23 Ekim 2019 Çarşamba Saat:
04:03

Bir Hüseyin Vardı

19-09-2019 14:56


 

 

 

 

 

Bir Hüseyn vardı, adı çağlara ilham olan,

 

Bir damla kan vardı, damarda durmadığı gibi yere düşer düşmez ciğer yakan.

 

Bir nesil vardı, Hak katında en soylu nesil diye anılan, Kerbela sahrasında kalbi kör olmuşlar arasında kalan.

 

Bir acı vardı ki, oluk oluk yüreği yakıyordu.

 

Bir çift el vardı, avuçları arasında Annesi Fatıma’nın (s.a) kokusunu taşıyan.

 

Bir bakış vardı kanlı sahrayı utandıran, kirli gözlerin bakmaya cürret edemeyeceği.

 

Bir yürek geldi o çöle, Dedesinin (s.a.a) yiğitliği, babasının (a.s) cesareti ile yeri göğü titreten.

 

Bir Hüseyin vardı, adı anılır anılmaz gözyaşı dökülen, bir aziz vardı ki, tarih yapraklarında satır satır yiğitliği, hamaseti anlatılan.

 

Bir kutsanmış aşk yazıldı o topraklarda, mahremliklerden uzak tertemiz, nidası hala çağları aydınlatan.

 

Yiğitler vardı Kerbelada, hani mertlikleri ile en dayanılmazı yaşayan.

 

Kim demiş toprağın dili yok diye, bunca acıyı bağrına saklayan o kum taneleri kavurucu sıcağı da çekti bağrına, damla damla Rabbe sunulmuş kanı da.

 

Bir ses vardı vicdanlarda yankılanan, çocukların çığlıkları arasında çölün feryadı olarak duyulan.

 

Yalın ayaklar vardı, çadırlar arasında, kan kokusuna karışan.

 

Çocuklar vardı, minik bedenleri ile, ürkek bakışlarıyla, fırat kıyısından eli dolu dönecek mi? Diye, Alemdar Abbası bekleyen.

 

Kadınlar, kızlar vardı, iffetlerini cesaretleriyle mahrem bakışlardan koruyabilen.

 

Bir hanım vardı, onca acıya rağmen, herkesi koruyup kollayan, Annesi Fatıma (s.a)misali, düşmana karşı dimdik ayakta, Resul (s.a.a) yadigarlarını bağrına basmış, tesellinin en büyüğünü, “güzellikten başka bir şey görmedim” diyerek, bulan.

 

Kana susamışlara karşılık, suya susamışlar vardı cennet sahibi olan, Muhammedi nuru diyar diyar kıtalara yayan.

 

Anneler vardı, yavruları susuzluktan kıvranırken, çaresiz yakarışlarına, kevser suyu dışında sunacak birşeyi olmayan.

 

Titrek adımlar vardı o çölde, bir daha geri gelmeyeceğini bildiği halde İmam (a.s) ının arkasından gidemeyen.

 

Demir yüreğe sahip Hak sevdalıları vardı, oğlunun kesik başını düşmana yollayıp, “Biz Allah yolunda verdiklerimizi geri almayız” diyen.

 

Suya hasret cennete gidenler vardı, o çölde fırat kenarında şarıl şarıl sesi işitip, kırbasını dolduran, İmamım susuz iken ben içmem deyip, bir damlasını ağzına vurmayı haya eden.

 

Meydanda, en ön safları bırakmayıp acımasız düşmanın belini kıran cevanlar vardı, Hüseynimi canından öte kollayan.

 

Elinde olmadan ağlayanlar vardı, Resule (s.a.a) çok benzeyen Ali Ekberi düşman karşısında görünce Ceddi Habibullaha benzeyişine bile aldırmadıklarını gören.

 

Dünyanın şerefine yaratıldığı Hatemul Enbiya vardı, emanet ettiği yavrularından, yaşamalarına dahi izin verilmeyen.

 

Şeytanın ve nefsin zincirlerinden insanlığı kurtaran Ali Yasinler vardı, şehir şehir elleri, ayakları zincirlere bağlı dolaştırılan.

 

Acı, ve kederle bezenmiş bu çölün toprağına acizliği, acımasızlığı işlediler.

 

Ey toprak, ne ilk olacak bu sancı nede son.

 

Dert ve keder yüklü bu toprağa, derdinden kederinden kurtulmak isteyenler gelecek.

 

Ey İmam Hüseyin (as) medet diye haykıracak, kufe ehli değiliz ki senden vazgeçelim diye seslenecekler.

 

Ehlibeyt( as) hanesinin kanı akıtılarak canının alındığı kerbela topraklarından can versin, kan versin diye duada bulunacaklar.

 

Bu musibetleri yapanlardan beriyiz diyecekler, sinelere vurup ağıtlar yakacaklar, siyahlara bürünüp gözyaşı dökecekler, hayır yapmak için yarışacaklar, çocuklarına Ehlibeyt evlatlarının isimlerini koyacaklar, milyonlarla bir olup omuz omuza yürüyerek derk etme gayretiyle yorulacaklar.

 

Ehlibeyt’e (as) sımsıkı sarıldık diyenler ,aceba Zamanın İmamına da sımsıkı sarılabilecek mi?

 

Hür gibi, Abbas gibi, Ali ekber gibi, Ali Asgar gibi canımız sana feda deyip onun gelişine zemin hazırlayacaklar mı?

 

Canından öte can olacaklar mı?

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Huseyn_aşiqi   03-10-2019 20:45

    cox gozel eline ureyine saqliq

Flag Counter