22 Ekim 2018 Pazartesi Saat:
20:03
08-08-2018
  

Anne-Baba: Cennetin İki Kapısı

Ey Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, ana-babamı ve bütün mü’minleri bağışla! Ve bizleri anne babamızın hoşnutluğunu kazanıp cennetine giren kullarından eyle!

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Yüce Allah’ın varlıkların en şereflisi olarak yarattığı insanoğlunun önemli görev ve sorumlulukları vardır. Bunların en başında da Allah’a kulluk ve ana-babaya iyilik gelmektedir.

 

Yüce İslam Dini, Allah’a erebilmek için öncelikle anne-babanın rızasının kazanılmasını emretmiştir.

 

Anne-babanın rızasını kazanmak; gönüllerini hoş tutmakla, onlara hizmet etmekle, öğüt ve tavsiyelerini dinlemekle, onlara saygılı davranmakla, arzu ve isteklerini yerine getirmekle, onları incitmemekle, varsa ihtiyaçlarını gidermekle mümkün olur.

 

Bu konuda Allah Teâla ayet-i celilede şöyle buyurmaktadır;

 

“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.”[1]

 

Evlatlar için, her türlü fedakârlığı yaptığı halde yalnızlığa itilmiş, meşakkatlerin kucağına terk edilmiş, sahipsiz, gözü yaşlı anne ve babalarla günümüzde sık sık karşılaşıyoruz.

 

Gözyaşlarının, terk edilmişliğin, hayata küsmenin meydana getirdiği bu tablolar vicdanları derinden yaralamaktadır. Hâlbuki anne-babaların varlığı zahmet değil, rahmet vesilesi olarak görülmelidir. Onlar bizim huzur ve mutluluğumuz, en büyük zenginliğimizdir. Varlıklarını yük değil, nimet olarak görmeliyiz.

 

Bizler anne-babalarımıza hürmet gösterelim ki, evlatlarımız da bize hürmet etsinler. Zira Peygamberimiz (s.a.a.) “Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarıyla ilişkisini kesmesin.” buyurarak onlara iyilik ve ihsânda bulunmanın hem dünyevî hem de uhrevî mükâfatına vurgu yapmıştır.

 

Anne-babalarımız sadece yaşarken değil, vefatlarından sonra da onlara karşı görev ve sorumluluğumuzun devam ettiğini unutmamalıyız.

 

Nitekim Peygamber Efendimize (s.a.a.): “Yâ Rasûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sorulduğunda Resûl-i Ekrem (s.a.a.): “Evet, onlara duâ eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun.” buyurmuştur.

 

Anneler, babalar, senenin belli bir gününde sevilip, diğer zamanlarda ihmâl edilecek kişiler değildir. Onlar, ömür boyu sevgiye, saygıya, hizmet ve hürmete layık en yüce insanlardır. Bu nedenle geçici dünya telaşı ile anne-babalarımızı ihmal etmeyelim ki, hem dünyamız hem ahiretimiz değer kazansın.

 

Ey Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, ana-babamı ve bütün mü’minleri bağışla! Ve bizleri anne babamızın hoşnutluğunu kazanıp cennetine giren kullarından eyle!



[1] İsra/23

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler