11 Aralık 2018 Salı Saat:
22:34

Ali'nin Adaletinden Kaçış

09-06-2012 09:02


 

 

 

Bismihi Teala

İnsanın en değerli varlığı ve asıl sermayesi ömrüdür.Yılların, ayların ve günlerin birbiri ardına gelip geçmesi ömür sermayesinden bir şeyler alıp götürüyor, böylece  bu sermaye azalmakta ve tükenmektedir.

Tükenen bu sermaye karşılığında  elde edilen şeyin en azından buna denk gelmesi gerekir ki, insan zarar etmemiş sayılsın, her ne kadar bu da zarardır ama yine en azından sermaye kurtulmuş olur.

“İki günü eşit olan zarardadır” Hadisi de bunu vurguluyor. Ömür sermayesinin karşılığı dünyevi bir şey olamaz. Çünkü ömrün bitişiyle dünya ve dünyalık olan her şey de bitmektedir, öyleyse ömrün bedeli ancak manevi bir şey olmalıdır ki ruh gibi kalıcı olsun..

“melekut aleminin kuşuyum, toprak aleminin ehli değil “ diyen Mevlana “ Beni bu dünyaya getiren yine asıl vatanıma götürecektir” diyerek kalıcı yurdu ve ömrün bedelini açıklayan  “ Allah can ve mallarınızı satın alıp karşılığında cennet verir” ayetini tefsir etmektedir.

Dünya hayatında ne kazanırsan kazan tüm kazanımlarını son ana kadar taşıyıp sahibine teslim edemiyorsan ömür sermayesi heba olur ve asıl yurda ulaşamazsın yine ne kaybedersen et. Anayurdun sahibini bulursan her şeyi kazanmışsın demektir. “Ya Rabbi seni bulan neyi kaybetmişti ki ve seni kaybeden neyi bulmuş ki ? “

Evet bir çok insan vardır ki ömrünün önemli bir bölümünü ilim kazanmak, dini yaşamak ve yaşatmaya adamış, bu yolda nice zorluklara katlanmış, işkenceler görmüş ve  cihad etmiştir, ama nedense bir bakıyorsun Ali ekseninden çıkmış Muaviye sofrasına koşmaktadır . Ali’nin adaletinin çekilmez olmasının muhakkak ki rolü vardır bu kaçışlarda. Ancak insanın içinde Muaviyeleşme zemini olmazsa neden Muaviye sofrasına gitsin ki ?

İmam Ali (as) adaleti tanımlarken şöyle buyuruyor: “ Hak ve adalet, söylem bazında çok geniş bir alana sahip ama uygulama ve insaf etme konusunda çok dar alanlı bir konudur” Nice insanlar görüyoruz ki adalet ve hakkı anlatırken çok kapsamlı ve hayranlık uyandırıcı biçimde anlatırlar ama eline bir makam ve mevki geçince adaletin dar uygulama alanında nasıl da insaf ve adaletten oldukça uzaklarda seyrediyorlar.?

Bireysel günahlardan ve sapmalardan kurtuluşun kolay olduğu hatta tövbe ile o günahların “hasene” / iyiliğe tebdil olacağı Kur’an da belirtilmiştir. Ancak sosyal ve siyasal sapmalar, inat ve çekişme güdüsüyle el birliği edip insanın ömür sermayesini boşa tüketmesine sebep olabiliyor. Çektiği onca zorlukların tam da karşılığını alacakken dünyevi makamlar ve nefsani arzular onu ateş çukurunun kenarına taşıyor. Ateş çukurundan kurtulabilmek için bir İsevi yed-i beyza’ya bir Alevi Yedullah’a ve bir Mehdevi kurtarıcıya ihtiyaç duyar ama ne yazık ki onları terk etmiş ve Muaviye sofrasında oturmuştur. “ Ala lanetullahi ale-l kavm iz-zalimin”  Onlar artık rahmet elinden uzaktırlar. Yazık etmişler kendilerine ve kendilerine uyanlara. Tarihi tecrübeler  ve bunları bize anlatan tarih bizim için çok değerlidirler. Tarih örneklerle dolu bir ayna gibi karşımız da durmaktadır. Peygamberlerin “ Rabbim bizi sana teslim olmuşken öldür” dualarındaki derin manayı da böylece anlamış oluyoruz ki “ ne idim değil ne olduğumuza “ bakmalıyız. Ömür sermayesinin son nefesini verdiğimizde elimiz Ali elinde dilimiz Ali zikrinde ise anayurda selametle girebiliriz, lakin Ali ekseninde değil de Muaviye elinde ise elimiz ve sözlerimiz Muaviye’nin sözü ve sloganıysa ömür sermayesi  tükenmiştir ve insanın insanlığı yok olmuştur.

“Rabbim ne olursam olayım beni Ali ekseninden ayırma” Hüseyni velayetin yolunda ömrümü tüketmeyi nasıp et bize”

Velayet semasının yıldızlarından biri olan İmam Musa Kazım (a.s) ömrünün son nefsini vermekte olan bir zatın ziyaretine gitmişti. Ömür sermayesini tüketen birinin yanındakiler bu sahneden çok etkilenmiş olmalılar ki, imam’a bu anı ve niceliğini sordular. İmam Musa Kazım (as) şöyle buyurdu:

“Ölüm temizleyici bir geçiş sürecidir.Müminleri işledikleri günahlardan temizliyor, öyle ki işledikleri günah ve çektikleri acılar ölümü tattıklarında silinir ve günahlardan arınmış olur. İman ehli olmayanlar için ise yaşadıkları güzel ve rahat günler, yaptıkları iyiliklere mükafat olarak  bu dünya’da verilir ve tüm iyiliklerden tasfiye olmuş halde öteki dünyaya göç eder. Bu arkadaşınızın hali ise günahlardan ve kötülüklerden arınmış ve tertemiz olarak biz Ehlibeyte misafir olarak ahiret yurduna kavuşmaktır.” (Meani-l ahbar s.285)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !