18 Temmuz 2018 Çarşamba Saat:
19:16

Basiret ve Feraset

02-02-2017 15:09


 

Tevhidi yapının bozulmaması ve İslam ümmetinin yapısına uygun bir yaşam tarzına sahip olmak için çok bilinçli olunmalı, olaylar derinlemesine incelenmelidir.

 

Tevhid ve İslam ilkelerinin gereği olarak vahdeti vurgulayan ve tek ümmet bilincini aşılamaya çalışan, sinsi düşman ve münafıklara karşı Müslümanları uyaran, birlikte yaşamanın önemini anlatan, müminlerin kardeşliğine vurgu yapan, haklara riayet edilmesini emreden  ve birbirlerini sevmedikçe Cennet'e giremeyeceklerini bildiren ''İslam ve ilkeleri'' iyi analize edilmelidir. Bugün her zamandan daha fazla 'Basiret ve Feraset'e' önem verilmelidir.

 

İslam aleminin basiretli ve ileri görüşlü rehberi, Ayetullah Seyyid Ali Hamanei şöyle buyurmuştur:

 

            "Basiretinizi çoğaltın; insanların başlarına gelen belaların çoğu basiretsizliklerinden ötürü olmuştur."

 

İnsanlar, basiretsizliğe sebep olan gaflet ve cehaletten kendilerini kurtarmalıdırlar.

 

Basiret; görmek, ileriyi görmek, derin görüşlülük, kavrama yeteneğidir. Kalbin idrak  kuvvesidir. Kalp ile görmek, uyanıklık, ölçülü olmaktır.

 

Basiretli insan; kalbini, ruhunu, aklını ve vicdanını hakikatleri  doğru etüt etmek için "Etüt Merkezi" yapan bilinçli kimsedir.

 

"Basiret" zamanın şartlarını ve olayları doğru okuyan, düşmanın tuzağına düşmeyen ve oyununa gelmeyen insanların vasfıdır.

 

Şer güçler bin bir çeşit komplo ve entrikalarla İslam'a, İslam Ümmeti'ne ve Müslümanların birliğine zarar vermeye çalışmaktadırlar. Bizler ancak basiret ve ferasetle iç ve dış  düşmanlarımıza  karşı durabilir, kendimizi ve değerlerimizi koruyabiliriz. Böylece vazifesini bilen  güçlü, şerefli, izzetli, dostunu ve düşmanını tanıyan   bir ümmet oluruz. Aksi halde düşmanına yenilen, kendi aralarında birbirine düşman olan, kendileriyle savaşan, fitne ateşinde yanan, zayıf, güçsüz, İslami kimliğini kaybetmiş zavallı bir ümmet olur çıkarız.

 

Allah'a, dinin esaslarına ve İslam dininde belirlenen bütün ilke ve kurallara bağlı olup, kabul ve tasdik eden müminler, basiretli insanlardır.

 

Hz. Muhammed (s.a.a) buyurmuştur:

 

            "Mümin  akıllı, zeki ve ihtiyatlıdır. (tedbirli ve uyanık hareket eder)."[1]

 

Basiret; Hak ile Batıl'ın ayırt edildiği bilgi ve marifettir.

 

Hz. Ali (a.s):

 

            "En basiretli insanlar kendi ayıbını gören ve günahlardan kendisini alıkoyan kimselerdir." diye buyururken başka bir yerde de şuna değinir:

 

            "Basiret sahibi duyduğunda düşünen, baktığında (hakikatleri) gören ve ibretlerden öğüt alan kimsedir."

 

İnsanlık ve İslam tarihinde kritik başarı faktörleri ve kritik sürecin yönetim ve çözümü "Basiret" sayesinde olmuştur.

 

İslam tarihinin dönüm noktası olan Kerbela da büyük basiret örneklerindendir. Kerbela şehitlerini farklı kılan ve hareketlerinin İslam’ın bekasına vesile olmasına sebep olan, onların hassas sürecini iyi analiz ederek, Hz. Hüseyin'in  (a.s) yanında olduklarının farkındalığı ile basiretli olmalarından kaynaklanmıştır.

 

Hz. İmam Seccad (a.s) fedakar ve şecaatli amcası Hz. Ebulfazl  hakkında şöyle buyurmuştur:

 

            "Amcamız Abbas derin basirete sahipti."[2]

 

Aklıselim ve sağduyulu olmak için, basiret ve ferasetin gerekli olduğu her yerde basiret ve feraset sahibi olmalıyız. Dinde basiretli olmanın gerekli olduğu gibi, Siyasette de basiretli olmalıyız.               

 

Rahmetli İmam Humeyni şöyle buyurmuştur:

 

''Dinimiz siyaset, siyasetimiz dinimizdir.''

 

Müslümanlar dünyada olup biten durum ve gelişmelerden haberdar olmalıdır. Vazifesini bilmelidir. Emperyalistlerin, Siyonistlerin ve uşaklarının İslam Ümmeti'nin başına getirdikleri felaketleri, Müslümanların içine attıkları fitne ateşinin bilincine varmalıdır. Özellikle Selefi,  tekfirci akımın ve benzerlerinin muhakemesi iyi yapılmalıdır. İslam tarihinde akıbetleri hüsranla sonuçlanan birçok  insanın bu durumu; dini-siyasi bilince ve basirete sahip olmadıklarından kaynaklanmıştır.

 

Nehrevan  Savaşı'nda İmam Ali (a.s) ile savaşan  ve Kerbela'da  Hz. Hüseyin  (a.s) ile savaşanlarda bunlara örnektir. Aralarında gece namazı kılan, Kur'an okuyan, tekbir getiren birileri de vardı. Fakat basiretleri yoktu. Aynı günümüzdeki Tekfir, Nusra vb. ruh hastası çete grupları gibi.

 

Tarihten ibret almak için tarih bilincine sahip olmalıyız.

 

Özetleyecek olursak İslam ümmeti  dini,  siyasi, hukuki, iktisadi, kültürel, yaşam, ahlaki, ameli, toplumsal, ilmi, güvenlik ve nizami bilince, basiret ve ferasete  sahip olmalıdır.

 

Bize basiret veren Allah'a, vesile olan Peygamberimize ve velayet sahiplerine yöneliş ümidiyle.

 

            "Allah'ım! Kendini bana tanıt, eğer kendini bana tanıtmazsan Resulünü tanıyamam. Allah'ım! Resulünü bana tanıt, eğer Resulünü bana tanıtmazsan  Hüccetini tanıyamam. Allah'ım! Hüccetini bana tanıt, eğer Hüccetini  tanıtmazsan dinimden saparım."[3]



[1]Deavat-ı Ravendi s.39

[2]A'yanu'ş-Şia, c.7, s.430

[3]Gaybet döneminde en çok  okunması tavsiye edilen duadır

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Ali   14-02-2017 15:53

    HOCAM TEŞEKKÜR EDERİZ.

  • Aslan   03-02-2017 12:19

    Allah razı olsun.