18 Mayıs 2022 Çarşamba Saat:
16:38
28-10-2021
  

Bebeğin Kulağına Ezan ve İkame Okunması

Evinde ezan oku. Çünkü şeytanı uzaklaştırır ve çocuklar için iyidir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Evlatları doğduğunda Peygamber (s.a.a) ve İmamların (a.s) yaptığı ilk şey, bebeğin sağ kulağına ezan ve sol kulağına ikame okumaktı. İmam Seccad (a.s) şöyle buyuruyor:

 

“İmam Hüseyin (a.s) doğduğunda Peygamber (s.a.a) kulağına ezan okudu.”[1]

 

Yine başka bir rivayet de şöyledir:

 

“İmam Hasan (a.s) doğduğunda Peygamber (s.a.a) kulağına ezan okudu.”[2]

 

İmam Rıza’nın annesi Necme de şöyle söylüyor:

 

“İmam Rıza (a.s) doğduğunda İmam Kâzım (a.s) onun sağ kulağına ezan ve sol kulağına ikame okudu.”[3]

 

Hz. Ali (a.s) de şöyle buyuruyor:

 

“Hz. Zehra’nın (a.s) doğum yapma vakti geldiğinde Peygamber (s.a.a), Esma binti Umeys ve Ümmü Seleme’ye buyurdu ki: Hz. Fatıma’nın (a.s) kenarında hazır olun ve çocuğu dünyaya geldiğinde sağ kulağına ezan ve sol kulağına ikame okuyun. Çünkü böyle yaparsanız şeytandan âmânda olacaktır.”[4]

 

Bu konuda başka birçok rivayet vardır. Mâsûmlar (a.s) kendi yaşamlarında bu üsluba sahiplerdi ve başkalarına da böyle amel etmelerini salık veriyorlardı. İlerde bu rivayetlerden bazılarına değineceğiz.

 

Elbette şöyle sorulması mümkündür: Acaba bu amel çocuk üzerinde etki bırakmakta mıdır, yoksa ebeveynin amel etmekle sevap kazandığı bir âdâp ve sünnet midir? Cevabında bazı rivayetlerde bu amelin eğitimsel etkilerinden bahsedilmesinin yanında, bilimsel açıdan da açıklanabilir olduğunu söylemeliyiz. Nitekim konunun devamında açıklaması gelecek.

 

Resulullah (s.a.a), Hz. Ali’ye (a.s) şöyle buyurdu:

 

“Ey Ali, bir oğlun veya kızın olduğunda onun sağ kulağına ezan ve sol kulağına ikame oku. Eğer böyle yaparsan şeytan ona asla bir zarar veremez.”[5]

 

Yine Peygamber’den (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir:

 

“Kötü ahlâklı kimsenin kulağına ezan okuyunuz.”[6]

 

Rivayetlerde bu amelin delilikten, sedeften ve baygınlıktan korunmak gibi bedensel ve ruhsal başka etkileri de anlatılmıştır.[7]

 

Bununla birlikte, çocuk doğduğunda kulağına ezan ve ikamenin okunması, çocuğun ruhsal huzurunu ve şeytandan, delilikten ve sedeften korunmasını sağlar. Elbette nerede ezan okunsa şeytan oradan uzaklaşır. Bu yüzden çocuklara da ezan okumak emredilmiştir. Süleyman Caferî şöyle diyor:

 

İmam Rıza’dan (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: “Evinde ezan oku. Çünkü şeytanı uzaklaştırır ve çocuklar için iyidir.”[8]

 

Bu amel, bilimsel olarak da açıklanabilir. Araştırmacılar çocukların sadece yaşamlarının ilk günlerinde söylediklerimizi duymakla ve zihinlerine kaydetmekle kalmadıklarını, daha anne karnındayken annenin kalp atışlarını, mide ve bağırsaklarındaki yemek hareketlerini, hatta anne, baba ve etraftakilerin sesleri gibi dış seslerden etkilendiklerini kanıtlamışlardır. Çocuklar bu sesleri tanırlar ve doğumdan sonra onlara yakınlık hissederler.

 

Çocuğun, annesinin kucağındayken sakinleşmesinin sebeplerinden biri, daha önce annesinin rahmindeyken duyduğu kalp atışlarına olan aşinalığıdır. William Sears bu konu hakkında şöyle söylüyor:

 

“Çocukla (doğmadan önce) sohbet edin ve onun için şarkı söyleyin. Rahminizde olan çocuk için güzel anılar oluşturun. Araştırmalar, çocukların anne karnındayken aşina oldukları seslere, kendileriyle sohbet eden ve kendilerine şarkı söyleyenlere daha sonraları tepki verdiklerini göstermektedir. Yenidoğanlar babalarının sesine (eğer doğmadan önce onlarla sohbet etmişlerse) daha fazla teveccüh ediyorlar ve anne karnında geçirdikleri aylarda annelerinin kendilerine söylediği şarkıları daha kolay öğreniyorlar.”[9]

 

Yine Hetherington şöyle yazıyor:

 

“Bir deneyde, hamileliğin son 5-6 haftasında bazı çocuklara, annelerinin kendilerine söylediği şarkının kaseti günde iki kere dinletildi. Doğumdan sonra çocuklar, her ne kadar yine anneleri söylemiş olsa da bu şarkıyı kasetten dinlemek yerine annelerinden dinlemeyi tercih ediyorlardı. Diğer bir deneyde de çocuklar, başkasının söylediği şarkı yerine kendi annelerinin söylediği şarkıyı dinlemeyi tercih ediyorlardı. Bu da, daha önce annelerinin sesine aşina olmaları sebebiyledir.”[10]

 

Çocuğun kulağına ezan ve ikamenin okunmasının üç açıdan eğitimsel etkisi olabilir: İlki bedensel etkileri ve çocuğun yakalanması mümkün olan hastalıklardan korunması, ikincisi mânevî etkileri ve çocuğun şeytandan uzak durarak ruhsal huzura ulaşması, üçüncüsü öğretici etkileri; şöyle ki; çocuk inanç ve din kavramlarıyla âşina olur ve gelecekte bunlara daha fazla yakınlaşarak ilgi duyar.

 

Bu konuda iki hikâyeyle ezan ve ikamenin öğretici etkileri daha fazla belirginleştirilebilir.

 

1- Seyyid Murtaza Elemu’l-Huda’nın şöyle söylediği nakledilmişdir:

 

Şeyh Müfid’in dersindeyken fıkıh konularından bahsolunduğunda sanki daha önce onları okumuşum gibi geliyordu. Oysa o dersin oturumuna ilk kez katılıyordum. Bunu anneme anlattım. O biraz düşündükten sonra şöyle sordu: “Şu anda fıkhın hangi konusunu işliyorsunuz?” İlgili kitabın adını söylediğimde dedi ki: “Sen küçükken baban, senin beşiğinin olduğu odada bu konuyu bir gruba öğretiyordu. Uyurken ve uyanıkken hafızan bu konuları kaydetmiş.”

 

2- İslâm âlimlerinden bir üstat şöyle buyurdu:

 

Bir gün Sabiî dininden olan biri bana dedi ki: “İslâm’ı bana öğret de Müslüman olayım.” Ben, İslâm’a yönelmesinin sebebini sordum. Dedi ki: “Çocukluğumdan beri İslâm’a ilgi duyuyordum ve ne zaman Müslümanların mahallesinden geçerken ezan sesi duysam iyi duygular hissediyordum. Bir güç, beni kendi tarafına öylesine çekiyordu ki, gidemiyordum ve ezanı dinliyordum. Bu durum İslâm hakkında araştırma yaparak hakikatine ermek istememe sebep oldu.” Ben ondan, annesini yanıma getirmesini istedim. Annesine acaba ona hamileyken veya o küçükken yaptığı bir şeyin sonucunda mı böyle olduğunu sordum. Düşündü ve şöyle dedi: “Bizim komşumuz bir din adamıydı. Çocuğum doğduğunda yanımıza geldi ve çocuğu kucağına aldı. Onun sağ ve sol kulağına, ne olduğunu anlamadığım bir şey okudu.” Ben dedim ki: “Anladım! Bu, İslâm’daki ezan ve ikamedir ve çocuk doğduğunda sağ ve sol kulağına okunur.”[11]

 

 

 

 


[1]     Meclisî; Bihâru’l-Envâr, C. 43, s. 240.

[2]     Meclisî; Bihâru’l-Envâr, C. 43, a.g.e., c. 104, s. 123.

[3]     Ali bin Meysem, annesinden ve babasından rivayet ediyor. Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 138, Hadis 4.

[4]     Erbilî; Keşfu’l-Gumme fî Mârifeti’l-Eimme, C. 2, s. 148.

[5]     İbni Şu’be Harranî, Hasan bin Ali bin Hüseyin; Tuhefu’l-Ukul min Âli’r-Resul, Ayetullah Komreî’nin tercümesi, s. 14.

[6]     Berkî, Ahmed bin Muhammed bin Halit; El-Mehasin, C. 2, s. 464.

[7]     Daha fazla bilgi için bkz. Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 137. Nuri; Mustedreku’l-Vesâil, C. 15, s. 137. Muttekî el-Hindî; Kenzu’l-Ummal, C. 15, s. 457. Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, C. 4, s. 59.

Örnek olarak Hafs Kennasî, İmam Sâdık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Ebeye veya (doğum ile ilgilenme hususunda) ondan sonra gelen kimselere (bebeğin) sağ kulağına ikame okumalarını salık verin (ki, daha sonra) hiçbir zaman (çocuk) delirmesin veya halüsinasyon (varsanım) görmesin.” Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 137.)

[8]     Kuleynî; Kâfî, C. 3, s. 308.

[9]     Sears, William, Mader ve Pervereş-i Ferzend, Pervin Ferhadî’nin tercümesi, s. 20.

[10]    Hetherington, A., Meeus ve Rice D.P., Revânşinasi-yi Kudek ez Dîdgâh-ı Muasır, Cevâd Tahûriyân ve iş arkadaşlarının tercümesi, C. 1, s. 212. Konuyla ilgili isterseniz bkz. Raf’et, Muhammed; Terbiyetu’t-Tıfl Sıhhiyyen ve Nefsiyyen…

[11]    Mezahirî, Ali Ekber; Hoşdarha-yi Terbiyeti, Çehel Mesele-yi Muhimm-i Terbiyeti, s. 38.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler