25 Ekim 2020 Pazar Saat:
18:53

Bakış Açısı

07-04-2020 14:53


 

 

 

 

 

 

 

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla 

 

 

 

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam iki cihan serveri, Mevla’mız Ebu’l-Kasım Muhammed (s.a.a) ve o’nun her çeşit hata ve günahtan temiz kılınan Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun.

 

Allah’ım bana böyle bir meseleyi doğru analiz etme, isabetli görüşler sunabilme liyakati ver. Senin rızana muhalif hiçbir konuyu dilime cari etme, yardımını esirgeme. Âmin

 

Muhterem Mümin ve Mümine kardeşlerim, Allah’u Teâlâ Sevgili Peygamberine hitaben buyuruyor:

 

“Ey Resul’üm! Onlar inanmıyorlar doğru yola gelmiyorlar diye kendini helak mi edeceksin?”

 

Yani tebliğini yap uyan uyar uymayan kendi bilir, onlar için üzülme.

 

Bizlerin görevi de bu kaide ve kurala uymaktır. Kardeşlerimizi mümkün olduğu kadar üslubumuza dikkat ederek kimseyi kırmadan rencide etmeden tebliğimizi yapmalıyız. En önemli kural ise söylediğimiz şeylere kendimizin amel ediyor olmasıdır. Bunu yaparken de aklımızdan çıkarmamamız gereken bir hususu hatırlatmakta fayda var;

 

Müstekbirler, münafıklar, İslam düşmanları bizim ne dediğimizle değil ne yaptığımızla ilgilenirler. Dikkatli ve de tedbirli olmalıyız. Hak davanın takipçisi olanlar her türlü karalamaya, iftiraya, taşlanmaya daha nice zorluklara katlanmaya hazır olmalıdır. Zarar görmesini istemediğin yanmasına kıyamadığın hidayete ulaşmasını istediğin kişilerin sana zarar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bunun akabinde senin canına kastedenleri affetmen gerekecek hatta onlar için hayır dua edeceksin. Bitmedi daha yolun başındayız. Peygamberin izindeyim demek onun başına gelenler benim de başıma geldiğinde sünnetine uygun hareket edeceğim demektir.

 

O zaman hazır olmalıyız Akraba ve yakın çevrenin bizleri dışlamasına bize karşı ambargo uygulamalarına bu da yetmezmiş gibi birde senin bir çıkarın vardır, yoksa ne diye bu kadar uğraşasın demelerine senin meramını anlamamak için ellerinden geleni yapmalarına kendimizi hazırlasak iyi olur. Zira bunların bizim başımıza gelmesi uzak bir ihtimal değildir. Hani diyor ya onların başına gelen sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz diyerek başımıza gelebilecek olaylara karşı temkinli ve tedbirli olmamız gerektiğini bildiriyor.

 

Şimdi sıra geldi Hicrete yani bir şey için her şeyi terk etmeye. Bir hedef uğruna her şeyden vazgeçmeye “La” makamından “İlahe İllallah” makamına seyr-i suluk etmeye. Bu meseleyi anlamak için “Sevr” mağarasında olanları anlamak gerekiyor. Sevr mağarasına ulaşınca sana yardım için Örümcek, Güvercin gelebilir buradaki imtihanı gözden kaçırma yardımı Örümcekten, Güvercinden bilirsen çok yazık. Korkma Rabbim bizimle diyebilirsen kurtuluşun kapısını aralamış olursun ya değilse imtihanı kaybedersin. Veya başka bir misal vereyim şifayı Allah’tan bilir Doktor vesile dersen ne ala yok eğer Doktora gittim şifa buldum dersen kaybettin. Sizler bu örnekleri daha çoğaltabilirsiniz daha fazla vaktinizi almamak için kısa kesiyorum.

 

Günümüzde yardım ve yardımlaşma meselesine dikkatleri çekmek için yaşanmış bir olayı anlatmak istiyorum. Malum olduğu üzere Ramazan aylarında her yörede değişik yerlerde Ramazan çadırları kurulur. Fakir, fukaraya, yolda kalmışa, evine gidemeyenlere ve daha başka mazereti olanlara iftar yemeği verilir. Bu çadırlar Resmi kuruluşlarla birlikte özel kişilerin de kendi aralarında bir araya gelerek yapabildikleri bir yardımlaşma, dayanışma faaliyetidir. Benim anlatmak istediğim; birkaç hayırseverin birlikte başlatmış olduğu iftar çadırıyla ilgili olarak yaşanan bir olay.

 

Kırıkkale’de Kitap, tesbih, takke, seccade vb. şeyler satan bir esnaf anlatıyor. Birkaç hayırsever esnaf bana geldiler; ‘Arkadaş biz de İftar çadırı kurmayı düşünüyoruz senin de katkın olursa memnun oluruz’ diye teklifte bulundular. Ben önce biraz tereddüt ettim acaba böyle bir şeyin altından kalkabilir miyiz diye. Sonra kabul ettim başlayalım bakalım Allah Kerimdir dedim. Böylece başladık birkaç gün devam ettik, baktım neredeyse bize hiç iş düşmüyor sanki kendiliğinden yürüyor her şey.

 

Bir gün çadırda yemek yiyenlerden durumu çok fakir olan ve de geçimini dilencilik yaparak geçiren birisi dükkâna yanıma geldi. Sandalyeye oturdu, bekledi. O sırada müşteriler vardı. Müşterilerin gitmesini, ortalığın sakinleşmesini bekler bir hali vardı. Sıkıntılı olduğu her halinden belli idi. Nihayet ortalık sakinleşti. Bu arada elinde bir şey saklıyor gibi elini sıkıp duruyordu. Bana ‘Hacı, sizin bu yemek işine ben de bir katkıda bulunabilir miyim?’ dedi

 

Ben de; ‘Tabi ki çok memnun olurum’ dedim. Elinde sıkıp durduğu kibriti bana uzattı “Bununla ocağınızı yakarsanız sevinirim” dedi. Adam kibriti elinde o kadar çok sıkmıştı ki kibritin kutusu ıslanmıştı. Aldım almasına da gel sen bana sor. Sarıldım adama ben ağladım adam ağladı. Nice sonra kendime geldim ve dedim ki “Budur elimizdeki hazine” elinde olanı vermek. Bu misalden yola çıkarak alacağımız ders elimizde ne varsa karınca kararınca paylaşmak.

 

“Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez.” Rad/11

 

“Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti, esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez ve Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.” Enfal/53

 

Bu ayet-i kerimelerin tefsirine baktığımızda görüyoruz ki; biz nelere layıksak Allah da (c.c) bize onu verecektir.

           

Kendi kendimize bir soralım bir nefis tezkiyesi yapalım bu olup bitenlerden bizim ne kadar sorumluluğumuz var bir soralım kendimize bu durumun biran önce düzelmesi için neler yapabiliriz. Yoksa tuttuğumuz, tutacağımız oruçlardan sadece açlık, yaptığımız ibadetlerden ise yorgunluktan başka bir şey elde edemeyiz.

 

Söylemeye çalıştığım bu sözlere amel etmeyi yüce Allah’tan kendimle birlikte tüm dostlar için niyaz ediyorum.

 

 

  

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Harabi Baba   10-04-2020 13:51

    İnsanı kâmil olma yolunda faydalı olacak bu yazınız için yüreğinize sağlık. Yol önderlerimiz, kâmil insan olma yolunda şöyle buyururlar; Yüreğinizde Ali aşkı varsa, insan olmaya bir adım daha yaklaşmıştırsınız demektir. Son olarak Hace bektaşveli; ''Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk, Eğer konuşacaksan, hikmet ile konuş, Ve oturacağın zaman, saygı ile otur!” buyurur. Sağlıcakla kalın. Geçeğe hü.Mümine YA Ali

  • mesut borhan   08-04-2020 22:08

    Değerli yazarımız şairimizin toplumsal bir yaramıza ele alarak çözüm önerileri şairane bir dille bize sunmasını çok beğendim Allah kurandan ve ehlibeyt ahlakından ayırmasın inş