23 Mayıs 2018 Çarşamba Saat:
15:30

Aşk-ı Murtaza

22-01-2018 08:01


 

Aşk üç harftir, tek hecede benzersiz olana vurulduğun. Sevda rüzgarına kapılan Uveysi Karni gibi, bin yıl uzaktan aldık tanrısal adalet kokunu. Adının yanında Lebbeyk nidalarıyla arşı ve arzı titretmek. Şeytanları ümitsizlikten öldürmektir.

 

Kim diye sorduklarında, ben demeye en çok korkulançocukluk yıllarında dahi; sorulduğunda herkesten öne düşüp, bıkmadan usanmadan; aşk ile her defasında, üstüne basa basa ‘Ben’ diyebilmek; hem oğul, hem kardeş hem de Mevla'nın  Murtaza'sı olabilmektir.


Aba’nın altına herkesten çok yakışmak, parıltısında güneşi ve Süreyya yıldızını kıskandırmaktır. Musaf’ta ‘Bunda akıl sahiplerine nice örnekler var.’ ayetlerinin arasına, altın harflerle yazılmaktır, hıfzını Rabbin üstlendiği. Fukaranın hakkını namazda bile terketmeyip, Maide’ye de ayet olmak.

 

Mürekkep yeter miydi acep ilminin sınırlarını çizmeye? Bir Ahmed'in liyakati vardı, Bab-ı İlm olduğunutarif etmeye. Kıyamete kadar vuku bulacak olanlardan sorun diyecek kadar, abd-ı Veli. Aynı soruyu sorsalar, herkese farklı cevaplarverecek kadar Alim. Dümenini cennet deryasına kırmışSefinet-un Necat`ın adil Emir'i.

 

Sorgulamadan yatağa yatmak, Rahmet-i Alemeyn’in sırrında. Hani “O, ol der, hemencecik oluverir.” ya, O, öl deyince, hemencecik ölüvermektir, aşk. Nefsin ölmeden, dünyada narı tadar senin zulmünden ve onun isteklerine cevapsız kalışından. Bir nevi kurtuluştur ona, son nefesini Hakk'a teslim edince sen.

 

Söz sanatının en mahir mübelliği ve fasihi diye akıllarda kazınmaktır, aşk. Musikisinde kulaklar sarhoş olur, fesahat ve belagata can veren sözlerinin. Bilmeseydim derdim, Halik`in sözleridir diye, Nubuvvet evinin olmuşsun herkesten evvel talebesi. Natık-ı Kuran diye tanınırsın; her sözünde bir tefsir, derinden de derin felsefe. 


Yiğitlikte en öne geçmenin, Rahim’in emri, Cibril’in diliyle göklerde ve yerdeŞah-ı Merdan diye yankılanmasıdır aşk, kulakları sağır edercesine. Adını Kelim'in Kutsal Ahit'te kendisine vahyedildiği haliyle kavmine ezberlettiği, korkusuz kahraman İlya. Rahman'ın huzuruna vardığında ise, takvadan tir tir titreyen bir beden. Adem'in önünde eğilmeyen kovulmuş İblis bile, tevbe eder ve secdeye kapanırdı önünde, kibrini yenebilse.

Niceleriterkedenlerin safına katılırken cenkleri ve can pazarında müşterisibulunmazken onların, keferenin en yiğitlerine Şir-i Yezdan namıyla recezler okur, analarına evlatlarının yasını tutturursun şucaatinle. Çok da düşman biriktirirsin, istikbalde evlatlarina musibetlerin her türlüsünü yaşatan.

 

Pusulası Mevla olanın lügatında yorulmak, bıkmak, usanmak yok. Cesaretinin eğittiği yolcunun karşısına batılın bütün ordularını da çıkarsalar, adının şevki ve cesaretinin aşkıyla; diz çöktürür şeytanları, üzerinde direniş ve dirilişin ridası. Adaletini şiar edinene, mağlub olmak yok, zahiri de batını da muzaffer diye kazınır dimağlarda.

Ebu’l Ehrar olup üç gün iftarsız oruç tutmak ve Yaradanın övgüsüne mazhar olmak, katiliyle bile aşını paylaşmaktır, aşk. Bir diyen dille, iki demeyen evlatlar yetiştirmektir, Vahid'e hatır. Sonra, o evlatların her birine Allah ve Resulü yolunda ölümlerin en süslüsü olan şehadeti miras bırakmaktır.


Sabrın taşı çatlar, ama avazın çıktığı kadar dirayetli ve sabırlı bir halet-i ruhiyede, sükunetinlibasını giyinirsin, dinin bekası uğruna. İhanetlere sevgiyle karşılık veren, acılar biriktirirsin gönül defterinde. Tuz buz olmuş yüreğinin dermanı bir tek Şafi'nin elinde. Önüne çıkmaya cesaret edenlerin her biri, ölüm meleğiyle tanışmış. Ama karşına çıkmaya cesaret edemeyenlerden biri, belki de mahlukatın en necisi; arkadan bir kılıç darbesiyle keser, ümmetin Şah damarını. Vallahi kurtulursun da, adalet yetim kalmaz mı sen yokken?

 

Payına yalnızlık düşürse de sorgusuz itaatin, evlatların sonuncusuna yaren olmaktır, sana maşuk olanın hasadı. Çağırdığın zaman gelmesine gelir de; “Neden bu kadar bekledin?“ diye sormasından çekinirsin. Sen gidince dirilmeyi öğrendik biz ve gelişine bir can sakladık, uğrunda feda etmek için.

 

Sen olmasaydın çoktan silinirdi sözlüklerden ve zihinlerden adalet lafzı. Muntezirlerin beklediği, İblis'in ve yarenlerinin istemediği; cihan'ın kıştan çok sensizliğe üşüdüğü bir zamanda, sesine sevgili olan, mersiyelerine hüzünlenen kuyunun bir oğlu olur, karanlıkları aydınlığa dönüştüren. Hakk'ın en hak vaadi gerçekleşir ve can bulur; uğruna yaşadığın ve şehid olduğun Adalet Devleti!

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !