19 Kasım 2017 Pazar Saat:
23:42
27-03-2017
  

Allah Dışında Birilerini Yardıma Çağırmak

Allah'a dua edince avuçlarının içini açarak dua et, ellerinin sırtlarıyla dua etme. Duayı bitirince avuçlarını yüzüne sür.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Duanın Adabı

 

Allah'tan bir şey dilediğimizde, bir dilenci edasıyla, boş bir avuçtan başka bir şeyimizin olmadığını, hatta ve hatta o boş avuçlarımızın ve onları açabilecek takatin bile bizlere ait olmayacak kadar fakirliğimizi, düşkünlüğümüzü, aczimizi beyan ederek mülk sahibi olan Allah'ın beyanında bildirdiği gibi; "Sizin rızkınız da size va'dedilen de göktedir." ( Zariyat/22) O halde bizlere düşen rızkın membaına yönelerek oraya avuçlarımızı açıp, aczimize yakışır edayla, talepte bulunduğumuz makamın şanına yakışır saygıyla, başı, ortası ve sonu salâvatlarla dolu sözlerle istemeliyiz. Duamızı bitirince salâvatla ellerimizi yüzümüze sürmeliyiz.

 

İbn-i Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor:

 

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Allah'a dua edince avuçlarının içini açarak dua et, ellerinin sırtlarıyla dua etme. Duayı bitirince avuçlarını yüzüne sür." (Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 51. Hadis: 6341)

 

Allah Dışında Birilerini Yardıma Çağırmak

 

Allah âlemlerin yaratıcısıdır. Bu âlemlerdeki bütün varlıkların da yaratıcısıdır. Yaratılmışlar sahip olduğu gücü, zenginliği hikmeti ve sıralamakla bitiremeyeceğimiz üstünlüklerini Allah'tan alır. Her şey ona muhtaçken O, hiç kimseye muhtaç değildir. Allah yücedir ki bizim aklımızın erdiği yüceliklerden ve aklımızın ermediği yüceliklerden de. Yüce olduğu iddia edilenlerin yücelikleri de Allah'a aittir. Kısacası kim veya kimlerin gücünün, yüceliğinin, zenginliğinin, faziletinin, kerametinin, mucizesinin Allah'tan bağımsız olduğuna inanırsa Allah'a şirk koşmuş olur.

 

Bu bilgilerle beraber, her gün namazlarımızda tekrar ettiğimiz “İyyâke na'abudu ve iyyâke nestâin.”( Fatiha/5) anlam olarak  "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz." ayetini göz ardı etmeksizin ve bu güzelim ayeti anlamının dışına koymaksızın düşündüğümüzde: Boğulmak üzere olanın suda kendine doğru gelen kütüğe tutunarak kurtulmak yerine Allah'ın kendisini kurtarmasını beklemeyi tercih etmesi demek Allah'ın “Mâlikü’l-mülk” sıfatından gafil olduğundan başkaca bir şeyi ispat etmiş olmaz. Ayrıca boğulmakta olan bu adama uzatılan bir eli aynı gerekçe ile tutmaması da aynıdır. Aynı adamın boğulduğu yere yakın olan ancak olaydan habersiz insanları çağırmak yerine sadece “Ya Allah!” diye çağırması da âlemlerin sahibi olan Allah'ın olay yerine yakın olan o insanlar vasıtasıyla kendisine yardım gönderebileceği hususundaki gücünden gafil olduğundan başka bir şey ispatlayamaz. Bu gibi durumlarda yardıma vesile olan araçların da bizlere gelen yardımların da Allah'tan olduğunu unutmamaktır. Gelen bu yardımın Allah'tan bağımsız bir güç ile ulaştığı zannına kapılırsak işte o zaman şirke düşmüş oluruz. Ancak bizlere ulaşan bu yardımın Allah'tan gelmesiyle Allah'a şükür ettiğimiz gibi bu yardıma vesile olan kul veya kullara da teşekkür etmezsek Allah'a ettiğimiz şükrü kabul etmeyeceğini de unutmamalıyız.

 

Zor anlarımızda yaşayan birinde yardım istemenin bir sakıncası olmadığını çok iyi biliyoruz. Şehitlerin ölmediğini Allah katında rızıklanarak yaşıyor olduklarını da çok iyi biliyoruz.

 

"Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin; onlar diridir; ama siz fark etmiyorsunuz." (Bakara/154)

 

"Allah yolunda öldürülenleri ölüler saymayın; onlar diridir, Rableri katında nimetlerden yararlanıyorlar." (Âl-i İmrân/154)

 

Fadâle İbn-i Ubeyd anlatıyor:

 

“Her ölenin ameline son verilir, ancak Allah yolunda ölen murâbıt (Kalbini Allah'a bağlayan) müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz.”

(Tirmizi, Fedâilu'l-Cihad 2, (1621); Ebu Davud, Cihâd 16, (2500)] Kütüb-i sitte, c. 3)

 

Yukarıdaki ayetler ve hadis bu durumu açıkça bildirmişken, sadece ve sadece mescitte uğradığı suikast neticesinde şehit edilen birisi nazarıyla İmam Ali'ye (a.s) bakacak olursak şehit edildiğine itirazı olan bir Müslüman bulamayız. Hele diğer yönü olan, İmamet makamının imamı ve Allah'a sımsıkı bağlı bir kalbi olması nazarıyla baktığımızda ise yatağında dahi ölmüş olsa diri olduğuna hiç kimse itiraz edemez. Hal böyleyken  "Yetiş ya Ali!" demenin yaşayan birisinden yardım istemekle hiçbir farkı yoktur. Ayrıca Oniki İmam'dan (a.s) herhangi birini yardıma çağırmakta aynıdır.

 

"Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaşlardır." (Nisâ/69)

 

Mutearefe, Kevser Yayınlları, 2016

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler