02 Ekim 2020 Cuma Saat:
01:18

Batı’nın Bu Barbarlığına Karşı Yeni Dilin İnşası

26-02-2020 14:25


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not: Bu makale "Batı Barbarlığı ve Yeni Bir Dilin İnşası" adlı 02.02.2020 tarihli makalenin devamıdır.

 

 

 

Batı’nın Bu Barbarlığına Karşı Yeni Dilin İnşası
 
 
 
Var olan içler acısı durumdan kurtulmak için, bugüne kadar bellenen eski yollar terk edilmelidir. Eskinin can çekiştiği hatta öldüğü fakat güvensizliğin damga vurduğu bir gerçeklik içinde yeninin ufkuna ulaşmak zorundayız. Müslümanlar olarak modern tarih ve modernite karşısında yeni bir seçenek üzerinde çalışmalıyız. Yeni seçenekler üzerinde, etrafında bağımsız olarak Batı’nın paradigmalarını değersizleştirmeliyiz. Batın’ın bilgi doğasına ve temel sorunu olan varlık ve varoluş ayrımına karşı Batı emperyalizm ’ini değersiz kılarak onlara karşı ciddi manada bir mücadele içine girişmeliyiz. Evet, Batı emperyalizmin bütün boyutlarına, bir yapı bozumuna uğratılması için, önce kendi tarihimizle, sonra da modern tarihle entelektüel bir hesaplaşma yapmak zorundayız.
 
Kibirli, egoist, duyguları sömüren romantik yanılsamaları biriktirmek ve tüketmek yerine, yapılması gereken hayati tercihleri yaparak, yeni fikirler, yeni insanlar, yeni çerçevelerle, yeni bir duyarlılık bilinci oluşturarak, sömürgeciler tarafından dayatılan ne varsa bunların reddetme iradesini, cesaretini ortaya koyarak batı emperyalizmine karşı yeni bir başlangıç yaparak, çıkarcı akılcılığın çok kötülükler yapabildiği bir dünyada/çağda, ahlaki aklı en güzel şekilde, en yoğun şekilde, en nitelikli şekilde kullanarak batıya karşı bu söylemi gür bir şekilde ortaya koyarak konuşabiliriz.
 
Kapitalist-seküler-neoliberal dünyada batının bu çok yönlü ve çok etkili meydan okumalarına karşı cevap verme ihtiyacı duymayan, cevap verme kaygısı taşıyamayan, cevap vermek bir yana dursun, kendisine meydan okuyan tehdit unsurlarıyla bütünleşen, bunlarla birlikte yaşayan, hayatlarını bu unsurlara göre düzenleyen bir toplumun, bir kültür medeniyet tasavvuru ve tahayyülü etrafında bir propaganda dilini kullanarak düşüncenin sloganik söylemlerine karşı düşüncenin pratiğe dönüştürülmesi ve bulunduğumuz yirmi birinci yüzyılın ihtiyaçlarına ikna edici bir şekilde karşılık verebilecek özgün ve bağımsız bir düşünce hareketinin, bütün toplumlar nezdinde, zihninde ve kalbinde, nihai itminan derecesinde bir bilince, şuura dönüşerek, dünyada ne olup bittiğinin entelektüel anlamda farkında olan nitelikli kadrolar öncülüğünde tecrübe edilebilir, somutlaşabilir bir noktaya getirilerek özgün ve bağımsız bir düşünce hareketi etrafında dünyaya/hayata//tarihe ilişkin  bütüncül yorumlar ve bütüncül bir sistem halinde çözümlemeler yapması, öneriler geliştirmesi, her alana yönelik olarak içerik üretmesi hayati önem taşımaktadır.
 
İslam’ın kolektif varoluş bilincini ve iradesini tarihe yansıtabilmek ve bir medeniyet mücadelesi başlatabilmek için her şeyden önce İslami bilginin bütün boyutlarıyla özgürleştirilmesi gerekir. Seküler bilgiyle ve seküler yapılarla hiçbir İslami tahayyül ve tasavvur temellendirilemez, savunulamaz.
 
Nitel bir değişim ihtiyacı duymayan, yeniden inşa ihtiyacı duymayan, yapısal bir değişimi tartışmayan bir toplum, topluluk kendisini statükoya hapsetmişse; bu statükonun sorunlarından hiç rahatsızlık duymuyorsa, daha da önemlisi rahatsızlık duymayacak bir şekilde konformizm içinde olması çok büyük bir sorundur. Zira bu amansız rahatlık toplumsal sorumluluk almaya cesaret edememek, siyasal sorumluluk almaya cesaret edememek, eyleme cesaret edememek, şuurlu, bilinçli insan yetiştirememek, batıya karşı olan mücadelede kendilerini ileriye taşıyamadıkları gibi batının ekmeğine yağ sürmekten ve kendilerine zarar vermekten alıkoyamıcaklardır. Kendilerini İslam’a nispet eden herkesin öncelikle bu sorunları aşması için bir çaba içerisinde bulunması şarttır.
 
Batı’ya karşı yeni bir duruş ortaya koyup, yeni bir üslup, yeni bir bilinç, yeni bir irade ve yeni bir içerikle yirmi birinci yüzyıla dair nitelikli sözler sarf ederek, bunları toplum zemininde pratiğe dökerek bir mücadele içerisinde hakikat oklarını, adaleti, eşitliği, özgürlüğü batının o barbar sömürgeci bağrına saplamak batıyı değersiz kılacaktır. Bugün küresel dünyanın ideolojik meşruiyet temelinde terörize edildiği bu dönemde bunlara karşı vereceğimiz esaslı cevap İslami meşruiyet temelinde, ahlaki meşruiyet temelinde, felsefi meşruiyet temelinde olmalı aksi halde bilinçli ya da bilinçsiz evrensel emperyalizme çalışmaktan kendimizi alıkoyamayız. Durumu özetlersek toplumsal olan psikojik olanın sonucudur. Çünkü Allah, nefislerde olanı değiştirmeyeceğimiz sürece toplumun durumunu değiştirmeyecektir. Bu ilahi bir yasadır. Sinede ki savaşın kazanılmadan batıya karşı olan mücadelede toplumsal savaşın başarı şansı yoktur.
 
Sömürü kötüdür ama ondan daha kötü olan ise sömürüye elverişli olmaktır. Batın’ın katliamcı, barbar, haydut oluşuna, akıldışılığına, ruhsuzluğuna, hilelerine ve sömürgesine karşı bir bilinç, düşünce, felsefe ve kültür mücadelesi vermedikçe dünya halkların, coğrafyaların mazlum talihi hiçbir zaman değişmeyecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Mehmet Özkn   26-02-2020 18:19

    Helal olsun