30 Mayıs 2020 Cumartesi Saat:
09:18

Bir Ayrılık Hikâyesi

27-04-2020 02:59


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bismi Hu

 

 

Hafız Şirazî der ki;

 

‘Ey saki, şarap kadehini döndür, dolaştır, bana da ulaştır.

Zira önceleri aşk kolay göründü, fakat zorluklar ortaya çıktı..’

 

Hafız’ın divanını açtığımızda ilk karşımıza çıkan sözlerdir, bunlar. Bu sözleri yanına almadan insan yürüyemez çünkü. Onların aydınlatması olmadan diğer sözleri anlaması pek mümkün de değildir.

 

İlk söz her zaman güneş görevini üstlenmiştir. Ve kelimeler sanıldığından güçlüdür. Kimin yazdığını bilmediğim ama çok beğendiğim bir söz var hatta ‘kelimeler ağırdır, kuşlar konuşsalardı uçamazlardı..’

 

İşte bu ve birçok sebepten dolayı güçlüdür kelimeler. Bir iz gördüğümüzde, onun kelimesini, cümlesini de görmek pekâlâ mümkündür. Çünkü her kelime kendi cürmünce bırakır izini, değdiği ruhta..

 

Bir söz ile insan dönüverir aslına ve bir söz ile düşüverir dünya girdabına.

 

Bir söz ışık tutar bir divana, o ışıkla niyet ederek yola çıkar insan geriye kalan sözleri anlamaya.. Bu yüzden önemlidir başlangıç cümleleri.

 

İnsan, kendi vatanında, kendi kardeşlerinin yanında, kendi evinde, kendi ailesinin arasında her şeyi rahatlıkla göğüsleyebilir; ancak, ailesinden, vatanından uzakta yaşadığı zorlukları kaleme almıştır burada şair.

 

Ruhlarımızın, bedenlerimize nasıl hapsolduğunu ve nasıl sıkıştığını acı acı anlatır.

 

Hz. Âdem’in dünyaya gelişi ile birlikte başlayan yolculuğumuzun en başta kolay gibi görünüp ardından zorluklar ve çetinliklerle nasıl karşılaşıldığını iki satırla ifade etmiştir.

 

Ve şimdi gecenin bu saatinde, bu satırlar benim elimden tuttu ve Mevlana’nın kamışlığından koparılan Ney’in acı feryadının kıyısına kadar götürdü.

 

Mevlana da aynı şekilde başlangıç yapar; ilk sözü ‘dinle’dir. Evet, dinleyelim ama peki neyi? İşte tam olarak bunu; ‘Ney’i’..

 

‘Dinle neyden, duy neler söyler sana,

Derdi vardır ayrılıklardan yana.

“Kestiler sazlık içinden” der beni,

Dinler ağlar hem kadın hem er beni..’

 

Mevlana’nın Ney’den kastı insandır. Ve insan, o özgürlük yurdu, o vuslat bahçesinden, ayrılıklarla ve tutsaklıklarla dolu dünyaya düşmüştür.

 

Ney’e üflenen nefes onun ruhudur. Ve Ney, ne kadar ateş ile pişerse o denli yüreklere dokunan, mest eden bir ahenge sahip olur.

 

Ve bu dünya, evvel zaman içinde kolay görünen, ancak dört yanı imtihanlarla kuşatılmış bir misafirhanedir.

 

Ve aslında, çok da ciddiye alınacak bir yer değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Misafir   27-04-2020 19:17

    Çok güzel olmuş, çok. Hayranlıkla okuyorum. Tebrikler 🌺