20 Nisan 2019 Cumartesi Saat:
23:37
28-01-2019
  

Akraba ile Evlilik

Eğer akraba evliliği tehlikeli ise o zaman İslâm'ın bunu yasaklaması gerekmez miydi?

Facebook da Paylaş


 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Ayetullah İbrahim Emini

 

Bilindiği gibi İslâm, bacı ve kardeş, onların çocukları, teyze, hala, amca, dayı, anne, baba, dede ve nine gibi mahremlerle evliliği haram kılmıştır. Fakat amcakızı, amcaoğlu, teyze kızı, teyze oğlu, halaoğlu, halakızı, dayıoğlu ve dayıkızı gibi akrabalarla ve diğer uzak akrabalarla evlenmeyi caiz görmüştür. şimdi bu noktada şöyle bir soru gündeme gelmektedir:
 

Acaba insan, imkân nispetinde kendi akrabalarına mensup ailelerden mi evlenmelidir, yoksa başka ailelerden mi evlenmelidir? Bu noktada şunu hatırlatmakta yarar bulunmaktadır.
 

Şüphesiz, akraba evliliklerinin birtakım faydaları vardır:
 

Öncelikle akraba aileler, birbirlerini daha iyi tanımakta, birbirlerinin ahlâkını ve davranışlarını daha iyi bilmektedirler. Zira birbirleriyle muaşeretleri ve gidip gelmeleri daha fazladır.

İkinci olarak evlilik yoluyla aile ilişkileri daha da sağlamlaşmakta ve bu da bir anlamda sıla-ı rahim-i güçlendirmeye yardımcı olmaktadır ki bu da İslâm'da tavsiye edilmiştir.

 

Üçüncü olarak, evliliğin, mihr, eşya alımı, düğün ve nikâh törenleri gibi ön gerekleri, akraba arasında çoğunlukla kolaylaştırılacaktır.
 

Dördüncü olarak, akrabalıktan dolayı evlilikler daha sağlam olacaktır, yaşantıda edebe ve ahlâka daha fazla riayet edilirken, affetme ve hoşgörü daha da kolay olacaktır.
 

Beşinci olarak, bu tür evliliklerde boşanma daha az görülmektedir. Zira eşler arasında ihtilaf ve çekişme baş gösterdiği zaman çoğunlukla aile büyükleri aracılık ederler ve barışmalarını ve uzlaşmalarını sağlarlar. Bu tür faydalar sebebiyle birçok insan akraba evliliği yapmaya çalışmaktadır.
 

Fakat bazı bilim adamları, amca çocukları, hala ya da dayı çocukları gibi akrabalar arasında yapılan evlilikleri doğru bulmamakta ve hatta bazen bunun yasaklanması gerektiğini bile söylemektedirler. Bu bilim adamları, bu tür akraba evliliklerinde sakat doğum ihtimalinin yüksek olduğunu söylemektedirler. Bu bilim adamları şöyle demektedirler:
 

İstatistiklerin ortaya koyduğuna göre, doğuştan sakatlık, bedensel ve psikolojik gerilik, bazı kan hastalıkları, kemiklerin düzensiz gelişimi, geri zekâlılık, bazı gençlik bunalımları, sağırlık ve dilsizlik gibi bazı hastalıklara, diğer ailelere oranla akraba evliliği yapmış olan ailelerde çok daha sık rastlanmaktadır. Bu durumdaki çocukları incelemeniz hâlinde aynı neticeye sizler de ulaşacaksınız. Nitekim biz de yapmış olduğumuz araştırmada bu neticeye ulaşmış, bu tür çocukların çoğunun akraba evliliği yapmış olan ailelerde bulunduğunu görmüşüzdür.
 

Elbette bilim adamları, doğuştan sakat çocukların sadece akraba evliliklerine has bir şey olduğunu söylememektedirler. Diğer evliliklerden de bu tür çocuklar doğmaktadır; ama akraba evliliği yapan ailelerle diğer aileler arasında mukayese yapıldığında, bu duruma akraba evliliği yapan ailelerde daha fazla rastlandığı bilinmektedir. Ayrıca akraba evliliği yapan ailelerin tümünün kaderi budur, ya da akraba evliliği yapan ailelerin çocuklarının hepsi sakat olur diye bir şey de söylemiyorlar. Zira akraba evliliği yapmış olmasına rağmen çocuklarında bu tür sakatlıklara rastlanmayan birçok aile görmekteyiz. Yine, sakat doğmuş çocuk bulunan bazı ailelerde de, sakat doğmuş çocukların sayısının az, buna karşı sağlam olanların sayısının fazla olduğunu görmekteyiz. Bilim adamlarının söylediği şudur:

 

Akraba evliliği yapmış olanlarla diğer evlilikleri kıyasladığımızda ve her iki tür ailelerdeki sakat doğumları incelediğimizde, akraba evliliği yapmış olan ailelerde sakat doğmuş çocukların sayısının çok daha fazla olduğu sonucuna varmaktayız. Bilim adamları bunun sebebini, kalıtsal hastalıklara bağlamaktadırlar.
 

Birçok hastalığın kalıtım yoluyla, babadan, anneden ve atalardan çocuklara geçtiğini belirtmektedirler. Bilim adamlarına göre, kalıtım faktörü, ataların birinde var olan ve onlardan çocuklara intikal eden ve onların sakat ve hastalıklı doğmasına sebep olan genlerle ilgilidir. Bazı özel genler, bazen anneden, bazen babadan, bazen de anne ve babadan çocuklara geçmektedir. Hastalığa sebep olan genin, hem anneden, hem de babadan çocuğa geçmesi durumunda hastalığın ortaya çıkma ihtimali ve şiddeti çok daha fazla olacaktır.
 

Onun için akraba evliliklerinde, hastalık yapan gen, babada ya da ataların herhangi birinde mevcut olmuş ve bir yolla babaya, bir yolla da anneye geçmiş olabilir. Sonuçta çocukların birinde ya da birkaçında toplanıp çocukları bu hastalığa düşürebilir. Dolayısıyla böylesi bir ihtimal, akraba evliliği yapmamış olan ailelerde daha az olacaktır.

Her hâlükârda akraba evliliklerinde sakat ya da hastalıklı çocuk doğma durumu elbette sadece bir ihtimalden ibarettir; ama bu güçlü ve dikkate değer bir ihtimaldir. Dolayısıyla da imkân nispetinde bu tür evliliklerden kaçınmak daha iyidir.

 

Burada dikkatlerinizi, konunun uzmanlarından birinin görüşlerine çekmek istiyorum. Amerika'daki psikoloji uzmanlarından bir olan Venus Almuti, yazdığı makalede şunları
belirtmektedir:

 

"Genetik bilimiyle uğraşan bilim adamlarının araştırmaları göstermektedir ki, akraba evliliklerinden doğan çocukların birçoğunda gerilikler bulunmaktadır. Elbette her akraba evliliği böylesi bir sonuç doğurmamaktadır.
 

Zira şu an dünyada akraba evliliğinden doğmuş milyonlarca sağlıklı insan bulunmaktadır. Birçok ülkede, özellikle de İskandinav ülkeleri ile Amerika'da evlenmeden önce gelin ve damat üzerinde bir takım gen testleri yapılmakta ve sonucun olumlu olması durumunda bu evlilikler gerçekleşmektedir."
 

Bu daldaki bazı bilim adamları, bacı kardeş evliliğinin yasaklanması gibi, amcaoğlu amcakızı, halaoğlu, halakızı, dayıoğlu, dayıkızı vs. şeklindeki evliliklerin de tedricen yasaklanması ya da en azından onların evliliklerinin, bir genetik kurumundan alacakları olumlu rapora bağlı olması gerektiğine inanmakta ve ancak bu şekilde sakat ve geri çocukların doğumlarının azaltılabileceğini belirtmektedirler. Akraba evliliği yapmış olan ailelerde gelişim geriliğine sahip çocukların fazla olmasının sebebi ile ilgili olarak bilim adamları 2 binden fazla genetik hastalığın bulunduğunu ve her sağlam şahsın bu kalıtımsal hastalıkları doğuran iki üç genin taşıyıcısı olabileceğini belirtmektedir.

 

Akraba evliliklerinde kötü genlere daha çok rastlandığı ve benzerler fazla olduğu için onların çocuklarının hastalık ihtimali de artmaktadır. Bilim adamlarına göre akraba evliliklerindeki bu tehlike otuz kat daha fazladır. Akraba oldukları hâlde sağlıklı çocuklara sahip olan kadın ve erkekler, talihlerinin yaver gitmesi sonucu kötü veya benzer genlere sahip değildirler ve bundan dolayı da bu büyük tehlikeden kurtulmuşturlar. İskandinav ülkelerinde herkes için kişilerin şeceresini ve birkaç nesil boyunca hangi hastalıklara sahip olunduğunu gösteren bir sağlık karnesi verilmektedir. İki kişi evlenmek için başvurduklarında bu sağlık karnesi evlilik konusundaki gerekli bilgileri kendilerine sunmuş olmaktadır.
 

Bu bilim adamının söylediklerini de dikkatlerinize sunuyorum: Kori Toem, zekâ geriliği şeklindeki bir beyin hastalığıdır ve iki şekilde görülür. Birinci formda çocuklarda görülür. Hastalıklı çocuk, doğuşta sağlamdır; fakat birkaç ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Beyinsel güçleri hiçbir şekilde gelişmez ve tedricen görme duyusunu kaybeder ve çocuk, iki ya da üç yaşına girmeden zayıflıktan ölür. Bu hastalığın sebebi gizli ve otosomik bir genin mevcudiyetidir.
 

Hastalığın ikinci şekli, 6 ila 7 yaşları arasında ortaya çıkar. Ondan sonra beyinsel güçler zayıflar, görme duyusu yitirilir ve ölüm, 21 yaşına kadar sarkabilir. Bu hastalığın ortaya çıkışı da gizli ve otosomik bir genin varlığına bağlıdır. Bu hastalık nadir olarak görülür ve çoğunlukla da kan uyuşmazlığı bulunan ve amcaoğlu, amcakızı vb. gibi yakın akraba evliliği yapmış olan kişilerin çocuklarında görülür.
 

Başka bir bilim adamı şunları belirtmektedir: Birbiriyle yakın akraba olan, ortak bir ataya sahip olan karı kocanın heterozigot olma ihtimali, birbiriyle akrabalığı olmayan iki evlilikten daha fazladır. Ayrıca bu ihtimal, akrabalığın derecesine de bağlıdır. Yani akrabalık derecesi arttıkça, heterozigotluk ihtimali de o oranda artmaktadır.
 

Ayrıca şunlar belirtilmektedir:

 

Eşlerin ortak ataya sahip olmalarından dolayı çocuklarının hastalıklı olmalarında şaşılacak bir şey yoktur. Zira onların her ikisinin de heterozigot olma ihtimali vardır ve bu durum da onların çocuklarının hastalıklı olmalarındaki ihtimali arttırmaktadır. Bu tür durumlar, geçmişteki ortak atalarında bulunan istenmeyen genler üzerindeki ihtimal hesaplarına dayanmaktadır. Genetik bilimi terminolojisinde, akraba evliliği sonucu doğanlara kandaş denilmektedir. Bu noktada kandaş teriminin, kan gruplarıyla vs. bir ilgisinin bulunmadığını hatırlatmak gerekmektedir.
 

Kandaş olmak, kişinin aynı zigottan olması veya genetik açıdan saf olması demektir. O hâlde, kandaş olmanın gereği, birinci dereceden akraba olmaktır. Akraba olmak da ana ya da baba tarafından ortak bir ataya sahip olmak demektir. Kan çaprazlaması, akraba olan iki ebeveynin benzer genlerinin çocuğa geçme ihtimalidir. çrneğin amcaoğlu ile amcakızı evliliğinden doğan kandaş bir çocuğun ihtimali 1/16'dır. Bu sayının anlamı şudur: Bu şekildeki bir ana babanın çocuğu, göz önünde bulundurulan her bir gen açısından 1/16 ihtimalinde homozigottur.
 

Bir başka yerde de şunları belirtmektedir:
 

1- Çocuk ölümü, akraba evliliği yapan ailelerde, diğer ailelerden çok daha fazladır.
 

2- Akraba evliliğinden doğan çocuk ölümlerinin fazlalığı, grafiksel olarak kandaşlık çaprazlaması ile değişkenlik arz eder. Hesaplamalardan ve rakamlardan şu sonuç çıkmaktadır:
 

Akraba dışından evlilik yapan ailelerdeki çocuk ölümleri, binde 40 civarında iken, bu rakam amcaoğlu, amcakızı evliliklerinde binde 60 ila 80'e kadar varmaktadır.
 

Görüldüğü gibi, bilim adamları ve genetik uzmanları, akraba evliliği yapmış olan ailelerdeki sakat ya da hasta çocuk sayısının, akraba evliliği yapmamış olan ailelerinkinden çok daha fazla olduğunu belirtmektedirler. Sakat çocuklar konusundaki istatistikler de onların bu ifadelerini teyit etmektedir. Bu açıdan ben de, imkân nispetinde amca, hala, teyze ve dayı çocukları gibi akrabaların birbirleriyle evlenmekten kaçınmaları gerektiğine inanmaktayım. Zira bu tür evliliklerden hasta, sakat ve malul çocukların doğacak olması sadece bir ihtimalden ibarettir ve diğer aileler için de bu ihtimal söz konusudur; ama bu tür evliliklerde bu ihtimal daha da güçlüdür. Bu açıdan bundan kaynaklanacak zorluk ve sıkıntıların henüz ihtimal hâlindeyken önlenmesi daha iyidir. Zira bu zavallı çocukların yaşayacakları zorluklar ve onların bakımında karşılaşılacak sorunlar herkesin malumudur.
 

Bu noktada şöyle bir sorunun gündeme gelmesi mümkündür:
 

Eğer akraba evliliği tehlikeli ise o zaman İslâm'ın bunu yasaklaması gerekmez miydi?

 

Buna cevap olarak şu söylenebilir:

 

Tehlikenin büyüklüğü yasaklamayı gerektirecek kadar değildir. Okuyucuların zihnine takılması mümkün olan bir başka husus da şudur: Amcaoğlu ya da amcakızı ile evlenmek doğru bir şey olmasaydı, yüce Peygamber, Hazret-i Fatıma'yı Hazret-i Ali ile nikâhlamazdı; zira Hazret-i Ali, Hazret-i Peygamber'in amcasının oğludur. Hâlbuki Hz. Peygamber tarafından gerçekleştirilen böylesi bir nikâh sayesinde İmam Hasan, İmam Hüseyin, Zeyneb ve çmmü Gülsüm gibi yüce insanlar doğmuştur. Buna cevap olarak da şunu arz edeyim:

 

Daha önce de açıklandığı üzere soyut olarak akrabalık çocukların sakat doğmasının sebebi değildir.
 

Aksine onlardan birinin babalarından ya da atalarından birinin hasta olması dolayısıyla o hastalığa özgü genler, çocuklara geçmektedir. Sonuç olarak akraba olan eşlerin, başkalarından çok daha fazla, çocukların sakatlığına sebep olacak o belli genleri taşıyor olması mümkündür. Onların atalarından herhangi birinde böylesi bir hastalığın olmadığı kesin olarak biliniyorsa, evlilik gönül rahatlığıyla gerçekleştirilebilir. Bu açıdan bazı kavimlerde aile şeceresinin tutulması bir gelenek hâline gelmiştir ve kişilerin sağlıklılığı ya da hastalığı orada kaydedilmiştir.
 

çyleyse Hazret-i Ali (a.s) ile Hazret-i Fatıma'nın (a.s) evliliği ile ilgili olarak, yüce Peygamber (s.a.a) babasının ve atalarının hepsinin sağlam ve kusursuz olduğunu ve onların belli genleri taşımadığını bildiği için bu evlilikte herhangi bir tehlike ve beis görmemiş, bu evliliği onaylamıştır denebilir.

 

 

'Eş Seçimi' Adlı Kitaptan Alıntıdır.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler