24 Eylül 2018 Pazartesi Saat:
01:15

Artık Oyun Kurucu Direniştir, Dileniş Değil.

24-09-2012 16:24


 

 

 

 

Geçen hafta “Müslümanların Masumiyeti” adlı filmin 16 dakikalık bölümü (ABD) youtube sitesinde yayınlandı. Müslümanların şiddet yanlısı olduğunu konu alan bu filmin önemli bölümü Allah resulü Hz. Muhammed’e (s.a.a) hakaret içermektedir.

 

Müslümanların en kutsalına ahlaksızca ve küstahca yapılan bu saldırı hemen müslümanlar tarafından tepkiyle karşılandı.

 

İlk önce Mısır halkı sokaklara döküldü ve bu hayasız saldırıyı kınadı. Mısır’da yapılan protesto gösterilerine kıbti Hrıstiyanlar da destek verdi.

 

Filmin yapımcısının ABD uyruklu olması ve youtube’nin ABD menşeli bir paylaşım sitesi olması hasebiyle protestoların ABD elçiliklerine yönelmesi doğal ve kaçınılmazdı.

 

Mısır protestolarından birkaç saat sonra bu defa sıra Libya’daydı. Ancak Libya’da yapılan gösteriler başka boyutlara da taşındı ve ABD’nin büyük elçisi ve diplomatları arkalarında bir çok soru işareti bırakarak öldürüldü.

 

Bu olay dünya gündeminin ilk sırasında yer aldı ve kameralar Müslümanların tepkilerini yansıtmaya zumlandı. Tepkiler hemen hemen dünya çapında tüm ülkelere yayıldı. Herkes bu iğrenç saldırganlığa ve küstahlığa bir şekilde tepki gösterdi. Ancak ABD’nin Bingazi’de öldürülen 4 diplomatı, bazı çevreleri haddinden fazla rahatsız ettiğinden filmin iğrençliğini görmezden geldiler ya da cılız bir tavır ortaya koydular.

 

Bizzat Barack Obama açıklama yaparak “dini kutsallara saldırıyı tasvip etmiyoruz” dese de Bingazi’deki olayları unutmayacaklarını ve buna çok ağır ceza vereceklerini açıklamaktan geri durmayarak tehdit ve zorbalık dilini hep kullandığı gibi yineledi. Daha ilginç olanı ise dış işleri bakanı Hillary’nin Müslümanların hassasiyetini anlamadığını gösteren cümleleriydi.

 

Kapitalist kültür ile yoğrulan, dünyadan başka gözü bir şey görmeyenin ahlaki ve manevi duyguları ve inançları anlamaları zaten beklenemez. Terry Jones adındaki kendini bilmez küstah bir papaz Kur’an’ı yakma eylemi yaptığında ya da Kanada’da Peygamberimize karikatürlü hakaret yapıldığında İslam ülkeleri yeterli tepkiyi gösterme cesaretinde bulunmuş olsalardı, bugün bu iğrenç filmle karşılaşılmaz ve Müslümanların yürekleri yaralanmazdı. Artık İslam coğrafyasında ABD yöneticileriyle samimi pozlar veren ve yalakalık yapanlar sokaklarda dolaşacak yüz bulamayacaklardır.

 

Bundan sonra ABD, Ortadoğu’da oyun kurucu değil, oyun kurucuların kurallarıyla hareket etmek zorunda kalacaktır.

 

Kimine göre “Arap Baharı” gerçeklere göre “İslami uyanış” Ortadoğu’sunda artık oyun kurucu direniştir, dileniş değil.

 

Filmin youtube’de yayınlanmasından birkaç gün sonra olayların arka planı ve tepkilerin nicelik ve nitelikleri de daha belirginleşmeye başladı. Filmin yapımcısı Sam Basil aslen Mısır kıbtilerinden olup ABD vatandaşlığı olan ve şu anda California eyaletinde ikamet eden dolandırıcılık ve uyuşturucu madde suçlarından 21 ay hapse mahkum olmuş, ancak iyi halden (!?) 2011 yılında şartlı tahliye edilmiştir. Tahliyeden kısa bir süre sonra bu filmi yapmaya başlaması sanatsal ve teknik olarak çok zayıf bir film için 5 milyon dolar harcaması bu paranın iddia edildiğine göre 100 siyonist Yahudi’den temin edilmesi öte taraftan bir çok ifadenin yasak olduğu ABD’de ifade özgürlüğü arkasına sığınarak bu filme yasak konmaması haklı olarak Müslümanların tepkisinin ABD ve İsraile yönelmesini sağlamıştır. Zaten bugüne kadar ABD-İsrail’in Müslümanlara karşı hasmane tutumları herkesçe bilinmektedir.

 

Bu süreç içinde dikkati çeken birkaç konuya işaret etmekte fayda vardır;

 

Bazı ülkelerde özellikle Libya’da protestocuların arasında el-Kaidecilerin siyah parçalar üzerinde Kelime-i Tevhid yazılı bayrakları ve saldırıya uğramış ABD elçiliklerinin duvarlarında Bin Ladin ismi dikkat çekmektedir. Ayrıca olayların 11 Eylül yıldönümünde vuku bulması akıllara bazı şoru işaretleri getirmiyor değil.

 

Her halükarda Müslümanların en üst seviyede tepki vereceği ortada iken halkın arasına karışmış el-Kaideciler, kendilerince Bin Ladin’in intikamını alarak ABD’ye yeni bir bahane vermiş olabilirler. Perde arkasında oynanan oyun ne olursa olsun, böyle bir ortamda diplomatların öldürülmesi Müslüman kamuoyunun onaylayacağı bir eylem değildi.

 

Müslüman kamuoyunun bu denli tepki vermesinin başka sebepleri de vardır. Bu sebeplerin başlıcaları şunlardır;

 

1-Yüzyıla yakın bir zamandır İslam ve Müslümanlar batı emperyalizmi tarafından horlanıp dışlandılar. Bu horlama ve baskılar Müslümanların radikalize edilmesine sebep oldu ve bu gibi olaylarda bastırılmış duygular volkanik patlamalara sebep olabilir. Bazende içeride bulunan basiretsiz ya da satılmış gruplar Müslümanların öfke ve tepkilerini kendi planladıkları oyunlar yönünde kanalize ediyorlar.

 

Bunu öfkenin gazı alınarak zararsızlaştırılması anlayışını tasvip etmek anlamında söylemiyorum. Tam aksine birikmiş bu volkanların akıllıca ümmet menfaat ve maslahatlarını gözetecek şekilde hidayet edilmesinden bahsediyorum.

 

2-Müslümanların öfkelerinin bu denli zirvede olmasının bir başka sebebi, bu hayasızlığı ve alçaklığı yapanlar bulundukları ülke yönetimleri tarafından korunmaya alınmasıdır.

 

İfade özgürlüğü hep koruyucu kalkan olarak şereften yoksun insanların sığınağı olmuştur. Ama nedense bu kalkan hak ve insani erdemlerden bahsedenlerin aleyhine keskin bir kılıç olarak kullanılmıştır.

 

Başörtüsünü yasaklayan, Holokostu suç sayan ülkeler nedense bu alanlarda ifade özgürlüğünü tamamen unutuyorlar.

 

3-Sıraladığım bu iki sebebin dışında en önemli sebep ise Müslüman ülkelerde yönetimi elinde bulunduran yöneticiler halkın iradesinin temsilcisi değil, batının siyasetleri doğrultusunda hareket etmeleridir. Halk yöneticilerini yeterli önlem almaktan aciz görünce volkanik duygularını sokaklara taşıyor.

 

İslam ülkelerinin bu konularda halklardan önce, kendi halklarının hakkını ve inancını savunuyor olması gerekir. ABD kendi vatandaşına yönelebilecek bir tehlike ihtimaline karşılık savaş gemilerini o bölgeye göndermekte hiç tereddüt etmezken ve o ülkenin yasalarını bile hiçe sayarken bizim ülkeler saldırgan ve küstah ülkelere bir nota verme cesaretine bile sahip değiller.

 

Halk adına bu saldırganların ülkeye girişi yasaklanırsa, mahkemelerde onlar adına dava açılırsa, bu tür filmleri yayınlayan siteler engellenir hatta uluslar arası mahkemeler devreye sokulursa halk sadece tepkilerini dile getirerek ülke yöneticilerinin tutumlarını destekler nitelikte mitingler yapar, taşkınlıklara sebep olmazlar.

 

Ama ne varki Müslümanların başında olanların çoğu batı sofrasının mezeleridir. Dolayısıyla görev yine halka düşmektedir.

 

Selam ve Dua ile… 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !