18 Ocak 2022 Salı Saat:
14:55
20-01-2015
  

Aile Bireylerinin Hakları

Ailede uzurun korunması, eşlerin birbirlerine karşı saygılı davranmalarına bağlıdır...

Facebook da Paylaş


 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Dr. Rıza Ramazani



Kadın ve erkek, düğün töreninin sona ermesi ile birlikte ortak hayata adım atmış olacaklardır. Bu yeni ortamda, kadın ve erkeğin bir takım hakları ve sorumlulukları vardır. Bu hakları ve sorumlulukları bilip onlara uygun davranmak, yeni kurulmuş olan aile karşısındaki sorunların ortadan kalkmasıyla sonuçlanacaktır. Bu arada İslâm’ın ahlâkî ve hukukî yasalarını öğrenmek ve ailevi ilişkileri bunların üzerine kurmak, bir yandan ailenin konumunu güçlendirecek ve diğer yandan da eşlerin olgunluk ve erginlik kazanmasını sağlayacaktır.

İslâm'da aile düzenini oluşturan iki tür yasa vardır:

– Hukuki yasalar

– Ahlâki yasa ve kurallar

Bu yasaların her birinin insan yaşamında kendine özel bir yeri vardır ve sağlıklı bir yaşamın şekillenmesinde çok etkin bir rol oynayabilir. Ailelerdeki mevcut düzgüsüzlüklerin çoğu, bu yasalara önem vermemekten veya uymamaktan kaynaklanır ve bu, daha ilk bakışta anlaşılabilecek türden bir gerçektir.


Hukuki Yasalar



Ailenin hukuki yasaları, aile bireylerinin haklarını adalet ekseninde tanımlamakla birlikte, bireylerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak ve bireyler arasında doğabilecek haksızlıkları önlemek için öngörülmüştür. Bu yasalar, bir taraftan aile azalarının haklarını savunurken, öte taraftan da bireylerin görev ve sorumlulukları bağlamında ortaya çıkabilecek belirsizlikleri giderir. Din, koymuş olduğu bu kanunlarla aile fertlerinin haklarının zayi olmasını engellemeyi planlamıştır.

Aile bireylerinin kendi hak ve görevlerini daha iyi öğrenmeleri için çeşitli programlar düzenlemek, İslâmî düzenin görevlerinden biridir. Ortak hayatın farklı dönemlerine hitap edecek kurslar düzenlemek, kesinlikle aile bireyleri arasındaki karışıklıkları ve görev belirsizliklerini ortadan kaldıracak ve aynı zamanda ortak hayatın temellerini daha sağlam kılacak disiplin ve sevgiyi de oluşturacaktır.

Eş adaylarının kendi hak ve sorumluluklarını öğrenmeleri için evlenmeden önce kısa süreli kurslara tabi tutulması, sözü edilen programlardan biri olarak, pekâlâ evlendirme daireleri tarafından hayata geçirilebilir. Bu kursların icra garantisi de bu dairelere bildirilecek genelgelerle sağlanabilir. Böylece genç eşler, ortak hayattaki kendi yasal hak ve sorumluluklarını öğrenebileceklerdir.

Bu alanda gerekli görünen projelerden bir diğeri, aile danışma merkezlerinin kurulmasıdır. Bu merkezler, ailevi konular etrafında kısa süreli kurslar düzenleyerek bir yandan ailenin olgunluk ve yetkinlik kazanması için ortam hazırlayacak ve öte yandan da bilgi yetersizliğinden veya tecrübesizlikten dolayı ortaya çıkabilecek sorunlardan aileyi koruyacak ve böylece ailenin yıkılmasını önleyecektir.

Üzülerek belirtmek gerekir ki bazı aileler, aile danışma konusuna olgun bir düzeyde yaklaşmamaktadır ve hatta bu merkezlerin vermiş oldukları hizmetlerden yararlanan kimseler, psikolojik hasta veya sorunlu aile olarak görülmektedir.

Radyo ve televizyon başta olmak üzere bütün medya kuruluşları, aile alanında çeşitli programlar düzenleyerek bu bağlamda kültür oluşturmada doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlayacak ve hatta halk kitlelerine hitap etmesi bakımından bu kurumların üstleneceği rol daha büyük olacaktır.

Hukuki yasalar ve eşlerin bu yasaları öğrenmeleri, hayatın akışına düzen vermekle birlikte, eşler arasında sevgi ve mutluluğun oluşmasına da yardımcı olacaktır. Bu yasaların hâkim olduğu ailede kadın ve erkek, gönül rahatlığıyla hayata tutunacaktır; kargaşa ve kanunsuzluktan uzak olarak olgunluk yolunu kat edecektir. Ortak hayatta olası sorunlar ve engeller, bu alandaki yasalara uyum ve bağlılıkla ortadan kalkacaktır.


 Ahlaki Yasalar



Ahlaki yasalar, hukuki yasaları tamamlayıcı öğeler olarak öngörülmüştür. Bu yasalar, aile kurumuna sebat ve güçlülük vermenin yanı sıra, ailede sevgi ve huzurun oluşmasında da çok önemli bir rol oynayacaktır. Ahlâkî ve hukukî yasalar arasında direkt bir ilişki vardır ve bunların birine bağlılık, diğerine bağlılığı da beraberinde getirecektir. Ahlaki ve hukuki yasalar arasındaki karşılıklı ve tamlayıcı ilişki, aile bireylerinin yeteneklerinin filizlenmesine, ruhsal olgunluk ve huzur ile gerçek mutluluğun tadını çıkarmasına zemin hazırlayacaktır.


Aile düzeninde haklar konusu beş bölümde ele alınıp incelenebilir:

– Eşler arasındaki ortak haklar

– Kocalar tarafından uyulması gereken kadınlara özel haklar

– Kadınlar tarafından uyulması gereken kocalara özel haklar

– Evlatlar tarafından uyulması gereken ebeveyn, dede ve ninelere özel haklar

– Ebeveyn tarafından uyulması gereken evlatlara özel haklar


Eşler Arasındaki Ortak Haklar



Eşler arasındaki ortak haklara uymak, aile bireylerinin yaşam sınırlarının ve bireyler arası ilişkilerin belirlenmesine ve de aile bireyleri için gerekli olan düşünsel güvenin oluşmasına neden olacaktır. Aile bireylerinin birbirlerinden beklentilerinin belirlenmesi, onların her birinin davranış çerçevesini de belirleyecektir. Elbette eşler arasındaki müşterek hakların açıklanmasında farklı ve hatta çelişkili bakış açılarının olduğunu da kabullenmek gerekir.

Bu arada İslâm’ın yetkinlik kazandırmaya dönük yasaları, Müslümanların aile bağlamındaki gerek hukukî ve gerekse ahlâkî görevlerini şeffaf olarak açıklamıştır. Bu sebeple her Müslüman kadın ve erkek, aile alanındaki İslâmî hüküm ve öğretileri ciddiyetle öğrenmeye ve uygulamaya gayret etmelidir. Müslüman toplumlardaki ailelerde görülen sorunların ve düzgüsüzlüklerin çoğu, maalesef ki İslâmî yasa ve öğretilerin bilinmemesinden veya uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. İslâm’ın öngördüğü olgunluk ve erginliğe ulaşmak için kendimizi Müslüman olarak nitelememiz elbette ki yeterli değildir, bilakis İslâmî ahlâk ve yasaları hayata geçirmek için gayret etmeliyiz. Ancak bu yasa ve öğretilere bağlı kalmakla gerçek Müslüman olabileceğiz. Bu bölümde, eşler arasında müşterek olan görev ve haklara değineceğiz

a) Ortak Huzur

İslâm dini, ilahi yasa ve buyrukların topluma hâkim olmasının ürününü huzur ve güven olarak tanıtmış ve toplumun sağlıklı ve sağduyulu olmasının kaynağı olan aile hakkında ise bir takım özel tavsiyelerde bulunmuştur. İslâm dini açısından eşler, ortak hayatta birbirlerine huzur vermek için gerekli çabayı göstermelidirler.

Açıktır ki aile bireylerinin bu sorumluluğa bağlı kalması, onların düşünsel, ruhsal ve davranışsal alanda huzur ve güvende olmalarına neden olacaktır. Bu huzur sayesinde hem bireysel ve sosyal olgunluk kazanacaklar ve hem de kendileri için sıcak ve sevgi dolu bir ortam oluşturacaklardır. Bu alanda eşler, ailedeki çocukların huzur ve güveni hissedebilecekleri şekilde davranmalıdırlar. Önemsiz ve dış kaynaklı sorunlar, ailenin huzurlu ve samimi ortamını etkilememelidir.

Öte yandan bu huzurun korunması, eşlerin birbirlerine karşı saygılı davranmalarına bağlıdır. Hayat yolundaki sınırların korunmasının da saygılı davranışla ilintili olduğu bilinmelidir. Bundan ötürü erkek, karısını aile içindeki hizmetçi olarak ve kadın da kocasını, aile dışındaki hamal olarak görmemelidir. Kadının hizmetçi ve erkeğin ise hamal olarak görülmesi, çocukların hataya düşmelerine neden olacaktır. Böylece çocukların baba ve annelerinden beklentileri, sadece maddi ihtiyaçlarının teminiyle sınırlandırılacaktır. Bu durumda olan çocuklar, kendilerini baba ve anne şefkatine muhtaç görmeyecek ve bu gereksinimlerini başka yerlerde ve gayri meşru olarak temin edeceklerdir.

b) Cinsel Dürtünün Tatmini

Kadın ve erkek arasındaki ortak haklardan bir diğeri, akit ve nikâh sonucunda meşrulaşan cinsellik ilişkisidir. Bu hakkın doğru ve dengeli olarak kullanılması, eşlerin günaha düşmemelerine ve temiz kalmalarına neden olacaktır. Eşlerden birinin cinsellik hususundaki aşırılığı veya ihmali, ailenin temellerini sarsacak türden sorunlar doğurabilecektir.

İslam dini bu noktaya olumsuz bakmamakla birlikte, gayri meşru ilişkiye ceza ve azap belirlediği gibi, meşru ilişki için de mükâfat ve sevap belirlemiştir. Ailede ve meşru eş tarafından cinselliğin tatmini, kesinlikle birçok sosyal düzgüsüzlüklerin kökünü kazıyacak ve böylelikle daha çok düşünsel ve sosyal güven topluma hâkim olacaktır. Cinsellik bakımından güvende olan ve bunun psikolojik baskılarından kurtulan bir toplum, bireylerinin kültürel, siyasal ve ekonomik gelişimi için uygun bir zemin olacaktır.

c) Eşlerin Birbirlerine Örtü ve Giysi Olma Hakkı

Kur'ân-ı Kerim'in kadın ve erkek hakkında kullandığı ve çok değerli sonuçları olan harikulade güzel tabirlerinden biri "giysi" tabiridir. Kur'ân-ı Kerim şöyle buyurmuştur:

Kadınlar sizin için giysidir ve siz de onlar için giysisiniz. (Bakara, 187)

Kur'ân tefsirlerinde bu ayet ile ilgili olarak çok güzel ve zarif noktalara şöyle dikkat çekilmiştir:

– Eşler birbirleri için giysi konumundadırlar ve birbirlerini afetlere ve tehlikelere karşı korurlar.

– Eşler birbirlerinin ayıplarını ve eksikliklerini örter, kusurlarını başkaları karşısında ortaya atmazlar.

– Eşler birbirlerini günaha düşmekten, kötülüğe ve pisliğe bulaşmaktan alıkoymak suretinde korurlar.

– Elbisenin insanı güzelleştirdiği gibi, eşler de birbirlerinin güzellik araçlarıdırlar.

– Elbise, insanı sıcaktan ve soğuktan nasıl koruyor ise, eşler de birbirlerini cinsel içgüdü baskısından korurlar.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler