26 Haziran 2019 Çarşamba Saat:
07:49

Allah'a Ulaşmanın Yolları-6

06-02-2016 09:45


 
Bismillahirrahmanirrahim
 
 
"Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık; onların kalpleri vardır, düşünemezler onunla; gözleri vardır, görmezler o gözlerle; kulakları vardır, duymazlar o kulaklarla. Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler, hatta daha da sapıktır onlar. Onlardır gaflette kalanlar." A'raf / 179
 
Kalpleri gafletle dolu olan kimselerin algılamaları söz konusu değildir. Çünkü hakkı görmeğe gözleri, duymaya kulakları, algılamaya (hissetmeye, kabul etmeye) kalpleri yoktur. Onlarda var olan organların tümü hayvani içgüdü misalidir. Dolayısıyla kendilerini eğitip, yetiştirip gerçek insani değerlerini geliştirmediği takdirde bu vasıflı insan müsveddesi varlıklar Kur'an’ın tabiriyle hayvandan daha da aşağı bir yaratık olduklarının ötesine geçemeyecektir. Ve gaflet içinde yaşadıkları hayat onlar için hem dünya hem de ahiret için hüsran olacaktır. 
"Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, onların kalplerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir ve onlardır gaflet edenlerin ta kendileri." Nahl / 108
 
Gaflet hastalığına yakalanan kimselerin kalpleri, gözleri, kulakları sadece dünyevi yaşam süslerini görmekte ve uygulamaktadır. Onların beden fonksiyonları tıpkı başka yaratıklar gibi yemekten ve tüketmekten başka bir şey için çalışmamaktadır. Böyle olunca gaflet insana manevi anlamda hiçbir şey kazandırmadığı gibi var olan bütün değerleri de alıp götürerek insanı hayvandan daha aşağı bir varlık yapmaktadır.
 
Gaflet'in Kısımları
 
Düşmandan Gaflet Etmek
 
Birinci derecede insanın dikkat etmesi gereken husus en büyük düşmanına karşı gaflette olmamasıdır. İnsan eğer düşmana karşı gaflet içinde olursa, düşman onu yok etmek için hiç bir fedakârlıktan kaçınmaz ve onu yenilgiye uğratır. Bu anlamda insanın üç esas düşmanı vardır..!!
 
- Şeytan
 
İnsan! Şeytanın kendisi için büyük bir düşman olduğunu bilmelidir. İnsanı her anlamda yok etmek için yemin eden çok büyük bir düşmandır. Çünkü şeytan insanları saptıracağını açıkça ifade etmiştir. Kur'an-ı kerim konuyla ilgili şöyle buyuruyor:
 
"Gerçekten demişti, yüceliğine andolsun ki onların hepsini azdıracağım. Ancak içlerinden, ihlasa eren kulların müstesna." Sad / 82 -83
 
İnsanın böyle yeminli bir azılı düşmanı varken gafletin rezaletine mahkûm olması hangi akla ve mantığa sığabilir. Çünkü bu düşman insanı her yönden azdırmak için yemin etmiştir. Böyle bir büyük düşman karşısında en ufak bir gaflete düşmek insanın hem dünya hem de ahiret hayatını mahveder ve zillete düşürür. Böyle azılı düşman insanı azdırmak için sadece bir yönden gelmeyi yeterli görmüyor, her dört taraftan da saldırarak insanı küfre düşürene kadar devam etmektedir. Kur'an-ı kerim şöyle buyuruyor:
 
"İblis, beni azdıran sensin dedi, onun için ben de andolsun ki onları senin doğru yolundan çıkarmak için pusu kurup oturacağım. Sonra andolsun ki önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından çıkıp çatacağım onlara ve göreceksin ki çoğu şükür bile etmeyecek sana." A'raf / 17-18
 
Şeytanın bu söylemi ve yemini insanın dünya saadetini ve huzurunu elinden alıp perişan etmesi içindir. ve tek amacı insanın ahiretini ebedi olarak yok etmekten başka bir şey değildir. Dikkat edilirse Şeytan insanı günaha düşürerek saptırmasını nasıl yapacağını açık bir şekilde ifade etmiştir. Gaflet insanı nasıl bir delalete düşürmektedir ki şeytanın hareketlerini görememekte ve kendisine nasıl saldıracağını bilmeme gafletindedir. Şeytan gaflet yoluyla kendisini insana unutturuyor. Ve insan bedbaht bir vaziyette dünyada ve ahirettede hüsrana uğruyor. 
 
İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin anlamını şöyle açıklamaktadır; "Şeytan 'Ben bu insanlara dünya ziynetini cilveli ve güzel çekici kılacağım. İbadeti anlamsız ve ahiret yurdunu küçük göstererek sapıklığa düşüreceğim. Yani bunlara hem günahla hem de dinle musallat olacağım. Dini uygulamalarda riya, dış gösteriş, müminlik taslaması vs.. gibi amellere yönelteceğim. Vesvese yoluyla birçok ibadetlerini batıl edeceğim. Bunların hepsini insanı gaflete düşürerek yapacağım. Dolayısıyla mümin basiret sahibi olmazsa gaflette olan birinin başına ne gibi belalar geleceğini görmelidir.'
 
- Nefsi Emmare: (Heva ve Heves)
 
İnsanın ikinci azılı ve büyük düşmanı Nefs-i Emmare (kötülüğü isteyen nefis) ve heva ve heves'tir. Hz. Yusuf (a.s) kötülüğü isteyen nefisten korunmak için birçok sıkıntıya göğüs germiş ve Allah'a sığınma adına şöyle arz etmiştir. 
 
"Yusuf, rabbim dedi, hapis, bunların davet ettikleri işten daha hayırlıdır. Eğer onların düzenlerini benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum." Yusuf / 33
 
Ayette de belirtildiği gibi Hz. Yusuf (a.s) davet ettikleri ahlaksız işe karşı imanıyla direnmiş ve zindana girmeyi kendine evla görmüştür. Şeytanın gaflete düşürmek için kurmaya çalıştığı hilekâr planını bozmuş ve Allah'a şöyle arz etmiştir, "Ey Rabbim; Eğer sen olmasaydın ben bedbaht ve zelil olurdum."
 
Mevlevi şöyle diyor: "Nefis bir ejderhadır kolay kolay ölmez; Ama gam ve kederden yıpranır ve pes eder."
 
Büyük taklit müçtehitlerden Merhum Ayetullah Mukaddes Erdebili (r.a) defalarca İmamı Zaman'ı (af) ziyaret etme şerefine nail olmuş yüce bir şahsiyettir. Kendisine şöyle bir soru sorulur: "Siz bir evde bir kadınla baş başa kaldığınızda zina eder misiniz?” Merhum kısa bir sıkıntı hali geçirdikten sonra şöyle cevap verir. "Böyle bir ortamdan Allah'a sığınırım." Dikkat edilirse Ayetullah hayır "zina etmem" demiyor belki "Allah'a sığınırım" cümlesi telaffuz ediyor. Çünkü insan büyük düşman İblis ve Nefsi emmare karşısında ne kadar iman ve takvalı olursa olsun Allah'ın yardımının olmadığı bir an dahi mağlup olmaya mahkûmdur. Dolayısıyla Nefsi emmare (kötüyü arzulayan nefis) gence, yaşlıya, erkeğe, kadına, mümine ve fasıka bakmaksızın kime yönelirse onun dünya ve ahiretini felakete sürükler.
 
Hz. Resulüllah (s.a.a) gecenin karanlığında toprağa secdeye kapanmış ve şöyle arz ediyor;
 
"Allah'ım! Beni göz kapaklarımın açılıp kapanacağı kadar sensiz kendi başıma yalnız bırakma, eğer bırakırsan ben helak olurum."
 
Allah Resulü Peygamberliğine, İman ve takvasına güvenmiyor ve sadece Allah'a güveniyor ve diyor Allah'ım beni seniz biran yalnız bırakma.
 
Her insan'ın Nefsi emmare den çekinmesi, korkması ve onun vereceği zararlardan korunması gerekiyor. Çünkü o insanla sürekli savaş halindedir. Şu meşhur hadisi duymuşsunuzdur:
 
Hz. İmam Musa Kazım (a.s) buyuruyor: 
 
Hz. Resulullah (s.a.a): Müslümanları savaşa göndermiş İslam ordusu savaşı büyük bir zaferle bitirmiş Medine'ye dönmüştür, Hz. Resulüllah'ın (s.a.a) huzuruna vardıklarında Resulüllah (s.a.a) buyurdu: 
 
"Merhaba, sizlere Allah yaptığınız ve zafere ulaştığınız bu küçük cihadınızı kabul buyursun. Küçük cihadı başarıyla yerine getirdiniz şimdi sıra büyük cihattadır. Dediler, "Ya Resulüllah (s.a.a) büyük cihat nedir?" Allah Resulü buyurdu: 
 
"En büyük ve faziletli cihat, nefsi emmareyle edilen cihattır."
 
Yani nefsinizi, kalbinizi ve ruhunuzu günahlardan temizlemektir.
 
Gerçekte nefsi emmareye karşı verilen mücadele büyük bir cihattır. Dolayısıyla bu bir iç savaştır. İnsanın melekût ( manevi)i boyutu ile nefsani (maddi) boyutu sürekli bir mücadele ve savaş halinde hareket etmektedir. Özelliklede bir çok insan nefsi emmare, heva ve hevesine boyun eğerek mağlup olmaktadır. Gaflet nefsi emmareden ve heva ve hevesten kaynaklanan bir etken olduğu için insana bir ömür boyu pişmanlık vermektedir. İnsanın gizli yaptığı yarım saatlik bir günah onun bir ömür boyu rezil ve rüsva olmasına, pişmanlık duygusu içinde olmasına ve bedbaht olmasına neden olmaktadır.
 
- Dünya
 
İnsanın üçüncü büyük düşmanı dünya'dır. Hem de çok farklı ve dikkat çekici bir düşmandır. Kur'an-ı kerim insanı birçok yerde bu manada ikaz ederek şöyle buyurur. ''Ey insanoğlu dikkat et, yüzü süslenmiş ama içi boş ve aldatıcı dünyanın hal ve tavrına sakın aldanma, çünkü birçok şeyin acısını tatlı, zehrini şerbet ve sapıklığı kurtuluş yolu gösterip seni aldatmasın. Elde edeceğin haramla ahiretini kazanamazsın, haram mal cehenneme gitmene ve helak olmana sebep olur. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
 
"Ey insanlar, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir, sakın dünya yaşayışı aldatmasın sizi ve sakın hilebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında." Fatır / 5
 
Yani ey insanoğlu; iki azılı düşmandan kaçının, "Dünya" süslü görünümüyle sizleri asla aldatmasın. Şeytan sizleri vesveseleriyle helalinizi haram ettirerek helak etmesin. 
 
'Behlül Danende bir gün yolun ortasında büyük bir ağır ok bulmuştu, okun bir tarafını tuttuğunda öteki tarafı aşağı eğiliyor, öteki tarafını tuttuğunda diğer tarafı aşağı eğiliyordu, ortasından tuttuğunda ise kaldıramıyordu. Behlüle "ne yapıyorsun?" diye sordular. Şöyle cevap verdi;
 
"Bu elimde ki gördüğünüz şey Dünya ve Ahirettir, dünyayı tuttuğumda ahiret yerde kalıyor, Ahireti tuttuğumda dünya yerde kalıyor, her ikisini elde tutmak için ortasından tutuyorum ama kaldırmaya gücüm yetmiyor."
 
İnsan dünyada haram mal yığmakla ahireti kazanması mümkün değildir. Kur'an-ı kerim şöyle buyuruyor:
 
"İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz ve sonuç, çekinenlerindir." Kasas / 83
 
Ahiret yurdu; makam ve süs peşinde, dünyaya tapanların ve dünyası için ahiretini yok etme peşinde koşanların yeri değildir. Bir olayı açıklayalım.
 
-Büyük taklit mercii Ayetullah şeyh Muhammed Taki Şirazi (r.a) araştırmacı, kendisini mükemmel yetiştirmiş salih amel ve takva sahibi bir rabbani âlimdir. Merhum Mirza Şirazi (r.a) vefat ettiğinde onun cenaze namazı esnasında merhum Şeyh Muhammed Taki Şirazi ortalıkta görünmemiş ve sağa sola araştırdıklarında onu ağlamalı bir halde İmamı Zaman'ın (af) büyük gaybete çekildiği kuyunun içinde bulmuşlardır. Neden bu haldesin diye sorduklarında, olayı şöyle açıklıyor:
 
Merhum Mirza Şirazi'nin ölüm haberini aldığımda kendi kendime şöyle dedim "Evet taklit merci ve büyük bir zat oldum. Ve bu olaydan hoşlandım, dolayısıyla anladım ki benim taklit merci olmaya liyakatim yoktur, çünkü anladım ki bu taklit mercilik bana dünyevi bir makam olmuştur. Buraya İmam Zaman'a (af) geldim ve Onu Hz. Zehra'ya (s.a) yemine verdim ki ben müçtehit olmak istemiyorum çünkü liyakat sahibi değilim."
 
"İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz ve sonuç, çekinenlerindir." Kasas / 83 
 
Evet, dünya makam ile aldatıyor, dünya insanı meşgul ediyor, eğer insan dünya'ya fazla dalarsa dünya onu kendisine bağlar ve bütün asalet ve onur değerlerini elinden alır ve onu zelil bir şekilde helak eder. Gaflet içinde olan insan sürekli dünya'ya meyleder. Kur'an-ı kerim tabiriyle dünya en büyük iki düşmandan birisidir. Gafletin en büyük felaketi insanı düşmanından gafil etmesidir. İnsan gaflet içinde olduğu sürece Dünya, Nefsi emmare ve Şeytan gibi düşmanları asla algılayamaz ve tanıyamaz, insan dikkatli olmalıdır. Çünkü bu düşmanlar insan ölene kadar ondan asla ayrılmazlar. Bu düşmanlardan kurtulmanın ve mesafeli olmanın tek yolu ve şartı Allah'a, Resulüne ve Ehl-i beytine tevessül etmektir. Ancak bu nurların varlıklarına sarılarak korunabilir. Aksi takdirde bu azılı düşmanlar insanı cehennemin en aşağısına götürürler. 
 
Allahumme Accil Li-Veliyyikel Ferec
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !