19 Kasım 2017 Pazar Saat:
23:44
27-03-2017
  

Ayetler Işığında Takiyye

Takiyye konusu hakkında bu iki ayetin her şeyi apaçık anlattığı kanaatindeyiz...

Facebook da Paylaş

 

 

Takiyye Nedir:

 

İnanan bir kişinin inancını, inancı gereği oluşmuş duygu, düşünce ve amellerini, kendisine, ailesine ve geçim kaynağı olan işine, malına, zarar vermesi muhtemel olan her türlü kişi veya kişilerden gelebilecek zararı defetmek için saklamasıdır.

 

Takiyye yapan kişi esas inancını, duygusunu, düşüncelerini, hissiyatını ve amellerini saklamaya çalışırken de ister istemez hakkın ve hakikatin dışında sözler ve ameller sergilemek mecburiyetinde kalır. Bu eylem hiçbir baskı olmaksızın keyfi bir sebepten uygulanamaz. Peki, bu şekildeki beyan ve eylemlerin İslami bir dayanağı var mıdır? Bu sorunun cevabını bulmanın en doğru yolu, ayetlere ve ayetlere ters düşmeyen hadislere müracaat etmektir.

 

"Müminler, birbirlerini bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak -kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah,kendisine karşı sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır." Âl-i İmrân/28

 

Şimdi sadece bu ayete bakarak takiyye yapmanın sadece kâfirlere karşı uygulanabileceği ruhsatının çıktığını söyleyebilirsiniz. Ancak unutmayın ki bu içinde bulunduğumuz coğrafya ve zaman içerisinde kâfirlerin döktüğü Müslüman kanından çok daha fazlasını, Müslüman kisvesinde hem de “Allahu Ekber!” diyerek döktüler ve halen dökmeye devam ediyorlar.

 

Yani siz inancınızı, mezhebinizi açıkladığınızda veya mezhebi amellerinizi umumi alanlarda yerine getirdiğinizde, sözde Müslümanlar sizin hakkınızda:

 

“Bu adam kâfirdir. Artık bunun canı, namusu ve malı helaldir.” nidalarıyla bir kâfirin dahi yapmaya cesaret gösteremeyeceği bir şekilde size, ailenize, sizin ve ailenizin yaşam kaynaklarına zarar verebiliyorlarsa maalesef bu sözde Müslümanlara karşı takiyye yapmanın mubah olduğunun anlamı da bu ayette apaçık görülmektedir. Şartlar gerçekleştiğinde, sadece bu ayete dayanarak, takiyye uygulayan bir Müslüman kardeşimize, Allah’a ve Resulü’ne (s.a.a) inanmış hiçbir şahsiyetin kınayıcı bir tutum sergilemeye veya söz söylemeye İslami açıdan hakkı yoktur.

 

"Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır."  Nahl/06

 

 

Bu ayetin iniş sebebi:

 

Müşriklerin zorla dinden çıkarmaya çalıştıkları Ammar’ı, babası Yasir’i ve annesi Sümeyye’yi (Allah üçüne de rahmet etsin) dinden çıkarmak istemişler. Ancak onların bu taleplerini reddeden Sümeyye’nin iki bacağından iki ayrı istikamete sürülen iki deveye bağlayarak parçalara ayırdılar. Yâsir’i de büyük işkencelerden sonra katlettiler.

 

Ammar, anne ve babasının göğüs gerdikleri ve sonuç olarak şahadet şerbetini içen ilk müminler olma şerefine sebep olan zulme dayanamayarak müşriklerin isteğini yerine getirerek diliyle inkâr ettiğini söyleme yolunu seçmiştir. Bu olay Hz. Nebi’ye (s.a.a) ulaştığında: “Ammar, başından ayağına kadar imanla doludur. İman onun etine, kanına karışmıştır!” demiştir. Ammar’a hitaben Hz. Nebi (s.a.a) “Yine seni zorlarlarsa, onların istediklerini yine söyle!” dediği ve bu sebeple bu ayetin indiğini bilmeyen herhangi bir âlim olmasa gerek. Çünkü bu ayeti yazıp da bu olayı anlatmayan kaynak yok denecek kadar azdır.

 

Takiyye konusu hakkında bu iki ayetin her şeyi apaçık anlattığı kanaatindeyiz.

 

Ayrıca bu hususta daha fazla bilgi isteyenler teferruatlı yazılmış onlarca esere müracaat edebilirler.

 

Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür.

 

"Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır." Kehf/54

 

"Ayrıca Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir."  Enfal/46

 

Mutearefe, Kevser Yayınları, 2016

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler