20 Ekim 2021 Çarşamba Saat:
16:23
30-03-2021
  

Ailenin Önemi ve Yeri

Her doğan çocuk tertemiz ilahi fıtrat üzere doğar. Fakat anne ve babası onu Yahudi, Hıristiyan ya da Mecusi yapar.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Sosyologlar açısından aile, birinci ve en önemli sosyal kurum sayılmıştır. Bu yüzden aileüyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerindeki nitelik, gerçekte insan kişiliğinin temellerini ve davranış biçimlerini şekillendirmektedir. Gerçi modern çağın bir getirisi olarak modern ve post modern değerlerinden etkilenen; çocuksuz aile[1], tek velili aile, tek cinsiyetli aile, iki türden [insan ve hayvandan] oluşan aile gibi çeşitli “aile yapıları” ortaya çıkmıştır. Fakat bu tür ailelerin varoluşu onların doğruluğu ve değerli oldukları anlamına gelmez. Gerçekte bunlar Batı menşeli liberal ve seküler değerlerin vahim sonuçlarıdır. Dizginleri kopmuş lezzet arayışındaki Batı insanının düştüğü durumun resmidir[2].

 

Bu kültürün sevdalısı olan bazı yazarlar bu tür davranışlara haklı gerekçe ve yorumlar getirmeye çalışmış olsalar da [3] bu toplumlarda yaşayan uzmanların çoğu söz konusu durumun Batı medeniyetinin bekası için büyük bir tehlike oluşturduğunu itiraf etmişlerdir. Fukuyama, Huntington[4], Brzezinsky[5]ve diğer Batılı bilim adamlarının tümü, Batı camiasının sosyal bütünlüğünün dağılmasının tehlike çanlarını çalmışlardır. Her hâlükârda tüm bu sapmalar ve yozlaşmalara rağmen yine de aile en önemli sosyal kurum olarak tanınmaktadır.

 

İslam açısından aile kurmak olağanüstü bir öneme sahiptir. Aile her ne kadar cemiyet olarak oldukça küçük bir topluluk olsa da İslam dini büyük insani toplumları sağlıklı kılmak için aile sağlığına özel ehemmiyet vermiştir. Aile; inançlar, dini itikatlar, ahlaki değerler ve sosyal davranışların kuşaktan kuşağa intikal ettiği en önemli yerdir. Aile kanalıyla sonraki nesil dış dünya ile aşina olur, başkaları ile ne şekilde muaşeret ve ilişki kuracağını öğrenir, toplumsal ahlak ve adap kurallarına dayalı yaşam yöntemini kavramış olur.

 

Bu yüzden İslam dini ailenin kutsiyet ve değerini korumaya özel önem vermiştir. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 

مَا بُنِيَ‏ فِي‏ الْإِسْلَامِ‏ بِنَاءٌ أَحَبُّ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَ جَلَّ وَ أَعَزُّ مِنَ التَّزْوِيج

 

“İslam’da Yüce Allah’ın evlilikten daha çok sevdiği bir bina inşa edilmemiştir.” [6]

 

Aile ortamı ve toplumu pisliklerden temizlemek, evliliği ve aile kurmayı teşvik etmek, eşler ve ailenin diğer üyeleri arasında sağlıklı ve yapıcı ilişkileri açıklamak, çocuk eğitimi konusuna özel ehemmiyet vermek gibi hususlar, kutsal aile kurumunun korunması için İslam’da var olan programlardandır.

 

İslam’a göre aile kurumu veya sistemini oluşturan erkân ve unsurlar şunlardan ibarettir: Ailenin temel erkânını oluşturan ve İslamî gelenekte nikâh akdi ile evlenmiş kadın ile erkek ve tamamlayıcı erkânı oluşturan çocuklar. Eğer ailevi irtibatlar konusunda daha derin bilgiye sahip olmak istiyorsak, aileyi oluşturan üyeler ve bu üyeler arasındaki teamüllerin şekline aşina olmamız gerekir. Ailevi ilişkilerdeki İslamî yaşam tarzı, aileyi oluşturan üyelerden her birinin görevleri, sorumlulukları ve konumunun bilinmesine göre şekillenir. Şunu iyi bilmemiz gerekir ki üyelerden her birinin davranışı aile sisteminin tümünü etkisi altına alabilir. Üyelerden birinde oluşacak aksaklık tüm sistemi aksak hale getirebilir. Ailedeki başarı, üyelerden her birinin başarısının mahsulüdür. Bu yüzden aile üyelerinden her birinin ahlaki vazifelerinin bilinmesi ve uygulanması, ilahi muhabbetin merkezi olan bu sağlam binayı, insanın dünyevi ve uhrevi tekâmül ve saadeti istikametinde kılacaktır.

 

Aile ve İnsan İhtiyaçlarının Temini

 

Her insan varoluşunda ve hayatını sürdürmek için aileye muhtaçtır. İşte bu konu onunla diğer aile üyeleri, özellikle de anne ve babası arasında birtakım hususi ilişkiler oluşturur. Manevi ve ahlaki hayat yönünde de her insanın diğer insanlara ihtiyacı vardır ki bunun ilk adımı ailede atılır; kişinin manevi ve ahlaki temellerinin kalıbı aile içinde şekillenir. Ayrıca kadınla kocası arsındaki duygusal ve cinsel ihtiyaçlar aile ortamında en sağlıklı şekilde temin edilmiş olur. Aile içinde çocukların kimlik ve kişiliklerinin temelleri şekillenmiş olur. Peygamberimizden (s.a.a) şu meşhur hadis rivayet edilmiştir:

 

مَا مِنْ‏ مَوْلُودٍ يُولَدُ إِلَّا عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ اللَّذَانِ يُهَوِّدَانِهِ وَ يُنَصِّرَانِهِ وَ يُمَجِّسَانِه

 

“Her doğan çocuk tertemiz ilahi fıtrat üzere doğar. Fakat anne ve babası onu Yahudi, Hıristiyan ya da Mecusi yapar.” [7]

 

Bu esasa göre şunu söylemek mümkündür: Bireylerin, özellikle de çocukların gerçek hüviyet ve kişiliklerinin oluşmasında ailenin kendine özgü bir rolü vardır. Aile, bireylerin sapkınlık ve bedbahtlık sebeplerini oluşturabileceği gibi, onların hidayet ve saadet zeminini de sağlayabilir.

 

Aile ortamında çeşitli irtibatlar söz konusudur ki İslam bunların her biri için kendi örneğini sunmuştur:

 

Karı-koca arasındaki ilişkiler, ebeveynin çocuklarla olan ilişkisi ve çocukların birbirleriyle olan irtibatı, aile ortamındaki en önemli ilişkilerdendir.

 

 

 

 


[1]     1950 yılından bugüne kadar yapılan araştırmalar, çocuksuz yaşayan çiftlerin sayısının git gide artmış olduğunu göstermektedir. (Camieşinasiyi Modern, Petro Rosely, Tercümeyi Hasan Puyan, c. 1, s. 231-246). Bu tür aileler genellikle çocuğun yerini doldurmak için kedi, köpek gibi evcil hayvanlara yöneliyorlar. Bu tür evcil hayvanları saklayarak çocuksuzluğun yerini doldurmaya çalışıyorlar.

[2]     “Ferhengi Refah”, Fransis Fukuyama, Der Nezeriyeyi Berhurdu Temeddunha, Huntington ve Eleştirmenleri, Tercümeyi Mücteba Emiri, s.175-176.

[3]     Mevci Sevvom, Alvin Toffler, Tercümeyi Şehinduht Harezmi, s. 289-292 ve 298.

[4]     Berhurdu Temeddunha ve Bazsaziyi Nezmi Cihani, Samuel P. Huntington, Tercümeyi Muhammed Ali Hamid Refii, s. 489-490.

[5]     “Burc ve Baruyu Sosti Bünyani Ğerbi Bol-Heves”, Zbigniew Brzezinsky, Der Nezeriyeyi Berhurdu Temeddunha, Huntington ve Eleştirmenleri, Tercümeyi Mücteba Emiri, s. 166-167.

[6]     Bihar’ul Envar, c. 100, s. 222.

[7]     Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 49.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler