13 Kasım 2018 Salı Saat:
03:18

Aşura Ziyaretinin Önemi

13-09-2018 22:02


 

 

 

• İmam Muhammed Bâkır (a.s) ve İmam Cafer Sadık'tan (a.s) nakledilen bu ziyaret-nameyi okumaya çok vurgu yapılmış, öyle ki her gün okunmasına bile tavsiye edilmiştir. Peki, bu ziyaret ve duanın bunca öneme haiz olmasının nedeni nedir? 

 

• Bilindiği üzere Peygamberimizin (s.a.a) hadisinde geçtiği üzere dünyanın dört büyük kadını vardır ve bunlardan biri de Firavun’un karısı Hz. Asiye’dir. Hz. Musa’ya (a.s) iman ettiğinde Firavun’un acımasız zulüm ve işkencelerine tâbi tutuldu. Sonunda ellerine semaya kaldırıp Allah’a şöyle bir duada bulundu:

 

“Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun amelinden/işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” (Tahrîm/11)

 

• Görüldüğü gibi Hz. Asiye burada, “Allah’ım! Beni Firavun’dan kurtar!” demiyor sadece. Tersine Firavun’dan, amelinden ve zalimler güruhundan kurtulmayı istiyor Allah’tan. Diyor ki: Allah’ım! Beni Firavun’dan, Firavun’un amelinden, yanlış işlerinden ve kötü geleneklerini, yolunu ve düşünce tarzını benimseyen taraftarlarından kurtar.

 

• Buradan hareketle; her gün Aşura ziyaretinin okunmasına, onda sık sık geçen Ehlibeyt’in tevelli ve sevgisini, onlara bağlılığı ve düşmanlarından teberriyi/beri olmayı dile getirmenin gerekliliğine dair tavsiyede bulunulmasının sırrı ve hikmeti ortaya çıkmaktadır. 

 

• Buna göre ziyaret-namede geçen Yezid'e ve Ehlibeyt düşmanlarına lanet okuyup onlardan beri olduğunu söylemek, gerçekte amelî olarak onların düşünce tarzından nefret etme duygusunu insanda güçlendirmek amacı taşımaktadır. 

 

• Yoksa günün birinde yaşayıp ölen ve kabirleri bile çöplüğe dönüşen Yezid ile Muaviye'nin kendileri şu an hayatta değiller; onlardan geriye kalan sadece yaptıkları, yol ve yordamları, fikir ve düşünce tarzlarıdır. 

 

• Demek ki Yezid'e lanet etmek, aslında onun ameline, yoluna ve varlığını devam ettiren düşünce tarzına lanet etmek, amelde de ondan kurtulmaya çalışmak, zamanın Yezidîlerinden uzaklaşıp Yezidî safta yer almamak demektir. 

 

• Nitekim her zaman, mekân ve şartta İmam Hüseyin'e (a.s) olan sevgiyi dile getirmek de amelen Hüseynî yola girmeye çalışmak ve kendi zamanımızdaki Hüseynîlerin safına katılmak demektir.

 

• Bu bakımdan Allah'ı ve Allah'ın sevdiklerini (o cümleden Ehlibeyt'i) sevmek olan tevelli (tevella), aynı şekilde Allah'ın sevmediğinden ve Allah'ın düşmanlarından (o cümleden Ehlibeyt düşmanlarından) nefret etmek olan teberri (teberra) ilkeleri sırf kalbî bir duygudan, kalben sevmek ve nefret etmek hissinden ibaret değil. Bilakis, kalpteki bu velayet ve beraat duygularını sürekli dile getirmekle bunları amele geçirmek, yani amelde de sevdiklerine benzemek, onların yolundan yürümek ve nefret ettiklerinden uzaklaşmak, yol-yordamlarından kurtulmak gayesi taşımaktadır.

 

• Buradan, bir ikinci gerçek de açıklık kazanmış oldu. O da şu ki: "Tevella ve Teberra" ilkeleri neden imanla ilintili Usul-i Din'den değil de namaz, oruç, hac ve cihat gibi amelle bağlantılı Füru-i Din'den sayılmıştır? Yukarıdaki kısa açıklama bu sorunun cevabına da ışık tutmaktadır sanırım...

 

Allah'ın selamı, cümle inananların ve inançlarını amele geçiren müminlerin üzerine olsun...


Allah'ın selamı Hüseyin'e, zamanın Hüseynîlerine ve Hüseynî safta yer alanların üzerine olsun…


Allah'ın laneti Yezide, zamanın Yezidîlerine ve Yezidî safta yer alanların üzerine olsun...

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Çetin kotancı   15-09-2018 20:02

    İmamı Caferi sadık as büyüdüğü gibi;"Din sevmek ve nefret etmekten başka nedir ki".Yani tevellave teberri. Yüce Allah bizlerin yaşamdımızı Muhammed ve Ali Muhammed'in yaşamı gibi kılsin. Ölümümuzuden Muhammed ve Ali muhammedin ölümü gibi kılsın inşaallah.Sevgi ve saygılarımı sunarım. Kars/Çetin Kotancı