22 Mart 2019 Cuma Saat:
14:45

Bencilliğe Hayır…!

03-09-2015 14:16




Nefisler kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır ve elverişli kılınmıştır. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa 128)



Yaşadığımız toplumda insanlar hep bir arayış içerisindedir. Kimisi maddi kimisi manevi ve kimisi de huzur peşindedir. Fakat nedense bir türlü o huzuru yakalayamamaktadır. Maddi istekleri olan kişiler dünyayı sadece bir araç ve vesile görmek yerine, kalplerini tamamıyla ona kaptırmışlardır. Tüm çaba ve gayretleri, dünya ve dünya malına sahip olmaktan başka bir şey değildir. Manevi istekleri olan kişiler ise bu durumun tam aksine hareket etmektedirler. Yani yaşamları boyunca maddi işleri kendilerine hedef edinmeyip, gönül bağlamadan bir araç ve olarak kullanmaktadırlar. Maddi ve manevi istekleri olan her iki gurupta sonuçta bir huzur ve rahatlık peşindedirler. Bazen çok zengin olan bir insan huzura kavuşamamakta ve bazen de manevi değerlere sahip kişi bile huzura kavuşamamış ıstırap içerisindedir. Hal böyle iken her kes huzuru kazanmak ve huzura kavuşmak için bir mücadele içerisindedir.


Toplumumuzda en küçük topluluk bir aileden oluşmaktadır. Ailenin fertleri kendi açısından her biri bir huzur ve mutluluk peşindedir. Örneğin bir baba düşünelim. Bir babanın örnek olan bir ailede beklentisi ne olabilir?

Bir babanın ailesini korumak, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve aile fertlerini adaletli bir şekilde yönetmektir. Bu bir babanın ideal aile için kendi penceresinden baktığımız durumdur. Annenin ailede ki konumu “yuvayı dişi kuş yapar” misali dengeleri korumak,  kocasının emanetlerini muhafaza etmek, çocukları sevgi ve saygı yönünden terbiye etmek ideal anne için en büyük görevlerdendir. Bu ideal bir ailede huzura kavuşmak için anne ve babanın beklentisidir. Kaldı ki çocukların eğer penceresinden bakar isek eğer küçükler ise sadece anne ve babalarının olması onların hayat garantisidir. Çocuk aklı böyle düşünür. Annem ve babam var ise her şeyim vardır, demektedir. Fakat çocuklar eğer ergenlik çağına girmiş iseler onların açısından ideal ailede en basit olarak söz hakkı talep etmekte ve isteklerinin karşılanmasında anne ve babanın itirazlarını kabul etmemektedirler. Burada da çocukların huzuru ancak onların isteklerinin karşılandığı noktada huzura kavuşacağının göstergesidir.


Müslüman toplumunda mevcut olan aile yaşantısında bu huzura kavuşamamanın birçok sebebi vardır. O sebeplerden biri insanda bulunan kıskançlık ve bencillik duygusudur. Bu duygu bir aile içerisinde her kimde mevcut ise o kişi asla huzura kavuşamayacaktır. İmkânlar araç ve gereçler olsa dahi fakat huzuru olmayacaktır. Bazen bir baba kendi nefsi için ailede diktatörlük yaparak, zulüm ederek ailesini yönetmeye çalışmaktadır. Eğer yönetimi gerçekleştirse dahi huzurlu olmayacaktır. Zira babanın istekleri ailenin haklarına tecavüz etmiştir. Aile fertlerinin haklarını elinden almıştır. Her ne kadar da yönetimi başarsa bile manevi huzursuzluğu ondan asla ayrılmayacaktır. Aynı şey anne ve çocuklar içinde geçerlidir. Eğer bir anne kocasının haklarını bildiği halde göz ardı ederse, kocasının emanetlerine ihanet ederse vazifesini yapmakta tembellik ederse doğrudur aile yaşantısı devam etmektedir. Fakat ne o annede ve ne de diğer aile fertlerinde huzur söz konusu asla olmayacaktır.


Bu gibi durumlarda yapılması gereken şey ilk önce kıskançlık hastalığının teşhis edilmesidir. Daha sonra tedavi süreci ve en sonunda ise yazılan reçeteyi uygulayarak huzurlu bir yaşam şekline kavuşmaktır.


Her şeyden önce kıskançlık ve bencillik hislerinden kesinlikle uzak durmak gerekmektedir. Bu kıskançlık ve bencillik duyguları bazen mevki ve makam için bazen para ve bazen de sevgi ve saygı için olabilmektedir. Bir aile içerisinde annenin çocuğuna düşkün olması hasebiyle baba kendi çocuğunu hamından kıskanabilir. Veya bir anne babanın çocuklarına olan düşkünlüğünden dolayı onlara aşırı sevgi beslemesi annelerini de kıskandırabilir. Bunlar hayatımızda karşılaştığımız hep realite ve gerçeklerdir. Çocukların dahi bir ailede anne ve babanın yanında daha değerli ve sevgilerini onlara vermeleri için kardeşler arasında hep bir kıskançlık ve bencillik yarışı içerisindedirler.


Kıskançlık konusuna ılımlı yaklaşmak gerekir. Her şeyi karşılıklı konuşarak mantıklı bir yola oturtmak en uygunudur. Aile içerisindeki fertler, çekinmeden birbirlerine duygu ve düşüncelerini açmalı, doğruyu yanlışı beraberce ayıklamalıdırlar.

İnsan, aşırı kıskanmayı sevginin bir yolu olarak görmemeli aksine sevgiyi gideren bir unsur gibi değerlendirmelidir. Kıskançlık duygularının kaynağını araştırmalıdır. Sebeplerini kendi kendine itiraf etmelidir. Haklı mı haksız mı olunduğuna karar verilmelidir ve kıskanç insan çevresine rahatsızlık saçtığı akıldan çıkarılmamalıdır.


Kıskançlığın çözümünü sadece tek bir hadisle noktalamak istiyorum. Hz. Ali (a.s) buyuruyor: “Sizi kıskananları, onlara ihsan ve iyilik ederek cezalandırın.”  Bu hadiste buyrulduğu üzere bir aile içerisinde fertler arasında eğer insanlar iyilikte yarışırlarsa işte o zaman kıskançlık ve bencillik hastalığından kurtulacaklardır.

 

Ey İnsanoğlu!

 

Ne kadar da nankörsün…

 

Verdiği nimet karşısında şükür edeceğin yerde…

 

Kalmış kimin malını kimden kıskanıyorsun…

 

Hiç utanma arlanma yok mu sende…

 

Pervasız ve hayâsızca bencillik ediyorsun…

 

Peki, ne zaman adam olmayı düşünüyorsun?

 

 

Oğuz Uçum

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !