

Hz. Meryem’in babası İmran’ın peygamber olup olmadığı konusunda farklı görüşler vardır.[3] Bir rivayet onun Peygamber olduğuna işaret ediyor. Ancak bazıları bu rivayeti kabul etmiyorlar. Her hâlükârda salih bir insandı ve Hz. Meryem onun evinde terbiye görmüştü. Bu yüce şahsiyetli hanımefendi Hz. Meryem de çok sabırlı idi. O hamile olduktan sonra, insanlara nasıl eşi olmadan çocuk sahibi olduğunu açıklayacağını düşünüyordu. Bu durumda sabretti ve Meryem suresinde zikredildiği üzere Allah onu kurtardı, ona şahsiyet ve onur nasip etti.

 

Özet olarak bir sorun oluştuğu zaman yapılacak şey sabretmektir. İslam ahlakına riayet etmek isteyenler aile hayatlarında sabırlı ve düzenli olmalıdır.

 

 

 

 


[1]Biharu’l Envar c.43, s.81

[2]Menakib-u Âl-i Ebi Talib c.3, s.390

[3]Tefsir-i Numune c.2, s.523

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler
Flag Counter