22 Ocak 2020 Çarşamba Saat:
23:28
12-07-2012
  

Bahreyn Kıyamının, Bugünü Ve Geleceği

Demokrasinin baskı aracı olarak kullandığının en somut örneği, Suriye'ye karşı oluşturulan Arap?Batı ittifakıdır.

Facebook da Paylaş



   

Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerinde başlayan İslami uyanış sürecinden sonra bu sürece sahip çıkarak kendilerini devrilen diktatörlere karşı göstermeye çalışan Amerika ve Avrupa ülkeleri, Bahreyn halkının kıyamına karşı riyakar maskelerini çıkardı ve pratikte mazlum bir milletin zalim ve despot bir rejim tarafından bastırılmasına destek vermeye başladı.

Aralık 2010 tarihinde Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan İslami uyanış dalgası üçüncü durağında geçen Şubat ayında Bahreyn topraklarına ulaştı. Bu kıyam onca şehit ve yaralıya karşın hâlâ sonuca ulaşamadı. Bunun en önemli sebebi ise hiç kuşkusuz Amerika ve Avrupalı ülkelerin despot Halife rejimini açıkça desteklemesidir.

Bahreyn halkının zalim ve anti demokratik Halife rejimine karşı başlattığı kıyam üzerinden bir yıl geçiyor, ancak ne var ki bu kıyamla ilgili haberler, sözde bağımsız ve demokrasi ve özgürlük yanlısı Batı medyası tarafından organize bir şekilde sansüre uğruyor. Uygulanan sansür ise tamamen başta Amerika ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nde yer alan bölgesel müttefikleri olmak üzere zorba devletlerin gayri meşru çıkarları doğrultusunda gerçekleşiyor.

Bahreyn'in mazlum halkı demokrasi iddiasında bulunanların kapattıkları gözleri, kulakları ve ağızlarına rağmen büyük bir irade ve iman gücü ile despot Halife rejimine karşı kıyamını sürdürüyor.

Bahreyn halkının başlattığı kıyam üzerinden geçen bir yıla karşın demokrasi ve ifade özgürlüğünü savunduklarını iddia eden Batılı devletler ve bölgesel müttefikleri iddialarında ne denli çifte standart bir tutum izlediklerini sergilemekten kaçınmadı. Nitekim Halife rejimi de Amerika ve Suudi Arabistan'a olan bağımlılığını açıkça ortaya koydu. Halife rejimi bu bağımlılığını, bazı siyaset ve medya çevrelerinde Bahreyn topraklarının Suudi Arabistan topraklarına ilhak edileceği haberinin yer almasına kadar ilerletti. Bahreyn halkının haklı kıyamını bastırmaktan aciz olduğunu anlayan Halife rejimi hemen Riyad yönetiminden yardım talebinde bulundu ve Suud hanedanı da bu talebe olumlu cevap verdi.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerinde başlayan İslami uyanış sürecinden sonra bu sürece sahip çıkarak kendilerini devrilen diktatörlere karşı göstermeye çalışan Amerika ve Avrupa ülkeleri, Bahreyn halkının kıyamına karşı riyakar maskelerini çıkardı ve pratikte mazlum bir milletin zalim ve despot bir rejim tarafından bastırılmasına destek vermeye başladı.

Suudi Arabistan rejimi Amerika'nın eski savunma bakanı Robert Gates'in Maname'ye düzenlediği ziyaretten hemen bir gün sonra bin askerini en modern askeri teçhizatla birlikte Bahreyn halkını bastırmak üzere bu ülkeye yolladı.

Gerçekte Suud rejimi Bahreyn'de Amerika'nın askeri kolu olarak görev yapıyor, lakin Halife hanedanı ile Suud hanedanının birliği ve Amerika'nın sonsuz desteği bile Bahreyn halkının sesini susturmaya yetmedi.

Bahreyn halkının başlattığı kıyamın liderlerinden Şeyh İsa Kasım, bir kaç gün önce kıyamın birinci yıldönümünde yaptığı açıklamada hiç bir etken Bahreyn halkının kıyamını durduramayacağını belirterek İslami uyanışın Bahreyn'de zirveye ulaştığını ve şimdiye kadar bu kıyama katılmayan Bahreynlilerin de uyandığı ve yakında bu kıyama katılacaklarını vurguladı.

Bu sözler Bahreyn'de kıyamın üzerinden geçen bir yıla karşın nasıl bir atmosfer hakim olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bahreyn halkının kıyamının hem iç arenada hem bölgesel düzeyde çeşitli boyutları söz konusudur ve bu durum başta Amerika olmak üzere Batılı devletler ve Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi bölgedeki müttefiklerinin bu kıyama karşı cephe almasına ve mazlum Bahreyn halkının haklı taleplerine ulaşmasının engellenmesine sebep oluyor. Üstelik bu talepler, Batılı devletlerin dünyada savunduklarını iddia ettikleri taleplerdir, nitekim Batılı devletler aynı talepleri bahane ederek bazı ülkelere askeri saldırı düzenlediği de biliniyor.

Batı'nın demokrasiyi bir baskı aracı olarak kullandığının en somut örneği, Suriye'ye karşı oluşturulan Arap – Batı ittifakıdır. Batılı devletler Suriye'ye müdahale etmeyi meşru göstermek için demokrasi mazeretini ileri sürüyor, fakat esas amaç, siyonist rejime karşı oluşturulan direniş cephesini kırmaktır.

Öte yandan söz konusu Batılı ve Arap devletler ittifakı, Bahreyn halkına yönelik uygulanan katliamlara karşı susmakla yetinmiyor, aynı zamanda Halife rejimine silah yardımı yapıyor. Bu konuda detaylı bir rapor yayınlayan İngiliz The Guardian gazetesi, Londra yönetiminin son bir yılda Bahreyn rejimine yüklü miktarda silah ve askeri teçhizat sattığını ifşa etti. Gazete şu ifadeyi kullandı:

İngiltere Bahreyn'de başlayan kıyamın bastırılmasından sonraki aylarda Halife yönetimine yaklaşık bir milyon pound silah sattı. Bu silahlar genellikle hafif silahlardan oluşurken, halk protestolarını bastırmakta kullanılıyor.

Bahreyn, Fars Körfezi bölgesinde yer alan ve nüfusu bir milyondan daha az olan ve yüz ölçümü 700 kilometre kareden ibaret olan bir ada ülkesidir. Bahreyn'in stratejik önemi söz konusudur, öyle ki Amerika 5. filosunu bu ülkede konuşlandırmıştır. Amerika'nın 5. filosu Amerika donanmasının Fars Körfezi, Kızıldeniz ve Afrika'nın Kenya'ya kadar uzanan Doğu kıyılarındaki görevini yürütüyor. Bu çerçevede yaklaşık 30 savaş gemisi ve 3 bin denizci Maname kentinin çevresinde yer alan Cufeyr bölgesinde bulunuyor. 5. filonun bulunduğu limana aynı anda iki ile dört kruvazör yanaşırken, yaklaşık on firkateyni de iskelelere yanaşabiliyor. 5. filoda yer alan donanmanın ayrıca çok sayıda hücumbotu da bulunuyor.

Amerika deniz kuvvetleri Bahreyn halkının kıyamından bir kaç ay önce Bahreyn'in doğusunda Salman limanında bulunan 5. filoya ait üssün genişletme çalışmalarına başladı. Genişletme çalışmalarının maliyeti 580 milyon dolar olarak açıklanırken, çalışmanın 280 dönümlük arazi üzerinde ve dört aşamada gerçekleşeceği kaydedildi.

Bahreyn siyasi ve askeri açıdan Amerika için büyük önem arz ediyor. Amerika'nın despot Halife rejimine destek vermesinin bir sebebi, Bahreyn'deki askeri üssünü korumak içindir. Ancak bundan daha da önemlisi, Amerika'nın Bahreyn halkının kıyamını bastırarak Bahreyn halkının özgürlükçü taleplerinin Fars Körfezi bölgesinde yer alan diğer despot krallıklara sıçramasını önlemek istemesidir. Çünkü Bahreyn'de demokratik bir devletin kurulması bölgedeki siyasi dengeleri alt üst edeceği kesindir.

Öte yandan Suud hanedanının da Bahreyn halkının kıyamını bastırma sürecinde Halife hanedanı ile işbirliği yapmasının sebebi, Bahreyn halkının özgürlükçü kıyamının özellikle Suudi Arabistan'ın Doğu eyaletlerinde sıçramasından kaygı duymasıdır.

Son bir yılda Bahreyn gelişmeleri ve halkın tüm baskı ve katliamlara karşı büyük bir irade ile kıyamını sürdürmesine bakıldığında Amerika ve Suudi Arabistan'ın Halife rejimine her türlü siyasi ve askeri desteğini esirgememesine karşın amaçlarına ulaşamadığı anlaşılır. Bu yüzden Amerika şimdiden 5. filosunu Bahreyn'den çıkarmayı gündemine almıştir. Öte yandan Bahreyn halkının özgürlükçü kıyamının dalgaları Suudi Arabistan topraklarını da etkisi altına aldığı anlaşılıyor.

Son günlerde Riyad'da hakim olan despot rejimin muhalifleri, Suud hanedanına itiraz etme tabusunu kırarak zulüm karşıtı organize bir akıma dönüşmeye başladı, öyle ki artık baskı ve dehşet ortamı oluşturmakla bu akımı ve itiraz seslerini bastırmak mümkün gözükmüyor, nitekim Halife rejimi de bu yöntemlerle Bahreyn halkının kıyamını bastıramadı.

Öte yandan Halife rejimi şu anda içten derin bir çatlak yaşıyor. Nitekim rejime bağlı askeri ve güvenlik güçlerinin belirsiz bir süre için halkın haklı kıyamını bastıramayacaklarından söz ediliyor. Bu yüzden Bahreyn'in diktatör rejimi halkı bastırmak için ecnebi milislerden kullanmaya yöneliyor.

Kendi halkını bastırmak için ecnebi milislerden yardım alan bir yönetimin yolun sonuna yaklaştığı kesindir. Nitekim kendi halkına karşı ecnebi milisleri kullanan Muammer Kaddafi sonunda Libya halkının iradesine karşı yenik düştü.

Bahreyn halkını aydın bir gelecek bekliyor. Bahreyn halkı Tunus'ta Zeynelabidin Bin Ali, Mısır'da Hüsnü Mübarek, Libya'da Muammer Kaddafi ve Yemen'de Ali Abdullah Salih'in dünyanın şaşkın bakışları karşısında devrildiğine şahit oldu. Şimdi ise Müslüman ve kahraman Bahreyn halkı şanlı direnişi ile birçok bağımsız çevrenin ilgisini çekiyor. Kuşkusuz bu süreçte Bahreyn halkını imanı, başlattıkları kıyamı sürdürmekte etkili oluyor ve bu insanlara moral ve ümit kaynağı oluşturuyor.

Batı – Arap ittifakı Halife rejimine destek vererek Bahreyn halkının amaçlarına ulaşma süresini geciktirebilir, lakin son bir yılda yaşanan gelişmeler, Halife rejiminin Bahreyn halkının özgürlükçü sesini susturamayacağını gösteriyor.

 

turkish.irib.ir

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler