23 Eylül 2018 Pazar Saat:
11:48
13-09-2018
  

Ben Güzellikten Başka Birşey Görmedim!

Aşura gecesi tarihin en güzel gecesidir, bin aydan belki daha fazlasından üstün Kadir Gecesi'dir...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 "ما رایت الا جمیلا"


 "Ben (Kerbela'da) güzellikten başka bir şey görmedim" (Hz. Zeyneb)


 

Güzellik objede değil bakan gözlerdedir, güzellik görülende değil gören gözlerdedir.


"Uyumlu evren" gözüyle âleme bakan birisi, birçok şeyi görecektir. Ayrıca her şeyi güzel olarak görecektir. Bu bakışlarda önemli olan gözümüze ne tür bir gözlük taktığımız, olaylar ve durumları hangi açıdan gözlemlediğimizdir.


Hayatı ve yaşamı her zaman güzel yönleriyle görmek; insanın ruhuna, vicdanına huzur bahşedecektir, sağlığını düzenleyip, büyük zorluk ve acılar karşısında dayanaklı olmasını sağlayacaktır. Bu bakışla bakılan Kerbela, sadece güzelliklerin bulunduğu bir mekândır.


Düşmanın bu olanları kötü göstererek Hz. Zeyneb'in acılarına acı katma istekleri, onun arifane cevabıyla engellenmiştir. Kerbela kahramanı Hz. Zeyneb, bu sözüyle İmam Hüseyin'in (a.s) kıyamın başlarında hep olumlu bakıp, ümit verici sözler buyurmasının bir diğer versiyonudur. İmam bütün başlarına geleceklerin, kendisi ve arkadaşları için en hayırlı ilahi irade olmasını dilemiştir. Bu ilahi hayrın, kendisini zaferde veya şehadette göstermesi hiç fark etmezdi: "Allah'tan ister zafer olsun ister öldürülmek, her iki durumda da bizim için hayırlı olanı takdir etmesini diliyorum."


Kardeşin hayırları istemesi, bacısının da bu hayırları görmesi birbirini tamamlamaktadır. Güzellik cilveleri ve cemal tecellileri Kerbela hadisesinde çok fazladır, burada bir kaçına değinmeye çalışalım:


İnsan Kemalinin Tecellisi


İnsan sadece amel meydanında, yaptıklarıyla ne kadar yüce, mükemmel, ilahi bir insan olduğunu, Allah'ta nasıl fani olabileceğini gösterebilir. Kerbela bütün insanlığa, insanın ne kadar sınırsız bir varlık olduğunu, mükemmellik boyutunun ne kadar olduğunu ve nereye kadar yükselebileceğini göstermiştir. Bu büyük yiğitlik destanı, insanlık makamının sınırlarını herkese gösterdi. Demek ki insan ne yüce makamlara ulaşabiliyormuş. Bunlar insani erdemler peşinde koşanlar için sonsuz bir güzelliktir.


Allah'ın Rızasına Razı Olmanın Tecellisi


İrfanda, rıza makamına ulaşmak çok zor, birçok zahmetlere katlanmayı gerektiren ama aynı zamanda çok değerli bir makamdır. Hz. Zeyneb'in Kerbela'da güzellikten başka bir şey görmemesinin nedeni, İmam Hüseyin ve arkadaşlarının bu makama ulaşmalarındandır.


Bazıları derdi, ayrılığı ve hicranı sevmekte, bazıları da dermanı, kavuşmayı ve visali arzulamada, oysa İmam Hüseyin (a.s) bunların hiçbirine önem vermemektedir. O hiçbir şey istemiyor. Tek istediği cananın istedikleridir. Çünkü sevgili, seven için ne yaparsa sadece güzel olanı yapar.


Kerbela, insanın kaza ve kadere nasıl razı olması gerektiğini en güzel gösteren yerin adıdır.


Kerbela tek hoşnutluğun, Rabbin hoşnutluğu olduğunu gösteren mekânın adıdır.


İmam Hüseyin (a.s), ömrünün son nefeslerini verirken, buyurduğu cümle şudur: "Rabbim ben senin rızana razı olmuşum" ve bacısı Zeyneb'e şöyle nasihat ediyor: "Allah'ın rızasına razı ol."


Bu irfanda ulaşılacak en büyük makamdır, yani insanın kendisini bir hiç kabul ederek, tek varlık olarak Allah'ı görmesi ve onun istekleri karşısında hiçbir şey istememesidir. Zaten İmam Hüseyin (a.s) yaşamının her aşamasında böyleydi. Mekke'den Kufe'ye doğru hareket ederken şöyle buyurmuşlardı: "Biz Ehlibeyt'in razı olup sevdiği şey, Allah'ın razı olup istedikleridir."


Bu İmam'ın temel düşüncesi ve tek aşkıdır. İşte Hz. Zeyneb de bunları güzel görmede ve övmektedir.


O gün, canımızı feda ettiğimiz günde,


Kanımızla Hüseyin'e iktida etmişiz,


Yolumuz Aşura yolu olduğu için de,


Kendimizi hiç sayıp, tek Allah'ı sevmişiz.


 Hak Ve Batılın Ayrım Çizgisi


Aşura'nın güzelliklerinden bir diğeri de, hak ile batılın çizgisini, melek huylularla şeytan yüzlülerin sınırlarını ve doğru ile yanlışın ne olduğunu belirlemesi, bunları gereken yerlerine koymasıdır.


Hakla batıl, iyiyle kötü birbirine karıştı mı, hakkın yüzü batılın tozlarıyla örtülecektir. Hak açıkça belli olmayacak dolayısıyla da insan şaşkın kalacaktır. Bu durumlarda, saf ve yüzeysel bakan Müslümanlar şüpheye düşeceklerdir. İmam Hüseyin (a.s) yakmış olduğu meşale ile aydınlığı getirdi, estirdiği rüzgârla toz ve dumanları dağıttı, batılın yüzündeki maskeyi düşürerek gerçek yüzlerini aşikâr kıldı, böylece tüm fitne propagandaları etkisiz oldu. Acaba bu güzel değil mi?


Aşura bir sınır çizgisiydi. Hakla batılı birbirinden ayırdı. Öz Muhammedi İslam'la, sahte İslam'ı, Rahman ordusuyla şeytan ordularını belirleyip, hepsinin konumunu gösterdi. Hak ile batıl tüm açıklığıyla Kerbela'da karşı karşıya geldi Kerbela'daki destanla iyi kötü ayırt edildi. Kalbinde hala şüpheler olan ve yolu seçemeyenler içinse Hz. Zeyneb konuşmalarıyla gerçekleri gösterdi. Bu Kerbela'daki güzelliklerden biridir.


Yeni Bir Başarı Stili


Aşura'nın güzelliklerinden bir diğeri de, "kazanma" kavramı için yeni bir anlamın oluşmasıdır. Bazıları kazanmayı askeri bir galibiyet, yenilgiyi ise mazlumiyet olarak algılamaktadırlar. İmam Hüseyin (a.s) bunu değiştirdi. Zahiri yenilginin de aslında büyük bir zafer olabileceğini gösterdi. Aşura, mazlumiyetin en üst seviyesinde bile, "fatih" olunabileceğini, kanla zafer tablosunun çizilebileceğini ve öldürülmekle savaşın nasıl kazanıldığını göstermiştir. Bu, merhum İmam Humeyni'nin bir demecinde buyurduğu gibi kanın kılıca galebe çalmasıdır. "Şehadeti saadet bilen bir toplum her zaman, her halükarda kazanmıştır… Öldürsek de, ölsek de yine de zafer bizimdir."


Vazifesine amel eden, sadece Allah'ın emrini yerine getirmek için mücadele eden kazanmış demektir. Bu İmam Hüseyin'in (a.s), İmam Seccad'ın ve Hz. Zeyneb'in dünya görüşleridir. Onca zulüm, işkence ve yapılan vahşete rağmen, çekilen acılar İslam için, Allah yolunda olduğu için güzeldir.


İbrahim b. Talha, kimin kazandığını sordu. İmam Seccad (a.s) cevaben şöyle buyurdu: "Namaz vaktinde sen ezan ve ikameni oku o zaman kimin kazandığını anlarsın."


Öldürülmek ve şehadete ulaşma pahasına bile olsa, böyle bir başarı kazanmak, gerçekten de güzel değil midir?


Allah'ın İsteği Doğrultusunda İlerleyiş


İnsanın ulaşabileceği en güzel psikolojik halet, oluşan olayları Allah'ın isteğiyle paralel görmesidir. İmam'ın şehadeti, arkadaşlarının öldürülmesi, Peygamberin ailesinin ve Hz. Zeyneb'in esir olması tüm bu musibetler Allah'ın levhinde yazılmıştı. Bir grup insanın Allah'ın isteği doğrultusunda bir takım işler yapabilmesi en güzel şeydir.


Allah, İmam Hüseyin'i şehit, ailesini de esir olarak görmek istemişti.


Bunların her ikisi de dinin bekası, tağutun ifşası ve özgürlük için ödenmesi gerekilen bedellerdi, hepsi de âşıkça, sabırla ve kahramanca yapılmalıydı.


Zeyneb gibi vahyin eteğinde büyümüş, Ali mektebinde yetişmiş birisi için, Allah'ın bu istediği ve olayların hepsi güzelliğin doruk noktasıdır. Aşura kahramanı Zeyneb, bu kıyamın başından sonuna kadar bütün sahneleri "Rububî isteklerin tecellisi" olduğunu bildiği için güzel görmektedir. Bu tahlil ve bakışla Aşura hala güzel değil midir?


Aşura'nın Kadir Gecesi


Aşura trajedisindeki bu sahne, güzelliğin en parlak görünümüdür. Gitmek yerine Hüseyin'le kalanlar vefalarını gösterdiler, fedakârca yanında kaldılar, İmam'ın ashabı için, İmam'ı yalnız bırakıp, gitmek en büyük ölüm ve zillettir.


Aşura gecesi tarihin en güzel gecesidir, bin aydan belki daha fazlasından üstün kadir gecesidir. Aşura gecesi aşkın en güzel şekilde yaşandığı gecedir.


İmam'ın ashabına buyurdukları, ashabın vefalarını gösteriş tarzı, İmam'la Kâsım arasındaki konuşma, herkesin sabaha kadar uyanık kalması, okunan Kur'ânlar, dualar, münacatlar, dökülen gözyaşları, yapılan şakalar, en içten gülüşler, İmam'ın arkadaşlarının Zeyneb'e vefalarını göstermeleri vs. bütün bunlar, güzellik kitabının altın harflerle yazılmış sayfalarıdır. Zeyneb işte bunları güzel görmektedir.


Kerbela'da yaşananlar, tarih boyunca dünyanın her tarafında zulümle mücadelenin kaynağı olmuştur. Kerbela, her türlü derslerin okunabileceği bir üniversite olmuştur; özgürlük, fedakârlık, iman, yiğitlik, şehadeti arzulama, ileri görüşlülük, edep, saygı, aşk vb. sınıfların olduğu bir okul.


Dökülen kanlar bir yumruk olup zulmün tepesine inmiştir. Acaba tüm bunlar güzel değil midir?


Kerbela faciasına sebebiyet verenler, Allah dostlarını öldürerek kendilerini ölümsüz kılacaklarını sandılar. Oysa Zeyneb'in gözünde, Kufeliler ve Şamlılar kendi kuyularını kazdılar ve düşündüklerinin aksine Ehlibeyt'in yolu kalıcı oldu, Allah'ın dini yaşadı ve Kerbela insanlık üniversitesi oldu.


Kahraman ve arife Zeyneb, geleceğe bakarak asırlar ilerisini gördüğünden Kufe'nin melun valisinin: "Gördün mü Allah kardeşine ve ailene ne yaptı?" sözüne karşılık şöyle cevap verdi:


"Güzellikten başka hiçbir şey görmedim."

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler