17 Ekim 2018 Çarşamba Saat:
19:17
14-09-2018
  

Aşura Kıyamında Kadının Rolü

Nasıl ağlamayalım!? Zira bugün bizim için Resulullah'ın vefat günü, Ali ve Fatıma'nın şahadet günü, peygamberin kızları Rukiye, Zeynep ve Ümmü Gülsüm'ün vefat günü gibidir.

Facebook da Paylaş


 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Hicret'in altmış birinci yılında meydana gelen tarihî Kerbelâ kıyamını yetmiş üç kişi meydana getirdi. Bu kıyamda dıştan yönlendirilme gibi bir durum söz konusu değildi; kıyamın rehberliği bizzat kendilerine aitti. Yine bu kıyam belli bir kesimle sınırlı kalmadı. Bu kıyamda erkeklerle birlikte kadınlar da yer aldılar.

 

Kıyama İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte hareket eden kadınların büyük ve önemli katkıları olmuştur; hatta kıyamın unutulmaması, bugün bile yeni gerçekleşmiş bir hadise gibi anılması ve canlı tutulması büyük ölçüde İmam'ın ailesi, özellikle Hz. Zeyneb'in fedakârlık ve kahramanlıkları sayesinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, bu kıyamda kadınların üstlendikleri rolün ayrıca ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir.

 

Bu değerlendirme sonucu, birçok husus aydınlığa kavuşacaktır: Örneğin "İslâm'a göre kadınlar toplumsal faaliyetlerden uzak tutulmalı" gibi zehirli propagandaların aksine, kadınların sosyal ve siyasal misyonu; mücadele ve kıyamda nasıl erkeklerle omuz omuza yer aldıkları, onları destekleme amaçlı girişimleri ve onlarla dayanışma içerisinde oldukları; toplumsal faaliyetlerle iffeti korumanın nasıl birlikte yürütüldüğü; cesur, hakkın savunucusu ve inançlı bir nesil yetiştirmedeki ağır sorumlulukları, şehitlerin canlarını uğruna feda ettikleri hedefleri insanlara ulaştırmadaki misyonları ve... Bütün bu hususlar, Kerbelâ kıyamında kadınların rolü çerçevesinde açıklığa kavuşabilir.

 

Bu hususun iyi anlaşılması için Kerbelâ'da bulunan kadınlarla ilgili sayısal bir değerlendirmede bulunmak faydalı olacaktır:

 

Kerbelâ'da bulunan kadınların bazısı, örneğin Hz. Zeynep, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Safiye, Rukiye ve Ümmü Hanî, Hz. Ali'nin (a.s) çocuklarıydılar. Bazıları Ben-i Haşim'den ve farklı kabilelerdendiler. Hz. Hüseyin'in kızları Sakine (veya Sukeyne) ve Fatıma da Kerbelâ'da olanlar arasındaydılar. Atike, Müslim b. Akil'in kızı, İmam'ın cariyesi, Veheb b. Abdullah'ın annesi gibi isimler de verilebilir.

 

İmam'ın eşi, Sakine ve Abdullah'ın annesi olan  Rübab da Kerbelâ'da idi. Bilindiği kadarıyla İmam'ın eşlerinden sadece Rubab Kerbelâ'da idi. İmam Zeynelabidin'in annesi şehrebanu Kerbelâ'da yoktu. Çünkü 24 yıl önce vefat etmişti. Ali Ekber'in annesi Leyla'nın da ismi gelenler arasında geçmemiştir. 

 

Kerbelâ'da beş kadın çadırdan çıkıp düşmana yürümüştür: Müslim b. Avsece'nin cariyesi, Abdullah Kelbî'nin eşi Ümmü Veheb, Abdullah Kelbî'nin annesi, Amr b. Cünade'nin annesi ve hepsinden daha faal bir rol üstlenen Hz. Zeynep. Hepsine Allah'ın selâmı olsun.

 

* Ümmü Veheb, kocasının yanı başında Aşura günü şehit düştü.

 

* İki kadın duydukları aşırı rahatsızlıktan dolayı İmam'ı savunma amacıyla savaştılar. Birisi Abdullah b. Umeyr'in eşi, diğeri ise Amr b. Cünade'nin annesi.

 

* Kerbelâ yolu üzerinde Züheyir b. Kayn'ın eşi kocasıyla birlikte İmam Hüseyin'e katıldı.

 

Kadınlar Kerbela olayında sosyal sorumluluğun sadece erkeklere has olmadığını gösterdi. Dine destek vermek ve hakkın ayakta tutulması gerektiği söz konusu olunca her özgür insan ister kadın ister erkek gereken rolü üstlenmeli.

 

Kadınların Kerbela'daki en önemli rolü ise kıyam hedefinin başkalarına yetiştirilmesi idi. Hicri 61 yılı, Hüseyini kıyamın yılıdır. Öyle kanlı bir kıyam ki halkın uykudaki vicdanlarını gaflet uyandırmak ve kifayetsiz biri tarafından yönetilen ve değerleri alaya alınmış toplumu ıslah etmek için gerçekleşti.

 

İmam Sadık (a.s) Erbain ziyaret namesinde atası Hüseyin bin Ali (a.s) kıyamının hedefini şöyle açıklıyor:

 

"Mutahhar kanını senin yolunda (Allah) bağışladı ki kulların cehalet ve sapkınlıktan kurtulsunlar."

 

Beni Haşim kadınları İmam Hüseyin'in (a.s) ziyaretinden haberdar olunca bir çözüm yolu bulmak için bir evde bir araya geldiler. Onlar İmam'ın bu yolculuktan sağ dönmeyeceğini biliyorlardı. Onlar durumdan duydukları rahatsızlıklarını feryat figan etmekle açıklamak niyetinde idiler. Durumu fark eden İmam Hüseyin (a.s);

 

"Bu haberi sakın açıklamayınız ki Allah'a ve peygamberine başkaldırı sayılır" dedi.

 

Kadınlar; 

 

"Nasıl ağlamayalım!? Zira bugün bizim için Resulullah'ın (s.a.a) vefat günü, Ali (a.s) ve Fatıma'nın (s.a) şahadet günü, peygamberin kızları Rukiye, Zeynep ve Ümmü Gülsüm'ün vefat günü gibidir. Sevgili Hüseyin, Allah aşkına bizi kendine feda et ama kendini ölümden uzak tut, ey kaybettiklerimizin en sevdiği kişi" şeklinde konuştular.

 

İmam Hüseyin'in (a.s) sözleri Haşim oğulları kadınlarını sakinleştirmedi. Onlar İmam'ın halası Ümmü Hani'nin yanına giderek;

 

"Ey Ümmü Hani! Sen burada oturmuş, Hüseyin'in ailesi ile birlikte buradan gitmekte olduğundan nasıl habersizsin?" diye sordular.

 

Bunun üzerine Ümmü Hani acele ile İmam'ın yanına gider. İmam Hüseyin (a.s) halasını o halde görünce sebebini sorar. Halası; 

 

"Yetimlerin ve çaresizlerin hamisi ve sığınağı yanımdan ayrılırken nasıl üzgün ve perişan olmayayım?" diye sordu.

 

Ümmü Haniye ağlarken İmam Hüseyin'i (a.s) anlatmaya başlar;

 

"Hüseyin öyle biri ki, insanlar onun hürmetine dayanarak bulutlardan yağmur ister; yetimlerin ve çaresizleri sevindirendir. O, kendisini başkalarına feda eden Haşim oğullarındandır, yoksullar onun yanında nimet ve fazilete ulaştılar. Resullullah'ın (s.a.a) sevgili torunudur, yanılmaz ve onun büyük acısı (şahadeti) onun azametini açıklar ve yorumlar."

 

İmam Hüseyin (a.s) halasını sakinleştirmeye çalışarak;

 

"Halacığım, merak etme, kaderde ne varsa o gerçekleşecektir, onlar (düşmanlar) savaş meydanlarının her daim muzafferin çocuğuna (Ali'nin oğluna) galip gelecek değiller. İşler Allah'ın mukadder kıldığı gibi gerçekleşecektir."

 

Haşim Oğulları hanedanının kadınları İslam'ın kurtuluşunun ve toplumun ıslah edilmesinin İmam Hüseyin'in (a.s) fedakarlığına bağlı olduğunu anlayınca canı gönülden onunla birlikte harekete geçtiler.

 

İslam tarihi, şekillenmeye başladığı günden itibaren her zaman kadınların siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomi katkıları ile İslam dinine yardımcı olduklarına şahit olurken, tüm tartışmalara rağmen kadınların İslami toplumdaki inkar edilemeyen ve hayati rollerini sergilemekte.

 

Kerbela kıyamı İslam tarihinin benzersiz ve önemli olaylarından biridir. Bu kıyam Hakkı arayan ve dik duruş sergileyen kadınlar ve erkeklerin fedakarlığı ve isarının ortak ürünüdür. Başka bir ifade ile eğer İslam, İmam Hüseyin'in (a.s) kıyamı ile ihya oldu ise kadınlar, tarihte eşine az rastlanacak şekilde bu olayda büyük paya sahipler. Aşura kıyamında hamasetler yaratan erkeklerin her biri cesur, mümin ve bilinçli kadınların kucağında yetişmiş birer cengaverdi. Bu eşitsiz savaşta İmam Hüseyin'e (a.s) yardımcı olan erkeklerin varlığı, kadınların fedakarlığı ve basiretinin ürünüdür. Hüseyni kervanındaki kadınların sabır ve azmi, bu harekette mücahitleri teşvik etmede etkin role sahip.

 

Bu rol İmam Hüseyin'in (a.s) şahadetinden önce dolaylı bir şekilde ve eşler ile çocukların teşviki ile başladı ve Aşura olayı ardından bu hareketin mesajını tüm İslam beldelerine en iyi şekilde yayılması ile doruğa ulaştı. Kadınlar Kerbela olayında sosyal sorumluluğun sadece erkeklere has olmadığını gözler önüne serdiler. Dinin ihya edilmesi söz konusu olduğunda her azade insan, kadın veya erkek, sorumluluk üstlenmeli. Tabi ki İslam'da savaş meydanına katılmak kadınlara farz kılmamıştır. Hatta Kerbela olayında da İmam Hüseyin (a.s) kadınları savaş meydanından uzak tuttu. Bu yüzden kadınlar Kerbela kıyamında askeri alanda bulunmadılar. Sadece iki kadın savaş meydanına girmek isteyince İmam Hüseyin (a.s) onlardan teşekkür ederek onları geri çevirdi. Kerbela olayında kadınların en önemli görevi, kıyamın mesajını dünyaya duyurmaktı. Genelde kadınların Kerbela hamasetindeki rolünü 3'e ayırmak mümkündür;

 

1- Aşura olayından önce etkin varlık göstermeleri,

 

2- Aşura gününde üstlenilen rol,

 

3- Aşura kıyamından sonra İmam'ın (a.s) mesajının halka duyurulması.

 

Züheyr bin Gayn'ın eşi, yolun ortasında İmam'ın kervanına katılmak için eşini teşvik eden kadınlardandı. Bu rol, onun İmam'ın (a.s) Aşura ashabından sayılması kadar önemli ve etkindir. Bu karı kocanın hikayesini dinleyelim;

 

"Zuheyr bin Gayn beraberindeki grupla birlikte hac menasikini bitirmiş Irak'a doğru yol alıyordu. Bu arada Hüseyin bin Ali'nin (a.s) de dönemin kifayetsiz ve zalim yönetmeni Yezid ile biat etmediğinden ve ashabı ile birlikte Irak'a doğru ilerlemekte olduğundan haberdar olur. Zuheyir, Hz. Hüseyin (a.s) yolunun Allah yolu olduğunu biliyor fakat Allah'a ibadetin zevkini savaşın sertliği ile birleştirmek istemiyordu. Ne zaman İmam bir yerde dururp dinlenseydi Zuheyir beraberindeki grupla yola çıkar ve ne zaman İmam hareket etseydi onlar dinlenmeye çekilirdi. Fakat bir yerde mecburen İmam ve sahabesinin çadır kurduğu yerde dinlenmek zorunda kaldılar.

 

Zuheyir İmam'ın çadırından biraz uzakta arkadaşları ile birlikte yemek yemekteydi ki İmam'ın elçisi yanına yaklaştı. Elçi, Zuheyir'e selam verdikten sonra İmam'ın kendisini çağırdığını söyler. Oradakiler şaşkınlık içinde sessizce olayı izlemeye başladılar. Herkes birbirine bakıyordu. Zuheyir şüphe ve endişe içinde cevap vermeden başını öne eğmişti. Aniden eşi herkesi kendine getirerek; 

 

"Subhanallah, Allah Resulünün torunu seni çağırıyor ve sen gitmiyor musun" diye kocasına seslendi.

 

Zuheyir eşinin sesi ile ona baktı fakat hemen bakışlarını eşinden kaçırınca, eşinin;

 

"Huzuruna varıp sözlerini dinlesen ve dönsen ne olur sanki?!" demesi Zuheyir'i kendine getirdi.

 

İmam'ın (as) yanına gitti fakat dönüşte yüzü gülüyor, gözleri parlıyordu. Eşine dönerek;

 

"Eşyaları topla, İmam'ın çadırlarının yanına gidiyoruz" dedi.

 

Züheyr'in eşi sevinç içinde kalkınca Zuheyir;

 

"Fakat benden sana iyilikten başka bir şey gelmesini istemiyorum, bu yüzden seni boşuyorum ki ailenin yanına dönesin" dedi.

 

Kadın uzun yıllar eşinin yanında yaşamış, onu sevmiş ve alışmıştı, bu yüzden ayrılma düşüncesi bile onun için ağırdı fakat kocasının Resul Ekrem'in evladı İmam Hüseyin'e (a.s) yardım etmesi daha önemli idi. Bu yüzden kocasına dönerek;

 

"Allah yardımcın olsun, fakat senden bir isteğim var, kıyamet gününde İmam Hüseyin (a.s) yanında bana şefaat et' dedi.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler