25 Mayıs 2018 Cuma Saat:
16:02

Bu Pervasızlıkla Kim Nasıl Baş Edecek?

30-06-2016 12:48


Ülkenin başına ne gelirse gelsin, iktidar çevreleri her konuda kendilerini haklı görmekten ve kazançlı çıkarmaya çalışmaktan geri durmuyorlar. Öyle pişkin, öyle şımarık, öyle pervasızlar ki, bu tutumları karşısında insan söyleyecek söz bulamıyor. Ülkeyi onlar yönetiyorlar. Bütün sorumluluk onlarda. Fakat ülkeyi zaafa uğratan her olayın ardından üste çıkmaktan utanmıyorlar. Öyle ki “Bu bizim iktidarımıza yapılmış bir saldırıdır” diyerek yaşanan vahşetlerden, politik iflaslardan bile siyasi kazanç çıkarma derdine düşüyorlar.

Yanlış yapıyorlar. Sonra dönüp özür diliyorlar. Buradaki açık başarısızlığı bile kazanç olarak gösteriyorlar. Terör saldırıları oluyor. Onlarca insanımız can veriyor. “Bugün dikkatli konuşalım bütünlüğümüze halel gelmesin” hassasiyeti göstermeleri gerekirken, toplumu kışkırtıcı, irrite edici her türlü sözü söylemekten geri durmuyorlar. Ülkemizi kaybediyoruz Üstelik ülke yanarken bile siyasi hesaplar yapmaktan vazgeçmiyorlar.

Tek dertleri iktidarlarını korumak. Türkiye’nin kazancını, kaybını değil, iktidarlarının kazancını, kaybını dert ediyorlar. Her olayda haklılar. Her zaman en doğrusunu onlar yapıyorlar. İsrail’i düşman bellerken de haklılar, özür dileyip dost ilan ederken de. Uçağını düşürdükten sonra kabadayı üslupla Rusya’ya “Var mı bize yan bakan” narası atarken de haklılar, kuyruğunu kıstırıp özür dilerken de.

“Dış politika böyle olmaz. Diplomatik bir dil gerekli. Herkesle kavga ederek bu dünyada yalnız başına ayakta kalamazsın” diye itirazda bulunanlara ağza alınmayacak laflar ettiler. Sonra dönüp tam da bu uyarıları yapanların dedikleri çizgiye geldiklerinde ülke itibar kaybetmiş oluyor. “Tamam önemli değil, esas olan yanlıştan dönülmüş olmasıdır” diyoruz.

Fakat o da ne? Kuyruğu kıstırıp geri dönmekten, özür dilemekten bile siyasi kazanç çıkarıyorlar. Yani demek istediğim ülkede aklımızın, havsalamızın almayacağı bir pişkinlik, pervasızlık ve utanmazlık hakim. Bir taraftan canımız yanıyor. Bir taraftan ülkemizi kaybediyoruz. Bir taraftan da tüm bunların sorumlularının kayıplardan, felaketlerden kendilerine fayda sağlama çabalarını izlemek zorundan kalıyoruz.

Bu pişkinlikle, bu pervasızlıkla, bu kıvraklıkla, bu seviyesizlikle kim nasıl baş edecek? Kimin buna gücü yetecek gerçekten bilmiyorum.Artık sözle yol kat edilemiyorNeyse lafı fazla uzatmayayım. Sıkıldım. Utanma duygusu olmayanların utanıp yanlıştan dönmelerini beklemekten yoruldum. “Artık sözle bir yol kat edilemiyor. Bir şeyler yapmak gerek” diye feveran etmekten usandım. Giderek söz söylemenin anlamsızlaştığı duygusu hakim olmaya başladı bende.

Bu nedenle biraz müsaade istiyorum sizden. Bayramı da vesile ederek yazılarıma bir süre ara veriyorum. Bayram sonrası yani 11 Temmuz’da umarım tekrar görüşürüz. Şimdiden herkese iyi bayramlar diliyorum. Umarım hep beraber ağız tadıyla, huzurlu bayramlar kutlayacağımız günlere kavuşabiliriz.

 


LEVENT GÜLTEKİN
[email protected]

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !