20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
08:00
25-01-2016
  

Büyük İlahi Emanet!

Çocuk eğitimi alanındaki çok önemli konulardan biri, eğitimde adalettir...

Facebook da Paylaş
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
Dr. Rıza Ramazani
 
Dinî öğretiler uyarınca çocuklar, yüce Allah'ın emanetleridir. Bundan dolayı baba ve anneler, bu ilahi emaneti koruma ve de onların varlıksal yetenek ve kabiliyetlerini ortaya çıkarma alanında imkânlarını seferber etmelidirler. Bu emaneti korumanın anlamı, onu doğru eğitmek ve olması gereken yönde harekete geçirmektir. Bu doğrultuda baba ve anneler, çocuk eğitimi alanında ortaya çıkabilecek sorun ve afetleri tanımalı, onları koruma amaçlı gereken tedbirleri almalıdırlar. Bu ise, baba ve annenin sürekli olarak çocuklarla birlikte olması değildir, bilakis vahiy ve akıl ışığında çocuğun eğitilmesi, onu hayat yolundaki sorun ve tehlikelerden koruyacaktır.
 
Emaneti koruma adına baba ve anneye biçilen rolün ifası, toplumu da tetikleyebilecek, çocukların ve gençlerin eğitim sorunları az zararla aşılabilecektir. Bu bağlamda öğretmenler de önemli rol ifa edecek olduklarından dolayı onlar da çocukların sağlıklı eğitilmesi konusunda velilerle birlikte ve uyumlu olarak hareket etmelidirler.
 
Çocuk eğitimi alanındaki çok önemli konulardan biri, eğitimde adalettir. Baba ve anneler, bir yandan bütün çocuklarının yetenek ve kabiliyetlerinin her açıdan dengeli olarak gelişmesine özen göstermekle, öte yandan da çocukların eğitiminde adaletli davranmakla yükümlüdürler. Ailenin bütün çocukları yaşlarına uygun olarak eğitilmelidirler.
 
Eğitim alanında denge ve adalet unsurlarını gözetmemek, çocuklar arasında kıskançlık ve nefret gibi olumsuz sonuçların doğmasına ve bunların da gelecekte, birey ve toplum bazında daha büyük sorunları beraberinde getirmesine neden olacaktır. Bundan dolayı da çocukları affetme, öpme, okşama, sevme, sayma gibi durumlarda eğitim kurallarının ve adaletin gözetilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
 
Allah Resulü'nün (s.a.a) bu husustaki bazı buyrukları şöyledir:
 
"Çocuklarınız hakkında Allah'tan sakının ve onların arasında adaletle muamele edin."
 
"Affetme konusunda çocuklarınız arasında ayrıcalık yapmayın; iyilik ve sevgide onların adil davranmalarını beklediğiniz gibi siz de adaletli olun."
 
"Yüce Allah, çocuklarınız arasında ve hatta onları öpmede adaleti gözetmenizi sever."
 
Yüce Peygamberimiz (s.a.a), iki çocuğu yanında olan ve onların birini öpen, ancak diğerine ilgi göstermeyen bir adama şöyle buyurdu:
 
"Öpme konusunda adaletli davranmadın; öpmek istiyorsan, her ikisini de öpmelisin."
 
İslâm dini açısından çocukların eğitim ve öğretimi, baba ve anne üzerindeki en büyük haklardan biridir. Bu nedenle baba ve anneler, her durum ve hâlde çocuklarını korumakla ve eğitmekle sorumludurlar. Her ne kadar baba, ailenin reisi olarak koruma ve eğitim koşullarını temin etmekle sorumlu ise de, aile içi yöneticilik sorumluluğu taşıyan anne, çocukla daha çok birlikte olduğundan dolayı çocuğun kişiliğinin oluşmasında daha kilit bir rol oynar.
 
Genel anlamıyla baba ve anne birbirlerini tamamlayan ana etkenler olarak, çocuğun gelecekteki kişiliğini biçimlendirirler. Bunlardan birinin olmaması, çocuğun eğitiminde sorunlar doğuracak ve bu, ilerleyen yaşlarda daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Eğitim otorite ve uzmanları, ileri yaşlarda görülen birçok bozuklukların ve özellikle de duygusal sorunların, baba ve annenin çocuk eğitimine yeterli ilgiyi göstermemesinden veya hiç ilgilenmemesinden kaynaklandığını bildirmişlerdir.
 
İşte bundan dolayı dinî kaynaklar 'büyük ilahi emanet' diye nitelemiştir, çocukları. Bu emaneti korumayan ve kollamayan, yani eğitimine gerektiği gibi önem vermeyen anne ve babalar, elbette ki bundan dolayı hesaba çekilecek ve sorumlu tutulacaklardır. Baba ve anneler, çocuklarının yarar, hayır ve mutluluğuna neden olacak her şeyi temin etme bağlamında ciddiyet göstermeli, çocuklarının haklarını öğrendikten sonra yerine getirmelidirler. Şimdi konu ile ilgili bazı hakları buraya taşıyacağım.
 
Çocuğun doğumundan sonra baba ve annelerin dikkat etmesi gereken en öncelikli konulardan biri, mevcut yeni durumu göz önünde bulundurmaktır. Çocuğun dünyaya gelmesiyle birlikte ebeveyn özel bir sorumluluk üstlenirler. Bu yeni durumu olduğu gibi algılamamak ve önemsememek, çocuğun eğitim geleceğini etkileyebilecektir. Çocuğu kabullenmek, onun erkek veya kız, güzel veya çirkin, zayıf veya şişman, sağlıklı veya özürlü olmasını ve kısacası çocuğun her hâlini kabullenmek ve haklarını eksiksiz olarak yerine getirmek anlamınadır. Baba ve anne olanca titizlikle, bu belirtilen hususlarda çocuğun gereksinimlerini temin etmeli ve haklarını yerine getirmelidir.
 
Bazı baba ve anneler, (erkek çocuk sahibi olmak veya istemedikleri hâlde çocuk sahibi olmak gibi) isteklerinin aksine gerçekleşen olaylardan dolayı çocuklarını duygusal ve eğitsel açıdan mahrum bırakırlar. Bu mantık yoksunu ve cahilce davranışlar, maalesef ki toplumlarımızda gözlemlenmektedir. Baba ve annelerin bu davranışları bir tür bencillik ve istenmedik çocuklara zulüm olarak nitelenebilir. Kesinlikle bunun sonuçları, çocukların eğitiminde ve geleceğinde ortaya çıkacaktır.
 
Aslında mucize beklemek yanlış ve yersiz olacaktır. Çünkü çocuk, baba ve annesinin özetidir ve burada cereyan eden şey, ortamı baba ve anne tarafından hazırlanan tekvinî seyir ve gelişimden ibarettir. Bu süreçte çocuk, fizyolojik özelliklerin yanı sıra, ahlâkî özellikleriyle de baba ve annesine, hatta atalarına benzeyecektir. Kalıtım yasası çerçevesinde kanıtlandığı üzere çocuk, huy ve haslet bakımından baba ve annesine çok benzeyecektir. Bundan dolayı baba ve anneler bilmelidirler ki, güzel ahlâkî yetilere sahip olmaları durumunda, çocuklarının geleceği de bundan yeterince etkilenecek ve çocuğun iç dünyasında ahlâkî erdemlere zemin hazırlayacaktır.
 
Çocuğun kişiliğini olumlu yönde etkileyecek önemli haklarından biri de baba ve annesinden saygı görmesidir. Çocuğu önemsemek, sevmek, saymak, yüceltmek gerçi baba ve annenin fıtratında vardır, ancak bu önemli konuda ifrat ve tefritten sakınmak gerekir. Çocukların baba ve annelerinden sevgi ve saygı görmemeleri, ileriki yaşlarda psikolojik ve duygusal sorunlar yaşamalarına, eksiklikler hissetmelerine neden olacaktır. Bu sorun ve eksiklikler, dengesiz davranışların ve hatta cinayetlerin bile altyapısını oluşturacaktır. Öte yandan da mantıkla çelişen aşırı ilgi ve sevgi, çocukların içeriksiz ve iradesiz olmasına, kendi ayakları üstünde duramamasına, düşünsel açıdan bağımlı olmasına sebep olacaktır.
 
İslâm'a göre çocuğun baba ve anne üzerindeki haklarından bir diğeri, onu korumak ve kollamaktır. Baba ve annenin koruyuculuğu, çocuğun güven içinde ilerlemesine, zorluk ve engelleri aşma azmine sahip olmasına yarayacaktır. Çocuk, sorun ve sıkıntılarla mücadele sayesinde yeteneklerini ortaya koyacak ve başarının tadını algılayacaktır.
 
Baba ve anne tarafından himaye edilen bir çocuk, sorunları alt etme gücünü kendinde görecek ve genellikle çocukların çocukluk döneminde karşılaştıkları zarar ve sarsıntıların kötü sonuçlarından kendisini koruyabilecektir. Bu sebeple çocuk, baba ve annesi tarafından korunduğunu, kollandığını ve desteklendiğini bilmeli ve hissetmelidir.
 
Çocuk, yetenek ve kabiliyetlerini olgunlaştırmak için bedenen ve ruhen güvenli, huzurlu bir ortamın varlığına ihtiyaç duyar. Şüphesiz ki çocuk, baba ve annesinin sürekli tartıştığı ve kavga ettiği bir ortamda asla huzur ve güven yüzü görmeyecektir. Böyle bir ortamda çocuğun kafası karışacak, düşüncesi allak bullak olacak, kuşku ve tedirginlik yaşayacaktır. Böyle biri, ailevi ve sosyal olgunlaşmadan mahrum kalmanın yanı sıra, bireysel olgunluk ve yetkinlik arayışını da donduracaktır. Bu nedenle baba ve anneler, çocukların yanında sözlü sataşmalardan ve hakaretlerden ciddiyetle sakınmalıdırlar.
 
Baba ve anne tarafından sevilmek, çocukların gerçek ihtiyaçlarından bir diğeridir. Ne arkadaş sevgisi, ne en yakın akraba sevgisi ve ne de başka bir şey bu sevginin yerini dolduramaz. Ayrıca bilinmelidir ki çocukların baba ve anne sevgisine ihtiyacı, farklı yaş gruplarına göre değişecektir. Baba ve anne bu noktayı göz önünde bulundurmalı ve buna uygun olarak da sevgi göstermelidirler.
 
Ebeveyninden gerektiği kadar ilgi ve sevgi görmeyen bir çocuk, yaratılışsal yeteneklerinin olgunlaşmasında sorun yaşayacak, böylece de hırçın ve saldırgan olacaktır. Yapılan bilimsel araştırmalar, suç işleyenlerin ve mahkûmların çoğunun, çocukluk döneminde baba ve anne sevgisinden mahrum çocuklar olduklarını göstermektedir.
 
Hadisler de, çocuğun baba ve annesi tarafından sevilmesi konusuna özenle vurgu yapmıştır. Yüce Peygamberimiz (s.a.a) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
 
"Çocuklarınıza sevgi gösterin ve güçsüzlüklerine acıyın. Onlara verdiğiniz sözleri yerine getirin. Çünkü onlar, kendi rızıklarının sizin ellerinizde olduğunu düşünürler."
 
Bir başka hadis şöyle buyurmaktadır:
 
"Çocuk sevgisi, aynen baba ve anne sevgisi gibidir. Allah, evladını çok seven bir kuluna rahmet indirir."
 
İmam Musa Kâzım (a.s) birine sordu: "Baban, annen var mıdır?"
 
Adam dedi: Hayır.
 
İmam sordu: Evladın var mı?
 
Dedi: Oğlum var.
 
İmam buyurdu ki: "Oğluna iyilik et. Çünkü evlada iyilik, baba ve anneye iyilik gibidir."
 
Bazı hadisler, bizzat öperek ve okşayarak çocuklara sevgi gösterilmesine dikkat çekmiştir. Bu bağlamda bir hadis şöyle buyurmaktadır:
 
"Şüphesiz ki Allah, çocuğunu öpen kimsenin amel defterine bir iyilik yazar."
 
Bir başka hadis şöyle buyurmaktadır:
 
"Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her öpücüğe karşılık olarak cennette size bir makam verilecektir."
 
Bu sevginin ölçülü ve aşırılığın her iki ucundan uzak olması, çocuklar arasında ayrımcılığın yapılmaması, İslâm'ın önem verdiği hususlardır.
 
Ebeveyn, yerinde, zamanında ve çocuklar arasında ayrımcılık yapmaksızın sevgi göstermeli; bunu da göstermelik ve iş olsun diye değil, önemli bir görevin gereği olarak yapmalıdır. Kesinlikle görev icabı bunu yapmanın kendine has eseri olacak ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarını giderebilecektir.
 
Baba ve anne üzerindeki haklardan bir diğeri, çocuğun öğrenimi ile yakından ilgilenmek ve sağlıklı bir öğrenim ortamı hazırlamaktır. Çocuk bu öğrenim sayesinde, yeteneklerini geliştirip olgunlaştırarak, bugünün ve geleceğin hayır ve refahını temin edebilecektir. Çocuk öğreniminin iki ana ekseni vardır: Doğru ve hayatın her boyutunu kapsayacak öğrenim. Bu, iyi yaşamanın yol ve yöntemini insana öğretecektir.
 
Kültürel, sosyal ve ahlâkî alanda görülen çoğu sorunlar yanlış ve kapsamlı olmayan öğrenimden kaynaklanmaktadır. Çoğu baba ve anneler özveri, kardeşlik, insan sevgisi, iyi arkadaş edinmenin ölçüleri vb. insancıl duygular alanındaki öğretim görevini ifa etmediklerinden dolayı bir boşluk doğar ve bu boşluk da çocukların davranış bozukluğuna neden olur.
 
Öğretim bağlamında dikkat edilmesi gereken bir başka önemli nokta şudur: Resim, müzik, güzel yazı, yabancı dil öğrenimi gibi yaşam alanında zaruri olmayan şeyler, insanın mutluluğunu temin edecek temel öğrenimin yerini almamalıdır. Aksi takdirde çocuk, farklı yaşlarda ihtiyaç duyduğu bireysel ve sosyal olgunluktan yoksun kalacaktır.
 
Ebeveyn, çocukların öğrenimine ilgi ve ciddiyet göstermekle onların mutluluk ortamını hazırlamış olacaklardır. Bu nedenle hadisler, farklı yaş gruplarında olan çocukların öğrenim konusuna özellikle vurgu yapmış ve onların dindar olarak yetiştirilmesini baba ve annenin öncelikli görevlerinden saymıştır. Baba ve anneler; din bilgisini, helal ve haramı, farzları, Kur'ân okumayı, namazı ve hükümlerini dikkat ve özenle çocuklarına öğretmelidirler.
 
Çocukların kötü ve zararlı ortamlara girmeden önce sağlıklı bir ortamda ve doğru öğrenime tabi tutulmaları çok etkili ve faydalı olacaktır. Temiz ve ilahi fıtratın lekelenmesinden ve kararmasından sonra bunu eski hâline döndürmek çok zor olabilecek, telafisi de maddî ve manevi büyük bir bedel gerektirebilecektir.
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler