01 Kasım 2020 Pazar Saat:
00:25
29-07-2020
  

Ayetullah Hamaneî'nin Bu Yılki Hac Mesajı

İslam İnkılabı Rehberi Veliyy-i Emr-i Müslimin Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’nin 1441 Hicri Kameri, 2020 Miladi Hac Mesajı

Facebook da Paylaş

 

 

  

 

 

Hamd âlemlerin Rabbine mahsustur. Allah’ın salat ve selamı Hz. Muhammed’e, onun tertemiz Ehl-i Beyt’ine, seçkin ashabına ve kıyamet gününe değin güzellikle onlara uyanların üzerine olsun.

 

Hac mevsimi daima İslam âleminin izzet, yücelik ve atılım hissini yaşadığı bir mevsim olmuştur ve bugün müminler ondan uzak kalmanın üzüntüsü ve hasreti içerisindedirler. Gönüller Kâbe’den uzak kalmanın gurbetini yaşarken, ondan ayrı kalanların lebbeyki, gözyaşı ve üzüntüyle iç içedir. Bu mahrum kalış kısa sürelidir ve Allah’ın izniyle uzun sürmeyecektir. Ancak bundan alınması, kalıcı olması ve bizi gafletten kurtarması gereken ders, büyük Hac nimetinin kadrini bilmektir. İslam Ümmetinin bütün farklılıkları ile birlikte Kâbe’nin, Resulullah’ın ve Baki İmamlarının haremlerinin etrafında toplanmasının azamet ve kudretinin sırrını, bu yıl her zamankinden daha çok hissetmeli ve üzerinde düşünmeliyiz.

 

Hac, benzersiz bir farizadır. İslamî farizaların yüz yapraklı şah gülü gibidir. Adeta dinin bireysel, toplumsal, maddi, manevi, tarihi ve evrensel bütün boyutlarının bu farizada bir şekilde kendini göstermesi kararlaştırılmıştır. İnzivaya ve halvete çekilmeden yaşanan bir maneviyat ondadır. Çatışmadan, sataşmadan ve kötü niyetten arınmış bir birliktelik yine ondadır. Bu merasimde bir yandan Hak Teâla ile münacat, ona yakarış ve onu zikretmenin ruhsal hazzı yaşanırken, diğer yanda insanların bir birleriyle ilişki kurması ve kaynaşması yaşanmaktadır. Hacı adayı bir gözüyle tarihi, İbrahim’i, İsmail’i, Hacer’i ve Mescidû’l-Haram’a muzaffer bir şekilde girerken Allah Resulünü ve asr-ı saadetin müminlerini seyredip onlarla derin bağlar kurarken, diğer gözüyle kenetlenerek topluca Allah’ın ipine sarılmaya aday çağdaş, mümin kardeşlerini seyretmektedir.

 

Hac hakkında düşünmek, hacı adayını insanlık için var olan birçok hedeflerin ve arzuların dindarlar arasında birliktelik ve işbirliği olmadan hayat bulamayacağı sonucuna vardırır. Bu iş birliği ve birlikteliğin şekillenmesiyle düşmanların hile ve planları önemini ve etkinliğini yitirecektir.

 

Hac, İslam ümmetinin cismini ve canını tehdit eden ve kan ağlatan, zulmeden ve işgal eden müstekbirler karşısında bir güç gösterisidir. Hac, İslam ümmetinin sert ve yumuşak güçlerinin sergilenmesidir. Bu, Hacc’ın en önemli hedeflerinden bir kısmını yansıtan haccın tabiatı ve ruhudur. Merhum İmam Humeyni işte böylesine bir haccı“İbrahimî Hac” olarak adlandırmıştır. Bugün hac işlerini yöneten ve kendilerini Haremeyn’in hizmetçisi diye adlandıranlar da, sadakatle böylesine bir haccı gerçekleştirmeyi hedefler ve Amerika’yı hoşnut etme yerine Allah’ın rızasını kazanmayı seçerlerse, İslam âleminin birçok büyük sorununu halletmiş olurlar.

 

Bugün de her zaman olduğu gibi İslam ümmetinin maslahatı vahdettir. Tüm tehditler ve saldırılar karşısında tek ses oluşturan, işgalci, zalim, şeytanın vücut bulmuş hali Amerika ve onun zincirli köpeği İsrail rejimine bir şimşek misali gürleyen ve zorbalık karşısında göğsünü siper eden bir vahdet.

 

Bu Allah-u Teâla’nın Kur’an’daki fermanıdır:

 

“Topyekûn Allah’ın ipine sarılın ve dağılmayın!”[1]

 

Kur’an İslam ümmetini “Kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler.”[2] ilkesi çerçevesinde tanıtırken onlardan şu önemli görevleri ifa etmeyi istemektedir:

 

 “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur…”[3]

 

“Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.”[4]

 

“Küfrün elebaşlarıyla savaşın…”[5]

 

 “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin.”[6]

 

Düşmanı belirlemek içinse şöyle bir kriter vermektedir:

 

“İnancınızdan dolayı, size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan inkârcılara gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz.”[7]

 

Bu önemli ve hayati ilahi emirler hiçbir zaman Müslümanların düşünce ve değer yörüngesinin dışında tutulmamalı ve asla unutulmamalıdır.


Bugün bu temel değişimin zemini Müslümanların duyarlı ıslah düşüncesi olan seçkinleri için oluşmuş durumdadır. Bugün Müslümanların seçkinleri ve gençlerinin kendi öğretileri ve manevi zenginliklerine teveccüh anlamında olan İslamî uyanış inkâr edilemez bir gerçekliktir. Batı uygarlığının insanlığa en değerli armağanı gibi sunulan Liberalizm ve Komünizm bugün 150 yıl önceki cazibesini tamamen kaybetmiştir. Onun yetersizlik ve kusurları açığa çıkmıştır. Birine (Komünizm) dayalı olan düzen yıkılmış ve diğerine dayalı olan düzen çok ağır krizler geçirerek dağılma aşamasına gelmiştir.

 

Bugün sadece ilk günden beri müstehcenlik ve çirkinlikle ortaya çıkan batının kültürel modeli değil, hatta para temelli demokrasi, sınıfsal ve ayrımcı kapitalizm şeklinde kendi gösteren siyasal ve ekonomik modeli de kendi işlevsizliğini ve bozgunculuğunu ortaya koymuştur. Bu gün İslam Dünyasında başı dik, gurur ve onurla batının tüm bilim ve medeniyet iddialarına meydan okuyan elitler az değildir. Hatta bir zamanlar kibirle liberalizmi tarihin sonu diye tanımlayan batı düşünürleri bu gün çaresizce kendi iddialarını geri çekmiş, teorik ve pratik yetersizliklerini itiraf ediyorlar.

 

Amerika sokaklarının durumu, ABD siyasilerinin kendi halklarına davranış tarzı, o ülkede oluşan toplumsal sınıfların arasındaki derin uçurum, o ülkeyi yönetmek için seçilmiş insanların aşağılık ve aptallıkları, orada olan korkunç ırkçı ayrımcılığı, devlet memurunun suçsuz bir insanı, başka insanların gözünün önünde soğukkanlılıkla işkence ederek katletmesi batı uygarlığında olan ahlaki ve sosyal krizin derinliğini, oradaki siyasi ve ekonomik felsefenin eksikliklerini, yanlışlığını ve batıllığını gözler önüne sermektedir.

 

ABD’nin güçsüz halklara karşı tutumu, aslında o devletin polisinin savunmasız bir siyahinin boynuna dizini bastırarak onu öldürmesinde olan tutum ve davranışın da büyütülmüş versiyonudur. Batının başka devletlerinin de her biri kendi imkân ve gücü çerçevesinde aynı bu fecaat dolu durumun başka örnekleridir.

 

İbrahimî Hac, bu modern cahiliyete karşı İslam’ın azamet ve ihtişam dolu bir olgusudur. İslam’a davet ve İslami toplumun beraberce yaşamasının sembolik bir gösterisidir. Öyle bir toplum ki onda müminlerin beraberce tevhit ekseni etrafında hareket etmeleri en belirgin özelliğidir. Çatışmadan, saldırı ve ayrımcılıktan, eşraf ayrıcalığından, fesat ve kirlilikten uzak olmak o toplumun olmazsa olmaz şartıdır. Şeytana taşlamak, müşriklerden uzak durmak, yoksullarla karışıp kaynaşmak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek ve iman ehlinin şiarlarını ortaya çıkarmak bu toplumda en gerekli vazifelerdir.

 

Allah’ı anmak ile O’na şükrederek ve O’na kulluk ederek genel halkın menfaatleri ve maslahatlarına ulaşmak ve onları elde etmek bu toplumun orta ve uzun süreli hedefleridir.

 

Bu, “İbrahimî Hac”da gösterilen İslami toplumun görüntüsünün özet bir anlatısıdır. Bu görüntüyü çok iddialı batı toplumlarının gerçeklikleri ile mukayese edince, gayretli her Müslümanın yüreği bu topluma ulaşmak için çalışma ve mücadele azmi ve şevki ile dolar.

 

Biz İran halkı İmam Humeynî’nin önderliği ve yönlendirmesi neticesinde bu şevkle yola çıktık ve başarılı olduk. Bildiğimizi ve istediğimizi tamamıyla gerçekleştirme konusunda iddialı değiliz ama bu yolda oldukça ilerlediğimizi ve karşımızda olan birçok engeli ortadan kaldırdığımızı iddia edebiliriz. Kur’anî vaatlere inanmakla adımlarımız güçlü kalmıştır. Çağımızın en büyük soyguncu ve kan dökücü şeytanı olan Amerika rejimi bizi korkutamadı veya hile ve kurnazlıkla maddi ve manevi gelişmemizi engelleyemedi.

 

Biz tüm Müslüman milletleri kendi kardeşimiz olarak görüyoruz ve karşı cephemizde olmayan gayrimüslimlere iyilik ve adaletle davranırız. Müslüman toplumların üzüntü ve sorunlarını kendi sorunumuz gibi görüyor ve onun çözülmesi için çaba sarf ediyoruz. Mazlum Filistin’e yardım etmek, derin yarlar almış Yemen’in sıkıntılarıyla ilgilenmek ve dünyanın her yerinde zulüm altında kalmış Müslümanlara karşı duyarlı olmak bizim her zamanki gayretimizdir.

 

Aynı zamanda bazı Müslüman ülkelerin yöneticilerine nasihatte bulunmayı kendimize görev addediyoruz. Bu yöneticiler kendi Müslüman kardeşlerine dayanmak yerine düşmanın kucağına sığınıyor, kısa süreli kişisel faydaları için düşmanın hakaret ve baskılarına tahammül ediyor, kendi halkalarının onur ve bağımsızlığını satıyorlar. Onlar işgalci Siyonist rejimin varlığını kabul ederek gizli ve açıkça ona dostluk eli uzatıyorlar. Onlara nasihatte bulunuyor ve yaptıklarının acı sonuçları konusunda uyarıyoruz.

 

ABD’nin Batı Asya bölgesinde olmasını; bölge halklarının zararına, bölgenin istikrarsızlığının, ülkelerin harap olmasının ve geri kalmışlığının nedeni olarak görüyoruz. Amerika’da şimdi yaşanan olaylarda ve ırkçı ayrımcılığa karşı gösterilen tepkilerde bizim kesin tutumumuz halkın yanında olmak ve o ülkenin ırkçı hükümetinin gaddar davranışını kınamaktır

 

Son olarak Hazreti Bakiyetullah’a selam ve salavat göndererek, Merhum İmam Humeynî’nin hatırasını saygıyla yâd ediyor, şehitlerin pak ruhlarını selamlıyorum. İslam Ümmeti için çok yakın zamanda tehlikesiz, makbul ve mübarek bir hac Hak Teâla’dan niyaz ediyorum.

 

Selam olsun Allah’ın salih kullarına.

 

 

Seyyid Ali Hamaneî

29 Temmuz 2020

Tahran

 

 

 

 

 


[1] Al-i İmran/103

[2] Fetih/29

[3] Hud/113

[4]  Nisa/141

[5]  Tevbe/12

[6]  Mûmtehine/1

[7]  Mûmtehine/8

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler