15 Kasım 2018 Perşembe Saat:
12:45
01-01-2018
  

Başımızın Belası Televizyonlar

İçinde bulunduğumuz çağ, bilim ve teknoloji çağıdır. Teknolojik alanda yapılan her bilimsel çalışma, yeni ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamakta, bunun yanı sıra her teknoloji ürünü de beraberinde etkilerini getirmektedir. Bu etkiler, ona atfedilen önemin müspet ve menfi olarak adlandırılmasına sebep olmaktadır.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Kamil ŞAHİN

 

Günümüzde toplumlar arası etkileşimin önemli araçlarından biri televizyondur. Televizyon bugün her eve girmiş ve pek çok kişiyi şu veya bu şekilde etkileme potansiyeline sahip bulunmaktadır. Öyle ki televizyondaki ekonomik toplumsal ve siyasal hiç bir değeri olmayan suni bir program, yayınlandığı günün ertesinde birçok kişi tarafından konuşulur, üzerine yorumlar yapılarak tartışılır olmuştur. Böylelikle televizyondaki bazı programların insanların üzerinde ciddi etkiler meydana getirdiği söylenebilmektedir. 

 

Televizyonun insanlar üzerindeki bu etkileri çoğu zaman sahip olunan kültürel değerlerin bozulmasına, hatta sahip olunan kültürel değerlerin çağdışı şeyler olduğuna insanların inanmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada özellikle televizyonun sahip olunan kültürel değerlerin çeşitli programlar aracılığıyla bozulmasına yol açması öncelikle kavramsal çerçevede ele alınarak sunulmuş ve yapılan saha araştırmasının sonuçları değerlendirilmiştir. 

 

Sahip olunan kültürün hakim özelliklerinin ortadan kaybolması sosyal çözülmeyi akla getirmektedir. Sosyal çözülme kavramı sosyal bütünleşmenin zıddını teşkil eden bir durumu ihtiva etmektedir. Bir ülkede sosyal bütünleşmeyi sağlayan şartlarda bozulma başladığı zaman sosyal çözülme de başlamış demektir. Bir topluluğu meydana getiren sosyal ilişkilerin bütünlüğü bozacak şekilde gevşemesi, bir toplumu ayakta tutan inanç ve değerlere uyum sağlayamaması, bir toplumda maddi ve manevi kültür unsurlarının bir araya gelerek bir anlam ifade edecek ve işleyen bir bütünü meydana getirecek tarzda birbirlerini tamamlayamama hali toplumda sosyal çözülmeyi ortaya çıkarmaktadır.

 

Günümüzde toplumumuz bir kültürel değişim süreci içerisindedir. Bu değişim, gerek yeni teknolojilere ve tüketim alışkanlıklarına ayak uydurmak, gerekse çağın diğer gereklerini yerine getirmek ve dolayısıyla küreselleşme sürecine uyum sağlamak biçimindedir. Bu değişim sürecinde toplum çeşitli şekillerde hakim olan Batı kültürü ve onun öğelerinin etkilerine maruz kalmaktadır. Bu etkiler ülkemizin kültürel dokusunu zenginleştirici etkiler olmaktan ziyade çoğu zaman bozucu etkiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tahrip edici etkiler toplumda milli ve manevi değerlere olan inancın ve saygının eskiye nazaran azalması, ahlaki çöküntü, kuşaklar arası ilişkilerin bozulması, toplumun kendine has karakteristik özelliklerinin kaybolmaya başlaması şeklinde tezahür etmektedir.

 

Televizyon

 

Üstün bir teknoloji ürünü olan kitle iletişim araçları içinde en fazla öneme sahip olan televizyon, fonksiyonlarını yerine getirirken bazen olumlu bazen de olumsuz etkiler meydana getirebilir. İşte bu durum, televizyonun etkilerini değerlendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Televizyonun insanları etkilemesi bakımından taşıdığı önem, ülkelerin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısına göre farklılık arz edebilir. Bu bağlamda her toplumda televizyon insanları eşit derecede etkilemez, etkileşim toplumdan topluma ve yine insanların içinde bulundukları sosyal çevre, ekonomik durum ve kültürel konuma göre farklılık sergilemektedir. Etkileşim boyutunda değerlendirildiğinde televizyonun birtakım olumlu ve olumsuz fonksiyonları bulunmaktadır.

 

Aile Üzerine Etkisi;

 

Televizyonun aile içine girmesi ile aile içi ilişkiler eskiye nazaran nispeten farklılaşmıştır. Aile içinde televizyon, hemen hemen tüm dünyayı aile içine taşıyan ve tüm dikkatleri üzerine çeken bir faktör haline gelmiştir.

 

Öyle ki çoğu zaman aile üyeleri bir birleri ile konuşmaktansa televizyonu takip etmeyi tercih etmektedirler. Televizyonun aile yaşamına girmesi ve aileden biri olarak kabul edilmesi aile fertlerinin arasında bazen sorunların meydana gelmesine sebebiyet verebilmektedir. Diğer taraftan ebeveynlerin çocukların izledikleri programlara dikkat etmeleri gerekmektedir.

 

Kültürel Yozlaşmaya Neden Olan Bir Unsur Olarak Televizyonun Saha Verileri Işığında Değerlendirilmesi

 

Ana Hipotez: Televizyon toplumda kültürel yozlaşmaya neden olmaktadır.

 

Alt Hipotezler:

a) Televizyon özellikle yoğun olarak genç kuşaktaki insanların kültürel yozlaşmasına neden olmaktadır.

b) Televizyon programları özellikle kadınları kültürel açıdan olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Araştırma kitlemizi oluşturan kadınların ve erkeklerin televizyon seyretme oranları arasında anlamı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma kitlemizdeki kadınlar erkeklere oranla daha fazla vakitlerini televizyon karşısında geçirmektedirler. Erkekler ortalama günde 3,19 saat televizyon seyrederken, kadınlar ise günlük ortalama 6,03 saat televizyon seyretmektedirler. Bu verilere göre televizyondan en fazla kadınların etkilenmesi haliyle kaçınılmazdır.

 

Günlük ortalama televizyon seyretme durumunu mesleklere ve cinsiyete göre değerlendirdiğimizde, bayanlardan en çok ev hanımlarının vaktini televizyon karşısında geçirdiği görülmektedir. Erkeklerde ise en çok vaktini televizyon karşısında geçirenler emeklilerdir. Eğitim durumuna göre değerlendirdiğimizde ise genel eğilim olarak eğitim durumu arttıkça televizyon karşısında harcanan vakit azalmaktadır. Bu durum hem bayanlar için hem de erkekler için geçerlidir.

 

Genel olarak kadınlar televizyonda magazin ve kadın programlarını izlemektedirler. Bu iki program türünün kadınlarda seyredilme oranı %83,4 civarında bulunurken erkeklerde ise bu oran %34,7 civarında bulunmaktadır. Televizyonun olumlu, bilgilendirici yönleri olarak ele aldığımız tartışma ve haber programları, belgeseller, sosyal ve dini içerikli programları seyretme durumu açısından kadınlar değerlendirildiğinde araştırmamızda karşımıza çıkan duruma göre bu tür programların kadınlar tarafından maalesef hemen hemen hiç tercih edilmemesidir. Erkeklerde ise bu programların belli bir düzeyde seyredilmesi durumu vardır. Bu bağlamda televizyonda yayınlanan zararlı veya faydasız programları en çok kadınların seyrettiği söylenebilir.

 

Araştırmada elde edilen bulgulara göre “televizyon gençlerin toplum içerisindeki tavır ve davranışlarında belirleyici bir rol oynayarak olumsuz yönde etkili olmaya başlamıştır” biçimindeki önermemizde erkek ve kadınlara göre katılım oranlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Erkekler bu önermeye 3,81 ortalamayla katılım düzeyinde iştirak ederken, bayanlar bu önermeye 3,06 ortalamayla kararsız düzeyinde iştirak etmişlerdir.

 

Televizyon etkileme gücü ve alanı itibariyle çok önemli bir araçtır. Bu bağlamda televizyonun kültürel yozlaşmaya, yayınlanan programlar aracılığı ile etkisi olduğu yapılan bu araştırma sonucunda ortaya çıkmıştır.

 

Televizyonda yayınlanan magazin türü programlar Türk kültürel dokusuna çoğu zaman uymamaktadır. Durum böyle iken yapılan araştırma sonucunda da televizyonda en çok magazin programlarının izleniyor olması manidardır.

 

Televizyonun özellikle genç kuşakta bulunan insanların kültürel yozlaşmasına neden olduğu araştırma sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde doğrulanmıştır. Kültürel yozlaşma düzeylerini tespit etmeye yönelik hazırlanmış olan önermelere gençlerin katılım düzeyleri ve orta yaş üstü diye grupladığımız 46-60 yaşları arasında bulunanların görüşleri gençlerin kültürel değerlerinden uzaklaştığı ve sahip olunan bu değerlerin gençler için anlamlarını yitirmeye başladığını göstermektedir. Gençler kendilerindeki bu değişimi görmemektedirler. Fakat ciddi düzeyde bir değişimin olduğu ortadadır.

 

Gençlerin kültürel değerlerinden uzaklaşmaya başlaması, kuşak çatışmalarını da şüphesiz arttıracaktır. Araştırma verilerine göre televizyonun kuşak çatışmasına sebep olması bağlamında yaş kuşaklarının önermelere katılım düzeylerinde anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Bunu örneklendirecek olursak; “Televizyon gençlerin toplum içerisindeki tavır ve davranışlarında belirleyici bir rol oynayarak olumsuz yönde etkili olmaya başlamıştır” önermesine katılım düzeyleri bakımından genç yaş grubunda bulunan insanlar bu önermeye 2,11 ortalamayla katılmama düzeyinde görüş belirtirlerken, orta yaş üstü diye tabir ettiğimiz 46-60 yaşları arasında bulunanlar televizyonun gençlerin toplum içerisindeki davranışlarında belirleyici rol oynadığını ve gençleri olumsuz yönde etkilemeye başladığını 4,40 ortalama puanla, tamamen katılım düzeyinde belirtmektedirler.

 

Yine diğer önermede “Televizyon gençlerin aile içerisinde büyüklerine karşı olan tavır ve davranışlarında olumsuz etkilere neden olmaktadır” önermesine genç yaş gurubunda bulunan insanların katılım oranları, orta yaş üstü grupta bulunan insanlarınkine oranla oldukça düşük bulunmaktadır. Başka bir önermede “Bana göre artık yerel kültür yok fakat evrensel kültür vardır” önermesine 46-60 yaşları arsında bulunanlar katılmaz iken, 16-25 yaşları arasında bulunanlar tamamen katılmaktadır.

 

Diğer önermeye göre de gençler Türkiye’nin Batı kültürel yapısı ve değerlerine ayak uydurması gerektiğini düşünmektedir. Örnek kitlede bulunan orta yaş üstü grubun bu görüşe yaklaşımı ise kararsız biçiminde tezahür etmiştir. Önermelere verilen puanlardaki farklılıklar gençler iler orta yaş üstü insanlar arasındaki fikir ve bakış açısı farklılıklarını göstermektedir. Bu fikir ve bakış açısı farklılıkları elbette anne baba ile çocuğu arasında bir iletişimsizlik veya bir anlayış farkı doğuracak ve bu kuşak çatışmasına dönüşecektir.

 

Televizyonlarda yayınlanan evlilik, magazin vb. programların en çok kadınlar tarafından izlendiği çalışmamızda ortaya çıkmıştır. Bu tip programlar ana hatlarıyla kültürümüzün temeli olan aile yapısını olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle ev kadınlarının günlük ortalama 7,17 saat televizyon seyretmeleri, ev kadınlarının televizyondan etkilenme düzeyini bize göstermekte ve toplumun çekirdek kurumu olan ailenin nasıl bir tehdit altında bulunduğunu gözler önüne sermektedir. Araştırma verilerine göre bayanlar televizyonda sadece magazin, kadın programları ve yerli dizi ve filmleri seyretmektedirler. Belgeseller veya sosyal içerikli, bilgilendirici programlar bayanlar tarafından seyredilmemektedir. Diğer taraftan kadınlar magazin programlarının toplumdaki tabuları yıkarak ahlaki değerlerde tahribata yol açtığını düşünmemektedirler. Üstelik televizyonda evlilikle ilgili yarışma programlarının olmasını faydalı bulmaktadırlar.

 

Ayrıca herhangi bir yarışma programına katıldıkları takdirde yarışmanın tüm gereklerini yapabileceklerini de düşünmektedirler. Kadınların bu konulardaki tutum ve görüşleri televizyonun kültürümüze yaptığı tahribatı gözler önüne sermesi bakımından manidardır.

 

Netice itibarı ile genel anlamda televizyon araştırma bulguları ışığında toplumda kültürel yozlaşmaya neden olmaktadır. Fakat televizyonun, kültürel yozlaşmanın tek sorumlusu olarak gösterilmesi de doğru değildir. Çok çeşitli etmenler kültürde yozlaşmaya neden olmaktadır. Televizyon bu etmenlerden sadece biridir.

 

Televizyonlar netice itibarı ile kişi ve kurumların planladığı doğrultuda yayınlar yapmaktadır. Bu bakımdan televizyonun kültürel yapıya olan zararlı etkileri minimum düzeye çekilebilir. Televizyonun olumsuz etkileri, yetkili merciler tarafından, televizyon yayınlarının Türkiye kültür dokusuna uygunluğunun denetlenmesiyle, daha fazla izlenme kaygısıyla televizyon programlarının kalitelerinin düşürülmesinin engellenmesiyle, televizyonun bir eğlence aracı olarak kullanılmasının yanında bir eğitim ve sosyalleştirme aracı olarak kullanılmasının sağlanmasıyla ve medya bağımsızlığının sınırlarının milli, dini ve kültürel değerleri aşmayacak ölçüde ciddi bir şekilde düzenlenmesiyle büyük oranda önlenebilir.

 

KÜLTÜREL YOZLAŞMAYA NEDEN OLAN BİR UNSUR OLARAK TELEVİZYON 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler