24 Mayıs 2018 Perşembe Saat:
07:28
01-02-2018
  

Aile Düşmanı Aile Dizileri

Üzerinde durmak istediğimiz konu, genel izleyici jargonuyla yayınlanan ve özellikle çocukların ilgisini çeken dizilerin olumsuz etkileri olacak.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Nurcan ALTUN

 

Genel izleyici sınıfına sokularak sunulan diziler, gerçekten de çoluk çocuk ekran başına oturup izlenebilecek diziler mi? Gerçek hayatı, kültürümüzü, konuşmamızı, aile yapımızı, hareketlerimizi, yaşam standardımızı yansıtabiliyor mu? Çocuklarımız dizilerdeki iyiyle kötüyü ya da iyi davranışla kötü davranışı ayırt edebiliyorlar mı?

 

Adının içine “aile” kelimesi konularak masumlaştırılan ya da çocuk oyuncularla süslenerek önümüze koyulan diziler sene boyunca çocuklarımızın gözdesi oldu. Aile dizisi gibi sunulan bu dizilerde dikkat çeken bir diğer nokta, yeni deyimlerin oluşturularak çocuklar vasıtasıyla dilimize sokulması ve cinsel ya da argo içerikli konuşmaların komik bir şekilde kullanılarak normalleştirilmesidir. İlköğretim seviyesindeki çocukların kullanılan bu yeni dili kısa sürede benimsemiş olması ise maalesef insanın içini acıtmaktadır.

 

Dizilerde yer alan serseri görünümlü karakterler, çocuklar tarafından en sevilen karakterler haline gelmişlerdir. Bu karakterler vasıtasıyla yalan söylemek, dolandırıcılık yapmak, anne babaya karşı gelmek normalleştirilmiştir. Bu hareketleri yapanların “kötü” olması gerekmediği, “iyi” insanların da bu davranışları sergileyebileceği izleyicinin bilinçaltına yerleştirilmeye çalışılmaktadır.

 

Aile temalı dizileri diğer mafya dizilerinden ya da fesat dizilerinden ayıran en önemli noktanın, izleyici kitlesinin büyük çoğunluğunu 13 yaş altı çocukların oluşturması olduğunu lütfen unutmayalım. Her ne kadar mafya ve fesat dizileri de toplum için büyük tehlike oluşturmaktaysa da, tehlikeye maruz kalanlar çocuklar olduğunda durum daha fazla önem kazanmaktadır.

 

Ebeveynler için yeni bir mücadele kapısı açılmış durumdadır. Yayınlanan bu diziler sadece akşamın belli bir saatinde ekranlarımızı kirletmekle kalsaydı bu mücadelenin çok daha kolay olacağı açıktı. Ancak diziler hafta içi gündüz saatlerinde tekrar yayınlanmakta, çizgi film seyrettiğini sandığınız çocuğunuz bu dizilerle haşır neşir olabilmektedir.

 

Özellikle yaz aylarında sosyal aktivitesi olmayan çocuklarımızı bu masum görünümlü dizilerden uzak tutmak için yoğun bir performans göstermemiz gerekmektedir.

 

Öncelikle evde televizyon izleme saatleri belirlenmelidir. Bu saatlerde çocukla birlikte televizyon başına oturmaya da özen gösterilmelidir. Bu sayede onların vermeye çalıştığı mesajları çocuğumuza açıklama imkânımız olacaktır. Yaptıklarının ya da söylediklerinin yanlışlığını onlara anlatarak dizinin hipnozundan kurtulmalarını sağlayabiliriz.

 

Çocukla birlikte televizyon izleme imkânına sahip olmadığımız zamanlarda çocuklarımıza da televizyon izleme izni vermeyebiliriz. Kendimiz müsait oluncaya kadar ona kitap okuma vazifesi verebiliriz.

 

Alışkanlık haline getirdiği dizileri olan çocuklarımızı, dizi saatlerinde dışarı çıkmaya zorlayabiliriz. Bu alışkanlık döngüsü bir iki kez kırıldığında, daha önce olduğu kadar diziyi saplantı haline getirmediğine şahit olacaksınız.

 

Kısacası hepimiz kendi imkânlarımız doğrultusunda çözümler geliştirebiliriz. Ama öncelikle bunu yapabileceğimize kendimizi inandırmamız gerekir. Hemen savunma psikolojisine geçerek çocukları televizyondan ayırmanın mümkün olmadığına inanırsak zaten hiçbir yol bu soruna çözüm olamaz.

 

Geleceği kurmak çocukların elinde dense de, onlara vereceğimiz eğitim doğrultusunda aslında bizim ellerimizde değil mi sizce de? Anne baba sorumluluğunu gerçekten taşıyarak, asıl ve son söz sahibinin anne baba olduğunu unutmayarak, “veli” kavramının anlamına vakıf olarak hareket etmeliyiz. Bunu yaparken medyanın tam tersini iddia etmesi, bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler