17 Ekim 2017 Salı Saat:
03:49
03-10-2017
  

Avrupa'da İmam Hüseyin İçin Gözyaşları

Avrupa Türk Ehl-i Beyt Alimleri Birliği’nin düzenlediği Aşura ve İmam Hüseyin’i Anma Programı'na Avrupa’nın dört bir yanından binlerce İmam Hüseyin aşığı katıldı.

Facebook da Paylaş

 

 

Program, Alulbeyt Almanya Müdürü ve İmam Cafer Sadık Camii hocası Şeyh Kerim Uçar hocanın imametinde kılınan cemaat namazından sonra,  Şeyh İsrafil Demirtekin hocanın Kuran tilavetiyle başladı.

 

Sunuculuğunu Şeyh Hüseyin Akay’ın yaptığı programda birlik adına açılış konuşmasını Şeyh Tevekkül Erol, ATEAB adına Kerim Uçar yaparken Seyyid Muhammed Erdoğdu Kerbela mersiyesini okudu.

 

Günün anlam ve önemi hakkında bir konuşma yapan Hüccetu’l İslam kerim Uçar hoca önemli mesajlar verdi:

 

“İşte kavuştun Zeynebe ey Kerbela

Gülü Zehra canı Heydere ey Kerbela

 

Adem’den bu yana beni bekledin

Sana şahit bir çift gözü bekledin

 

Ne kadar da çok kurban istedin

Hel min nasirin sözü bekledin ey Kerbela

 

Selamların en güzeli olan Allah’ın selamıyla, Kerbela şehitlerini, Şehitler serveri İmam Hüseyin’in (a.s) ve siz değerli konuklarını selamlıyorum.

 

Özellikler bu sabah görüştüğüm Ayetullah Uzma Sistani’nin tam yetkili vekili ve dünya Alulbeyt vakıfları genel sekreteri Ayetullah Şehrisatani’nin taziye ve selamlarının huzurlarınıza arz etmek isterim.

 

Peygamberimizin İmam Hüseyin hakkında bir çok buyrukları vardır.

 

“Hüseyin bendendir bende Hüseyindenim”

 

Peygamberimizin bu kısa buyruğunda bir çok hikmet ve derin manalar yatmaktadır. Hiç bir hadis bunun gibi İmam Hüseyin’in melakuti ve semavi konumunu anlatmamıştır.

 

İmam Hüseyin’in peygamberden oluşu ‘‘Hüseyin Bendendir‘‘ ifadesinin manası çok açık ve nettir. Hüseyin peygamberin torunu ve öz kanındandır.

 

Hadisin “Ben de Hüseyin’denim” bölümü çok manidar ve anlamlıdır  maalesef bu bölüm üzerinde fazla durulmamış, tefekkür edilmemiştir.

 

Peygamberimiz ‘‘Salman biz ehlibeyttendir‘‘ veya ‘‘Ammar Hakladır‘‘ diye de buyurmuştur.

 

Peygamberimiz; biz Salmandanız veya Hak Ammarladır buyurmamıştır.

 

Peygamber Hüseyin bendendir buyurduğunda yani, doğruluk, adalet, risalet, ilahi vilayet ve vahyi kastetmektedir.

 

O, nefis arzusu ile konuşmaz sözü, ancak vahyedilen şeyden ibarettir.

 

Bazıları diyor ki; İmam Hüseyin’in kıyam ve aşurası bir zaman ve mekanla sınırlıdır. 1400 yıl önce vuku bulan bir olaya için, toplantılar tertipleyip ağlama niye?

 

Bu düşünce sahipleri bundan gafillerdir ki İmam Hüseyin’in kıyamı ve aşurası cismi ve ruhi olarak iki yönlüdür.

 

– Bu kıyamın cismi boyutu 1400 yıl önceye dayanmaktadır.

 

– Ama ruhi ve manevi boyutu zaman ve mekân ötesidir, asla eskime yıpranma kanununa tabi değildir.

 

Bu kıyamın sırrı da asıl ruhani boyutundadır.

 

İmam Ali “Alimler bakidir” diye buyurmaktadır

 

Burada havza ve üniversitelerde bir kaç yıl ilim tahsil edenler murat edilmemiştir, belki ilahi ruha ve ilme sahip olanlar kastedilmiştir.

 

Bu ilahi ruh o kadar yüce ve azametlidir ki Peygamber kendisi ondan görmüştür. Böylesi bir ruh asla ölmez. Ahlak, düşünce, adalet, özgürlük, hürriyet ölebilir mi?

 

Hürriyet ve özgürlüğün İslamiyetteki yeri ve önemi inkar edilemeyecek kadar açıktır. Yüce Allah beşere tekvini hürriyet ve özgürlük vermiştir.

 

Bizden isteği ise yaşam ve hayatımızda bu hürriyet ve özgürlüğü tatbik etmektir.

 

Peygamberler ve halifeleri özgürlük ve hürriyet sembolü idiler. Hepsi beşeri esaret zincirlerinde alıp hürriyet ve özgürlüğe götürmek için gönderilmiştir.

 

Din ve İslam'ın özgürlük ve hürriyet şiari İmam Hüseyin’le bütünleşti. İmam Hüseyin Kerbela'da özgürlük ve hürriyet bayrağını dalgalandırdı.

 

İmam Hüseyin ve aşurasının unutulmama sırı da burada yatmaktadır.

 

Çünkü İmam Hüseyin özgürlük ve hürriyete kendisini kurban etti.

 

Bazıları zillet ve zelilane yaşam olsa dahi yaşamak ister. Onların nazarında hayat her şeyden önceliklidir.

 

Ama bazıları da hayat ve yaşam ötesi bir takım değerlere inanmaktadırlar. Onların nezdinde, özgürlük, hürriyet ve şahsiyet gibi değerler hayat ve yaşamdan daha önemlidir. Bu değerler uğruna canlarını feda etmekten asla çekinmezler.

 

İmam Hüseyin’in Kerbela'da ki şiarı da şuydu:

 

İzzetli ölüm, zilletle hayattan daha iyidir.

 

Bu şiar insanlık tarihini aydınlattır. Bu şiar insanlığın köleliğine son verdi.

 

Asla unutulmamalıdır ki İslam'ın feryadı insani keramet, özgürlük ve hürriyettir. İslamiyet'te af olunmayan günahlardan biriside Allah’a ortak koşmaktan sonra insanların özgürlük ve hürriyetini kısıtlayıp köleleştirmektir.

 

Çünkü İslam adalet münadisi, eşitlik, hürriyet ve özgürlüktür. Şehitlerin efendisi aşura günü Ömer b. Sad’ın askerlerine cihan şümul şiarını şöyle haykırdı:

 

Yazıklar olsun size ey Al’i Ebu Süfyan taraftarları, dinin yok kıyamet ve meada inanmıyorsanız bari dünyanızda özgür ve hür insanlardan olun.

 

Hiç şüphesiz İmam Hüseyin, bu şiariyla düşmanları kıyamete kadar utandırdı.

 

Çünkü o gün düşman ordusu, çadırlara saldırıp hanımların ziynetine el uzatarak ebedi bir alçaklık ve namertlik mazharı oldu.

 

O gün İmam Hüseyin’in bu şiari bu günkü insan hakları kanunudur.

 

Son peygamberin beşeriyete takdim ettiği özgürlük ve hürriyete Ben-i Ümeyye döneminde ellerinden alındı.

 

Kerbela ve Aşura, peygamberin ümmetine verdiği özgürlük ve hürriyeti tekrar Ben-i Ümeyyeden alıp insanlığa takdim ettiği gündür.

 

İmam Ali’nin ümmet hakkındaki korkusunu şöyle dile getirmiştir:

 

“Ben ümmetin, beytulmalı yağmalayan ve insanların özgürlüğünü alıp kendilerine köle eden, salihlerle savaşan ve Ben-i Ümmeyye'nin peşine takılıp onlara itaat etmesinden korkuyorum.

 

İmam Hüseyin, Kerbela’da canını, ailesini feda ederek adaleti, onuru, özgürlüğü ilelebet yaşattı.

 

Dönemin ağzı salyalı emperyalistlerine karşı verdiği kutlu mücadeleyle zalimlerin yüreğini titretirken, mazlumlara umut oldu. Kerbela ve Aşura insan yetiştirme mektebidir ve Hüseyin insanlığın büyük öğretmenidir; Aşura, bir hadise değildir, bilakis bir mekteptir ki iman, akide, şehamet, şehadet, özgürlük, sabır, istikamet, imamet, velayet ve tek bir cümlede tüm insanlığa, insan olmak ve insanca yaşamak isteyen herkese insanlık dersi verdi.

 

Aşura görünüşte bir gün sürdü ancak gerçekte bütün asırlar uzunluğu kadardır,

 

Aşura yiğitlerinin sayısı zahirde bir avuç insan kadardı, ancak gerçekte dünyadaki bütün adalet, özgürlük taraftarları ve kalpleri insanlık için çarpan kişilerin sayısı kadardır.

 

Hüseyin ve Hüseyniler diri ve cavidandır ki bu, onların kutsal hareketlerinin bekasındaki sırdır.

 

Bu gerçeği Kerbela sahrasının kahraman kadını Hz. Zeyneb Şam’da Yezidi melunun köşkünde şöyle haykırdı: “Ey Yezid, dilediğin kadar hile, tezvir yap, gücünün yettiği kadar çalışıp çabala, Allah’a andolsun ki asla zikrimizi kalplerden yok edemeyeceksin.”

 

Program sinezeni, tiyatro ve şiirlerle son buldu.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler