23 Eylül 2018 Pazar Saat:
21:25
12-01-2018
  

Akıl ve Masumiyet

Peygamberlerin her yönden masum olmaları gerekir; görevlerini başarıyla ifa edebilmeleri için bu şarttır.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 


Peygamberlerin gönderilmelerinin en önemli hedefi, kulların doğru yola hidayet edilmesi, onların dünya ve ahirette ki saadetlerini doğrudan etkileyen doğru inanç ve amellerin gösterilmesi ve onları kötü şeylerden sakındırılmasıdır.

Peygamberler, gerçekte yeryüzünde Allah-u Teâlâ'nın insanlar arasında olan temsilcileridirler. İnsanlara, her şeyin gerçeğini ve doğrusunu öğretmekle mükelleftirler. Bu durumda eğer, onların kendileri getirdikleri şeylere riayet etmez ve kendi öğretilerine aykırı hareket ederlerse, insanlar onların eylemleriyle sözleri arasında çelişki olduğunu görür ve böylece onlara karşı olan itimat ve güvenleri sarsılır.

Neticede, onların sözlerine itimat etmezler. Bu ise, onların gönderilme ve görevlendirilme hedefinin tahakkuk etmemesine yol açar. Bu durumda onların gönderilmesi gereksiz ve abes olur. Böyle bir şey İlahi lütuf ve hikmete aykırıdır. Sonsuz İlahi hikmet ve lütuf onların masum olmalarını gerektirir ki, onların gönderilmesinden amaçlanan hedef gerçekleşebilsin.

Bu gerekçe, peygamberlerin hayatlarının başından sonuna kadar masum olup, hatta sehven bile olsa bir hata ve günah yapmamalarını gerektirir. Zira ancak bu takdirde, halkın tam güvenine mazhar olup, istenen hedefe ulaşabilirler.

Peygamberlerin görevi sadece İlahi mesajı insanlara ulaştırmakla sınırlı değildir. Onlar, bununla birlikte insanları tezkiye ve terbiye etmekle görevlidir. İnsanları terbiye ederek onları kemalin en doruk noktasına ulaştırmak ve liyakati olan kimselere önderlik yaparak onları en güzel sıfatlarla donatmaktır. Başka bir deyişle onlar, talim ve öğretim görevlerinin yanı sıra, eğitim ve öğretim görevine de sahiptirler. Açıktır ki, bu görevle mükellef olan kimsenin kendisi, insani kemal ve karakter açısından en üstün derecede olup, en üstün nefsi olgunluğa sahip olması gerekir. Zira kendinde kemal olmayan bir kimse, diğerlerine kemal yolunda örnek ve önder olamaz.

Bu konuda üstün bilgiye sahip olmak, tek başına yeterli değildir. İnsanın kendisinin bizzat bu sıfatlarla donanmış olması gerekir. Bir önder ve terbiyecinin sözlerinden ve öğretilerinden daha çok, onun hareket, davranış, ahlak ve sıfatları, terbiyesi altında olan kimselerde etkin olur. Çünkü mürebbi, terbiyesi altında olan kimselerin kalbinde ve ruhlarının derinliğinde kendine yer bulmalıdır. Sadece bilimsel öğretiler ve mantıksal deliller yeterli değildir. Terbiyede en önemli etken, öğretmenin davranış, ahlak ve karakter yapısıdır, onun konuşma yeteneği değil. Gerçi bu da kendi yerinde önemlidir. Ama terbiyede asıl önemli olan ameldir, söz değil. Davranışlarında, ahlak ve karakterinde eksiklik olan bir kimsenin sözleri de etkili olmaz.

Bu nedenle risaletin hedefine ulaşılması için, peygamberin iman ve amel açısından hiçbir eksikliğinin olmaması, yaşantısında hiçbir kör nokta bulunmaması şarttır. Onun öğretilerinin; söylem ve eylemlerinde tam anlamıyla tecelli edip kendini göstermesi gerekir. Aksi takdirde bir peygamber, topluma önder ve örnek olmaz. İnsanları kurtuluş sahiline götüremez. Binaen aleyh peygamberlerin her yönden ve hayatlarının bütün dönemlerinde masum olmaları gerekir ki, bu görevlerini de başarıyla ifa edebilsinler. Peygamberlerin gönderilmesini gerekli kılan İlahi hikmet, onların bu sıfatlara haiz olmalarını da gerekli kılıyor.

"Sizden Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı arzulayanlar ve Allah'ı çokça ananlar için Allah'ın Resulünde uyulacak pek güzel bir örnek vardır."  (Ahzap / 21)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler