24 Eylül 2018 Pazartesi Saat:
01:13

Bir Oda Yap Kendine

25-02-2016 10:05



    Ayaz, büyük hükümdar, Put kıran Gazneli Mahmud'un kulu ve ahbabıydı.


    Saraya bir esir olarak getirilmiş olmasına rağmen kısa sürede; samimiyet ve zekâsı ile Mahmud-i Gaznevi'nin akıl danışmanı olmuştur. Ömrünün uzunca bir vaktini sarayda sultana ve Maveraünnehir, Kuzey Hindistan ve Horasan'da hüküm sürmüş Gazneli Devleti için harcamıştır.


    Alçakgönüllü, eli açık, yalan nedir bilmeyen birisi olan Ayaz, iyiden iyiye diğer vezirlerin ve saray erkânının gözüne batmaya başlamıştır. Vezirler, Ayaz ile Gazneli Mahmud arasındaki sıkı diyalogu kıskanmakta ve artık onun sultanın gözünden düşmesi ve haliyle saraydan uzaklaşması için bahaneler üretip, dedikodular yaymaktaydılar. Hatta bir gün hızlarını alamayıp soluğu Mahmud'un yanında aldılar.


    - Ey Efendimiz! Ey Allah'ın yeryüzündeki gölgesi! Ey kudreti ile düşmanların kalbine korku salan Ulu Hakan! Bilirsiniz ki bizler gece-gündüz hiç durmadan sizin için didinip dururuz. Devletin bekası ve sultanımızın huzuru için her daim koştururuz.


    Ey Allah'ın yeryüzündeki halifesi! Nasıl söyleyeceğimizi bilmiyoruz. Ama ne diyeceksek de korku ve endişemizdendir bağışlayın bizi. Yakın dostunuz ve veziriniz Ayaz; her gün ve hiç aksatmadan, hem de saray içerisinde bulunan kimsenin girmesine izin olmayan bir odaya geçip; orada bir-iki saat kalmakta. Korkumuz; onun, o kapalı kapılar ardında size suikast planları yapmasıdır. Korkumuz; onun, sizin düşmanlarınızla birleşerek aleyhinize bir komplo tasarlamış olmasıdır.


    Ey Efendimiz! Ey Allah'ın yeryüzündeki gölgesi! Lütfen bize kızmayın ve bu sözlerimize kulak asın.
Mahmud duydukları karşısından onları odasından defeder:


    - Gidin ve bir daha bana böyle saçma sapan şeylerle gelmeyin! der.


    Aradan birkaç gün geçmemiştir bile; büyük sultanın içini bu söylentiler hiç durmadan kemirmektedir. Kuruntu ve korkuları onu, Ayaz'ın o mütevazı odasının kapısına dikivermiştir. Derken Ayaz da çıka gelir. Kapı önünde muhafızlar, vezirler ve Mahmud durmaktadır.


    - Aç kapıyı Ayaz! der hiddetle Mahmud.


    - Hayır! deyiverir Ayaz içtenlikle.


    - Aç! Yoksa bundan sonra aramız asla eskisi gibi olmayacak.


    Ayaz bu sözlerden sonra ağlamaya başlar. Boynu bükülmüştür. Zaten o sözleri duyar duymaz da kapıyı ardına değin açmıştır.


    Herkes pürdikkat içeriye bakar. Şaşırırlar. Oldukça küçük bir odadır bu. İç ısıtan ve tertemiz bir oda. İçeride yalnızca askıya asılı bir sarık, hırpani bir aba, zincirinden duvardaki çiviye asılmış Keşkül adı verilen bir dilenci kâsesi ve duvara dayalı eğri büğrü bir asa. Hepsi bu. Hepsi bu.


    Bir açıklama istedi Mahmud; hem de zerrece yüzü kızarmadan. Ayaz söze başladı:


    - Mahmud! Yıllardır senin dostun ve danışmanın oldum. Ama sarayın bu şaşa ve debdebesinden hep uzak durdum. Nereden geldiğimi de unutmamak için her gün bu odaya girip, bana ait tek malım olan şu gördüğün elbiselerimi tenime giydim ve hep tefekkür ettim. Aslımı unutmamaya çalıştım.


    Ayaz, büyük fatih ve put kıran Gazneli Hükümran Mahmud'un kulu ve ahbabıydı.


Vezirler onu kıskanır. Maalesef dünyanın düzeni budur; çünkü başarıya ulaşan kıskanılır. Kıskanan kendisini başarısız görendir. Bu politikadır. Hırstır. Kıskançlık; rahmeti ve bağışlamayı değil öfkeyi ve hırsı doğurur. Öfkelerini haklı çıkarmak için de sana dair kusurlar ararlar. Bulunca da zafer naraları atacak ve eğer bulamazlarsa da hiddetleri iyiden iyiye artarak sana iftira atacaklardır. Kıskançlıkları ortaya çıkmasın diye "Yalan" adında bir de kılıf bulacaklardır. Politikacılar en kıskanç kişilerdir. İktidara ulaşmak için her şeyi mubah görürler. Bugün olduğu gibi.


Ayaz, büyük fatih ve put kıran Gazneli Hükümdarı Mahmud'un kulu ve ahbabıydı.


- Ey Allah'ın yeryüzündeki gölgesi! Bilirsiniz ki bizler gece-gündüz hiç durmadan sizin için didinip dururuz.

Devletin bekası ve sizin huzurunuz için her daim koştururuz. Ayaz; her gün ve hiç aksatmadan, hem de saray içerisinde bulunan, kimsenin girmesine izin olmayan bir odaya geçip, orada bir-iki saat kalmakta. Korkumuz; onun, o kapalı kapılar ardında size suikast planları yapmasıdır. Korkumuz; onun, sizin düşmanlarınızla birleşerek aleyhinize bir komplo tasarlamış olacağıdır. derler.


    Mahmud başta bu söylenenlere kulak asmadı, reddetti. Bu Mahmud'un direnç ve dirayeti değil bilakis Ayaz'ın gücü ve enerjisiydi.


Führer Hitler korkaktı. Yavuz Sultan Selim korkaktı. Nadir Şah korkaktı. Cengiz Han korkaktı. Şahlar ve sultanlar ölümden çok korkarlar. Politikacılar hele ve hele bir devletin başında yer alan reisicumhurlar korkaktır. Kendilerini tehdit eden ya da tehdit ihtimali dahi olan her şeyi ortadan kaldıracak kadar korkaktır.


    Bir de bu gizli oda sultanın sarayında idi. Ayaz da her gün oraya bir başına giriyor ve saatlerce kalıyordu. Bu yüzden Mahmud-i Gaznevi de kendisinin oraya girme hakkı olduğunu düşünüyordu. Bu aynı çocuklarının özeline; çekmecesine, cebine, çanta vb. şeylerine bakma hakkı olduğunu düşünen ebeveynlere benzemekte. Bir ferdin özeline girmenin haram olduğunu düşünmek dahi istemez ana-babalar.


- Hayır! dedi Ayaz. Çünkü o samimiydi. Yalan, ağzına bir kez dahi uğramamıştı. Mahmud'u da seviyor ve saygı duyuyordu ayrıca. Kısaca "Hayır" demenin hakkı olduğunu biliyordu. Hem o bir politikacı da değildi zaten.


    - Hayır! dedi. "Peki Efendim!" demedi. Samimi bir "Hayır" idi. Bu şekilde Gazneli Mahmud'un samimiyetini de görecekti.


    Ama sözü dinlenmedi.


    - Aç, yoksa bundan sonra aramız asla eskisi gibi olmayacak.


    Açtı kapıyı ardınca ve ağlamaya başladı. Ağladı çünkü güvenine cevap gelmediğini gördü. Ağladı çünkü sevgi ve samimiyetine karşılık bulamamıştı.


    Herkes pürdikkat içeriye baktı. Şaşırdılar. Oldukça küçük bir odaydı bu. Tertemiz ve iç ısıtan bir oda. İçeride yalnızca askıya asılı bir emmame, hırpani ve köhne bir aba, zincirinden duvardaki çiviye asılmış bir Keşkül ve duvara dayalı eğrice bir asa. Hepsi buydu. Hepsi bu.


    Şimdi sormak gerek kendimize; hangimizin bu dev şaşalı ve debdebeli dünya hayatında bize geçmişimizi ve özümüzü hatırlatacak odamız var?


    Yok mu!? Haydi öyleyse, kolları sıva ve bir oda yap kendine...

 

Hasan Bedel

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !