17 Ağustos 2019 Cumartesi Saat:
21:01

Basiret Ve Algılamalar...!!!

02-08-2014 11:33


 

Bismillahirrahmanirrahim



''Yoksa çokları dinlerler ve akıllarını başlarına alırlar mı sanıyorsun? Onlar, ancak hayvanlara benzerler, hatta yol yordam bakımından hayvanlardan da sapıktır onlar.'' Furkan / 44


Bugün insanoğlunun en büyük sorunu gelişen ve her gün değişen küresel dünyada, hayatın şartlarını ve yaşanan olayları basiret ve algılamadan yoksun oluşudur.


Basiret ve algılama çok önemli ve hayati bir meseledir. Bundan yoksun olan ve kendini geliştiremeyen insan veya toplumlar ne siyaseti, ne ekonomiyi, ne kültürü, ne adaleti, ne dini, ne zalimin yaptığını, ne mazlumun feryadını ve nede dünya coğrafyasının herhangin bir yerinde gerçekleşen olayları duyması ve algılaması mümkün değildir. Böyle bir insan profiline Kur'an-ı Kerim dört ayaklı bir yaratık ( hayvan ) ve hatta ondan daha aşağıdır demektedir. Başta vurguladığımız ayet-i Kerime buna açık işaret etmektedir.


Çünkü insan harici mahlûkatın (hayvanlar) görmek, işitmek, his etmek, idrak etmek ve şuur özelliklerine ve yeteneklerine sahip olduklarını biliyoruz. Ama sadece tekvini (yaratılış) anlamda kendilerine verilen sorumluluğu kayıtsız ve şartsız yerine getirmektedirler. Teşri-i (icra) anlamında har hangi bir sorumluluğa sahip olmadıklarından dolayı onlara herhangi bir cezai uygulama söz konu değildir. Çünkü hayvanlara akıl, basiret ve algılama verilmemiştir. Dolayısıyla kendileri dışında başkaları için herhangi bir sorumlulukları yoktur. Ama insan akıllı bir varlık olduğu için hem kendisi ve hem de başkası için vazife ve sorumluluğu gereği basiretli ve algılamalı olması gerekmektedir.


Basiret ve Algılama; pozitif veya negatif profile sahip insan ortaya çıkartabiliyor. Bunlardan bir tanesi eksik olursa o insanda hayvani profil ortaya çıkmış olur, ama bu ikisi beraber insanda bulunursa o zaman tefekkür ve düşünen insan profili ortaya çıkarmış olur. Dolayısıyla pozitif bir insandan pozitif bir toplum tezahür eder, tabi ki toplum kalitesi yükseldikçe adalet, hak, özgürlük, bağımsız ve İlahi bir nur olarak toplumdaki bütün sorunları halleder, kaliteli bir toplumda haksızlık, cinayet, katliam, adaletsizlik ve zülüm söz konusu olamaz. Bu anlamda günümüz dünyası profili zayıf ve karaktersiz insan görünümlü yaratıklarla idare edilmektedir. Böyle idareci profiline sahip olan dünya, içinde barındırdığı toplum kalitesinin ne seviyede olduğunu tartışmaya bile gerek bırakmamaktadır.


Dünyada yaşanan olayları görsel ve yazısal medya ile görmekte ve duymaktayız. Bunların yüzde kaçı doğru, kaçı yalan, kaçı iftira ve kaçı sahtedir? Her olayın bir görünen yüzü vardır ve birde perde arkasında ki görünmeyen yüzü. Görünmeyen bu sır nedir? Bunları araştırmadan onaylamak ve bunları doğru kabul edip üzerine atlamak akıl ve vicdanla bağdaşmayacak olaylardır. İnsan olayları bilgi, akıl ve basiretle analiz etmeli ve gerçeğine ulaşılmalıdır. Bugün emperyalist güçler tüm insanlığı medya gücüyle etkilemekte ve istediklerini kabul ettirmektedir ve maalesef insanların birçoğu buna inanmaktadır.


Allah ise ''size fasık bir insan tarafından haber ulaştırıldığında doğru olup olmadığını araştırın sonra karar ve hüküm verin.'' diye buyuruyor:


Bugün İslam coğrafyasında yaşanan acı olaylar ve özellikle Gazze’de yaşanan, ABD, İngiltere, Fransa, Avrupa‘nın bazı ülkeleri ile Müslümanların başında bulunan facir, fasık, zalim, ikiyüzlü ve münafık idareciler, kâfir Siyonist İsrail’e her türlü desteyi vermektedir. Bununla beraber BM başkanı Ban Ki Moon’un gayri meşru terör devleti Siyonist İsrail’in başkenti Tel Aviv’de seraheten verdiği destek ve Hamas’ı suçlayıcı beyanatı işgalci katil Siyonist İsrail'in hayâsız ve vahşice çocuk, kadın demeden ve hedef gözetmeksizin masum insanları katletmesine ortak olmuşlardır.


Büyük şeytan ABD ve Emperyalist devletleri Dışişleri bakanları Fransa’da bir toplantı düzenleyerek acil ateşkes sağlanma isteğinde bulundular. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda ve birkaç AB ülkesi Siyonistleri destekleyen zalim devletlerdir. Ne yazık ki bunların içinde kendilerine rol biçilen bazı Müslüman ülke Dışişleri bakanları da var. Bunlar neyin ateşkesini istediler? Neden yirmi gün boyunca masum insanların başına bomba yağdıran Siyonistlere ses çıkarmadılar ve ateşkes istemediler? Neden aniden ortaya çıkıp böyle bir toplantıyı gerçekleştirdiler? Çünkü destek verdikleri işgalci gayri meşru zalim ve kâfir Siyonistler, Mücahit, Kahraman ve Hizbullah-i Hamas ve İslami Cihat karşısında tıpkı 2006 yılında Lübnan’da Hizbullah ve 2008 de yine Gazze’de hüsrana uğrayarak aldıkları yenilgi gibi şimdide aynı rezil yenilgiyi almaya başladığını görmektedirler. Bir an evvel Siyonistleri bu rezalet ve bataklıktan kurtarmak için acil toplantı yaptılar. Zira şunu çok iyi biliyorlar; Siyonistlerin aldıkları her rezil yenilgi Emperyalist güçlerin yenilgisidir.


Sözde İslam ülkelerin başında ki idareciler iki kısımdır. Birinci kısım: ABD, Siyonist ve batı emperyalizmine karşı halklarıyla beraber dik duran ve tam teçhizatlı Hamas ve İslami cihatla aynı saflarda savaşan ve savaşa destek veren direniş cephesidir. İkinci kısım: ABD, Siyonist ve batı emperyalist eksenli idarecilerdir. Bunlar halklarının yüzüne nifak perdesi çeken ve gerçekleri halktan gizleyen münafık sıfatlı devlet adamlarıdır. Bunlar Filistin davasına ve Gazze halkına ihanet etmişlerdir. Filistin meselesindeki sorun İsrail hükümeti değildir. Asıl sorun İşgalci gayri meşru kâfir Siyonist devletin varlığıdır. İşin en acı tarafı münafık sıfatlı idarecilerin kendileri de bunu biliyor olmalardır. Ama bunu halka yansıtmıyorlar. Çünkü o devlete inanıp onayladıklarından dolayı cesaret edip “bu gayri meşru kâfir Siyonist devlet yok olmalıdır” diyemiyorlar. Bunlar zaten Siyonistlere destek vermekte ve bol bol boş nutuk atmaktadırlar. Sözde Gazze’ye yardım etmek isteyen bazı Dışişleri bakanları, Filistin mazlum halkının kanına kirli ve necis elleri bulaşan ABD ve yandaşlarından yardım talep etmektedirler.

Oysa yardım istenen ABD, Fransa, Almanya ve benzeri Avrupa'nın birçok ülkesi açıkça Siyonistleri desteklediklerini ilan ettiler. Siz kimden kim için yardım istiyorsunuz? Sizin derdiniz; Gazze’ye yardım etmek değil aksine Siyonistlerin daha fazla kayıp vermesini önlemek için direnişin elinden silahlarını almak ve onları çaresiz bırakmaktır. Zannetmeyin kimse bu niyetinizin farkında değil, her şey çok net ortadayken kimseyi kandıramazsınız. Ancak kendinizi ve sizin sözünüze ve medyanıza inananları kandırırsınız.


(Ehlader Genel Sekreteri Sayın Kadir Akaras hocamın dediği gibi sizin nutuk atma hakkınız yok icraat yapmalısınız)


Eğer samimiyseniz (inanıyoruz ki samimi değilsiniz) Siyonistleri Filistin topraklarından dışarı atın. Siyasi, ticari ve askeri ilişkilerinizi, bütün antlaşmaları iptal edin. Çünkü İsrail’e verilen her kuruş bir bomba olarak Filistin halkının başına dökülmekte ve siz bunun sorumlusu olarak dünyada vicdanların ve mahşerde Allah'ın huzurunda hesabını vereceksiniz. Yas ilan ediyorsunuz bayraklar yarıya indiriliyor ama Siyonist İsrail’in bayrağı benim ülkemin topraklarında dalgalanıyor. Bunun izahı nasıl yapılır birisi anlatsın. Kimse anlatamaz çünkü izahı yoktur.


Timsah gözyaşı dökerek münafıkça ağlama süsü ile inananların temiz duygularını sömürmektesiniz. Hem “kan ağlıyoruz, içimiz yanıyor” diyeceksiniz hem de ticaret hacmini her geçen gün artıracaksınız. Hem “Filistin’i bizimle Katar destekliyor diyeceksiniz” hem de yeni antlaşmalarla İsrail’e para akıtacaksınız. Ve o paralar, yakıcı yıkıcı bombalara dönüşerek plajlarda oynayan mazlum Filistinli çocukların üzerine ölüm yağdıracak.


- Katar’ın münafık ve satılmış kıralı, Siyonist İsrail seçimlerinde her iki tarafı da elde tutma adına Natanyahu'nun kazanması için partisine 3 milyon, muhalefete ise 2 milyon dolar destekte bulunuyor.

- Arabistan, Siyonist İsrail’in İran'ı vurması için 180 milyon dolar teklifte bulunuyor.


- Uzun yıllar İsrail’in Oced’deki üyeliğine uygulanan ambargonun kalkmasını kim sağladı?


- Siyonistlerin 2008 ve 2009 yılında Filistin’de işlediği katliamdan dolayı "BM’de veto edin diyen" Filistin’e rağmen herhangi bir oy kullanmadınız.


- BM Uluslararası Atom Enerji Kurumu, Siyonist İsrail’in nükleer silahlar kapasitesi masaya yatırıyor ama temsilciniz herhangi bir beyanatta bulunmadan salonu terk ediyor.


İktidar güç olarak 26, Aralık 2012 de Siyonist İsrail’in Akdeniz NATO çalışmalarına siz onay verdiniz.
Şimdi kalkmış "Gazze için İsrail’e karşı biz ve Katar devleti dik duruş sergiliyoruz" diye nutuklar atıyorsunuz. Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir dik durmaktır? Evet, bunları anlamak ve algılamak için insanın basiret gözü açık olması gerekiyor.


Irak ve Suriye’de masum insanları topluca ve en barbar şekilde kurşuna dizen ve başlarını kesen, İslam'ın bütün mukaddes değerlerini, Peygamber, Sahabe, Evliya türbelerini ve camileri dinamitlerle havaya uçuran, dini esasları yok eden, MOSSAD ve CIA kurgusu Katar ve Arabistan’ın finansa ettiği Türkiye’de eğitilip İslam ümmetinin başına bela olan IŞID denen tekfirci terör örgütünün yaptıklarına destek vererek onlara dua ediyorsunuz. Bu vahşete hangi mezhep cevaz vermektedir? Bunlar kimi temsil ediyorlar?


Sözde İslam adı altında ama tamamen ABD, İngiltere himayesinde Siyonist İsrail devletinin çıkarları için mücadele veren ve İslam’ın tüm değerlerini yok etmek için kurgulanan bu tekfirci terör unsurlarını meşru gören "Bu, gerçek anlamda Şia'ya karşı bir Sünni devrimidir" deme zavallığını gösteren sözüm ona İslami düşünür ve yazarlara benim akıllı ve basiretli Müslüman Sünni kardeşlerim şu soruyu sormalı;


"Peygamberimizin dininde veya mezheplerin hangisinin fıkhında böyle bir yıkım, din dışı anlayış ve vahşet vardır?"


Cevabı açık ve nettir "hiç bir inançta böyle vahşet yoktur." Bu tekfirci terör unsurlar dünya emperyalist şeytanları ve Siyonistlerin çıkarlarını korumak için ortaya çıkmıştır. Zannetmeyelim bugün Suriye ve Irak Müslümanlarına vahşeti yaşatan bu tekfirciler yarın bize ve ülkemize aynı vahşeti yaşatmayacaklardır. İstanbul Esenyurt’ta ki Muhammediye Camisi ve içinde ki Kur'an-ı Kerim ve dua kitaplarıyla birlikte yakarak ispat etmediler mi?


Bu zalim ve emperyalist sömürücü güçler bu yolla Müslümanları zayıf düşürmek, İslam coğrafyasında ki yeraltı ve yerüstü hazineleri sömürmek ve gayri meşru Siyonist İsrail imparatorluğunu kurmak için yapamayacakları hiç bir ahlaksızlık ve vahşet yoktur. Bunları görmek ve algılamak için Şia'sıyla Sünni'siyle tüm Müslümanların basiret gözü açık olmalıdır.


Burada basiret ortaya çıkmaktadır.


Basireti olmayanın bu gelişen olayları anlaması ve algılaması mümkün değildir.


Basiret yüce Allah'ın güzel sıfatlarından bir isimdir. Masum Peygamber ve Ehlibeyt İmamlarının hepsi basiretli birer yüce şahsiyettir.


Basiretli olmanın bir çok yararı vardır, onların bazıları şöyle....!!!


1- İnsanın görüş ve ufkunu açar.
2- İnsana Ahiretini hatırlatır.
3- İnsanı doğru ve gerçek yaşama yöneltir.
4- İnsana dünyanın aldatıcı bir araç olduğunu öğretir.
5- İnsan nefisin hayvani özelliklerini terbiye etmeye yardımcı olur.
6- İnsana İlahi yol doğrultusunda cihat etme özelliği bahşeder.
7- İnsana takva ve züht elbisesi giymeyi ve insani değeri kazandırmayı sağlar.


Basiretli insan, yaşayacağı tüm olayları bilgi, akıl ve tefekkür çevresinde değerlendirerek hareket eder.
İmam Hüseyin'in (a.s) haraketi bilgi ve basirete dayalı bir harekettir. İmam Hüseyin'in (a.s) yarenleri tıpkı İmam Hüseyin (a.s) gibi bilgi, basiret ve tefekkür ile hareket ettiklerini ispat ettiler.


Aşura gecesi İmam Hüseyin (a.s) vefakâr yarenlerine sohbet ettikten sonra, Hilal bin Nafi ayağa kalkarak ashabın vefa göstergesi olarak şöyle dedi: "Yebne Resulüllah! Biz sana bilgi, basiret ve tefekkür ile inanmış ve biat etmişiz, kanımızın son damlasına kadar hak yoldan asla vaz geçmeyecek ve seni bu kurt sürüsü içerisinde yalnız bırakmayacağız."


Kur'an-i Açıdan Basiretin Önemi


''De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri yanımda demiyorum, gaybi bilirim, ben bir meleğim de demiyorum. De ki: Körle gözü açık kişi bir olur mu hiç? Ne diye hala düşünmezsiniz.'' An'am / 50


''De ki: işte bu, benim yolum; ben de can gözüm açık olarak sizi Allah'a çağırmadayım, bana uyanlar da o çeşit çağırmada ve Allah'ı tenzih ederim ve ben müşriklerden değilim.'' Yusuf / 108


''Bilmediğin şeyin üstünde durup ısrar etme; çünkü kulak da, göz de, gönül de, hepsi de sorumludur bundan.'' İsra / 36


''Beni anmadan yüz çevirene gelince: Dünyada ona dair bir geçim var; kıyamet günü de onu kör olarak haşr ederiz. Yarabbi der, 'beni neden kör haşr ettin, hâlbuki ben görüyordum.' Böylece der, sana delillerim geldi de unutuverdin onları, işte sen de tıpkı o çeşit unutulmadasın bugün.'' Taha / 124/126


Ayetler, bize algılama ve basiret gözünün nasıl olduğuna dair çok mükemmel bir sunum sunmaktadır.


Hadis Açısından Basiretin Önemi


Hz. Resulüllah (s.a.a) şöyle buyuruyor;


''Gözleri görmeyen gerçek kör değildir, gerçek kör, basiret gözü kapalı olan kimsedir.''


İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor;


''Gerçek basiret sahibi, duyduğunu algılayan, gördüğünden ibret alan, hak yolu kat eden ve kötü algılamalardan kaçınan kimsedir.''


İmam Ali (a.s):


''Basiret sahibi, ayıplarını gören ve günahlarından kaçınan kimsedir.''


Bu hadisler seraheten basiret ve bilginin yararlarını bizlere sunmaktadır.


Dolayısıyla yaşamakta olduğumuz bunca olaylar karşısında zalim ile mazlumu ayırt etme, haklının yanında olma, zalim ve haksızlık karşısında durma en büyük vazife ve sorumluluğumuzdur. Allah, bütün akıllı ve basiretli insanlardan bunu istemektedir. Biz Müslümanlar ve vicdan sahibi her insan, bu vazifeyi yerine getirmelidir ki yarın mahşer günü mazlumların huzurunda mahcup duruma düşmeyelim ve zalimlerle aynı saflarda yargılanmayalım.


Allah, hepimizi Kur'an-ı Kerim, Hz. Resulüllah (s.a.a), Ehlibeyt, mazlumlar ve şehitler huzurunda mahcup duruma düşmememiz için ahdine vefa eden, İslami ve insani sorumluluğunu yerine getirenlerden karar kılsın inş.


Ves-selamun Aleykum varehmetullah-i Vaberekatuh


Ellahumme Accil li Veliyyikel Fereceh-u


02.08.2014

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !